loading
close
SON DAKİKALAR

CHP'li Sarıbal'dan Kılıçdaroğlu'na destek!

CHP'li Sarıbal'dan Kılıçdaroğlu'na destek!
Tarih: 10.11.2015 - 11:12
Kategori: Siyaset

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, 1 Kasım seçimleri ardından başlayan tartışmalara sebep olan olağanüstü kongre süreci ile ilgili bir basın açıklaması yayımladı.

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, 1 Kasım seçimleri ardından başlayan tartışmalara sebep olan kongre süreci ile ilgili bir basın açıklaması yayımladı.

Sarıbal'ın açıklaması şöyle:

''AKP iktidarının 13 üncü yılında Türkiye; Meksika ve Şili’nin ardından dünyada gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu üçüncü ülkedir. En zengin yüzde 10’luk kesimin, en yoksul yüzde 10’dan 15 kat daha fazla serveti
bulunuyor.Dünyanın 18. büyük ekonomisi; ancak ekonomik büyümenin insani gelişmişliğe hiç etkisi olmuyor. Türkiye insani gelişme endeksi değerinde 187 ülke arasında 69 uncu sıradadır. Sadece çocuklar için 15 kapalı cezaevi bulunan ülkemiz; demokrasi endeksi değerinde de 176 ülke arasında 98 inci sırada yer alıyor. 

7 Haziran genel seçimleri böyle bir Türkiye’de yapıldı. Cumhurbaşkanı, parti lideri gibi alanlara indi ve bir partiye açıkça oy istedi; üstelik devlet imkânlarını alabildiğine kullandı. Zaten yarı demokrasi ve diktatörlüğün fiilen hüküm sürdüğü ülkemizde, 7 Haziranı otoriterleşme eğilimi ve tek adam yönetiminin oylandığı bir seçime dönüştürdü. Bu koşullar altında yapılan seçimde muhalefet partileri 13 yıldır ilk kez AKP iktidarı karşısında TBMM’de çoğunluğu ele geçirdiler. Muhalefet yasama çoğunluğunu ele geçirmesine rağmen MHP’nin “her şeye hayır” şeklindeki olumsuz tavrı nedeniyle bunu kullanamadı; azınlık olmasına rağmen AKP, Meclis başkanlığını alabildi.

Partimiz; TBMM’de toplam 292 milletvekili bulunan muhalefet blokunun koalisyon hükümeti kurabilmesi için her türlü fedakârlığı yaptı. Ancak, MHP’nin malum tavrından dolayı bu tür bir hükümet kurulamadı. AKP ile yaptığımız koalisyon görüşmeleri de; muhataplarımızın 7 Haziran seçimlerinin sonucunu kabul etmeyen ve içine sindiremeyen Cumhurbaşkanının vesayetinden kurtulup karar verememeleri nedeniyle gerçekleşmedi ve ülkemiz 1 Kasımda tekrar seçime gitmek zorunda bırakıldı.

AKP yürütmekte olduğu "çözüm sürecini" çatışma sürecine dönüştürerek bir yandan milliyetçilik üzerinden gözünü MHP oylarına dikti; öte yandan kendisi olmadan çözüm olmayacağı, kaosa sürükleneceği mesajlarıyla HDP'ye kaptırdığı oyları geri almaya odaklandı. PKK’nın şiddeti tırmandırması da AKP’nin ekmeğine yağ sürdü. AKP 5 aylık sürede asker, sivil yüzlerce yurttaşımızın canını kaybetmesinden dahi rant sağlamaya çalıştı. Tüm ülkede büyük bir şiddet, korku, belirsizlik ve istikrarsızlık ortamı oluşturuldu. IŞİD’in Ankara'da yaptığı katliam da partilerin kampanyalarını ve seçim atmosferini önemli derecede etkiledi; AKP dışındaki partiler can güvenliği nedeniyle miting yapamaz hale geldiler.

1 Kasım tekrar seçiminde AKP’nin ürettiği sağ söylem, şiddet ve korku politikaları başarılı oldu. Böylelikle 7 Haziran’da MHP’ye kayan milliyetçi seçmenini büyük ölçüde geri aldı; başka bir ifadeyle “her şeye hayır” diyen MHP’ye, bu kez 1 Kasımda seçmeni “hayır” dedi ve MHP, AKP’ye 1,8 milyonu aşkın yakın oy kaptırdı. Böylelikle AKP-MHP koalisyonu tabanda gerçekleşmiş oldu. HDP’nin iki seçim arasında kaybettiği 1 milyon oyun çok büyük bir kısmı da AKP’ye gitti. Hüda-Par’ın 1 Kasım’da AKP lehine seçimden çekilmesi; kaos ve iktidarı kaybetme korkusuyla daha fazla AKP’li seçmenin sandık başına gitmesi, AKP’nin artırdığı 4,8 milyon oyun diğer kaynaklarını oluşturdu.
1 Kasım tekrar seçimlerinin sonuçları halkımızın önemli bir kesiminde küskünlük, yılgınlık, umutsuzluk yarattı. İnsanlığın tarihi yenilgilerle, yıkımlarla doludur. Yüzde 49’un karşısında yüzde 51 vardır. Yaşamın öncelikle bir direniş, mücadele olduğunu unutmamalıyız. Daha iyi, daha güzel, daha adil, emekten, haktan yana bir Türkiye kurmak için mücadele etmekten vazgeçilebilir mi? Halkımızın Mustafa Kemal’in önderliğinde imkânsız koşullarda verdiği Kurtuluş Savaşı unutulabilir mi?

Öte yandan seçimlerin hemen ardından CHP dışı kimi odaklar Partimizin seçimlerde oylarını yeterli ölçüde artıramadığını bahane ederek CHP’ye ve Genel Başkanına karşı bir karalama kampanyası ile saldırı başlatmışlardır. Aynı gerekçelerle kimi Partililerimiz de olağanüstü kurultay çağrısı yaparak Genel Başkanlığa aday olduklarını bildirmişlerdir. Öncelikle CHP'de genel başkan adayı olmaya her üyenin doğal hakkı bulunduğunu belirtmek gerekir.

Ancak bilindiği gibi, Genel Başkan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile parti üyeliği herkese açılmış, Genel Başkan adayı olmak kolaylaştırılmış, Parti daha demokratik bir hale getirilmiş; 7 Haziran seçimlerinde de milletvekillerinin yüzde 80’ini önseçimle belirlemiştir. Yıllardır Partimizin bir eksiği olarak dile getirilen emeğin, yoksulların, sokağın taleplerine yönelik bir seçim bildirgesiyle halkımızın karşısına çıkmıştır. CHP'nin seçim bildirgesiyle deklare ettiği ekonomik-sosyal programı, 1 Kasım tekrar seçimlerinde şu veya bu ölçüde AKP tarafından da kullanılmış; ayrıca bunun için tüm iktidar ve medya imkânları seferber edilmiştir.

Önce de belirtildiği gibi, şiddet ve korku politikalarının hakim olduğu koşullarda yapılan tekrar seçimlerde, diğer muhalefet partileri önemli ölçüde erimiş; buna karşılık Partimiz oyunu yaklaşık olarak 600 bin artırabilmiştir. Bunun bir başarı öyküsü olduğunu iddia etmiyoruz. Ancak henüz seçimin kesin sonuçları bile açıklanmamış; bu duruma yol açan nedenler yetkili kurullarımız ve/veya bağımsız kuruluşlar tarafından tartışılmamış olmasına rağmen Genel Başkan adeta “günah keçisi” ilan edilmiştir. 

Önümüzde zaten takvimli olarak süren, ancak 1 Kasım seçimi nedeniyle ara verilen olağan kongre süreci devam etmekte olup; önümüzdeki yılın başlarında gerçekleştireceğimiz olağan bir kurultay süreci devam ediyor. Buna rağmen, Partimizi kamuoyunda küçük düşürmeyi amaçlar şekilde açıklamalarla, oportünist bir yaklaşımla, yangından mal kaçırırcasına olağanüstü genel kurul çağrıları yapmak en hafif deyimiyle abesle iştigaldir; biz Anadolu’da “Kurt dumanlı havayı sever” deriz. Bu çağrıyı yapan Partililerin birçoğunun yakın zamanlara kadar CHP’nin en üst kademelerinde yer aldıklarını; eğer bir başarısızlıktan söz ediyorlarsa dönüp kendilerine bakmalarını öneriyoruz.

Olağan kongre süreçleri devam ederken, olağanüstü kongre talebinde bulunmak, siyasi bir nezaketsizlik; parti emekçileri, üye, delege, il ve ilçe yönetimlerini yok saymak, itibarsızlaştırmak ve güvenmemek anlamına gelmektedir.
CHP’nin sorunu liderlik sorunu değildir. CHP’nin kurtarıcıya ihtiyacı yoktur. Şahıslar değil, partinin programı, yönü hedeflenmelidir. Parti emek-üretim odaklı bir eksene kavuşturulmalı; neoliberalizmi kutsayan politikalar ve/veya politikacılardan kurtarılmalıdır. Partimiz vahşi kapitalizme ve emperyalizme karşı özüne dönmeli; üreteceği tüm program ve söylemler bu temele dayanmalıdır.

Partinin gerçekten kurtarıcılara ihtiyacı yok. Özellikle emeğin, yoksulların, sokağın taleplerine yönelik olarak ürettiğimiz ve/veya üreteceğimiz politikaları partimizin tabanına anlatabildiğimiz gibi, tüm halkımıza yansıtabilecek, kendi seçmeni dışındakilerin dilini konuşabilecek inançlı sözcülere ihtiyacımız vardır.

Olağan kongre sürecinde; bu hedef ve amaçları konuşarak, katılımcı, çoğulcu, ortak akıl üretip ortak karar vererek, üye yapısından tutun da en üst kademeye kadar ilkeler ve değerleri tartışarak, ülkemizin geleceğine dair politikalarımızı belirlemeliyiz. Olağanüstü kongrenin Partimize zarar vereceğini ve Partimizde bir Genel Başkan sorununun olmadığını belirtiyor; bu zorlu mücadelede Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında olduğumu tüm Partililerimiz ve kamuoyu ile paylaşıyorum. 

Saygılarımla.''

Vişne Haber Ajansı - Çiçek Güçlü

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları