CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan MYK toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan MYK toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu.
Tezcan, AKP ve cemaat için "Bunlar aynı menzile yürüyen 2 yolcuydu. FETÖ ve AKP iktidarı bir ipteki iki cambazdı. Biri diğerini düşürdü. O cambazın da ipten düşme zamanı yakındır" dedi.
Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) de yüklenen Tezcan, AYM'nin tutuklu vekiller ve KHK'lerle ilgili geçmişteki içtihatlara göre karar vermemesini eleştirerek, "Madem dönmeye alıştın bir kere daha dön. Bu tarafa dön biraz da. Yönünü hukuka dön. Son KHK ile ilgili 91 tarihli içtihata dön" diye konuştu.
Tezcan'ın açıklamaları şöyle:
"Cumhuriyet gazetesi davası devam dün devam ediyordu. Herkes esaretin sona ermesi umudu içindeydi ama daha büyük sürprizle karşı karşıya kaldık. Cumhuriyet davasında hukuk dışılıktan uzaklaşalım derken savunma hakkının ortadan kaldırıldığı duruşma süreci izledik. Hakim Ahmet Şık'ı duruşmadan çıkardı, savunma imkanı vermedi. Savunma hakkı en kutsal haktır. İlkel hukuk sitemlerinde bile 'önce soracaksın' der. Bugün ise savunma yapmasına bile tahammül edemeyen bir yargı düzeni var. Hakim, çıkarma gerekçesinde 'siyasi savunma yapıyorsun' diyor. Ey hakim savunma siyasi de dava hukuki mi? D
avanın kurgulanması, açılması, tutuklanmaları hiçbir yerinde hukuk yok. Siyasi emir ve talimatla sanık olan birisi savunma yapacak, savunman siyasi diyeceksin. Siyasi olan bir davaya karşı sanık hukuki de siyasi de savunma yapar. Sen emirle yargılama yapacaksın, hakkını savunan sanığa nasıl savunma yapacağını söylüyorsun. Kime söylüyorsun, Ahmet Şık'a. 362 gündür haksız esir alınmış birisine sözünün çerçevesini ben çizerim diyorsun. Kim veriyor bu hakkı?
Ahmet Şık iktidar-FETÖ ittifakında 375 gün FETÖ'cülerin saldırısıyla hapis yattı. FETÖ'cüler basılmamış kitapla ilgili tutukladı. FETÖ'cülerin zulmüyle esir alınırken o hakim nerdeydi, hangi kafa tutmayı yapmıştın da savunmasını yapan gazeteciyi salondan atıyorsun? Bunlar aynı yöntemler. FETÖ icadı yöntemlerle FETÖ ile mücadele edemezsiniz. Gazetecilere iftira atarak, Ahmet Şık, Cumhuriyet, Sözcü gibi çeteyle yolu kesişmemiş, mücadeleden başka bir şey yapmamış basın kuruluşu ve gazetecileri özgürlüklerinden mahkum ederek FETÖ ile mücadele edilmez.
Cumhurbaşkanlığı sayfasına girin bir kitap kapağı göreceksiniz. Darbeye giden süreç nasıl başladı, diyor. Mart 2012'deki olay Odatv davası. Nedim Şener ve Ahmet Şık'ın tutuklanması, muhalifleri susturma. Ahmet Şık gene tutuklu.
15 Temmuz darbesine götüren süreç buydu, şimdi hangi darbeye gidiyoruz? Sorunun cevabını aynı siteden bekliyoruz. Türkiye 20 Temmuz darbesini yaşıyor.
Bunlar aynı menzile yürüyen 2 yolcuydu. FETÖ ve AKP iktidarı bir ipteki iki cambazdı. Biri diğerini düşürdü. O cambazın da ipten düşme zamanı yakındır.
(AYM'ye) Cumhuriyet yazarları haksız tutuklama ile ilgili müracaat etti, karar vermediniz. Neden hala karar vermiyorsunuz? Emsal kararlar var. Erdem Gül, Can Dündar kararı var. Şimdi neden korkuyorsunuz? Tutuklu vekillerle ilgili Balbay kararı var. 'Bu yasama yetkisine müdahaledir, vekilin yeri Meclis'tir' dediniz. Niye hala karar vermiyorsunuz ya da niye daha önceki evrensel hukuka uygun kararlardan vazgeçiyorsunuz. Bu içtihat değişikliklerini hangi baskı altında veriyorsunuz?
Demirtaş'la ilgili kararı neye dayanarak karar verdiniz? Önceki kararlar varken neden değiştirdiniz? KHK ile ilgili içtihatlardan dönmenize neden olan etkenler mi sebep oldu buna? AYM bir üst mahkeme olmalıdır. Bu kararlar göstermektedir ki AYM üst mahkeme kimliğini yitiriyor. 20 Temmuz darbesinin ana darbe mahkemesi haline geldi.
AYM, zorbalığın hukuk üzerindeki hakimiyetinin aracı haline dönüşmüştür.
Madem dönmeye alıştın bir kere daha dön. Bu tarafa dön biraz da. Yönünü hukuka dön. Son KHK ile ilgili 91 tarihli içtihata dön. 17 aydan bu yana bu ülkede verdiğin kararlar nedeniyle vicdanın sızlamış olabilir.
Son KHK çok tartışılacak. Şaşırmış durumdalar. Çünkü muhtemeldir ki kasıtlı, bilerek bunu yaptı, bir kısmı da farkında değil. 15 Temmuz'la sınırlı diyorlar. Ceza kanunu yazan heyet içindeki Adem Sözüer çıktı 'sorunludur' dedi. Sizin partinizin başbakanı, cumhurbaşkanı seçilen Abdullah Gül dikkat çekti. Arınç da bu dikkate destek verdi. Burhan Kuzu bile şaşırdı tweet attı fırçayı yedi. İlkokul öğrencisi bile ikisi arasındaki zıtlığı hemen anlar. Mahir Ünal açıklama yapıyor. Hakimler karar verirken Ünal'ı mı çağıracaklar? Madem öyle, doğru dürüst yaz. Değiştirmeyeceğiz diyorlar. Demek ki niyetleri bozuk.
Bozdağ, darbe olduğunda vatandaş tankın önüne yatmayacak mı, diyor? Hani 15-16 Temmuz'u kapsıyordu? Milletin aklıyla alay mı ediyorsunuz? Birisi çıksın söylesin Türkiye'de tankın önüne yattı diye yargılanan kim var? Tankın üstüne çıkana suç işledin diyen biri yok. Ne mahkemeler ne kamuoyu diyor bunu. Kimsenin darbeye direnişe itirazı yok. Çeteleşmeye karşıyız. Bu hükümle getirilen iktidar eliyle çete kurma maddesidir.
15 Temmuz'da parlamentoya giden ilk 3 vekilden biriyim ben. Bugün ahkam kesenler o gün neredeydi bilemem ama biz dışardayken bombaların altına, parlamentoya gittik. Genel başkanımız direnilmelidir, demiş. Hiç mi utanmıyorsunuz?
Başbakanın Çankırı tünelinde işi neydi? Erdoğan 4 devlet uçağı koruma sağlandıktan sonra havaalanına geldi. Genel başkanımız karayoluyla ertesi gün Ankara'daydı. Erdoğan, Ankara'ya güvenlik endişesiyle 4 gün sonra geldi. Siz direnmişsiniz gibi algı yaratmaya çalışıyorsunuz. Kime ahkam kesiyorsunuz? Yok öyle yağma. Darbeye karşı durmanın tekelciliğini size vermeyeceğiz.Bu hiçbir iktidara çeteleşme hakkı vermez. Bu millete oyun oynamayın.
OHAL derhal kalkmalıdır. Türkiye 20 Temmuz darbesi şartları altında yaşıyor.
Yoksulluk sınırı 5 bin 238 lira. Toplumun yarısından fazlası sınırının altında. Her 5 gençten biri işsiz. Üniversite mezunu 4 gençten biri işsiz. İşsizlik çözülemiyor. Bunların nedeni OHAL uygulamalarıdır.
Ekonomiyi düzeltmek istiyorsak OHAL'i kaldırmak, hukukun üstünlüğünü sağlamakla mümkündür.
2017 gerilimin had safhaya çıktığı bir yıl oldu. 2018 de karanlık tablonun ortadan kalkmasını umut ediyoruz. Millet yoruldu.
Bugün Atatürk'ün Ankara'ya gelişinin 98. yıl dönümü. Milli mücadelede dönüm noktasıdır. Atatürk'ün Ankara'ya gelişiyle kazandıklarımızdan vazgeçmemeye kararlıyız.
İstiklal Marşı'nın şairi Mehmet Akif Ersoy'un da 81. ölüm yıl dönümü. İstiklal şairi olarak biliriz Ersoy'u. Aynı zamanda istibdata karşı çıkmış bir şairdir."
Vişne Haber Ajansı
ETİKETLER : türkiye gerçeği, vişne haber ajans, vişne ajans, istanbul gerçeği, türkiye haberleri, son dakika haberler, istanbul haberleri, sondakika, CHP'li Tezcan: FETÖ ve AKP iktidarı bir ipteki iki cambazdı, biri diğerini düşürdü, onun da ipten düşmesi yakındır