Cumhurbaşkanının “Suudilerle, Suriye’de aynı taraftayız, siyasi yaklaşımlarımız örtüşüyor. Enerji konusunda bize destek olacaklar, ekonomik işbirliğini daha da geliştirme fırsatları var, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi kurma kararı aldık” sözleri, hükümetin Suudilerle tam bir uyum içinde olduğunu gösteriyor.
Ancak hatırlarsanız, AKP hükümeti, daha önce Esad ile de, Maliki ile de Putin ile de Suriye, Irak ve Rusya’yla Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konsey’leri kurmuştu. Kaldı ki, Suudi Arabistan, Müslüman Kardeşleri ve Mursi’yi deviren Sisi’yi desteklerken, AKP hükümeti Müslüman Kardeşler ve Mursi’den yana tavır koymuştu. Suudi Arabistan bölgede, Şii ve İran karşıtlığı üzerine yeni stratejisini inşa ederken, yanında Türkiye var.
Bir yanıyla da bakıldığında, Suudilerle kurulduğu açıklanan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin yukarıda saydığım çelişkiler nedeniyle çok da verimli çalışma şansı biraz düşük.
Bu stratejik ortaklığın temeli sadece İran ve Şii karşıtlığı olarak görünüyor. Gerçekte Suudi yönetiminin de Katar’ın da baştan beri destekledikleri IŞİD ve Nusra ile fazla bir sorunu yok. Suruç ve Ankara katliamlarına kadar AKP için de durum aynıydı. Şimdi biraz da zorunluluktan, IŞİD karşıtı cepheye dahil olmak zorunda kaldılar.
Suriye’ye, Libya’ya, Mısır’a “demokrasi ihraç etmek” için Arap Baharı ayaklanmalarında ön safta yer alan Erdoğan-Davutoğlu, bu ülkelerde muhaliflere kol-kanat gerdiler, milyonlarca dolar akıttılar. Şimdi Libya, radikal İslamcıların, Mısır ise askeri diktatoryanın yönetiminde.
Buna karşın “demokrasi” heveslisi AKP hükümeti ve Cumhurbaşkanı, bölgenin “en gerici, en katı İslamcı ve şeriatçı, dünyada en çok kafa keserek idam cezası uygulayan” yönetimleriyle uyumlu bir ittifak içinde. Stratejik ortak olma konusunda da anlaşmaya vardığını açıklıyor.
Bu anlaşmada Türkiye’nin masaya koyduğu vaat, Sünni İslam İttifakı’nda yer almak ve ittifaka TSK’yı kullandırmak. Suudilerin de yurt dışı kaynak girişi duran, sermaye kaçışı hızlanan, ekonomik darboğazı iyice hisseden AKP hükümetine, tıpkı Sisi’ye yaptığı gibi kredi ve petrol vaat ettiği anlaşılıyor. Buna, Rusya’dan çıkartılan Türk Müteahhitlerine proje ve ihale verilmesi, sebze meyve ihracatına kapıların açılması vb. bir takım vaatleri de ekleyebiliriz.
Erdoğan Toprak; "Cumhurbaşkanı gazetecilerin Sünni-Şii blok sorularına defalarca “Biz hiçbir zaman mezhebi bir yaklaşımda olmadık, İslam İttifakı da mezhebi temelde bir ittifak değildir, teröre karşı bir ittifaktır” dese de somut tablo bu söylediklerine kendisinin de inanmadığını gösteriyor" dedi...
Vişne Haber Ajansı - Dilfiraz Değerli