TBMM Başkanlık Divanı Üyesi CHP Adana Milletvekili Av. Elif Doğan Türkmen, Katıldığı bir Televizyon programında terörden, Suriyeli mültecilere, Adana ve ülke sorunlarına kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu.
TBMM Başkanlık Divanı Üyesi CHP Adana Milletvekili Av. Elif Doğan Türkmen, darbe girişiminin travmasını sadece AKP’nin değil tüm ülkenin yaşadığını belirterek, “ Fetö; AKP’nin ve devletin içine değil, AKP, Fetö’nün içine sızmış gibi. Binlerce asker, öğretmen, sağlıkçının devletin her kadrosunda Fetö’ye üye olduğu öne sürülüyor. Ülkeyi AKP değil, adeta Fetö yönetmiş” dedi.
Katıldığı bir Televizyon programında darbe girişimi ve sonrasında yaşanan hukuksuzluklar başta olmak üzere terörden, Suriyeli mültecilere, Adana ve ülke sorunlarına kadar birçok konuda önemli açıklamalarda bulunan Türkmen, Fethullah Gülen Cemaat Örgütü’nün darbe girişimi ile yaşanan hukuksuz uygulamalarının sadece Fetö ve mensuplarını yargılamak olmadığını ifade ederek şunları söyledi:
FETÖ ÇORABINI AKP ÖRDÜ
“AKP Hükümeti suçluları cezalandırma değil, yok etme hukuku uyguluyor. Fetö ile ilişkisi olan insanlar elbette yargılansın ama suçsuz insanlar da bunlara kurban edilmesin. Türkiye’nin başına Fetö çorabını ören AKP’nin kendisidir. AKP’li yöneticilerin vicdanları rahat mı? çok merak ediyorum. Darbe girişiminden sonra yaşananlar bir cadı avının da ötesine geçmiş durumdadır. Masum insanlar mağdur ediliyor. Gülen cemaati çok ciddi anlamda AKP’nin içerisindedir. Önce bunları temizlesinler. Ülke de yaşanan travmayı sadece AKP yaşamıyor, 79 milyon da yaşıyor.
Akp ise açıkçası bu dönemi fırsat bilip tüm muhalifleri temizliyor. Fetö ile ilgili uyarıları zamanında hiç dikkate almamış, aksine uyaran insanları Balyozlar-Ergenekonlar gibi uydurma davalarla cezaevlerine atmıştır. Bunların hepsi AKP’nin bilgisi ve izni dahlinde yapıldı. AKP’nin izni ve bilgisi olmasaydı bunlar hayata geçemezdi. Tıpkı çözüm süreci diyerek bir şeylere göz yumdukları gibi bunlara da göz yumdular. Fetö örgütü ile mücadelelerin asıl nedeni Türkiye’ye verdiği zarar değil, 17 -25 Aralık da birbirlerine düşmeleridir”
12 Eylül de 5 bine yakın insanın görevden el çektirildiğini hatırlatan Türkmen, bu gün bu rakamın 70 bini aştığını vurgulayarak, şöyle konuştu:
“KHK’ler ile insanlar görevden el çektirildi. Türkiye gelecekte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla çok büyük tazminatlar ödemeye mahkum olacaktır. İnsanlara ‘sen artık devlet memuru olamazsın’ diyerek tüm kazanımları sıfıra indiriliyor, mal varlıklarına el konuyor, diplomaları iptal ediliyor. Eşlerinin pasaportları dahi iptal ediyorlar. Şahsı bulamazlarsa, kız kardeşini tutukluyorlar. Evrensel hukuk kurallarına son derece ters hukuksuzluklar yapılıyor.
CHP KONUNUN TAKİPÇİSİ
CHP olarak bunu çok ciddi takip ediyoruz. Genel Merkezimizde bir komisyon kurduk. Gelen başvuruları kendi çapımızda araştırarak, Fetö ile ciddi bağları yoksa haklarının iadesi için çaba içerisindeyiz. Hükümet ise bu süreci hukuka aykırı götürüyor. Fetö ile hiç ilgisi olmayan gazetelere el konuldu, gazeteciler gözaltına alındı. Gözdağı veriliyor.
Bütün bunlar yapılırken AKP’nin içerisinde Fetö ile bağı olan insanlar, kendilerini koruma adına diğer insanları kurban veriyorlar. Ben örgütle iyi mücadele ediyorum imajı adına suçsuz insanları kurban ediyorlar. Kendilerinden olmayanı yok ediyorlar. Sadece işten atmıyor, mal varlığına el koyuyorlar. Yaşama kaynaklarını kurutuyorlar. Geleceğe hesap veremeyecek durumdayız.
Biz OHAL uygulamasına bu nedenle karşı çıktık. Darbe ile mücadele edecekseniz, biz her kanuna evet diyeceğiz dedik. Birileri metni yazıyor ve bakanlar da imzalıyor. Yaşadığımız hukuksuzluklar OHAL’in sonuçlarıdır. 3 aylık süreden sonra umut ediyoruz yeniden uzatılmasın. Milliyetçi, muhafazakar insanlarda hiç ilişkisi olmadığı halde haksız, hukuksuz olarak AKP karşıtı olduklarından cadı avına maruz kalıyorlar.
AF DİLEMEK SUÇU ORTADAN KALDIRMAZ
Bu ülkeyi bu noktaya getiren Cumhurbaşkanı ‘yanıldık Allah da, halkımız da bizi affetsin’ diyor. Ancak sadece çocuğuna onların yayınlarından ders kitapları alan anneyi kimse affetmiyor. Köyden çocuğu okul kazanan, sırf geleceği kurtulsun diye onların yurtlarına veren alileler mi suçludur. Yoksa, yurt yapmayan devlet mi suçludur. Devlet çocukları bu cemaatlerin kucağına düşürüyor, yurt açmıyor. Bu gün de Türgev, Ensar vb çıktı. Ne değişti AKP’nin anlayışında… hiçbir şey değişmedi.
Cumhurbaşkanının ‘ben kaldırıldım’ demesi hukukun uygulandığı ülkelerde söz konusu olamaz. AKP, Fetö’ye verdiği tüm desteğin hesabını vermek zorunda. Yoksa mücadele eksik, yarım kalır. Ne cumhurbaşkanı ne başkası biz kandırıldık diye sıyrılamaz. Ancak, yargılanan bir kişi, ‘Ben bilmiyordum pişmanım’ derse hukuken bir indirim olur ama suç ortadan kalkmaz.
AKP KENDİSİ İÇİN KORUMA ZIRHI HAZIRLIYOR
Fetö ile ilgili sürecİ samimi yürütmek isteselerdi, mevcut kanunlarla da bu yürürdü. Kanun Hükmünde Kararnameler ile yapılan, tüm muhalefeti susturmak. AKP’nin her yerde egemen olabilmek adına Danıştay da, Üniversitelerde HSYK da, Yargıtay da, Anayasa Mahkemesinde yaptığı atamalara baktığınızda görüyorsunuz. AKP yargıyı ele geçirip, kendine koruma zırhı hazırlıyor”
AKP, TERÖR ÖRGÜTÜ KADAR ŞEHİT KANLARINDAN SORUMLUDUR
Ülkede her kesin barış içinde yaşamasını arzu ettiğini, ama bunun terör örgütüne göz yumulması anlamını taşımadığını ifade eden Türkmen, Doğu ve güney doğuda vatandaş, gündüz güvenlik güçlerinin, gece de terör örgütünün baskısına maruz kalıyorsa hükümet ülkeyi iyi yönetemiyor demektir. Terörle gerçek anlamda mücadele edemiyor demektir. Bu ülkede kimler için seyyar mahkeme kuruldu kimler için kimseyi tutuklamayın serbest bırakın dediler. Bütün bunları yapan AKP, bugün doğu ve güneydoğudan gelen her şehit kanından en az o terör örgütü kadar sorumludur” dedi.
14 bin öğretmenin PKK ile ilişkileri tespit edildiği gerekçesi ile yer değiştirildiğine de dikkat çeken Türkmen şunları söyledi:
“PKK örgütü ile ilişkileri olanlara neden bu uygulamalar yapılmıyor? Çünkü AKP’nin gerçek anlamda terörle mücadele stratejisi yok. Türkiye’de bir de İŞİD terörü var. Ordumuzu Cerablusa soktular. Ama Türkiye de İŞİD ile bağlantıları olan insanları da denetimli serbestlik ile bırakıyorlar. Adana da Sarin Gazı davasını inceledim. Oradaki şahıs denetimli serbestlik ile tahliye edildi. Yargılama sonunda 10 yılın üzerinde terör örgütüne üye olmaktan dolayı ceza verildi. Ancak, sadece sosyal medyada siyasi eleştiri yazan insanlar istihbarat tarafından tespit edilerek işine son veriliyor. Bunu yapan devlet güçleri ne PKK ile ne de İŞID ile mücadele etmiyor.
HÜKÜMET SURİYE KONUSUNDA DA ÇUVALLADI
Hükümetin Suriye konusunda da çuvalladığını, mültecilerin karnını doyurmaktan başka bir işlevinin olmadığını kaydeden Türkmen bu konuda da şunları söyledi:
“2011 de Esad’a Esed deyip Emevi caminde namaz kılacağız dedikleri dönemde hükümet ülkemize gelecek mülteci sayısını 100 bin olarak hesapladı. Ancak sadece resmi rakamlara göre bu gün bu sayı 3 milyonu geçmiş durumda.
Tüm ülkemize yayılan mülteciler ile birlikte şehirlerimizin demografik yapıları da değişiyor. Ülkemizi büyük bir kriz bekliyor. Bu konuyu da iyi yönetemeyen hükümet, ülkeyi mülteci kampına dönüştürüp AB ile yaptığı pazarlık karşılığında 3 milyar Euro aldı. Ömür boyu bu insanları ülkenizde yaşatmayı kabul edeceksiniz ve kişi başı bin Euro gibi bir para alacaksınız. Ülkenin başına böyle büyük bir belayı devlet yönetme kültürü olan bir hükümet yapmaz. Kilis’in 80 bin nüfusu var ama 120 bin Suriyeli var. Suriyelilere vatandaşlık verilse milletvekili, belediye başkanı Suriyeli olacak. Gelecek 50 yıl sonra ne olacağını düşünmek istemiyorum.
Adana ve kadın siyasetçiler konusunda da değerlendirmelerde bulunan Türkmen şöyle konuştu:
KADIN YÖNETİM KADEMESİNDE OLMALI
“Ülkemizde sorun sadece kadın siyasetçi sayısının azlığı değil, tüm yönetim kademelerinde kadın sayısının az olmasıdır. Mustafa Kemal Atatürk çağının en devrimci ve en dahi insanıdır. Döneminde binde 3 okuma yazma oranı olan kadınların 17’sini Meclis’e taşımış bir lider. Bugün bile bu anlamda o dönemin çok gerisinde kalmışız.
İlim Adana, 1970’li 1990’lı yıllardaki gibi artık göç almıyor, aksine göç veriyor. En büyük sorun işsizlik. Türkiye’nin değil, dünyanın en verimli topraklarına sahip olmasına rağmen, üreticiler çiftçilikten vazgeçip maaşlı iş arıyorlar. Son 14 yılda kamu yatırımlarında hiç haketmediği kadar son sıralarda olan bir il.
Adana ve Türkiye sevdalısı bir kadın siyasetçi olarak şehrimin ve ülkemin insanlarını çok seviyorum. Bu kent bana çok şey verdi. Ben de artık kentime bir şeyler vermek adına şehrimin sorunları ile yakından ilgileniyorum. Atadan dededen CHP’li bir ailenin çocuğuyum. Üniversiteyi bitirdiğimde de ilk işim avukatlık ruhsatımı almadan CHP’ye üye olmaktı. Meclis üyeliğimde olduğu gibi milletvekilliğimde de ön seçimle birinci sıradan Adana gibi büyük bir ilde hemşerilerim beni onurlandırdı. Ben de onlara layık olabilme adına var gücümle çalışıyorum”
Vişne Haber Ajansı - Çiçek Güçlü