CHP Mersin Milletvekilleri Fikri Sağlar, Hüseyin Çamak ve Serdal Kuyucuoğlu, 'bu suça ortak olmayacağız' bildirisine imza atan akademisyenlere yönelik başlatılan linç kampanyasıyla ilgili TBMM'de bir basın toplantısı düzenledi.
CHP Mersin Milletvekilleri Fikri Sağlar, Hüseyin Çamak ve Serdal Kuyucuoğlu, 'bu suça ortak olmayacağız' bildirisine imza atan akademisyenlere yönelik başlatılan linç kampanyasıyla ilgili TBMM'de bir basın toplantısı düzenledi.
Hukuk devletinde düşünce özgürlüğünün mutlak olduğuna işaret eden Kuyucuoğlu, "Bir düşünceyi beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz, içeriğine katılırsınız ya da katılmazsınız ama o düşüncenin açıklamasını engeller ya da açıkladığı için cezalandırırsanız; bunun adı faşizmdir. Beğenmediğiniz bir düşünceyi karşı fikirlerle eleştirebilirsiniz ama susturamazsınız. Susturduğunuz düşünceler birikir, birikir ve bir gün patlar" dedi.
Daha sonraki katılımlarla sayıları iki bini bulan akademisyenlerin "ülkede çatışmalar olmasın, insanlar ölmesin" dediğini, çatışma ve şiddet çağrısı yapmadığını ifade eden Kuyucuoğlu, "Barışı ve insanca yaşamı savunanı, hemen 'teröre destek veriyor' diye suçlamak ve haklarında cezai soruşturma başlatmak hukukla, demokrasiyle, insan hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz. Bilim insanlarının barış çağrıları karşısında yasadışı çete liderinin kan dökmekle, kanla banyo yapmakla tehditler savurduğu ülkemizin geldiği durum içler acısıdır. Faili meçhullerde, imar yolsuzluklarında, kan dökmekle tehdit eden çete başlarında, haksız yere tutuklanan gazetecilerde, hırsızlıklarda ve yolsuzluklarda nerede bu savcılar?" diye konuştu.
Fikri Sağlar da akademisyenlerin çağdaş ve demokratik ülkelerdeki talepleri ifade ettiklerini belirterek, üniversitelerin bir toplumun vicdanı ve aklı olduğunu, yurt içinden ve dışından bin 128 akademisyenin aynı görüşü paylaşmasının ülkede var olan gerçeğe dikkat çekmek olduğunu savundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın akademisyenlere "cahil", "hain" demesinin ülkede eğitim ve hukukun doğru gitmediğini gösterdiğini ileri süren Sağlar, "Cumhurbaşkanı olan zatın sözlerinin hemen arkasından takibat yapılması, hukukun askıya alındığı tek adam diktatörlüğünün varlığını gösteriyor. Hitler dönemine gitmeye gerek yok. Yakın tarihimizde Türkiye'de barış davasında aydınlar yargılanmıştı. Aradan 30 yıl geçtikten sonra aydın ve akademisyenler barış istedikleri için yargılanıyor. Yandaşların olayı çarpıtmasına rağmen Türkiye'de insanlar bunu gözardı etmeyecek" dedi.
Vahim noktaya gidildiğini öne süren Sağlar, "Ülkede demokrasiyi askıya almak için hukuk ve eğitimi yok etmek lazım. AKP ikisini de yok etmiş, kendisine benzetmiştir" görüşünü savundu.
Hüseyin Çamak ise akademisyenlere yönelik soruşturmalardan sonra üniversitelere bine yakın kadro tahsisinin gündeme geldiğini, soruşturmaların amacının "yandaşlara yer açmak" olduğunu ifade etti.
Vişne Haber Ajansı - Çiçek Güçlü