TBMM’nin isterse 3 günde yasa çıkarabileceğini MİT Yasası ile gösterdiğini söyleyen Baydemir, "MİT Yasası 3 günde meclise indirildi ve sayın Cumhurbaşkanı da jet hızıyla onayladı. Sayın milletvekilimiz 1 yılı aştı halen cezaevinde. Bunlara dikkat çekmek istiyorum. İstenirse 3 günde yasa çıkarılıyor. Dolayısıyla ’Olmaz’ diye bir şey yoktur. Çözümü istemek yada istememek durumu vardır" dedi.
Başkan Osman Baydemir, yeni anayasa metninde tüm Türkiye halkları ibaresi olması gerektiğini, anayasanın kültür, gelenek ve dillerinin kullanımları ve geliştirmelerinin teminatı olması gerektiğini söyledi. Baydemir, "Çünkü Türkiye’de tek bir halk, tek bir dil ve tek bir kültür yoktur. Türkiye halkları ibaresi kullanmamız lazımdır" dedi.
Kürt sorununun çözümünde kriz noktalarından birinin yürütme ve kamu idaresi olduğunu da belirten Baydemir, şöyle konuştu:
"Kürtler’in statüsü ne olacaktır? Bu ciddi bir handikap olarak önümüzde duruyor. Gerek dünyadaki gelişmeler gerek AB’deki idari mekanizmalar irdelendiğinde artık dünya giderek ademi merkeziyetçi bir modele ve siyasi şemaya doğru gidiyor. Yeni anayasada 2 temel idari şekil alınabilir. Birincisi Ankara ayağıdır. Merkezi kamu idaresi şüphesiz olacaktır. Cumhurbaşkanı, Ankara’daki genel meclis, hükümet bakanlar kurulu olmaya devam edecektir. İdari mekanizmaların tamamı varlığını korumaya devam edecektir.
Bununla birlikte bölge kamu idaresi dediğimiz yeni bir merkezi yapıya ihtiyaç vardır. Bazı yetkilerin bölgeye bırakılması istiyoruz. Şu anda Katalonya ve Bask’ta uygulanan budur. Statü ve yerindelik verilmeden bu sorun çözülmeyecektir. Otoritenin paylaşılması sorunudur. Bölgesel yönetim modeli ile bu fırsat elde edilebilir. Bölgesel kamu yönetiminde bir bölge meclisi olacak. Meclis, bölge nüfusu tarafından 4 yılda 1 seçim ile seçilecek. Bölge başkanlığı seçimi yapılacaktır. Bölge yürütmesi ya da bölge hükümeti de oluşacaktır. Merkez kamu idaresinin şu andaki ödevlerini ve görevlerini bölge meclisinin belirlediği bölge meclisi yada yürütmesi tarafından yürütülecektir."
Baydemir, Türkiye’nin halen 7 coğrafi bölgeye ayrıldığını, kendilerine göre yeni modelde yine 6 veya 7 bölgeye Türkiye’nin ayrılabileceğini ve her bölge meclisi kendi mekanizmasını sürdürebileceğini söyledi. Baydemir, şöyle devam etti:
"Örneğin ’Ege Özerk Bölgesi’, Marmara veya ’Kürdistan Öözerk Bölgesi’ gibi meclisleri hangi şehirde çalışmalarını yapmak istiyorsa, hangi şehri başşehir yapacaksa o kenti belirleme hakkına sahip olmalıdır. Bölgede kullanılan dillerde de o meclisi kullanma hakkına sahip olacaktır. Türkçe, ülkenin resmi dili olmaya devam edecektir. Örneğin Kürdistan Eyalet Parlamentosu Türkçe dışında bölgede çok kullanılan Kürtçe, Arapça, Süryanice’yi de resmi dil olarak belirlemelidir. Bölge meclisi ile merkezi meclis arasındaki bağı Anayasa sağlayacaktır. Bölge meclisi anayasaya aykırı bir şey yaparsa bu anayasa mahkemesinde görülecektir. Bölge meclisi ülke meclisine kanun teklifinde bulunabilecektir."
Baydemir, bazı konuların masa başında pazarlık konusu yapılamayacağını, bunlardan birinin ana dilde eğitim konusu olduğunu söyledi. Baydemir, bu pazarlığın ahlaki ve etik olmadığını savunurken, "Seçmeli mi ders olsun’ deniliyor. Sen kim oluyorsun bu senin haddine mi benim dilimin nasıl kullanacağımı sen mi karar vereceksin. Bu çok ayıptır. Mevcut iktidar, 80 yıllık Kemalist iktidar milletin anasını belledidiyor. 20 yıl sonra gelecek iktidar da, bu iktidar bu perspektifini sürdürürse onlar içinde aynı şeyi söyleyecektir. 70-80 yıl yaşanmışlara rağmen bu halk seninle birlikte yaşamak istiyorsa öpüp başına koyman lazımdır" dedi.