Çorlu tren faciasında oğlunu kaybeden Mısra Öz: Kazanın sebebi denetimsizlik, kontrolsüzlük, sorumsuzluk

Oğlu Oğuz Arda Sel'i Çorlu'daki tren kazasında kaybeden Mısra Öz, "Bu kaza değil cinayet. Tren geçerken trene yıldırım düşseydi, buna kaza diyebilirdim. Ama düz rayda giden trenin, rayların altındaki toprağın kayması sonucu olan, insan elinin değdiği bir olaya kaza diyemiyorum" diye konuştu....
Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde 8 Temmuz'da meydana gelen tren faciasında 9 yaşındaki oğlu Oğuz Arda Sel'i kaybeden Mısra Öz, Yol TV'de Odak Noktası programına katılarak yaşadıklarını anlattı.
İhmaller zincirinin neden olduğu kazaya ilişkin sosyal medyada sorumluların yargılanması çağrısında bulunan Mısra Öz, "İhmaller zinciri var. Görevini yerine getirmeyenler nedeniyle 25 kişi öldü. Amacım kazanın detaylarının ortaya konulması. Basın yapmıyorsa olayı yaşayan biri olarak aktaracağım" dedi.
Mısra Öz'ün programdaki konuşmasından satır başları şöyle:
"-Dava ilk günkü durumunda. Şu anda bir dava yok. Bilirkişi raporunun tamamalanması gerekiyor. 1,5 ay önce Çorlu'ya savcılığa gittim. Adli tatildi. 5 savcıdan 1 savcı oradaydı. Dosyayı talep edip ayrıldık. Ayrıldığımız günle aynı noktadayız. Bilirkişi raporu tamamlanmadı. Hep 15 güne hazırlanacak, denildi. Adli tatilin etkisi vardır ama sonrasında da Türkiye'deki dava süreçlerinin böyle olduğunu söylediler. Ben ve benim gibi acısı olan aileler için bu süre fazlasıyla uzun. Üzerinden 3 ay geçti. Herhangi bir şey ortaya çıkmadı. 2 bilirkişi var. Bilirkişilerden birinin fikrini TV'lerden öğrendik. Başarılı bir menfez olduğunu söyledi Mustafa Karaşahin. Katılmıyorum. Menfez zaten duruyor altındaki toprak boş. 25 kişiyi öldürebilecek kadar başarılı bir menfez. Yaptığı açıklamayı, işine saygı duyarak yaptığını düşünmüyorum.
-Bu bilirkişiler Pamukova kazasında bilirkişi olarak atandılar. Oradaki bilirkişi raporunu hazırladıktan sonra TCDD'de, Ulaştırma Bakanlığı ve diğer yerlerdeki ticari ilişkileri ya da danışmanlık yapmaları, Pamukova faciası bir basamak oldu, kendilerine yer hazırladılar. Bu olayda bilirkişi kavramına aykırı davrandıklarının farkındalar. Danışmanı oldukları bir hat üzerinde kendisini bilirkişi olarak atıyor.
-Bu olay olduğunda çoğu kişi tatildeydi. Sonra yayın yasağı geldi. Ben olay yerine giderken olayın boyutunu öğrenmek için haber tarıyordum. Ben aileden biri olarak o dakikada haber akışını göremezken tatildeki insanların görmemesi anormal bir durum değil. Araştıran bir toplum değiliz zaten bir de acılardan kaçıyoruz. İlk günden başlayan yayın yasağıyla medya çok da üzerinde durmadı. Altı kazıldıkça altından çıkacak, bu suskunluğun sebebinin belli olduğu bir haber bu.
-Olay yerinden çıktıktan sonra aracımıza ulaşmak için çok uzun yol vardı. Balçık tarlası olduğu için çıplak ayakla yürüyordum. bir köylü geldi, sizi götürelim, dedi. Ben orada, köylüden gördüğüm yardım dışında kimseden yardım görmedim.
(Sosyal medya kullanımı) Öncelikli amacım bu olayın unutulmaması. Yaz dönemi olması, yayın yasağı gelmesi ve acılardan kaçınılması nedeniyle unutulacak. Ben unutulmasını istemiyorum. İhmaller zinciri var. Görevini yerine getirmeyenler nedeniyle 25 kişi öldü. Unutulursa yine olacaktır. Amacım kazanın detaylarının ortaya konulması. Basın yapmıyorsa olayı yaşayan biri olarak ben aktaracağım. Bilirkişiden, davaya, suç duyurularına, sonucuna kadar şeffaf olarak paylaşacağım. Basın görmek istemezse ben yazacağım, isteyen ordan izleyecek. Amacım bu.
(Sosyal medyadaki eleştiriler) Ağır ithamlarda bulunan kişilerle ilgili suç duyurusunda bulunuyorum. 25 kişinin can verdiği olaya saygısızca yaklaşan herkesi şikayet ediyorum. Biraz acıya saygıları olması için onları da paylaşacağım.
(Siyasi malzeme yapıldığına ilişkin eleştiriler) Siyasi malzeme yapmıyorum. Siyasetle bağdaştırmıyorum. Olayın oluş şekli, sebep olanlar, ihmaller, ortaya çıkartacak olanlar ve davanın sonucu beni ilgilendiriyor. Ben siyasi görüş bildirmiyorum. Siyasilerin üzerine düşen varsa gereğini yapmaları gerekir.
Baş sağlığı için siyasi partilerden arayanlar oldu. Kemal Kılıçdaroğlu, Canan Kaftancıoğlu ve Ekrem İmamoğlu evime geldi, başka baş sağlığı dileyen olmadı. Meclis'e bir önerge verildi. O da AK Parti ve MHP tarafından reddedildi. Siyasilerin bu olayla ilgili bir şey yaptıklarını düşünmüyorum. Soru önergesi vermek milletvekillerinin görevidir. Bu olay muhalif partilerin de hükümetin de sahiplenmesi gereken bir olaydır. İktidar partisinden benimle iletişime geçen olmadı.
3 ay benim için acı dolu, çaresizlikle, sorgulayarak geçti. Sabahtan oğlunuzu gönderiyorsunuz, iki saat önce konuşuyorsunuz. Sonra bir kazaya dahil olduğını öğreniyorsunuz. Ve hayatınızdan çekip gittiğini görüyorsunuz. Hiç ilaç kullanmadım, reddettim. Acının sonuna kadar yaşanması gerekiyor. Bu kaza değil cinayet. Tren geçerken trene yıldırım düşseydi, buna kaza diyebilirdim. Ama düz rayda giden trenin, rayların altındaki toprağın kayması sonucu olan, insan elinin değdiği bir olaya kaza diyemiyorum. Bu cinayete sebep olanların ortaya çıkması için akıl sağlığımın yerinde kalması lazım, ilaç kullanmıyorum. 'Bu kaza yağmur yağdı ondan oldu' denilemez. Öyle olsa her yağmurda bir facia yaşanması gerekir. Denetimsizlik, kontrolsüzlük, sorumsuzluk kazanın sebebi. 145 yılda bir görüleceği söylendi, öyleyse o seferi iptal et.
Yol bekçisine ihtiyacım yok deyip sayıyı 1'e düşürüyorlar ve o gün de o bekçi izinde. O gün izinli olan yol bekçisi kontrol edemiyor ama Meteoroloji size bilgi vermiş.
Diğer ailelerle Whatsapp grubumuz var. Her gün görüşüyoruz. Hepimiz iddianameyi bekliyoruz. Bu bekleyişimizin de istismar edildiğini düşünüyorum."
Çorlu Tren Faciası'nda oğlunu kaybeden @misra_oz Çağdaş Sinan Dağ ile #OdakNoktası'nda https://t.co/SxsMkY6k8V
— Yol TV (@YolTV) 5 Ekim 2018
Tren faciasında oğlunu kaybeden Mısra Öz o günü anlatıyor@misra_oz https://t.co/KQFRxB12FG
— Yol TV (@YolTV) 5 Ekim 2018
Çorlu Tren Faciası'nda oğlunu kaybeden @misra_oz faciadan sonra yaşananları #OdakNoktası'nda anlatıyor https://t.co/T4WEiLf7vA
— Yol TV (@YolTV) 5 Ekim 2018
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












