loading
Yükleniyor
close
SON DAKİKALAR

DEM Parti eş başkanı Hatimoğulları, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda hükümetin tarım politikalarını eleştirdi

DEM Parti eş başkanı Hatimoğulları, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda hükümetin tarım politikalarını eleştirdi
Tarih: 14.07.2026 - 12:51
Kategori: Siyaset

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, çiftçiye gübre, tohum, elektrik ve sulama desteğinin sağlanarak, kredi borçlarının belli oranlarda silinmesini istedi.

DEM PARTİ TBMM GRUP TOPLANTISI
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin, "Çerçeve yasa artık çıkmalı. Yüzyıllık bir meseleyi tek bir yasayla çözemeyeceğimizin hepimiz farkındayız ama ilk düğmeyi doğru iliklemek zorundayız." dedi.

Hatimoğulları, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda hükümetin tarım politikalarını eleştirdi.

Geçen hafta Şanlıurfa'da vatandaşlarla bir araya geldiğini, mazot, gübre, ilaç, sulama, elektrik gibi ihtiyaçların karşılanmasında sorunlar yaşandığını ileri süren Hatimoğulları, "maliyetlerin tavan yaptığını, üretimin can çekiştiğini" ifade etti. Çiftçinin kuyudan su alımını engellemek için elektrik direklerinin söküldüğünü iddia eden Hatimoğulları, "Akıl alır gibi değil. Toprağını sulayamayan çiftçi toprağından kopuyor. On binlerce dönüm tarım arazisi boş kalmış, ekilmemiş. Türkiye'ye tarım konusunda en büyük desteği sağlayacak olan Harran Ovası'nın önemli bir bölümü ekilmemiş. Çiftçi borçlu, icralık olmuş durumda. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, Cumhurbaşkanlığı bir kararname çıkarıyor ve mera olarak kullanılan yaklaşık 2 bin 945 dönümlük araziyi sanayi alanı ilan ediyorlar. Köylüler tarım ve mera arazilerinin ellerinden alındığını, geçim kaynaklarının yok edildiğini ifade ettiler." diye konuştu.

Türkiye'nin bir tarım ülkesi olduğunu ifade eden Hatimoğulları, "Türkiye geçmiş dönemde tarım ihracatında ilk dokuz ülke içinde yer alırken, şimdi hububatta bağımlı bir ülke pozisyonuna geldi. Savaş halindeki Ukrayna'dan buğday, arpa ithal eden bir pozisyona geldik. Saman ithal ediyoruz, böyle bir ülkeye dönüştük." değerlendirmesinde bulundu.

Hatimoğulları, çiftçiye gübre, tohum, elektrik ve sulama desteğinin sağlanarak, kredi borçlarının belli oranlarda silinmesini istedi.

NATO Ankara Zirvesi'nin sonuç bildirgesini anımsatan Hatimoğulları, bildiride barışa, eşitliğe, demokrasiye, adalete dair hiçbir şeyin olmadığını söyledi. "Nasıl daha fazla silah satın aldırırım" derdine düşüldüğünü savunan Hatimoğulları, şu açıklamalarda bulundu:

"Zirvenin ana fikri şuydu: Savunma sanayi, silah tedariki ve savaşa hazırlıklar büyüsün. Yapay zeka destekli silah sistemleri, siber savaş altyapıları, uzay teknolojileri ve 50 milyar doları aşan silah anlaşmalarının geldiğini gördük ve öncelik olarak bunlar ilan edildi. Zaten üye her ülkenin, milli gelirinin yüzde 5'ini silahlanmaya ayırması gerektiğiyle ilgili karar alınmıştı. Peki bütün bu kaynaklar nereden gelecek? Silaha akan her kuruş, silaha para akıtan her ülke, işçinin, emekçinin, yoksulun hakkını gasbediyor. Boğazımıza giden lokmaya el koyuyorlar.

Eğitim, sağlık dünya ölçeğinde iyice gerilemiş durumda. Batı burjuvazisinin bir kazanımı vardı: bazı sosyal haklar verilmiştir Batı'da. Şimdi o haklar da tek tek insanların elinden alınıyor, silaha kaynak sağlıyorlar. Dünya diyalog yerine caydırıcılığa, hukuk yerine güce yatırım yapıyor. Dünyayı güvenli kılan daha fazla silahlanmak mıdır? Daha fazla savaşın ve çatışmanın önünü açmak mıdır? Yoksa uluslararası düzeyde kabul gören, insanı ve doğayı merkezine alan bir hukuk tesis etmek midir? Gazze'deki insani soykırıma karşı ateşkes ve uluslararası hukuk için güçlü bir irade ortaya konmadı. İktidar Gazze'yi gündeme getirmedi. NATO 3.0 denilen yeni dönem, öncekiler gibi sefalet, açlık ve ölümden başka bir şey getirmedi, getirmeyecek."

- "Terörsüz Türkiye" süreci

Terörsüz Türkiye sürecine işaret eden Hatimoğulları, terör örgütü PKK'nın Irak'ın Süleymaniye kentindeki silahlarını yakmasının üzerinden bir yıl geçtiğini ve tarihi bir fırsatın ortaya çıktığını söyledi.

Kalıcı bir çözümün zemininin hukuk, teminatının da yasalar olması gerektiğini ifade eden Hatimoğulları, şöyle konuştu:

"Bu yüzden kamuoyunun büyük bir merakla beklediği çerçeve yasa artık çıkmalı. Yüzyıllık bir meseleyi tek bir yasayla çözemeyeceğimizin hepimiz farkındayız ama ilk düğmeyi doğru iliklemek zorundayız. Çünkü yanlış iliklenen ilk düğme geri kalan her düğmeyi yanlış hale getirir. Bu yaz mevsimini heba etmeyelim. Temmuz'da çerçeve yasayı çıkaralım. 1 Ekim'de Meclis açıldığında bu kök yasayı güçlendirecek, demokratik ve özgürlüklerin önünü açacak düzenlemeleri hayata geçirelim. Farklı düşündüğümüz noktalar olabilir. Bunları müzakereyle ve ortak akılla çözebiliriz. İşte tam burada siyaset kurumunun tamamına, ülkemizin yüklenmiş olduğu görev ve sorumluluklar gereği herkese çok büyük ve acil görev ve sorumluluklar düşüyor bu süreçte. Kimse kendi sorumluluğundan kaçmamalı."

 

Kaynak : istanbulgercegi.com

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları