Seyit Torun: CHP olarak her an her seçime hazırız. Genel Merkez olarak partimizin yerel yönetim stratejisini ve farklı alanlardaki projelerini bütünlüklü hale getiriyoruz. İnanıyoruz ki bu siyasal krizden çıkışta, belediyelerimiz öncü rol üstlenecekler.
AKP iktidarı son dönemde OHAL ve KHK uygulamaları belediyelere yönelmeye başladı. Bugün gelinen noktada nerede bir iktidar odağı varsa, orası benim olmalıdır diyor. Ordu, yargı, eğitim ve sivil toplum alanında yer alan yüzlerce kuruma müdahale ederken, FETÖ ile mücadele giderek bir bahaneye dönüşüyor; gerçek hedef bu kurumlara el koymak ve kendinin kılmak. Belediyeler alanının da bu anlayıştan muaf olması mümkün değil. Kayyum uygulaması, derken belediye başkanlarına konulan yurtdışı izni ve yasakları, şimdi de belediyelerin eğitim faaliyetlerine getirilen kısıtlama gösteriyor ki, hukuksuzluğu norm haline getiren iktidarın radarında artık belediyelerimiz var.
Mesele şudur; bir kez hukuk devleti ve onun normları uygulamayı belirlememeye başlarsa, ondan sonrası keyfiliğin hüküm sürmesidir. Geldiğimiz noktada AKP “nasıl olursa olsun, benim olsun” diyor.Bizim HDP ile kalın ayrım çizgilerimiz var. Kürt sorunu, hendek siyaseti konusunda yıllardır izlediğimiz çizgi ortada. Bizim AKP gibi zikzaklarımız da yok. Bizler Kürt sorunun demokratik bir mecrada ve TBMM’nin merkezinde olduğu bir eksende tartışılmasını istiyoruz. O yüzden demokratik mecra bizim açımızdan çok önemli.Seçimle gelen seçimle gitmelidir dedik; çünkü, TBMM’den, sandıkla ifade bulan demokratik mekanizmalardan uzaklaştırırsanız, oradan çözüm falan çıkmaz. O nedenle kayyum atanması türü işlemlerin ne siyasi ne ahlaki ne de hukuki olarak savunulması mümkün değildir.Ancak bunu söylerken şunu da eşanlı olarak söyledik; eğer belediyeler arasında yasa dışı işlere karışan varsa, sorumlular hızlı bir biçimde bağımsız yargının önüne getirilmelidir; eğer bir görevden alma, uzaklaştırma olacaksa, bu yargı kararıyla olmalıdır. Bugün olan daha dün orada seçimde yarışmış ve kaybetmiş bir parti, o belediyelerin başkanlarını uzaklaştırıp, kendi memurunu, siyasetçisini oralara kayyum olarak atıyor. Bu demokratik mekanizmaları ortadan kaldıran ve çözdüğünden çok bozan bir anlayıştır.Duruşumuz bir ilke meselesidir; ama şunu da görüyoruz; yarın bu uygulamalar bizim belediyelerimizin kapısını çalarsa, buna hiç şaşırmayacağız.Son günlerde belediye başkanlarının yurtdışına çıkışı da izne bağlandı ve bu kapsamda 170 kadar belediye başkanının yurtdışına çıkış talebi reddedildi. Belediyeler kamu tüzel kişilikleri ve özerklikleri Anayasa ile güvence altına alınmış kamu kurumları. Kendi bütçe ve karar organları bulunan ve seçimle gelen bir kurumun başındaki kişinin kaymakam, vali ya da İçişleri Bakanı izniyle yurtdışına çıkmak durumunda bırakılması gerçekten esef verici bir durum. Bu uygulamayı iktidarda bir başka parti olup, AKP’li belediyelere yapsaydı, şimdi ortalık yıkılmıştı.Bu kapsamda bizim çok sayıda belediye başkanımızın yurtdışı toplantıları iptal edildi. Bunlar önemli toplantılardı; kimisi hibe niteliğinde, kimisi uzun vadeli proje kredisi niteliğinde bir çok proje anlaşması söz konusuydu. Kardeş şehir projeleri toplantıları vardı, bazı işbirliği anlaşmaları söz konusuydu. Karşı tarafa belediye başkanlarımız durumu anlatmakta zorlandılar. Akıl alacak iş değil bunlar. Bir örnekte, belediyemiz ilgili kaymakamla birlikte, çocuk dostu kentlerle ilgili bir sunum yapacaktı. Bizim belediye başkanımıza izin çıkmadı, kaymakam için sorun yok tabii ki, ama o da gidemedi çünkü birlikte sunum yapacaklardı başkanımızla birlikte. Bu tür durumlarda içeride yaşadığımız rezillik dışarıya da ifşa oluyor. Yani hep birlikte kaybediyoruz, ama şunun altını çizmek isterim, belediyelerimizin çalışmaları, projeleri aksamaya başladı.En son İzmir’de CHP’li belediyelerin öğrencilere yönelik kurslarına yasak getirildi. Hepimizin bildiği gibi eğitim alanı büyük eşitsizliklerin yaşandığı bir alan. Özellikle azgelişmiş bölgelerde ama aynı oranda da büyükşehirlerin çeperlerinde alt gelir gruplarının yaşadığı bölgelerde yaşayan gençlerimizin nitelikli eğitim alamıyorlar; bunun bir sonucu olarakta üniversiteye devam et-meleri mümkün olmuyor.Bu nedenle çok sayıda belediyemiz bu kritik alana, kurs ve benzeri eğitim destek programlarıyla girdi. Bunun yanında yurt ve benzeri projelerle de bu alanda belediyelerimiz etkili olmaya başladı. Genel Başkanımız da bu alana özel bir önem veriyor ve belediyelerimizden de bu konuda daha fazlasını yapmalarını istiyor.28 Ekim’de yeni bir KHK kararıyla belediyelerimizin eğitim alanındaki bu faaliyetlerine yasak getirdiler. Aslında yapılan daha önce Özel Eğitim Kurumları ile ilgili bir düzenlemeye bir madde eklediler ve belediyelerimize bu kursları açamazsın dediler. Bu düzenlemenin ilk yasağı da İzmir’den geldi. İzmir’de bir çok belediyemiz bu konuda faaliyet gösteriyor, ama dört belediyemiz bu yasaktan son derece olumsuz etkilendi. Kurslardan toplam 10750 öğrencimiz etkilenmiş bulunuyor. 133 öğretmenimizde bu kurslarda hizmet veriyor. Haberi duyan aileler belediyelere akın edip, bir çözüm bulunmasını istiyor. Başkanlarımızla birlikte bir çözüm arıyoruz; bu büyük ve siyaset dışı görevin sürdürülmesi gerekiyor.Hemen belirtmek isterim ki; bu yasak İzmir’e özel bir durum değildir. Yasak İzmir’den başlamıştır; ancak diğer illerde de benzer yasaklamalar gelecektir. Diğer illerde de birçok belediyemiz binlerce öğrenciye eğitim konusunda dikkate değer destek veriyor. Şimdi bütün o programların bitirilmesi söz konusu, bu kabul edilebilir bir durum değildir.Bir çok şey gibi AKP’nin ne yapacağını kestirmek zor. Ancak şu bir gerçek AKP’nin kendi içinde bir hesaplaşma var; bir çok cemaat yanlısı belediye başkanından ve tasfiyesinden söz ediliyor. O iç hesaplaşmanın nasıl yapılacağı önemli. Ancak her zaman olduğu gibi bedeller bu konuların dışındaki kesimlere ödetiliyor.Erken seçim konusunda bir başka belirsizlik Güneydoğu’da kayyum atanan yerlerle ilgili; bu bölgelerin ne kadar süre kayyumla gideceği belli değil, ama söz konusu yerlerde seçim yapmanın ortamının ne derece kaldığı da tartışmalı.Bizim dışımızdaki bu olumsuzlukları bir yana bırakırsak, CHP olarak her an her seçime hazırız. Bunu laf olsun diye söylemiyorum. Geçtiğimiz hafta belediye başkanlarımızın hemen tamamının ve Genel Başkanımızın katılımıyla İzmir’de toplandık. Önemli gündem maddelerimizden biri yerel seçimdi. İster 2019 yılında yapılsın, ister daha önce, tüm gücümüzle seçime hazır hale geliyoruz. Belediyelerimiz vites yükseltiyor. Genel Merkez olarak partimizin yerel yönetim stratejisini ve farklı alanlardaki projelerini bütünlüklü hale getiriyoruz. İnanıyoruz ki bu siyasal krizden çıkışta, belediyelerimiz öncü bir rol üstlenecekler. Belki biraz da bu nedenle, son günlerde AKP iktidarı belediyelerimize yüklenmeye, alanlarını daraltmaya, yasaklar getirmeye başladı. Ancak herkes bilsin ki; bu uygulamalar bizleri ve belediyelerimizi korkutmak bir yana, daha da kararlı ve istekli hale getiriyor. Popüler bir ifadeyle bitireyim “direne direne kazanacağız.”
Seyit Torun
CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı - BirGün
ETİKETLER : türkiye gerçeği, vişne haber ajans, vişne ajans, istanbul gerçeği, türkiye haberleri, son dakika haberler, istanbul haberleri, sondakika, Direne direne kazanacağız, seyit torun, chp