loading
close
Dolar: 6,05 TL
Euro: 6,75 TL
Sterlin: 7,72 TL
SON DAKİKALAR

Dünyanın en uzun taş köprüsüne sahip Uzunköprü'de görülmesi gereken yerler

Dünyanın en uzun taş köprüsüne sahip Uzunköprü'de görülmesi gereken yerler
Tarih: 16.05.2019 - 16:08
Kategori: Seyahat

Osmanlının Rumeli’de kurduğu ilk yerleşim yeri olan ve dünyanın en uzun taş köprüsünün bulunduğu Uzunköprü'de gezilecek yerler arasında oldukça eskilere dayanan tarihi değerler bulunuyor. Burayı merak edenler için Uzunköprü'de gezilecek yerleri derledik.

Adını sahip olduğu dünyanın en uzun taş köprüsünden alan Edirne’nin Uzunköprü ilçesi Ergene nehri kıyısına kuruludur. Türkiye’yi Balkanlar ve Avrupa’ya bağlayan geçiş yolları üzerinde stratejik açıdan önemli bir sınır kenti olan Uzunköprü kapladığı alan bakımından Edirne’nin birinci, nüfus bakımından ise ikinci büyük ilçesidir. İlçenin 54 adet köyü bulunuyor.

Uzunköprü’de gezilecek yerler arasında da oldukça eskilere dayanan tarihi ve etkileyici değerler yer alıyor. UNESCO’nun Dünya Somut Kültür Varlıkları Mirası Geçici Listesi'nde de yer alan dünyanın en uzun taş köprüsünün bulunduğu Uzunköprü, her sene binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor. Buraya seyahat etmek isteyenler için Uzunköprü'de gezilecek yerleri derledik. 

Uzunköprü'ye gittiğinizde mutlaka görmeniz gereken tarihi yerlerden bazıları şöyle:

Uzunköprü

Uzunköprü ilçesine adını veren dünyanın en uzun tarihi taş köprüsüdür. Sultan II. Murat’ın emriyle 1427-1443 yılları arasında Mimar Muslihiddin Usta tarafından Ergene nehri üzerine yapılmış ve 1444 yılında Sultan II. Murat’ın da katıldığı büyük bir törenle açılmıştır. Yapıldığı yer, Osmanlı Devleti’nin o zamanki başkenti Edirne ile Gelibolu ve Batı Rumeli’yi birbirine bağlayan askeri ve ticari bakımdan oldukça önemli bir stratejik noktadadır. Köprü, günümüzde Uzunköprü’nün köylerinden olan Yağmurca ve Eskiköy ile Yunanistan sınırları içerisinde bulunan Hasırcıarnavut köyündeki taşocaklarından getirilen taşların kesilip Horasan harcıyla birbirine yapıştırılmasıyla inşa edilmiştir. Yapımına önce Gazi Mahmut Bey, onun ölümünden sonra da İshak Bey nezaret etmişlerdir. Günümüzde, ilk gözünden son gözüne kadar 1238,55 m uzunluğunda olmasına karşın ilk yapıldığında uzatılmış kanatlarıyla birlikte 1392 m’yi bulmaktaydı. Bu kadar uzun yapılmasının sebebi o dönemde bölgenin geniş bataklıklarla kaplı olmasıdır. Bunun yanı sıra Ergene Nehri’nin yağışlı zamanlarda taşkınlara yol açması nedeniyle nehir üzerindeki gözler oldukça yüksek tutulmuş, köprünün yıkılmasını önlemek için de bu gözlere yedi adet tahliye deliği eklenmiştir. 13.56 m yüksekliğindeki köprünün kanat ve kemerleri; aslan, fil, kartal, lale ve çeşitli geometrik kabartma motiflerle süslenmiştir. Yapılmasından bu yana birçok sel ve deprem felaketi geçiren köprü, bu zararları gidermek amacıyla Fatih Sultan Mehmet, Sultan II. Osman, Sultan II. Mahmut ve Sultan II. Abdülhamit zamanında onarımdan geçirilmiştir. Cumhuriyet döneminde motorlu araçların geçişini kolaylaştırmak amacıyla 1964-1971 yılları arasında yapılan restorasyonda köprü iki yandan genişletilerek eni 5.24 m’den 6,80 m.’ye çıkarılmıştır. Başlangıçta 174 gözlü olan köprünün bir gözü zaman içinde yıkılmış, diğer bir gözü de başka bir gözle birleştirilerek göz sayısı 172’ye indirilmiştir.

572 yıllık tarihî Uzunköprü, UNESCO’nun Dünya Somut Kültür Varlıkları Mirası Geçici Listesi'nde bulunuyor.

Hürriyet Anıtı (Hürriyet Çeşmesi)

Türk demokrasi tarihinin dönüm noktalarından biri olan II. Meşrutiyet’in ilan edilmesinin anısına yapılmış olan demokrasi anıtıdır. Osmanlı Devleti’nin 23 Temmuz 1908’de ikinci kez ilan ettiği meşrutiyet ile mutlak monarşiden parlamenter rejime geçmesiyle o güne dek görülmemiş bir özgürlükler dönemine girmiştir. Bu büyük olayın bir ifadesi olarak meşhur Osmanlı aydınlarından ve dönemin Uzunköprü kaymakamı Mazhar Müfit Kansu ile Belediye Başkanı Hafız İsmail Yayalar’ın öncülüğü ve girişimleriyle 11 Aralık 1908’de köprünün ilçeye bakan sol baş tarafına dikilmiştir. 6 m yüksekliğinde olan anıt 2 m2’lik bir zemin üzerine inşa edilmiştir. İlk yapıldığında ön tarafına insanların, sol tarafına ise hayvanların kullanması için iki adet çeşme konulmuştur. Ancak 1938’de bu çeşmeler kaldırılmış ve üzerleri kapatılmıştır. Fransız İhtilali’nin dört büyük ilkesini ifade eden Hürriyet, Adalet, Eşitlik (Müsavat) ve Kardeşlik (Uhuvvet) sloganları tabletler üzerine yazılarak tüm Türk tarihinin ilk hürriyet ve demokrasi anıtı olan Hürriyet Anıtı’nın dört yüzüne yerleştirilmiştir. 1964 yılındaki köprü restorasyonu sırasında anıt asıl yerinin 1 m soluna taşınmış, bu taşınma işlemi sırasında ise orijinal tabletler kaybolmuştur. Günümüzde anıt üzerinde bulunan tabletler asılları olmayıp kaybolduktan sonra yaptırılan kopyalarıdır. Unutulmaya yüz tutmuş olan Hürriyet Anıtı yapılan restorasyonla tümüyle yenilenerek yapımından tam 104 yıl sonra 11 Aralık 2012 tarihinde ziyarete açılmıştır.

II. Murat Camii (Muradiye Camii)

Günümüzde Muradiye Mahallesi’nde bulunan II. Murad Camisi, Sultan 2. Murat tarafından 1443 yılında Uzunköprü ile beraber yaptırılmış ve 1444’te hizmete açılmıştır. Selatin camilerindendir. Muradiye Camii, asıl olarak etrafında imaret ve medreseyle birlikte bir külliyenin parçası olarak yapılmışsa da günümüzde sadece bu cami ayakta kalmıştır. Moloz taşından yapılan cami 22 m uzunluğunda 19 m eninde dikdörtgen planlıdır. İlk yapıldığında kubbeli olan caminin, 1621’de Sultan II. Osman döneminde yapılan onarımda kubbesi yıkılarak üzeri beşik örtülü çatı ile örtülmüş ve kurşun kaplanmıştır. Osmanlı döneminde yapılmış dikdörtgen beşik örtülü camilerin en büyüğüdür. 500 kişiyi alabilecek büyüklüktedir. Caminin yüksekliği 5.70 m olup, bu yükseklik bir cami için alçaktır. Bu nedenle de pencereleri üst örtünün saçaklarına kadar dayanmaktadır. Caminin önünde 3.80 m eninde 22.20 m uzunluğunda bir son cemaat sundurması yapılmıştır. İlk başlarda 12 ahşap direğin taşıdığı bu sundurmanın direkleri sonraki yıllarda yapılan onarımlarda kaldırılarak yerine bir duvar örülmüştür. Arka tarafında ise Uzunköprü’nün önde gelen şahıslarının defnedildiği bir mezarlık (hazire) alanı bulunmaktadır. Caminin duvarına bitişik olan minaresi kesme taştan olup, dikdörtgen bir kaide üzerinde Türk üçgenleri ile gövdeye geçilmektedir. Minare gövdesi yuvarlak ve tek şerefelidir. Caminin avlusu ikisi batıda biri doğuda olmak üzere üç kapılıdır. Batıda bulunan ana giriş kapısının üzerinde ünlü Osmanlı tarihçisi Abdurrahman Hibri tarafından yazdırılan ve caminin 1443’te II. Murat tarafından yaptırıldığını, 1621’de ise II. Osman tarafından tamir ettirildiğini belirten mermer bir kitabe bulunmaktadır. Caminin avlusunda ve giriş kapısının karşısında, piramit şeklinde bir külah ile örtülü şadırvan bulunmaktadır. Bu şadırvanın sekizgen prizma bir hazinesi ve sekiz musluğu vardır. Önceleri ahşap olan sekiz direği ise 1993 yılında yapılan yenileme çalışmasında demirli beton sütunlar ile değiştirilmiştir. Osmanlılarda ibadetlerden sonra cemaate ikram edilmek üzere şerbet dağıtma geleneği ilk defa Muradiye Camii şadırvanının musluklarından akıtılarak yapılmaya başlanmıştır.

Aziz İoannis (Vaftizci Yahya) Kilisesi

1875 yılında o dönemde Uzunköprü’de yaşayan Rumlar tarafından Aziz İoannis Prodromos (Vaftizci Yahya) adına yaptırılan Ortodoks kilisesidir. Uzunköprü’nün Muradiye Mahallesi’nde bulunmaktadır. Moloz taştan inşa edilmiş, yer yer süs olarak tuğlalar kullanılmıştır. Üç nefli (salonlu) bazilika tipindedir. Yarım kubbelidir. Apsis (mihrap) ve çatısı alaturka kiremit ile kaplıdır. Apsis ve salonları yuvarlak kemerli dikdörtgen pencerelidir. Orta nefin duvarları altısı sağda altısı solda olmak üzere 12 Havari’yi tek tek betimleyen freskler ile bezenmiştir. Yapılış yılı olan 1875’ten Lozan Anlaşması’nda varılan Mübadele (Karşılıklı Yer Değiştirme ) kararı sonucu Rum ahalinin 1924’te bölgeyi terk etmelerine kadar kilisede 17.000‘den fazla kişinin vaftiz edildiği bilinmektedir. Rum ahali giderken çanı da dahil olmak üzere kilise içerisinde bulunan tüm taşınır eşyaları beraberlerinde Yunanistan’a götürmüşlerdir. Kiliseye ait olan büyük çan şu anda İskeçe Kilisesi’nde kullanılmaktadır. Bu tarihten 2011 yılına kadar kilise kullanılmadan atıl bir halde bırakılmıştır. Uzunköprü Belediyesi tarafından Kasım 2011 tarihinde başlatılan restorasyon çalışmaları 2013 yılında tamamlanmış, eski ihtişamlı görünümüne kavuşturulan tarihi kilise Fener Rum Patriği Bartholomeos’un da katıldığı büyük bir törenle 11 Mayıs 2013 tarihinde yeniden açılmıştır. Günümüzde kilise Kültür ve Sanat Merkezi olarak hizmet vermektedir.

Gazi Turhan Bey Camii ve Türbesi

Osmanlı sultanları II. Murat ve Fatih Sultan Mehmet döneminin en önemli komutanlarından biri olan Gazi Turhan Bey için yapılan cami ve türbedir. II. Murat’ın damadı ve Fatih Sultan Mehmet’in kayınbiraderidir. Mora fatihi olarak bilinen Gazi Turhan Bey’in babası Paşayiğit ve oğlu Ömer Bey de dönemlerinin önde gelen komutanlarındandır. 2. Kosova ve Varna savaşlarında büyük yararlılıklar göstermiş, Balkanlar’da fethedilen yerlere Türkmen aşiretlerin yerleştirilmesinde önemli rol oynamıştır. İstanbul’un fethi sırasında Avrupa’dan gelen yardımı önleyen de kendisidir. Her ne kadar doğum ve ölüm tarihi tam olarak belli olmasa da kendisinin 1456 yılının ortalarına doğru vefat ettiği ve Kırkkavak Köyü’nde kendisi için yaptırılan türbeye defnedildiği bilinmektedir. Yaptığı önemli hizmetlerden dolayı 1454 yılında bugün Uzunköprü’ye 8 km uzaklıkta olan Kırkkavak köyü Gazi Turhan Bey’e vakıf olarak verilmiş, o da burada büyük bir Külliye inşa ettirmiştir. Meşhur Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi 1658’de bu köyü gezmiş ve Seyahatname’sinde köyün güzel bir hanı, hamamı ve camisi olan bir yer olduğundan bahsetmiştir. Günümüzde ise bu Külliye’den geriye sadece cami ve türbesi kalmıştır. Gazi Turhan Camii ve Türbesi çağdaşı türbe ve camilerle yapısal olarak aynı karakteristik özellikleri taşımaktadır. Her ikisi de süsleme bakımından oldukça sade tutulan kompleksin camisi moloz taş ve tuğladan, türbesi ise kesme taştan kare planlı olarak inşa edilmiş ve üzerleri kurşun kaplı birer kubbeyle örtülmüştür. Tek şerefeli bir minareye sahip olan camide ahşaptan bir son cemaat sundurması da bulunmaktadır. Son zamana kadar oldukça kötü durumda olan cami ve türbe baştan başa bir restorasyondan geçirilerek 2008 yılında ziyarete açılmıştır.

Kent Müzesi

Uzunköprü Belediyesi Kent Müzesi eski Tekel (Reji) binasının restore edilerek müzeye dönüştürülmesi sonucu 16 Aralık 2013 tarihinde hizmete açılmıştır. Başlı başına tarihi eser niteliği taşıyan müze binası 1900’lü yılların başında özel konak olarak yaptırılmış, 1939’dan itibaren ise Tekel depo, satım ve lojmanı olarak kullanılmaya başlanmıştır. 1990’larda Uzunköprü’de Tekel işletmesinin kaldırılmasından sonra bina boş bırakılmış ve neredeyse yıkılma noktasına gelmiştir. Tarihi niteliğine uygun olarak müzeye dönüştürülerek kurtarılan bina, ilçenin sahip olduğu tarihi eserlere ev sahipliği yapan bir merkeze çevrilmiştir. İki katlı ve altı odalı olan müzenin her bir odası tarihi eserlerin türlerine göre ayrı ayrı sergilendiği bölümlere dönüştürülmüştür. Alt katta bulunan ilk üç bölümde kente ait olan tarihi eserler toplu olarak sergilenirken, Yaşam Odası, Gelin Odası, Kahve Köşesi gibi bölümlerin olduğu üst kattaki odaların her biri ise geçmiş hayatın tekrar canlandırıldığı ve ziyaret edeni o dönemin gündelik hayatından sahnelere götüren yerler haline getirilmiştir. Müzeye giriş ücretsiz olup Pazartesi hariç her gün ziyarete açıktır.

Tren İstasyonu

İnşası 1873 yılında tamamlanan istasyon, Çanakkale Savaşı’nda büyük bir rol üstlenmiştir. Bu anlamda önemi oldukça büyük olan istasyon İstanbul'u Avrupa’ya bağlayan tren yolu üzerinde bulunmaktadır.

Gazi Mahmut Paşa Çeşmesi

Park Çeşmesi olarak da bilinen bu çeşme, 1965 yılında inşa edilmiştir. II. Murat tarafından yaptırılan çeşmenin arkasında küçük bir park bulunmaktadır.

Türk Ocağı Binası

1914 yılında inşa edilmiş olan Türk Ocağı Binası aslında bir kütüphanedir. 1928 yılında Marsilya’dan getirtilen araç gereçler ile donatılmış olan bina, 1951 yılında halkevleri kapandıktan sonra içerisindeki 3000 kitap, araç ve gereçlerle hazineye devredilmiştir. 2011 yılında restore edilmiş ve ilçe kütüphanesi olarak hizmet vermektedir.

UZUNKÖPRÜ'DE NE YENİR?

Bir Türk ve Balkan kenti olarak Uzunköprü, hem kendine özgü hem de Balkan ve Türk mutfağına ait olan yemek, börek ve tatlı çeşitlerinin bir arada bulunabileceği geniş bir mutfağa sahiptir. Sadece bu yöreye has olan beyaz yahni, kaşarlı köfte, Uzunköprü köftesi, kayısılı kuzu, domates dolması ve yer elması çorbası ile nektarili fincan tatlısı gibi yemek ve tatlı çeşitlerinin yanında Balkanlar’a has ciğer kapama, Arnavut ciğeri, Edirne ciğeri, lahana aşı, akıtma, kıvrım böreği, pırasa pidesi, gül ve zerdali tatlısı, cevizli şekerpare ile sütlaç diğer geleneksel Türk yemekleriyle birlikte zengin Uzunköprü mutfağını oluşturan en önemli lezzetlerdendir.

HEDİYELİK ÜRÜNLER

- Kavala Kurabiyesi: Edirne kurabiyesi olarak da bilinen Kavala kurabiyesi, ağızda dağılan müthiş lezzetiyle mutlaka tercih edilmesi gereken hediyelik ürünler arasında yer almaktadır.

- Mis Sabunu: 1600’lü yıllardan bu yana Edirne’de üretilmeye başlayan meyve sabunları en çok tercih edilen hediyelik ürünlerdendir.

- Aynalı Süpürge: El sanatının güzel örneklerinden olan aynalı süpürge, Uzunköprü gelenekleri arasında büyük önem taşımaktadır. Evlerin kapısının dışına asılan bu süpürgeler, evde evlenilecek çağda bir kız olduğuna işaret edermiş.

Kaynak : Vişne Haber Ajansı-www.istanbulgercegi.com

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları