Ekrem İmamoğlu, Atilla Taş'ın Youtube kanalına konuk oldu.
İBB'nin seçilmiş başkanı Ekrem İmamoğlu, Atilla Taş'ın Youtube kanalındaki programına konuk olarak katıldı. İmamoğlu, "Bir şehrin disiplini olmalı. Her gelen siyasi yapboz yapsın, kuralları çiğnesin... Böyle bir şehir yönetimi başarılı olamaz. İstanbul'un imar planı, yapılaşma anlayışı ciddi bir kaos yaratmıştır" dedi.
Ekrem İmamoğlu'nun açıklamaları şöyle:
-(Binali Yıldırım'ın 'oy çaldılar' sözü) Kötü bir ifade. Bir insana hırsız demek ne demek? Kavgada söylenmez. Çaldılar... Sahibi kim? Bu ülkede bakanlık, başbakanlık, Meclis başkanlığı yapmış birisi bu ifadeleri kullanamaz. 31 Mart öncesi başka bir Binali Yıldırım.. Sonra da hehalde oy için her şeyi yap denilmiş bir Binali Yıldırım izliyoruz. Ne yaparsanız yapın yaptıklarınız peşinizden gelir. Kötü söz sahibine aittir.
-Ekranlara çıktığımda sorumluluk sahibiyim artık. Ekrem İmamoğlu değilim tek başına. Millet sizi izliyor, ne dediğime bakıyorlar. 20 sene önce bile ne dediğime bakmaya başladılar. Belki çocukluk arkadaşlarıma soracaklar, 'çocukken de böyle miydi' diye. Böyleydim, uzlaştırmayı severdim. Küs olamazdım, şu an da küs değilim. Bu programı belki milyonlarca insan izleyecek. Bu insanlar çocuk, kadın olablir. Sözlerimin onlara moral vermesi lazım. Elbette benim hatalarım, eksikliklerim olabilir ama bunların topluma zarar vermeyecek hatalar olması gerekir.
Nefret duygusu beni çok üzüyor. Gezerken görüyorum ki bir kişi kötü bakıyor. Belli ki söylenenlerden kötü etkilenmiş. Allah'ım ne olur düzelt ruhunu diyorum. Sevmeyebilir ama nefret niye olsun? İnsanlarla iyi diyalog kurmak, iyilik üzerine bir süreci inşa etmek bu ülke için şu anda en önemli şey.
-Bu ülkenin bütün çocuklarıyla gurur duyuyorum. Bir çocuğun okula gitmediğini duyunca çıldırıyorum. Ne demek okuyamamak? Bu ülkenin bir çocuğunu eğitilmemesi ne demek? Çok enerjik bir nüfusumuz var diye gurur duyuyoruz ama ne yapıyoruz? Hangi koşullarda eğitiyoruz? Dünya seviyesinde neredeler? En büyük ilgim, sıralama yapıyorum: Çocuklar, anneler, gençler. Çocuklar ve anneler bence bir şey hissettiler. Geleceğinden dair kaygı duyuyorlar. Çocuklara ve gençlere çok değer veren bir şehir olacağımızı vadediyoruz.
- Bir şehrin disiplini olmalı. Her gelen siyasi yapboz yapsın, kuralları çiğnesin... Böyle bir şehir yönetimi başarılı olamaz. İstanbul'un imar planı, yapılaşma anlayışı ciddi bir kaos yaratmıştır.
Şehrin bir anayasası yok, hiçbir şey planlı yürümedi. En önemli felsefe bu şehre bir vizyon koymak. Bu kentin 150 köyünü koruyacağız. Tarımı, hayvancılığı destekleyeceğiz. Sayfiye alanları, alışveriş yapacakları, çocukların doğayı görecekleri yerler olacak. Bu, disiplin olursa olur. İşin içine kişisel rant kaygıları katılırsa o şehri Allah korusun. Ben bunları söylüyorum rakibim de aynı şeyleri söyleyecek. Bazen düşünüyorum biz mi yönettik 25 yıl bu şehri? Kime anlatıyorum, size anlatıyorum, yapmadınız.
-(Sosyal yadımlar kesilecek mi) Biz insanların ihtiyacı olan şeyleri karşılamaya hazırız. Ama bunu gözlerine sokmayız. Desteğimizi vereceğiz daha fazlasını da yapacağız ama bu şehrin yoksulları olsun istemiyoruz. Yoksulluğu giderici çalışmalar da yapacağız. Onlar oy hesabı yaptılar, 'git partiye üye ol, öyle gel' dediler. Üye değilsen işe giremezsin, partiye üye değilsen yardım alamazsın... Yok kardeşim böyle bir şey. Herkes benim başımın üstünde. Hangi partiye üye olduğun umrumda değil.
Belediye başkanlığı yaptım. Bir kişi diyemez ki partimizi sordu. Onlar çalmaktan bahsediyor biz hak, hukuk, adaletten bahsediyoruz.
-16 milyon insanımızı, 82 milyon insanımızı vatansever olarak görüyorum. Kimsenin inancına, partisine bakmam. Bir avuç insan hata yapabilir. Bir avuç insan YSK sürecinde demokrasiyi gasp edebilir. Bir avuç insan rant, kişisel bekası yüzünden ülkenin geleceğini tehdit edebilir. Ben o masum insanları oy verdi diye suçlayamam, vatandaşımızın başımın üstünde yeri vardır.
-Çokça yakın tarih okuyan birisiyim. Yakın tarihteki siyasi gelişmeleri takip ederim. Roman, öykü tarafında zayıf kaldım. Biyografileri çok okurum. İnsanların yaşamları inanılmaz bir tecrübedir. 6 aydır bazı dipnotları, bölümleri hariç tutmak dışında kitap okuyamıyorum. 6 aydır tamamen İstanbul odaklıyız.
-Her insan adına güzel işler yapmak bize nasip olsun. Ülkemizin gerçek işlerle uğraşmaya ihtiyacı var. Gerçeklik, bilimdir, tarımdır, üretmektir, sanattır, edebiyattır, kültürdür. Bunlar değer katar hayata."