İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kanal İstanbul için itiraz dilekçesini Beşiktaş'taki Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne verdi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu Kanal İstanbul için itiraz dilekçesi vermek için geldiği Çevre ve Şehircilik İl Müdürülüğü önünde açıklama yaptı.
İmamoğlu'nun açıklamaları şöyle:
"Baktığınızda önce plan askıya çıkar. Sonra projeye göre bir ÇED raporu uygulanır. Her şey apar topar. Bizim derdimiz bu güzel memleketin, coğrafyanın iyiliklerle buluşması, güzelliklerle buluşması, zarar görmemesi. Örneğin çevre planı düzeni dediğiniz, aslında bir uzlaşma metnidir. Yani toplumsal bir uzlaşmadır. Kapalı kapılar ardında yapılmaz. Hele hele 1/100.000’lik plan bir anayasa gibidir. En üst perdeden bir plan düzenidir. Kimin haberi var? Bir şey duydunuz mu? Bir çalışma duydunuz mu? Odaların, sivil toplum kuruluşlarının üniversitelerin kimin haberi var? Hiç kimsenin haberi yok. Yani dünyanın hiçbir yerinde böyle bir uygulama olmaz. Bu anlayış, yanlıştır. Bu işin içinde olanlar, bu işi hazırlayanlar… Onların bile çocuklarının, torunlarının geleceği için ben şu anda itirazda bulunuyorum. Bu şehirde yaşayan bu ülkede yaşayan hatta dünyadan bu şehri takip eden herkes için.
Bu şehirdeki gençler neden ülke dışına gidiyorlar bunu araştırmamız lazım. Bunlara kaliteli ekosistem oluşturmamız lazım. Yeni teknoloji geliştiren gençleri bu şehirde ortam var etmemiz lazım. Bu şehrin derdi kanal değil. E-5'i nasıl geçeceksiniz daha plan yok. Suyla ilgili 3 bilim insanının raporunu okuyorum, uykularım kaçıyor. Bir bilim insanının tarifi şu: Tümüyle yer altı su kaynaklarının akışını yok ediyorsunuz. Yaratmak istediğini ada yarınlarda yerleşime uygun olmayan kurak bir alana dönüşme riskine sahip. Bunlar 5-6 sene önce yazılmış. Bir siyasi tartışma değildir bu. Bir siyasi abluka altında gazetede köşe yazısı yazmak, TV'de siyasi tarafgirlik... Başka konuda beni yerden yere vurun ama bu konu başka. Bu sizin çocuklarınız için, bu konu şehrin geleceği çocuklarımız için önemli. Herkes evine gidip çocuklarının gözlerine baka baka bir daha gözden geçirsin. Ben bu güzel şehrimin, güzel insanlarımız, 82 milyon yurttaşımız adına ÇED raporuna itiraza geldim. Rapora itiraz edeceğim. Süreci takip edeceğim. Hukuksal zeminde sürecin nasıl değişeceğini, mücadelemizi kol kola vereceğiz. Birileri gibi yüksek tondan bağırarak çağırarak, had bildirerek değil... O işler geçti. Kimse duymuyor, kimseye tesir etmiyor. Ama güzel cümleler tesir ediyor. Varsa akılla bilimle anlatın, talimatla anatmayın ne çocuklara, ne gençlere geçmiyor, hiç kimseyi de korkutmuyor. 'Ben bilirim, yaparım, isteseniz de istemesiniz' cümelelerinin hiçbiri geçmiyor.
Herkesin havasının suyunun, geçmişinin, haklarını savunuyoruz.
Her şey ters işliyor. Öyle bir plan olur mu? Toplumsal uzlaşmanın olmadığı 1/100 binlik plan olur mu? 39 belediye başkanının hangisinin tek kelime bilgisi var, yok. 16 milyon insan bunları söylemem için beni seçti.
Biz şehrin vicdanını temsil ediyoruz. Ben istemiyorum diye kimse bu işi istemiyorum, demesin. Akılla bilimle desin.
(Metro, İETT'de Kanal İstanbul yayınları) Daha çok bilgilendireceğiz halkı. 8 senedir bu işi evirip çevirenler keşke akıllla bilimle bir şey sunsalardı. Bu millet kat, yat, saray, 80 katlı bina hiç istemiyor. Bu millet iş, aş, eğitim istiyor.
Yurt dışınyla ilişkilerimizde sorunlarımız varken bu şehri, ülkeyi Kanal İstanbul'la meşgul etmek devlet adamlığına sığmaz.
(Referandum) Halkın fikri her zaman önemlidir."
İmamoğlu'nun itiraz dilekçesi şöyle:
"İstanbul ili Küçükçekmece, Avcılar, Arnavutköy, Başakşehir ilçesinde Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü tarafından yapılması planlanan Kanal İstanbul (Kıyı Yapıları, Yat Limanları, Konteyner Limanları ve Lojistik Merkezleri, Denizden Alan Kazanımı, Dip Taraması, Beton Santralleri Dahil) Projesi ile ilgili olarak hazırlanan, son verilen ÇED Raporu’na ilişkin itirazlarımın sunulması, ÇED olumsuz görüşü verilmesi talebidir.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve İstanbul’da ikamet eden bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, İstanbul ili, Küçükçekmece Gölü – Sazlıdre Barajı – Terkos Gölü doğusunu takip eden güzergahta yaklaşık 45 kilometre uzunlukta, 20,75 metre derinlikte ve 275 metre genişlikte bir Kanal açılması için hazırlanan projeye ilişkin hazırlanan ÇED raporuna itiraz ediyorum.
Kanal İstanbul’un tümüyle ortadan kaldıracağı tarım alanları, mera alanları, orman alanları, su havzaları, yeraltı suları, gölet alanları, denizi, flora ve fauna, kıyı alanları, sit alanları ortada iken, söz konusu rapor, bu denli büyük bir çevresel tahribat yaratacak projeye ilişkin yeterli bir değerlendirme, etki analizi ve koruma programı sunmamakta, sunması da mümkün gözükmemektedir. ÇED Raporu, projenin olumsuz çevresel etkilerini bertaraf edecek değerlendirmeler içermemekte ve bilimsel yeterliliği konusunda şüphe uyandırmaktadır.
İstanbul’u son derece yaşanmaz hale getirecek bu proje ile milyarlarca liralık kamu kaynağının, istihdam oluşturmak, devletin vatandaşa sunması gereken sağlık ve eğitim gibi temel hizmetleri geliştirmek, depreme karşı İstanbul’u hazır hale getirmek gibi halkın öncelikli ihtiyaçlarına aktarılmak yerine plansız ve programsız bir biçimde harcanmasının önü açılmıştır.
Kanal İstanbul Projesi’ne yönelik hazırlanan CED raporun ilişkin İBB Başkanlığı başta olmak üzere, birçok kurum ve kuruluş, bilim insanı, sivil toplum örgütleri ve vatandaşlarımız haklı itirazlarını Bakanlığın ilgili makamlarına sunmuşlardır. Bilimin ortaya koymuş olduğu gerçekleş, ulusal mevzuatımız, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak altına imza atmış olduğumu uluslararası sözleşmelerle bağdaşmayan ve tüm bunlarla birlikte yurttaşlarımızın daha mutlu, daha yaşanabilir, geleceğe umutla bakan bir İstanbul’da yaşama taleplerini, ortana kaldıran bir projenin hayata geçirilmesinin, bu katim şehrin Belediye Başkanı olarak sessiz kalmam mümkün görülemez. Anayasa’nın 56. Maddesi’ne göre, “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede aşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çer kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.” Kanal İstanbul projesi, doğal çevreyi değiştirerek olumsuz etkileyecek, bir başka deyişle çevre ve halk sağlığını bozacak bir proje olduğundan 16 milyon İstanbullunun “sağlıklı çevrede yaşama hakkı”nın ihlal edilmesini kabul etmiyoruz.
Özü itibariyle, Kanal İstanbul Projesi ile İstanbul’un yaşam destek sistemleri olan Kuzey Ormanları, su havzaları, su havzalarını besleyen su kaynakları, tarım ve mera alanları yok olacaktır. Doğal yaşam alanları ve ekosistem bozulacaktır. Doğal ve arkeolojik sit alanları, tabiat parkları, milli parklar vb. koruma alanları yok olacaktır. Sadece İstanbul’da değil, Trakya’ya kadar tatlı suların beslediği tarım alanları yok edileceği için bölgede tarım ve hayvancılık yapılamaz hale gelecektir. Karadeniz’in kıy alanları yok olacaktır. Üç aktif fay hattının geçtiği bölgeye nüfus ve yapılaşma baskısı yükleyecek afet riskini artıracaktır. Ulaşım sistemi içinden çıkılamaz bi hal alacak, kentsel yaşam maliyetleri misliyle artacaktır.
Sonuç olarak; Anayasal yetkilerimi kullanarak Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 1. maddesinin 4. Fıkrası çerçevesinde ÇED Raporuna itiraz ediyor, proje için ÇED Olumsuz Kararı verilmesini talep ediyorum.
Ekrem İmamoğlu
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı"

Kaynak : www.istanbulgercegi.com