loading
close
SON DAKİKALAR

Ekrem İmamoğlu'ndan Fuat Oktay'a yanıt: Ben toplantıya çağrılmadım

Ekrem İmamoğlu'ndan Fuat Oktay'a yanıt: Ben toplantıya çağrılmadım
Tarih: 29.09.2019 - 09:42
Kategori: Gündem

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. İmamoğlu, Fuat Oktay'ın AFAD toplantısına ilişkin açıklamasına tepki göstererek, "Davet edilmedim. Suskunluğum devlet terbiyemdendir. Çağrılıp gelmedi diye konuşan yöneticiler olunca basın toplantısı yapma gereği duydum" dedi....

Ekrem İmamoğlu'nun açıklamaları şöyle:
"Sizlerle, depremle ilgili süreci analiz etmek adına buluştuk. Yaşadığımız depremi her gün hatırlatan artçıları da devam ediyor. Ben olaya şöyle bakıyorum: Depremi hiç unutmamayı, her zaman hafızamızda diri tutmayı ve bu konuda herkesin sorumluluğu üstlendiği günleri istiyoruz. Bu konuda biz kararlıyız. Şu anda tümüyle deprem sürecine odaklı çalışmalarımızı kurum içerisinde yürütüyoruz, yönetiyoruz. Öncelikle bazı tartışmaların sona ermesi adına, deprem toplanma alanlarıyla ilgili envanteri çok yakın bir zamanda basınımızla paylaşacağım. Bunu paylaşmakla kalmayacağız. Deprem toplanma alanlarının yeterliliği konusunda yaptığımız çalışmada nasıl bir yol haritamız olacağını anlatacağız. İnsanlar, İstanbul’da en azından bir afet sonrası süreçte, deprem toplanma alanlarıyla ilgili bizim eylem planımızı öğrenmiş olacaklar. Bu sürecin çözülmüş haliyle İstanbul halkıyla buluşmasını sağlamak en önemli temennimiz.”
Deprem, tek başına afeti ya da afet sonrasını konuşmak değil. Genelde böyle yapıyoruz. Bizim için esas olan, depreme hazırlık yapmak. Bu ne demek? Bu şehrin insanlarının yaşadıkları, çalıştıkları, eğitim gördükleri alanlarda, özellikle kamu alanlarında ve kendi müstakil alanlarında sağlam bir yapıya sahip olmalarını sağlamak. Bu konuda her türlü hassasiyete sahibiz. İstanbullular, bu konuda etkili bir dönemi İBB nezdinde yaşayacaklar. Deprem, bu kentin en hayati konularından bir tanesi, belki de en önemlisi. Geçen günlerde katıldığım bir TV programında bana, ‘Sayın Cumhurbaşkanı’yla bir araya geldiğinizde ilk neyi konuşacaksınız’ diye sorduklarında, ‘Depremi konuşacağım’ demiştim. Biz, o gün daha depremi yaşamamıştık. Bu benim, İBB Başkanı olarak depreme verdiğim önemin bir göstergesi. Yapılan bütün polemiklere rağmen 3 gündür susuyorsam, elbette bir sebebi var. O da bu depremin, polemiklere kurban gitmemesine olan hassasiyetimdendir. Susmamın fırsata çevrilmesine de asla zemin taşıyacak ya da izin verecek bir kişiliğe de asla sahip değilim. Ben, 16 milyon kişinin yaşadığı bu kentte halkın tercihiyle, en yüksek oyla seçilmiş İBB Başkanıyım. Bazıları benden ‘Şehirden sorumlu arkadaş’ diye bahsediyor. Bu, onların acizliğini gösterir. Bu dili kullananların sürece saygısının olmadığını gösterir. Bu, beni çok derinden üzüyor. ‘İBB Başkanı’ diyebilmek, aslında çok değerli ve önemlidir. 16 milyon İstanbulluya gösterilen saygının karşılığıdır. Diyememenin de psikolojik bir temeli vardır; o benim işim değil. Bu psikolojik temeli ve bu sorunu kendileri sorgulasınlar. Ya da onlara yardımcı olacak arkadaşlar da bunu irdelesinler.
Gelelim davet meselesine. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısına yürekten katılıyorum; onu söyleyeyim. İBB Başkanı, bir şekilde devletin deprem toplantısına davet edilmiş de katılmamışsa, büyük ayıp etmiştir, büyük yanlış yapmıştır. Kesinlikle de siyasetini yapıyorsa da bu en büyük ayıptır. Ama bu böyleyse! Siyaset yapmak isteyen bir kişi, bir gün önce çağrıldığı bir toplantıya koşa koşa gittiği bir toplantıya, ki deprem olur olmaz aradığım ilk kişi, bu şehrin valisidir. Sayın Vali’mizi 15.00 civarlarında aradım, ‘Ben, havaalanından AKOM’a geçiyorum. Bilginiz olsun. Bir şey olursa da haberleşelim sayın Vali’m’ dedim. Ben, 18.30’a kadar AKOM’da çalışmalarımızı sürdürdüm. O saatten sonra da sokağa çıkan insanları ziyaret etmek adına Bağcılar’a giderken, birkaç kilometre kala aldığım telefonla yönümü değiştirdim ve 20-25 dakika sonra Valilik’teki toplantıda oldum. Davet edildim ve koşa koşa gittim. Sonrasında da katıldığım iki TV programında da o toplantının gerekliliğini, sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısının da orada ortaya koyduğu, hesap sorduğu tavrını da önemli ve değerli bulduğumu söyledim. Siyaset yapacak insanın orada ne işi var ya da televizyonlarda niçin böyle konuşuyor?
Bu kadar net bir tavrı ortaya koyan bir kişi olarak, 3 gündür önüne gelenin bu toplantı ile ilgili yorum yapmasını, konuşmasını esefle kınıyorum. Bakanların, bazı siyasi parti temsilcilerinin bu konuyla ilgili, benim şahsımı hedef alarak, bu süreci bu şekilde yorumlamasını kınıyorum. Çok ayıp. Suskunluğumu fırsata çeviren insanları da acizlik olarak yorumluyorum. Çağrıldığım her devlet toplantısına, devletimin beni çağırdığı her toplantıya koşa koşa giderim. Suskunluğumun iki sebebi var: Bir tanesi bu depremin önüne geçmemesi ile ilgili direncim ve ısrarım. İkincisi de devlet terbiyem, devlet adamlığı terbiyemdir. Herkesin de bu hassasiyetle davranmasını beklerdim. Ama olmadı. Üzülüyorum.
Eğer bu şehirde siz hala sistem kurduğunuzu ve kurulan sistemde de toplanma alanlarının mükemmel olduğunu savunuyorsanız, 16 milyon insan da bundan mutluysa, ben de mutlu olurum. Çıkar milletimin önünde, milletimden özür dilerim. Ama değil! Ben, kafamı kuma sokamam. Bu mu rahatsız etti? Ya da benim bulunmam gereken ortamlarda bulunmamam, sizi bunun için mi rahatsız etti. Ben, bu şehrin geçmişinden bugüne kadar yapılan yanlışlarla yüzleşecek bir yönetici olduğum gibi, yarınlara dönük atacağım adımlarımda da kararlı olacağım. Bu şehre hata yaptırtmayacağım. Bu şehre, insanların sesini dinleyerek, asla ve asla ihanet edilmesine müsaade etmeyeceğim. Onun için bu millet beni seçti. Onun için benim o sürece bakma anlayışım budur. Ben, bu süreç kapansın istiyorum. Konu da kapansın. Siyaseti unutalım. 
İşimize bakalım. Bu şehrin insanlarının bizden beklentisi var. İnsanların bizden depremle ilgili hareket planı beklentisi var. On binlerce binalarda sıkıntılı binalarda ya yaşıyor ya çalışıyor insanlar. Konumuz bu olmalı. (Fuat Oktay'ın davet edildiğine ilişkin açıklaması) Bunu iddia eden insanlar açıklayacak beni kim çağırdı, kim aradı, kaçta aradı? Ben çağrılmadım. Birim başkanları çağrıldılar ben çağrılmadım. Ben lojistik merkezimize gittim. Günümü yine deprem gündemli geçirdim. Bazı gazeteci arkadaşlara seslenmek istiyorum. Gazeteci arkadaşların valiliğin açıklamasının ardından 'özür diliyorum' gibi açıklamalarını kabul etmiyorum. Ararsınız sorarsınız. Bu şehrin milyonlarca oyunu almış, en değerli temsilcisi Ekrem İmamoğlu'dur. 
-Buradan sesleniyorum, seçim bitti. 2 turlu yaptığınız seçim 23 Haziran'da bitti. İşinize bakın, işimize bakalım. Ortak masalar kuralım şehrin sorunlarını çözelim. Deprem benim için en önemli meseledir. Sizi çözüme, bir arada çalışmaya davet ediyorum. 
-AFAD'ın 28 birim başkanı var. 28 birim başkanından rapor alacağım ve hesap soracağım diyen başkan yardımcısı davet ediyor. Ben birim başkanlarımızın süreci takip etmeleri talimatını verdim, çağrılmadım. 28 birim başkanının 2'si İBB'den. Ben vali beyi valilik açıklamasından sonra arayıp tepkimi dile getirdim.
-Deprem günü 18.30'da çağrıldım. AFAD'da toplantı 14.00'de başladı. Çağrıldım koşa koşa gittim. Ertesi günkü toplantıya çağrılmadım. 
Ben polemiğin içine girmek istemedim. Karşı tarafın bu işi bu hale getireceğini düşünmedim, bile. Bu sözümü çağrılıp gelmedi diye konuşan yöneticiler olunca basın toplantısı yapma gereği duydum. Suskunluğum devlet terbiyemdendir.  
-(Haydarpaşa Garı ihalesi) Dün 150 kreşin başlangıcını yaptık. Bunu konuşmak isterdim. Ne yazık ki bunları konuşuyoruz. Haydarpaşa ve Sirkeci çok önemli. Bu simgesel alanların ne olacağı Türkiye'nin ilgisini çekiyor. Biz de bunu takip ediyoruz. Ulaştırma Bakanlığı iki alanı ihaleye çıkarıyor biz de katılmak istiyoruz. Buralar SİT alanı, üstüne bir şey yapamazsınız. Para da kazanamazsınız, güzel. Kanun bu tür yerleri kamu kurumlarına devredebilir, işletebilirsiniz,diyor. İBB de kamu kurumu. Bu kadar güzel yeri ihaleye çıkarıyorsunuz şartnameye 20 milyon TL'lik dijital teçhizat istiyoruz, yazıyorsunuz. Bu teçhizat 1-2 medya kanalında vardır. Siz İBB ihaleye girip rekabeti önlüyor deme motivasyonunu nerden buluyorsunuz? Bir an önce protokolle İBB'ye devredin. Biz bu alanları kültüre sanata adayarak şehre hediye edelim. Biz bu ihaleye gireceğiz. Dilerim ki herkes bize yardımcı olur.
-(Öğrencilere servis taahhüdü)Biz ihtiyacı olan ailelere hem eğitim desteği hem nakdi destek için özel çalışma yürütüyoruz. Buna servis desteği gibi bir ayrım yapmıyoruz. -CHP'nin genel merkezde ortaya koyduğu taahhüt ihtiyacı olan kişilere servis desteğiydi. MEB'İn de bir süreci var. Bizim İstanbul'daki bütün öğrencilere servis taahhüdümüz yok, genel merkezin de yok. 
-Benim danışmanım üzerinden bana saldırma gelenekleri gelişiyor. Elimizde genelge var. Henüz genel kurul yapamıyoruz. Bu yüzden etrafımızdaki 9-10 arkadaşımıza fazla görevler yazdık. Bunun davası Danıştay'da devam ediyor. Benim danışmanım 2 maaş almıyor. Kural gereği birkaç yerde görev alır ama 1 maaş alır. Kimse danışmanımı sorgulamaya kalkmasın kararı veren benim. Hesap soracaklarsa ben burdayım."

 

Kaynak : www.istanbulgercegi.com

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları