Ergenekon Davasında yargılanan sanıkların avukatları, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti'nin Başkan ve tüm Üyelerini Reddetti...
Ergenekon Davasında yargılanan sanıkların avukatları, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti'nin Başkan ve tüm Üyelerini Reddetti...
Reddi Hakim yapan Avukatların basın açıklamasının tam metni;
KAMUOYUNA AÇIKLAMA
Bizler; Ergenekon Davasında yargılanan sanıkların avukatları olarak, bu davaya bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti'nin Başkan ve tüm Üyelerini REDDEDİYORUZ.
Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanı ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nu, bu Hâkimlerle ilgili DERHAL YASAL İŞLEM YAPMAYA ÇAGIRIYORUZ.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Heyetinde yer alan Hâkimler, ülkemizin önde gelen Aydınlarının, Milletvekillerinin, Siyasilerinin, Bilim insanlarının, Hukukçularının, Gazetecilerinin ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin emekli ve muvazzaf askerlerinin hürriyetlerini hukuki hiçbir gerekçe göstermeksizin gasp etmek suretiyle KEYFİ MUAMELE ile GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMAK, HÜRRİYETİ TAHDİT ETMEK ve KAMU GÖREVİ NİTELİĞİNİ TAŞIYAN AVUKATLIK GÖREVİNİ YAPTIRMAMAK İÇİN DİRENME SUÇLARINI işlemektedir.
Bu, Yasaların açıkça hiçe sayılması demektir!
Son olarak, 3.Yargl Paketi'nin gereklerini yerine getirmeyerek Türkiye Büyük Millet Meclisini de hiçe sayan Hâkimler, SADECE SİLİVRİ’YE ÖZGÜ HUKUK DIŞI BİR YARGILAMA USULÜ İCAT ETMİŞLERDİR.
Sanıkların ve biz avukatların, konuşma hakkı tamamen kısıtlanmış, hatta buna itirazda bulunmak dahi yasaklanmıştır.
Ceza Muhakemesi Kanununda yer alan emredici düzenlemeler yok savılarak, sanıkların, avukatları ile görüşmesi ve yazışması Hâkim denetimine tabi kılınmıştır. Savunmayı baskı altına almaya yönelik böylesine hukuk dışı bir uygulama, Sıkıyönetim döneminde dahi yaşanmamıştır.
Birbirleri ile hiçbir irtibatı bulunmayan 20 iddianamenin birleştirilmesiyle kocaman bir enkaz haline getirilmiş olan bu davanın delilleri; TERÖR YA DA YÜZ KIZARTICI SUÇLARDAN DOLAYI DAHA ÖNCE MAHKOM OLMUŞ GİZLİ TANIKLARA, SAHTE CD'LERE, BELGESİZ DUYUMLARA VE BİRBİRİYLE ÇELİŞEN RAPORLARA dayanmaktadır.
Danıştay Cinayeti ve Cumhuriyet Gazetesinin bombalanması gibi failleri daha önceden tespit edilerek sübuta ermiş birkaç dava dosyası ile bütün bu sahtelikler bilinçli bir biçimde harmanlanarak, kamuoyuna gerçekmiş gibi sunulmakta ve böylece SANAL BİR TERÖR ÖRGÜTÜNÜN VARLIĞI İSPATLANMAYA çalışılmaktadır. Silivri'de yaşanan bu olaylar bir HUKUK CİNAYETİDİR.
Bütün bunların sorumlusu ve sürdürücüsü ise, maalesef REDDİNİ İSTEDİĞİMİZ İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ HEYETİNDE GÖREVLİ HÂKİMLERDİR.
Kamuoyuna duyurduğumuz bu değerlendirmelerin hukuksal gerekçeleri şunlardır:
Türkiye Cumhuriyet Sayın Başbakanı tarafından dahi "DEVLET İÇİNDE DEVLET OLDULAR" denilerek ağır şekilde eleştirilen ve "HAKSIZ TUTUKLAMA-YAKALAMA KARARLARI VERDİKLERİ" gerekçesiyle kamuoyunda güvenilirliklerini yitirdikleri açıkça ifade edilerek faaliyetlerine 6352 sayılı Yasa ile son verilen Silivri'deki Özel Görevli Mahkemede;
Ceza yargılaması sisteminde "SÖZLÜ" yargılama usulü Esas olmasına rağmen, Mahkemece sanıklar ve avukatlarının sözlü talepte bulunma hakları engellenerek, Silivri'de yaşanan HUKUK SUİKASTININ kamuoyuna aktarılması engellenmeye çalışılmakta; Sözlü talepte bulunmak isteyen sanıklara ise, yasal hiçbir dayanağı bulunmamasına rağmen "UZUN SÜRELİ DURUŞMALARDAN MEN CEZASI" verilerek "ADİL YARGILANMA HAKKI" açıkça ihlal edilmektedir.
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 149. maddesindeki emredici düzenleme uyarınca, "AVUKATIN, YARGILAMANIN HER AŞAMASINDA, SANIĞA HUKUKİ YARDIMDA BULUNMA HAKKI VE YÜKÜMLÜLÜGÜ BULUNMASINA" rağmen, duruşma salonuna yerleştirilen BARİYERLERLE Avukatların, Müvekkilleri ile fikir teatisinde bulunmaları kasıtlı olarak engellenmekte; müvekkillerine hukuksal yardımda bulunmak amacıyla bariyerleri geçen Avukatlar hakkında ise derhal SUÇ DUYURUSUNDA bulunularak SAVUNMA TARAFI BASKI İLE SİNDİRİLMEYE ÇALIŞILMAKTADIR.
- Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 154. maddesindeki amir hüküm uyarınca; "AVUKATLARIN, MÜVEKKİLLERİ İLE OLAN YAZIŞMALARI HİÇBİR ŞEKİLDE DENETİME TABİ TUTULAMAMASINA" rağmen, Mahkemenin son olarak verdiği 18.09.2012 tarihli ara kararı ile "SANIKLAR İLE AVUKATLARI ARASINDAKİ TÜM YAZIŞMALAR, MAHKEMENİN DENETİMİNE TABİ TUTULARAK", açıkça suç işlenmiş ve böylece, Mahkeme'nin, SANIKLARA "SUÇLU", AVUKATLARINA ise; "SUÇ ORTAĞI" gözüyle bakıldığı kamuoyuna ilan edilmiş bulunmaktadır.
- 3. Yargı Paketi kapsamında çıkartılan 6352 sayılı Kanun ile ADLİ KONTROL UYGULAMASINDAKİ ÜST SINIR KALDIRILMIŞ VE "ADLİ KONTROL UYGULAMASININ NİÇİN YETERSİZ KALDIĞI, KUVVETLİ SUÇ ŞÜPHESİ VE TUTUKLAMA NEDENLERİNİN SOMUT OLGULARLA KARARDA GÖSTERİLMESİ" hukuken zorunlu hale getirilmiş olmasına rağmen, Türk Milleti adına karar vermekle yükümlü Silivri'deki Özel Görevli Mahkeme, TBMM'nce çıkartılan Kanunu dahi hiçe sayarak, önceden olduğu gibi tüm sanıklar hakkında müşterek, soyut ve her seferinde aynı gerekçeler göstererek tutukluluk halinin devamına karar vermek suretiyle KEYFİ MUAMELE ile GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMAK ve HÜRRİYETİ TAHDiT ETMEK suçlarını işlemeye devam etmektedir.
- 5 yıldan bu yana devam eden yargılama sürecinde sanıklar ve avukatlarının tüm itirazları reddedilerek DÜZMECE, YASADIŞI DELİLLER VE TEMİN EDİLMİŞ GİZLİ YA DA AÇIK TANIKLARDAN medet umularak, SANAL BİR TERÖR ÖRGÜTÜ YARATILMAYA ÇALIŞILMAKTADIR.
- Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 181. maddesi ihlal edilerek, HANGİ TANIĞIN, HANGİ KONUDA ve HANGİ CELSEDE DİNLENECEĞİ hususunda SANIKLARA VE AVUKATLARINA MAKUL SÜRE İÇERİSİNDE BİLDİRİMDE BULUNULMAMAKTA ve son anda SÜPRİZ TANIKLAR ortaya çıkartılarak ya da SANIKLARIN VE AVUKATLARININ HAZIR BULUNAMADIGI CELSELERDE, DİNLENİLMESİNE karar verilerek “SAVUNMA HAKKI" kısıtlanmaktadır.
- Ayrıca, sanıklar ve avukatlarının; dinlenen Tanık ve Gizli Tanıkların YALAN BEYANDA bulunduklarını ortaya çıkartacak sorular yöneltmeleri, Mahkemece son derece agrasif bir biçimde engellenerek ADİL YARGILANMA HAKKI açıkça ihlal edilmektedir.
- Buna ilaveten, Mahkeme tarafından Tanıklara ve Gizli Tanıklara önce yönlendirici ya da yanıltıcı mahiyette beyanlarda bulunularak psikolojik baskı ortamı yaratılmakta ve ardından, son derece taraflı sorular yöneltilerek, sanıklar aleyhinde YAPAY DELİL YARATILMAYA çalışılmaktadır.
- Aynı şekilde, fotoğraflarına bakarak sanıkları teşhis edemeyen Tanık ya da Gizli Tanıklara, Mahkemece yönlendirici beyanlarda bulunularak HUKUKA AYKIRI BİÇİMDE KİMLİK TEŞHİSİ YAPILMASINA İMKÂN tanınmaktadır.
- TCK'nın 128. Maddesindeki ”SAVUNMA DOKUNULMAZLIĞI hiçe sayılarak, sanıklar ve avukatlarının yasal çerçevede, Mahkeme kararlarına karşı yaptıkları itiraz ve eleştiriler derhal MAHKEME HEYETİNE HAKARET YA DA TEHDİT olarak değerlendirilerek, haklarında suç duyurusunda bulunulmakta; buna karşılık iddia Makamının "MASUMİYET KARİNESİNİ" hiçe sayarak, sanıklar hakkında kullandığı son derece küçük düşürücü, şeref ve saygınlığını rencide edici beyanları" İDDİA DOKUNULMAZLIĞI" kapsamında değerlendirilerek "SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ İLKESİ" açıkça ihlal edilmektedir.
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 206. ve 207. maddeleri uyarınca, yargılamaya esas alınamayacak yasadışı delillere dayalı olarak Tanıklara ve Gizli Tanıklara sorular yöneltilerek SUNİ BİR SUÇ ve SUÇLU yaratılmaya çalışılmaktadır.
- 5 Yıldan bu yana devam eden yargılama sürecinde iddianamede sanıklara isnat edilen suçun sözde delili olarak gösterilen bazı DİJİTAL VERİLERİN İMAJLARI halen daha DOSYAYA İBRAZ EDİLMEYEREK, SAVUNMA TARAFININ CEZA MUHAKAKEMESİ KANUNU'NUN 67. MADDESİ uyarınca ÖZEL Bilir kişi RAPORU ALMASI ENGELLENMEKTEDİR.
- Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 204. maddesi uyarınca duruşma disiplinini bozan sanık hakkında sadece "0 CELSEYE GİRMEKTEN MEN CEZASI" verilebilmesine ve 3. Yargı Paketi ile CMK'nın 252. Maddesi kaldırılmış olmasına rağmen duruşmalardan esas hakkındaki savunmalara kadar men cezası verilmiş olan Serdar Öztürk ve Durmuş Ali Özoğlu'nun yasaklarının devam ettirilmesi, son olarak da 18.09.2012 tarihli duruşmada sanıklardan Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Oktay Yıldırım ve Erkan Önsel'e "16 DURUŞMAYA GİRMEKTEN MEN CEZASI" verilmesi;
sanık Doğu Perinçek'e ise "ESAS HAKKINDAKİ SAVUNMASININ ALINACAĞI CELSEYE KADAR DURUŞMAYA GİRMEKTEN MEN CEZASI" verilmek suretiyle SAVUNMA HAKKI SADECE KISITLANMAKLA KALMAYIP, KEYFİ MUAMELE İLE SAVUNMA TAMAMEN YOK EDİLMEYE ÇALIŞILMIŞTIR.
Bu çerçevede, TARAFSIZLIKLARINI VE BAĞIMSIZLIKLARINI YİTİRDİKLERİ KAMUOYUNDA ARTIK TARTIŞMASIZ BİR GERÇEK olan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı 28298 Sicil No'lu Hakim Sn. Hasan Hüseyin Özese ile Üye Hakimler 32346 sicil no'lu Sn. Hüsnü Çalmuk, 37266 sicil no'lu Sn. Sedat Sami Haşıloğlu, 39995 sicil no'lu Sn. Ercan Fırat, 40244 sicil no'lu Sn. Fatih Mehmet Uslu ve 41981 sicil no'lu Sn. Nihat Topal'ı, Yüce Türk Milleti'nin Huzurunda Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 25. vd maddelerine istinaden REDDEDİYOR ve KAMU VİCDANINDA DERİN YARALAR AÇAN ve ülkemizin, aynı zamanda uluslararası platformlarda da CİDDİ ŞEKİLDE İTİBAR KAYBETMESİNE sebebiyet veren bu DEMOKRASİ ve HUKUK AYIBINDAN biran önce kurtulması için, adı geçen Hakimler hakkında derhal yasal işlem yapılmasını teminen T.C. ADALET BAKANI ile HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU'NUGÖREVE DAVET EDİYORUZ.
İMZACILAR
Hurşit Tolon ve M. İlker Başbuğ Müdafii Avukatı İlkay Sezer
CHP 24. Dönem Milletvekili Prof Dr. Mehmet Haberal Müdafiileri Av. Dilek Helvacı, Avukat Selen Karacal
Prof Dr. Yalçın Küçük, Taylan Kırmızı, Muhammed Sarıkaya Müdafii Avukatı Kazım Yiğit Akalın
Em. Korg. Mehmet Ersöz Müdafii Avukatı İsmail Doğan Subaşı
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perincek V. Avukatı Osman Aydın Şahin
A Tuncay Özkan, Mehmet Göktaş ve bir kısım sanıklar Müdafii Avukatı Serkan Günel
Doğu Perinçek ve bir kısım sanıklar Müdafii Avukatı Murat Bülent Hatatoğlu
Mehmet B. Perinçek Müdafii Avukatı İbrahim Erdoğdu
A.Hurşit Tolon ve Mehmet Otuzbiroğlu Müdafii Avukatı Selen Karaçalı
Dursun Çiçek Müdafii Avukatı İrem Çiçek
Hıfzı Çubuklu Müdafii Avukatı Nazlı Çubukçu
Mustafa Ali Balbay Müdafii Avukatı Oktay Yılmaz
Veli Küçük Müdafii Avukatı Zeynep Küçük
Serdar Öztürk Müdafii Avukatı Demet Reçber
A.Hurşit Tolon Müdafii Avukatı Dilek Helvacı
Kemal Kermasız Müdafii Avukatı Gönül Kermasız
Vişne Haber Ajansı