loading
close
SON DAKİKALAR

Atı alan Van’ı geçemedi

Barış Terkoğlu
Tarih: 04.04.2024
Kaynak: Barış Terkoğlu - Cumhuriyet

Barış Terkoğlu; Unutmayın, adaletsizlik önce herkesin olağan bulduğu sınırı geçer. Olur da alışırsanız bir bakarsınız sizin kapınızı çalmış.

Ne garip… Güçsüze kalkan olması gerek hukuk, hırsızın eline eldiven, katilin eline bıçak oluyor.

Kanunları anlamak zor ama niyetlerini anlamak kolay. Şöyle anlatalım…

HDP eski Milletvekili Abdullah Zeydan, 4 Kasım 2016’da tutuklandı. 6 Ocak 2022’de ise tahliye edildi. Yani tam 5 yıl 2 ay 2 gün hapis yattı. Peki bu süreçte ne oldu? Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, Zeydan’a “örgüte yardım”dan 5 yıl, “örgüt propagandası yapmak”tan 3 yıl bir ay 15 gün, yani toplamda 8 yıl bir ay 15 gün hapis cezası verdi. Yargıtay, 26 Mayıs 2021’de propaganda cezasını onadı, yardım cezasını bozdu. Haliyle Zeydan’ın kesinleşmiş cezası 3 yıl bir ay 15 gün oldu. Zeydan, "zaten cezamı 2019 Aralık’ında doldurmuşum, fazladan da 3 buçuk sene geçmiş" diyerek, 27 Mart 2023’te yargılandığı mahkemeye başvurdu. Seçme ve seçilme hakkının verilmesini istedi. Mahkeme de 4 Nisan 2023’te "haklısın" diyerek bu hakkı verdi. İtiraz gelmedi. Karar kesinleşti. Zeydan, bu kesinleşmiş mahkeme kararıyla aday oldu. YSK adaylığını onadı. Adı pusulaya basıldı.

Savcılık bir yıl boyunca olanlara itiraz etmedi. Derken, seçime iki gün kala, Cuma günü olan oldu. Adalet Bakanlığı savcılığa, savcılık mahkemeye yazı yazdı. Bir yıl önceki kararını değiştirmesini istedi. Zeydan’ın yediği cezanın dolduğu 2019 yılının değil, Yargıtay’ın karar verdiği 2022 yılının esas alınmasını, böylece 2025’e kadar Zeydan’ın "aday olamaz" sayılmasını istedi. Mahkeme bir yıl önce kendi verdiği kararı bozdu. Vanlılar gidip Zeydan’a oy verirken bunlardan habersizdi. Seçimden sonra karar tebliğ edildi. Seçim Kurulu, Zeydan’a "seçimi kazandın ama sen başkan olamazsın" dedi. AKP’li adaya mazbatayı verecekti ki... YSK dün akşam bu gidişe “dur” dedi.

Ortada bir gerçek var ki, birileri mahkemeyi tam anlamıyla seçmene kumpas kurmak için kullandı.

Peki Zeydan, DEM Partili değil de AKP ya da MHP’li olsa ne olacaktı? Cevabını vereyim.

HEM MEMUR HEM ADAY

Adana’nın Kozan ilçesinde Cumhur İttifakı’nın adayı MHP’li Mustafa Atlı’ydı. Seçim, beklendiği gibi, MHP ile BBP ve CHP arasında geçti. MHP yüzde 28 alırken, BBP yüzde 25, CHP yüzde 21’te kaldı.

Sonuç pek olağan değildi. Bakmayın siz muhalefetin "her sandıkta varız" demesine. Kozan’daki 338 sandıktan en az 150’sinde muhalefetin temsilcisi yoktu. Kırsaldaki bu sandıklardan çıkan sonuçlar açıkça tutarsızdı. Atlı, bu oylarla seçimi kazanmıştı.

CHP, bunların da aralarında olduğu 296 sandığa seçimden sonra itiraz etti. Ama konumuz bu değil.

Mustafa Atlı, yakın zamana kadar, devlet bankası olan Halkbank’ta çalışıyordu. Bankada sıradan bir personel değil, bölge müdürlüğü yapıyordu.

Diyeceksiniz ki ne var…

Seçim, seçim gibi olsun diye bazı yasalar var. Devletin gücünü kullanan memurlar, yargı mensupları, askerler vs. süreç başlamadan istifa etmek zorunda. Sebebi de basit: Hem devlet partiler arasında tarafsız olsun, hem de adaylar ellerindeki devlet gücünü seçilmek için kullanmasın.

Seçim Kanunu’nun “Adaylık için görevden çekilmesi gerekenler” maddesinde şu yazıyor: “Hâkimler ve savcılar, yüksek yargı organları mensupları, yüksek öğretim kurumlarındaki öğretim elemanları, YÖK, RTÜK üyeleri, kamu kurumu ve  kuruluşlarının memur statüsündeki  görevlileri ile yaptıkları  hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri, aday olmak isteyen belediye başkanları ve subaylar ile astsubaylar, aday olmak isteyen siyasi partilerin il ve ilçe yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile belediye meclisi üyeleri, il genel meclisi üyeleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile sendikalar, kamu bankaları ile üst birliklerin ve bunların üst kuruluşlarının ve katıldıkları teşebbüs veya ortaklıkların yönetim ve denetim kurullarında görev alanlar…”

Nitekim YSK, bu yasaya dayanarak, seçime girecekler için 1 Aralık’a kadar istifa duyurusu yaptı. Ancak Mustafa Atlı, 31 Ocak’a kadar istifa etmedi. Halkbank’ta görev yapmaya devam etti.

GEÇTİ GİTTİ KARARI

Dahası…

Mustafa Atlı’nın propaganda videolarını izliyorum. Halka konuşuyor. Bankada esnafa kredi limitinin kalmadığını, aynı gün yarım saat içinde Kozan esnafı için 3 milyon kredi çıkardığını anlatıyor. Yani görevini siyasi propaganda için kullanıyor.

CHP, seçimden sonra, "zamanında memuriyetten ayrılmamış, adaylığı geçersiz, mazbatasını vermeyin" itirazı yaptı.

Mustafa Atlı, önce "bu yasa beni kapsamaz, ben yönetim kurulu üyesi değilim, bölge koordinatörüyüm" dedi. Ancak bir de memuriyet statüsünde olduğunun belgesi çıkınca kaçacak yeri kalmadı.

Diyeceksiniz ki peki Seçim Kurulu ne karar verdi?

İşte o karar önümde duruyor. 2’ye karşı 5 oyla alınan kararda aynen şu yazıyor:

"Kozan MHP Belediye Başkan Adayı Mustafa Atlı hakkında itiraza konu istifa durumu adaylık sürecinde itiraza tabi olup, adaylık itiraz edilmeksizin kesinleştiğinden ve seçilme yeterliliğine ilişkin bir husus olmadığından itirazın reddine…"

Yani Seçim Kurulu dedi ki, "haklı olabilirsiniz ama adaylığı kesinleşmeden itiraz edecektiniz, seçildikten sonra ben karışamam". Üstelik YSK’nın kimse itiraz etmeden basit bir çalışmayla görebileceği bu aykırılığı aday MHP’li olunca es geçtiğini anlamış olduk.

Böylece bir tarafı; hukuku zorlayarak, son dakika yol bularak, bir yıl önceki kesinleşmiş kararı değiştirerek engelleyen kurullar, öbür taraftaki usulsüzlüğe göz yumuyor. Mesele DEM ya da MHP’nin görüşü değil. Mesele adaletsizliğin sıradanlaşması, hukukun siyasete paspas edilmesi, normun kaybolup anormalin yayılması. Kuşkusuz tepkiler sayesinde, dün, YSK, son dakika müdahalesiyle, atı alanı Van’da durdurdu.

Unutmayın, adaletsizlik önce herkesin olağan bulduğu sınırı geçer. Olur da alışırsanız bir bakarsınız sizin kapınızı çalmış.

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları