loading
close
SON DAKİKALAR

Mansur Yavaş’ın yazısının sırrı

Can Ataklı
Tarih: 18.04.2024
Köşe: Günlük Yazılar
Kaynak: Can Ataklı - Korkusuz

Can Ataklı; Atatürk’ün şeref defteri olunca daha özenli davranmak gerektiğine inanıldığı için bu yöntem uygulanıyormuş.

ANALİZ

Erdoğan teselliyi “sayılarda” buldu

Yerel seçim sonucunun böyle çıkacağını muhtemelen hiç tahmin etmiyordu Erdoğan.

Oylarındaki erimeyi mutlaka görüyordu ama seçim haritasının bu kadar değişeceği hiç aklına gelmemişti.

Seçimden önceki yazı ve konuşmalarımda defalarca vurguladığım bir konu vardı.

“Bu seçim aynı zamanda iktidara bir güvenoyu seçimidir” demiştim hep ve ekliyordum “Erdoğan her seferinde çoğunluğu sağlayabildiği için ‘milli irade’ kavramını kullanıyor, bu seçimde eğer muhalefet toplam olarak yüzde 50’nin üzerine çıkarsa, Erdoğan bu silahı kaybedecektir.”

Erdoğan’ın Ankara ve İzmir’i yine kaybedeceğini bildiğini, Adana, Muğla ve Antalya’yı kazanabileceğini tahmin ettiğini belirterek “Bütün gücüyle İstanbul’a asılıyor, ama İstanbul’u kaybetse bile çoğunluğu sağlaması üzerine yine milli irade silahını kullanacağını” söylüyordum.

Erdoğan’ın İstanbul’u kaybetmesi halinde Türkiye’de kazanılan toplam belediye başkalıkları ve il genel meclisi oy oranlarıyla yine bir “zafer hikayesi” yazabileceğini belirtiyordum.

Ama Erdoğan’ın hesapları tutmadı.

Kazanacağı sandığı büyükşehir belediyelerini yine kazanamadığı gibi kendisinde olan 4 büyükşehir belediye başkanlığını da kaybetti.

Bu da yetmedi “AKP’nin kalesi” olarak tanımlanan birçok ilin belediye başkanlıkları da elinden gitti.

Üstüne üstlük gerek belediye başkanlıkları seçiminde gerekse il genel meclisi seçimlerinde de yenilgiye uğrayarak ikinci parti konumuna düştü.

Bu köşenin okurları ve televizyon- You Tube konuşmalarımı izleyenler hatırlayacaktır, seçimden bu yana “Erdoğan ne zaman konuşacak, sonuçlar üzerine bir değerlendirme yapacak mı?” diye soruyordum.

Erdoğan seçimden sonra parti yönetimiyle bir toplantı yaptı, söylediklerini ikinci ağızdan öğrendik hep.

Buna göre Erdoğan “Ben dahil hepimiz suçluyuz, önümüzde seçimsiz 4 yıl var, bunu iyi değerlendireceğiz, halkın mesajını aldık” demişti.

Erdoğan seçim sonuçları ile halkın önünde ilgili ilk değerlendirmeyi dün AKP grubunda yaptı.

Şöyle dedi;

“12 büyükşehir, 12 il, 346 ilçe 169 belde olmak üzere toplam 539 belediyenin emanetini AK Parti’ye vermiştir. MHP de 8 il, 113 ilçe ve 96 belde belediyesi kazanmıştır. Toplam 756 belediyeyi yönetme sorumluluğunu üstlenmiştir. Türkiye’deki 1400 belediyenin yarıdan fazlası yüzde 54,3’ü 5 yıl boyunca Cumhur İttifakı tarafından yönetilecektir.”

AKP genel başkanı bu seçimde ikinciliğe düştüğünden hiç söz etmedi.

Oylarındaki düşüşü ağzına almadı.

Belli ki teselliyi “sayılarda” bulmuş.

Tüm belediye başkanlıklarının yarısından fazlasını almakla övünüyor.

Erdoğan konuşmasının diğer bölümlerinde ekonomi konusuna yine fazla girmedi.

Enflasyonun büyük sıkıntı yarattığını söyledi ama bunun nedenine hiç değinmedi, hâlâ bir özeleştiri yapmayı düşünmüyor.

Şimdilik umut vermeye çalışıyor.

Ancak “başarı ile yürütüldüğünü” söylediği orta vadeli ekonomik program önümüzdeki günlerde daha da can yakacak.

Millet gözle görülür bir ferahlama bekliyor, ama bunun kısa sürede gerçekleşmesi mümkün değil, sadece umut vermekle bir yere varılamayacağını herhalde Erdoğan da biliyordur.

Taraftarlarını teselli etmeye çalışsa da yeniden toparlanması pek mümkün değildir.

OKURDAN MESAJ

Unutup gittik mi yoksa?

Yolun kenarındaki ATV araçlarına çarpan ve bir kişinin ölümüne neden olduktan sonra aynı gece apar topar Türkiye’den kaçan 17 yaşındaki gençle annesi Eylem Tok sanki unutuldu gibi.

İade talebi Amerika’ya gitti mi, Amerikan adalet bakanlığı konu ile ilgili araştırma yaptı mı, bir cevap verdi mi henüz bilinmiyor.

İzmirli bir okurum kısa bir süre önce gerçekleşen bir cinayet olayından sonra yaşananları anlatmış.

Biri kaza diğeri cinayet ama birindeki hızlı önlem çok farklı.

Olay şu;

İzmir Urla’da tarlasına giden bir çiftçi 19 yaşındaki Eyüp Çelik’in cesedi ile karşılaşıyor. Olay yerine polis geliyor ve araştırmalar sonucunda katilin 32 yaşındaki ağabey Erol Çelik olduğu anlaşılıyor.

Cesedin tarlada bulunma saati öğleden sonra 13.00

Polis olayı hızlıca araştırıyor ve şüphelinin aynı gün saat 14.10 uçağı ile Sırbistan’a kaçtığını öğreniyor.

Derhal harekete geçiliyor.

Uçak henüz havada ve Sırbistan Nikola Tesla havalimanına inecek.

Jet hızıyla Sırp polisi ile iletişim kuruluyor. Ve nitekim, uçak alana inince şüpheli, Sırp polisi tarafından yakalanıyor.

Türkiye’den bir polis ekibi Sırbistan’a gidiyor ve muhafaza altındaki bu kişiyi alarak İzmir’e getiriyor.

İnsanın aklına 17 yaşındaki ehliyetsiz oğlunu, önce Mısır’a oradan da Amerika’ya kaçıran Eylem Tok isimli kadın geliyor.

İki olay da birbirine çok benzer...

Polis 17 yaşındaki katili Mısır’da yakalayabilirdi. Ama yakalayamadı, insan kuşkuya düşüyor doğal olarak; Acaba adalet zenginler için farklı mı çalışıyor?

ÇOK GÜLDÜM

Karavana atan keskin nişancı

Meral Akşener 27 Nisan’da yapılacak İYİ Parti olağanüstü kongresinde aday olmayacağını açıkladı biliyorsunuz.

Ancak MHP genel başkanı Bahçeli beklenmedik bir çıkış yaparak “Meral hanımefendi genel başkanlığı bırakmazsa daha iyi eder” deyiverdi.

Tabii Bahçeli’nin bu çıkışına pek çok yorum yapıldı ama Yıldırım Tuna’nın yakıştırması beni hem çok güldürdü hem de “valla içinde gerçeklik payı yok da değil” dedirtti.

Sizinle de paylaşayım;

Adam deneyimli siyasetçiye “Hocam, son seçimde başarısız olan bir muhalefet partisinin Genel Başkanı, bir daha aday olmayacağını söyleyince iktidar onu bu kararından vaz geçirmeye çalıştı. Neden?” diye sormuş.

“Nedeni çok açık değil mi? Bak bir olayla anlatayım” demiş deneyimli siyasetçi ve devam etmiş;

“Bir Tim komutanı savaş sırasında tepenin üzerindeki bir noktadan sürekli ateş eden bir keskin nişancıyı işaret edip çavuşuna ‘Şuraya birkaç kişi gönderip o silahı sustur!’ emri vermiş. ‘Aman komutanım sakın!’ diye atılmış çavuş, ‘Herif bir haftadır ateş edip duruyor, sürekli karavana, şimdi biz onu halledersek yerine maazallah nişancı birini gönderirler, yanarız’ demiş.”

SOSYAL MEDYADAN

Fotoğraf İstanbul Havalimanında çekilmiş. Bir kurum halk nezdinde itibarını kaybedince işte böyle oluyor.

SORDUM ÖĞRENDİM

Mansur Yavaş’ın yazısının sırrı

Sosyal medyada Mansur Yavaş’ın Anıtkabir ziyareti sırasında şeref defterine yazdığı yazının görüntüsü büyük ilgi gördü.

Görünce ben de gerçekten çok şaşırmıştım.

Şeref defterindeki yazı inanılmaz güzellikteydi.

Herkes “Mansur Yavaş’ın el yazısı bu kadar mı güzel?” diye sormadan edemedi.

Ben de çok merak ettim açıkçası, açıp Ankara Büyükşehir Belediyesine sordum.

Yazı Mansur Yavaş’ın değilmiş.

Belki bilenleriniz vardır ama bu sayede ben de bir gerçeği öğrendim.

Anıtkabir’deki şeref defterini imzalayan birçok kişi (başbakan, bakan, belediye başkanı, parti başkanı) meğer önceden bir kaligrafi uzmanı gönderir ve hazırlanan metni deftere yazdırırmış.

El yazısı kolay değildir, pek çok kişinin de el yazısı çirkindir kimi ise zor okunur.

Ama Atatürk’ün şeref defteri olunca daha özenli davranmak gerektiğine inanıldığı için bu yöntem uygulanıyormuş.

YENİ ÖĞRENDİM

Çifte vatandaşlar İsrail’den panik halinde kaçıyor

İran-İsrail arasındaki gerilim “şimdilik” sakinleşmiş gibi görünüyor.

Dışarıdan bakınca böyle olabilir ama İsrail’de yaşayanların panik içinde olduğu da görülüyor.

İsrail haber ajansları dün Telaviv havalimanından görüntüler yayınladı.

Buna göre havalimanında görülmemiş bir kalabalık var.

İsrailli muhabirler bu kalabalığın büyük bölümünü “çifte vatandaşların” oluşturduğunu bildirdiler.

İsrail’e dünyanın dört bir yanından gelip yerleşen Yahudiler var.

Bunların çok büyük bir bölümü çifte vatandaşlık hakkından yararlanıyor.

Şimdi bu çifte vatandaşlar hızla İsrail’i terk ederek geldikleri ülkelere dönüyorlar.

Belli ki ortalık her ne kadar sakinleşmiş gibi görünse de İsrail halkı büyük korku içinde yaşıyor.

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları