loading
close
SON DAKİKALAR

Ankara bombasında kafalara takılan noktalar

Can Ataklı
Tarih: 03.10.2023
Köşe: Günlük Yazılar
Kaynak: Can Ataklı - Korkusuz

Can Ataklı; KİM YAPTI? Bombalı saldırıyı PKK’nın yaptığı açıklandı. Ancak verilen isimlerin daha önce başka olaylarda öldüğü ileri sürülüyor.

HOŞUMA GİDEN ŞEYLER

Hukukun katledilmesi üzerine Demirel’den harika bir fıkra!

Gezi direnişi ile ilgili 10 yıl sonra gelen ağır cezalar toplumun duyarlı kesiminde ciddi bir vicdan yarası açtı.

Elbette saray trolleri ve cehaletin kucağındaki kitleler halay çekiyorlar.

Neye sevindiklerini sorsanız, cevapları da yok üstelik.

Gezi kararı ile ilgili bir değerlendirmemi diğer yazılardan birinde okuyacaksınız.

Yargının taraflı olması, iktidarın güdümüne girmesi, haksız kararlar alması yeni değil.

Ancak ne yazık ki AKP iktidarı döneminde yargının bu durumu adeta kurumsallaştı.

Adaletin olmadığı bir yerde hiçbir şey olmaz.

Zamanında Demirel’in başbakan olduğu dönemde de bazı yargı kararları tartışılmıştı.

Şimdiki gibi korkunç durumda olmasa da o zamanlarda da yargının eleştirildiğine çok kez tanık olmuştuk.

İşte böyle bir ortamda Demirel her zaman olduğu gibi durumu bir fıkra ile dile getirmişti.

Şimdi gelin Demirel, aslında “ana fikir cümlesi” bilinen ama özellikle bugün için çok geçerli hale gelen fıkrasını bir kere daha okuyalım;

ANANI ÖPEN KADI

Osmanlı döneminde, yolsuzlukları ile ünlü Karakuşi adında bir kadı varmış. Bir gün Karakuşi Kadı, bir fırının önünden geçerken, burnuna güzel bir koku gelmiş. Vitrinde güveç içinde nar gibi kızarmış, sahibini bekleyen nefis bir ördek duruyor. 

Karakuşi Kadı, fırıncıya ‘Ben bunu aldım’ demiş. Kadıya itiraz edilir mi? Fırıncı hemen ördeği paket yapıp vermiş. 

Az sonra ördeğin sahibi gelmiş: ‘Hani bizim ördek?’ diye sormuş.

Fırıncı boynunu büküp ‘Uçtu’ deyince, iş kavgaya dönüşmüş. Kavga sırasında fırıncı, araya giren bir gayrimüslim müşterinin gözünü çıkarmış; korkusundan kaçmaya başlamış. 

Gayrimüslim vatandaş da peşinde koşuyor. Duvardan atlarken, öteki taraftaki hamile bir kadının üstüne düşmez mi! Kadın oracıkta düşük yapmış; kocası da fırıncının peşine düşmüş. 

Fırıncının çarpıp devirdiği Yahudi bir vatandaş da kızıp peşlerine takılmış... Sonunda duruma müdahale eden zaptiyeler, hepsini yakalayarak Karakuşi Kadı’nın karşısına çıkarmışlar. 

Ördeğin sahibi, ‘Bu adam ördeğimi hiç etti’ diye şikayet etmiş. 

Kadı, fırıncıya sormuş: ‘Ne yaptın bu adamın ördeğini?’ Fırıncı “Uçtu” demiş.

Kadı, kara kaplı defterini açmış: Ördeğin karşısında ‘Tayyar’ yazılı. “Tayyar ‘Uçar’ anlamına gelir. O halde ördeğin uçması suç değil” diyerek fırıncının beraatına karar vermiş. 

Gözü çıkan gayrimüslim vatandaşın şikayetine de kara kaplı defterden bir madde bulmuş: “Her kim, gayrimüslimin iki gözünü çıkara, o Müslüman’ın tek gözü çıkarıla.” 

Karakuşi Kadı, “Şimdi” demiş, “Fırıncı senin öbür gözünü de çıkaracak, biz de onun tek gözünü çıkaracağız.” 

Tabii gayrimüslim şikayetinden hemen vazgeçmiş. 

Çocuğunu kaybeden kadının kocasına da Karakuşi Kadı, “Karını vereceksin, bu adam yerine yeni çocuk koyacak” diye hüküm kesmiş.  

Böyle olunca adam da şikayetini anında geri almış. 

Kadı, Yahudi’ye sormuş: “Senin şikayetin ne?” 

Yahudi ellerini açmış, ‘Ne diyeyim kadı efendi’ demiş, “Adaletinle bin yaşa sen, e mi!” 

Merhum Süleyman Demirel fıkrayı anlattıktan sonra kendisini dinleyen topluluğa dönerek; “Ananı öpen, kadı ise; kime şikayet edeceksin? Bugün ülkedeki durum bu! Anladınız mı?” demişti.

BUNU YAZMAK GEREK

Ankara bombasında kafalara takılan noktalar

Beklenmedik bir anda yine hain bir terör olayıyla sarsıldık.

Tam da Meclis’in açılacağı, çevrede olağanüstü güvenlik önlemlerinin alındığı sırada yaşandı bu alçak saldırı.

Şimdi bu olayla ilgili kafalara takılan noktaları sıralamak istiyorum.

KAYSERİ: Teröristler Kayseri’de Mikail Bozloğan isimli bir yurttaşımızı öldürerek arabasını çalıyorlar.  370 kilometre yol katederek Ankara’ya geliyorlar. Bu daha önceki hiçbir terör olayında görülmedi. Araç neden uzak birden üstelik cinayet işlenerek çalındı? O araç nasıl oldu da bunca yolu geçip Ankara’ya kadar geldi?

CANLI BOMBA: Teröristlerden biri çalışan araçtan indikten sonra ateş ederek İçişleri Bakanlığ’ına doğru koşuyor, aracın ve hatta yayaların bile giremediği kapıda üzerindeki bomba yüklü yeleğin pimini çekiyor ve patlatıyor. Sanki bombanın fazla can kaybına neden olmaması planlanmış gibi. 

ARAÇTAKİ SİLAHLAR: Diğer terörist araçtan çıkıp roket atmaya hazırlanırken hemen orada vuruluyor. Araçtan 700 gram C4 patlayıcı, 3 el bombası, 1 roketatar, 1 Blow tabanca, 1 M4 tüfek, bir Kalaşnikov çıkıyor. Sonu ölümle biteceği kesin olan bir canlı bomba saldırısında diğer silahlar neden var?

SOYLU’NUN TROLLERİ: Bombanın patlamasından hemen sonra Soylu’ya bağlı olduğu ileri sürülen iki trol hesaptan yeni içişleri bakanı Ali Yerlikaya’yı suçlayan mesajlar atılıyor. Tepkiler üzerine bu hesaplar hemen kapatılıyor. Bu Soylu’nun telaşını mı yoksa Soylu’ya yönelik bir operasyonun işareti mi?

YERLİKAYA’NIN AÇIKLAMASI: İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya olaydan sonra yaptığı açıklamalarda sadece PKK’yı değil mafya, uyuşturucu çeteleri ve organize suç örgütlerini de sayıyor. Böyle bir açıklamayı terör olaylarından sonra ilk kez gördük. Bu sözler Yerlikaya’nın bir yeri işaret etmesi anlamını mı taşıyor?

KİM YAPTI? Bombalı saldırıyı PKK’nın yaptığı açıklandı. Ancak verilen isimlerin daha önce başka olaylarda öldüğü ileri sürülüyor. 

Kim ne derse desin bu bombalama olayı sanki sadece bir terör eylemi değil.

Ama üzerinde daha fazla spekülasyon yapmanın da yararı yok.

Ali Yerlikaya ilk andan itibaren gösterdiği soğukkanlı tavrı sürdürürse gerçek de ortaya çıkar.

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

Meclis’te ayağa kalkmama eylemi doğrudur

Meclis’in açılış töreninde ilginç anlar yaşandı.

Erdoğan, Genel Kurul Salonu’na girdiğinde; CHP ve HDP milletvekilleri ayağa kalkmadı.

CHP’nin sırtından Meclis’e giren partilerin milletvekilleri ise tereddüt etmeden ayağa kalktı.

İlk gün görüşmelerini konuk bölümünden izleyen Kılıçdaroğlu ve Karamollaoğlu da ayağa kalkamadı.

Yandaş medya buna çok öfkelendi, CHP’yi HDP ile birlikte PKK’nın hizmetinde olmakla suçladı.

Erdoğan salona girdiğinde ayağa kalkmayan milletvekillerini kimse suçlayamaz.

Seçimden önce ve sonra muhalefete özellikle CHP’ye çok ağır hakaretler eden Erdoğan’a karşı yapılan bu eylem demokratik bir tavır sergilenmesidir.

Bu eylemi “Cumhurbaşkanına, devletin başına, milli iradeye” saygısızlık ve hakaret gibi görenler yanılıyor.

Eski sistemde Cumhurbaşkanı bir yere girdiğinde herkesin ayağa kalkması yasal bir gereklilikti.

Çünkü cumhurbaşkanı devleti temsil eden bir makamdı, tarafsız, partiler üstü bir konumdaydı.

Oysa şimdiki sistemde cumhurbaşkanı artık çok güçlendirilmiş başbakan konumundadır.

Artık kendisi için eski protokol uygulanamaz.

Ancak iktidar gücü elinde tuttuğu için Erdoğan’a eski sistemdeki cumhurbaşkanı gibi davranıyor ve hemen her yerde eski protokolü uyguluyor.

CANIMI SIKAN ŞEYLER

Gezi davasının gerekçesi korkunç

Bundan 10 yıl önce yaşanan Gezi Direnişi ile ilgili pek çok dava açılmıştı.

Hemen hepsi ya beraatle ya da küçük cezalarla sonuçlanmıştı.

Ancak Gezi Olayını kendisi için namus meselesi haline getiren iktidar hedef seçtiği bazı isimlerle ilgili beraat kararları bozdurmuş ve yargılamayı yeniden yaptırmıştı.

Yeniden yargılama sonunda beraat edenlerin hepsi çok ağır cezalara çarptırıldılar.

Geçen hafta bu mahkeme kararı Yargıtay tarafından da onandı.

Yargıtay kararını dikkatle okudum.

Okurken büyük bir şaşkınlık yaşadım.

Çünkü kararda gerçekten suç olabilecek tek satır bile yok.

Cemaatin Ergenekon Balyoz kumpası sırasında yaptıkları neredeyse aynen yapılmış.

Sanıkların bütün telefon konuşmaları dinlenmiş, istihbarat ekipleri bu kişileri fiziken de izlemiş ve kiminle nerede konuştuklarını tek tek saptamış.

Sonra sanki bunların her biri bir suçmuş gibi art arda dizilmiş.

Gezi direnişine Türkiye çapında 10 milyonun üzerinde vatandaş fiilen katıldı.

Bu süreçte herkes birbiriyle yazıştı, alana çağrılar yapıldı, Gezi Parkına kamp kuranlara yiyecek içecek servisi yaptı.

Bunların hepsi suç kabul edilmiş.

Üstüne bir de birkaç yabancı isim konulmuş ve olaya “uluslararası boyut” kazandırılmış.

Açın okuyun kararı, dişe dokunur tek suç bulamazsınız.

Her şey hiçbir yasada olmayan “hükümeti ortadan kaldırmak” başlığında bir suça dayandırılmış.

Bu karar Türkiye’de iktidardan yana olmayan herkesin benzer bir uygulama ile hapse atılabileceğinin kanıtıdır.

Bu karar Türkiye’de malum kesimleri büyük sevince itebilir, ama bilelim ki medeni, demokratik dünya böyle bir şeyi asla kabul etmez.

Mehmet Şimşek’in para arayışları sadece bu nedenle bile karşılık bulmayacaktır.

“Vermesinler, yatırım yapmasınlar” diyebilirsiniz.

Ama bunun yaratacağı hasarı önümüzdeki dönemde hep birlikte yaşayacağız.

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları