loading
Yükleniyor
close
SON DAKİKALAR

Fon vurgunun faturası kime çıkacak, kimden çıkacak?

Çiğdem Toker
Tarih: 25.09.2026
Kaynak: Çiğdem Toker-T24

Çiğdem Toker; Haksız kazançlar hesaplanacak, fazla tahsil edilen yönetim, performans, danışmanlık ve dağıtım ücretleri ilgilisinden geri istenecek fona aktarılacak.

Fon vurgunundan etkilenen yatırımcıların gözü kulağı haberlerde.

Yüz binlerce insanda ortak bir nabız atıyor adeta.

Paralarının ne kadarını, ne zaman, nasıl ve hangi koşullarda alacakları hayati önemde.

Hayati çünkü “Nasılsa denetleniyordur.” ön kabulüyle sisteme güvenmişler.

Özellikle çocuklarının eğitim, yakınının ameliyat, kendisinin bedelli askerlik, işletmesinin sabit giderlerini parası erimeden karşılayabilmek için fonları tercih eden alt ve orta gelir grubundaki vatandaşlar.

Normal koşullarda mali sonucu bu kadar kapsamlı olan bu sorunun çözümünün TBMM’de tartışılması ve çözümün orada ortaklaşarak sağlanması gerekir.

Geçmiş bütün ekonomik ve mali boyut taşıyan krizlerde böyle oldu çünkü.

Bürokrasiyi katı, suskun ve otoriter kılan mevcut sistemde şu ana kadar iktidar cephesinden bu yönde herhangi bir çözüm haberi duyurulmadı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ABD seyahatinin araya girmesi kadar, muhtemelen “hasar tespit çalışması”nda mesafe almak ve kurgulanacak çözümün kimlere nasıl dokunup dokunmayacağı da siyaseten konuşuluyordur.

TBMM’de çıkarılacak bir yasa ile adil ve etkili bir çözüm öneren adım, dün Yeni Parti’den geldi. İzmir Milletvekili Ümit Özlale’nin imzasıyla TBMM’ye sunulan kanun teklifi, içeriği ve amaçsallığı açısından hakkaniyetli görünen bir anlayış taşıyor.

Hiçbir koşulda kamu kaynaklarına el atılmaması ilkesine dayalı kanun teklifi, bu krizin faturasının tasarruf sahiplerine de vatandaşlara da çıkarılamayacağı esasını öngörüyor.

Peki kimden ve nereden sağlanacak kaynak?

Haksız kazançlar hesaplanacak, fazla tahsil edilen yönetim, performans, danışmanlık ve dağıtım ücretleri ilgilisinden geri istenecek fona aktarılacak.

Özel tasfiye rejimi zorunlu

Anlaşılır bir dille yazılan Genel Gerekçe’de güven erozyonunun onarılması yaklaşımı dikkat çekerken meseleye bütüncül ve nesnel bakıldığını yansıtıyor. Gerekçe metninden prensipleri şu şekilde özetlemek mümkün:

- Olağan piyasa riskinden kaynaklanan zararlar ile hukuka aykırı ve fiktif işlemlerden doğan mağduriyetlerin ayrıştırılması ve yatırımcıların haklarının korunması amacıyla özel bir tasfiye rejiminin oluşturulması gerekiyor.

- Mali bünyesi olumsuz etkilenen veya mevzuata aykırı işlemlerle karşı karşıya kalan yatırım fonlarının adil, şeffaf ve etkin bir şekilde tasfiye edilmesi amaçlanıyor.

- Eşit işlem tarihi-gerçek kaybın tespiti: Yatırımcıların yalnızca işlem veya ödeme zamanlaması nedeniyle haksızlığa uğramasını önlemek amacıyla bir “Eşit İşlem Tarihi” belirlenmesi öngörülüyor. Kâğıt üzerindeki fiktif değer artışları yerine, yatırımcıların fona fiilen yatırdıkları ve çektikleri tutarların güncellenmesi suretiyle gerçek ekonomik kaybın tespiti esas alınacak.

- Haksız kazançların fona geri kazandırılması: Fonun kuruluş tarihinden itibaren gerçekleşen usulsüz veya gerçeğe aykırı işlemler denetlenecek. Fona zarar verenlerden, haksız kazanç elde edenlerden, fazla tahsil edilen yönetim ücretlerinden ve suç kaynaklı mal varlığı değerlerinden sağlanan tutarlar, doğrudan fon mal varlığına aktarılacak.

- Bağımsız yönetim ve hukuki koruma: Tasfiye sürecinin çıkar çatışmalarından uzak yürütülmesi gereği vurgulanıyor. Ve bu amaçla, alanında uzman kişilerden oluşan bağımsız bir Tasfiye Kurulu oluşturularak, sürecin işletilmesi konusunda görevli yetkili kılınıyor. Bu kural kapsamında sürecin etkinliğini ve mağduriyetlerin hızla giderilmesini sağlayacak hukuki koruma tedbirleri ile özel yargılama usulleri öngörülüyor.

Tasfiye Kurulu’na hiçbir kurum, makam veya kişinin talimat veremeyeceği de madde olarak yer almış bu kanun teklifinde.

- Şeffaflık ve kamu kaynağı kullanılmaması ilkesi: Tasfiye işlemlerinin MKK kayıtlarına dayandırılması, kamuoyuna ve Türkiye Büyük Millet Meclisine düzenli rapor sunulması esası getiriliyor. Söz konusu zararların Hazine veya diğer kamu kaynakları tarafından üstlenilmesi ya da zararların kamulaştırılması kesin olarak engelleniyor.

O kadar ki, kamu bankaları ve Hazine ile birlikte Türk Ticaret Kanunu’na göre kurulmuş özel bir şirket olan Türkiye Varlık Fonu A.Ş. de özel olarak ilgili maddede anılıyor. Kamu kurumlarının veya kamu sermayeli kuruluşların piyasa koşulları dışında varlık satın alması, fonlara doğrudan ya da dolaylı kaynak aktarması ve zararları kamulaştırması yasaklanıyor.

Peki haksız kazançlar, fon aktarılmak üzere ilgilisinden istendiğinde geri ödenmezse ne yapılacak?

Kanun teklifinde bunun için 10 günlük bir süre öngörülmüş. 10 günde ödeme yapılmazsa Tasfiye Kurulu, Ankara 1 No.lu Sulh Ceza Hâkimliği’ne başvuruyor.

Geri alma kararına konu tutarı kadar ilgilinin mal varlığına el konulmasını ve mal varlığının Tasfiye Kurulunun tasarrufuna bırakılarak nemalandırılması için talepte bulunuyor.

* * *

Normal koşullarda bu kanun teklifinin TBMM’de kabul edilmesi, yüz binlerce yatırımcı ve uzun vadede de faturanın vatandaşa kesilmesi ihtimali için olumlu bir gelişme olurdu.

Ancak normal koşullarda değiliz ve muhalefet partisinin kanun teklifinin Cumhur İttifakı oylarıyla kabul edilerek yasalaşması, nadir görülen bir doğa olayı kadar düşük olasılık.

Yine de Özlale’nin imzasıyla TBMM Başkanlığı’na sunulan Yeni Parti’nin bu girişimi, bu kadar ağır ve komplike bir mali konuda hakkaniyetli ve nesnel bir çözümün bulunabileceğini göstermesi açısından önem taşıyor. O nedenle fon vurgunundan etkilenen vatandaşların dikkatine getirmek istedim.

İktidarın üreteceği çözüm ile nasıl bir fatura çıkaracağı konusunda ise seçim hesabının belirleyici olması bekleniyor.


Not: SPK’nın önceki başkan döneminde Tera’da kapsamlı bir denetim yapıp yapmadığı sorumu yineliyorum.

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları