'Benden sonra tufan' ya da İşletme Hakkı Devri
Çiğdem Toker: Köprü ve otoyolların işletme hakkının devri girişimi, hiçbir şekilde kamusal fayda üretmeyecek, sermayeyi önceleyen bir siyasal tercihtir.
25 yıllığına işletme hakkını devretmeyi planlayan bir anlayış, sonrasın dikkate almıyor olabilir pekala. Tıpkı, Yap Kirala Devret modeliyle yaptırdığı şehir hastanelerinin 25 yıllık sözleşmeye dayalı olmasını göze aldığı gibi. Sonuç olarak köprü ve otoyolların işletme hakkının devri girişimi, hiçbir şekilde kamusal fayda üretmeyecek, sermayeyi önceleyen bir siyasal tercihtir.

İktidarın köprü ve otoyolları özelleştirme planı, CHP’nin itiraz ve eylemlerine konu olmayı sürdürüyor.
On beş yıl önce.
İki Boğaz köprüsü ile otoyollar için girişilen ilk işletme hakkı devir ihalesi, devlete ödenecek gelir açısından 5 milyar 634 milyon dolar ile sonuçlanmıştı. Bu tutar, bugünün kuruyla 246,5 milyar TL’ye karşılık geliyor.
Başka bir ifadeyle, ocak ayındaki bütçe açığından biraz fazla.
Ocak ayı bütçe verilerine göre, bütçe açığı 214,5 milyar TL olarak açıklandı.
(Bir de hatırlatma notu: Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın o günkü iptale gerekçe olarak belirttiği “7 milyar doların altında olması halinde vatana ihanet edilmiş olur” yorumundaki bedel de bugünün kuruyla 306 milyar TL ediyor. )
* * *
Bu rakamlar bize biraz fikir verir elbette ama hem mecazi hem de gerçek anlamıyla köprülerin altından çok sular aktı. Bugünkü hesaplama ve gelir tahminleri; mevcut işletici olan Karayolları Genel Müdürlüğü’nün (KGM) gelirleri üzerinden yapılıyor. CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın resmi veriler üzerinden yaptığı hesaplamaya göre; halihazırda devletin işlettiği iki Boğaz Köprüsü ile 7 otoyoldan, kamunun net öz geliri 600 milyon dolar. Yavuzyılmaz, buradan hareketle 25 yıllık net karın 15 milyar dolar olduğunu belirterek, iktidarın bu düzeydeki bir parayı, seçimler öncesinde toplu olarak tahsil etmeyi hedeflediğini kamuoyuna açıklamıştı.
Ödemeler taksitle
Her ne kadar danışmanlık ve fizibilite için yetkilendirilen iki şirketin çalışmaları kamuoyuna açıklanmamış olsa da; önceki işletme hakkı devri uygulamalarına bakarak, bu tutarın bir defada değil yıllar için tahsilinin planlandığını öngörebiliriz.
Otoyol ve köprü özelleştirmesi için planlanan yöntem olan İşletme Hakkı Devri, Türkiye’de en çok havalimanları yaptırılırken kullanıldı ve tercih edildi. İkinci sırayı enerji, üçüncü sırayı da limanlar aldı. Bu model, otoyol ve köprüler için de niyetlenilip tartışılsa da tepkiler, itirazlar ve yapılan ihalede gelirin düşük gelmesi gibi nedenlerle sonuçlanamadı.
İmtiyaz devri olursa
Otoyol ve köprülere ilişkin bu tartışmada, yapılacak işlemin aslında bir özelleştirme değil, imtiyaz devri olduğunu savunanlar mevcut. Ne var ki adı ne olursa olsun, yapılmak istenen, siyasi iradenin gelir sağlamak amacıyla bir kamu hizmetini özel sektöre devir girişimidir. Dahası İHD’nin imtiyaz devri oluşu, hukuki uyuşmazlıklarda uluslararası tahkimi de denklemin içine sokmaktadır. Bu anlayışa itiraz, Anayasal bir yurttaşlık hakkıdır.
Kapitülasyonlardan bu yana kamu hizmetinde imtiyaz devrinin ne anlama geldiği, sonuçları tarihteki yerini aldığı için, kamuya ait olan bir varlığın ve kamu hizmetinin özel sektöre amade edilmesi, bugün ne kadar tartışılsa meşrudur.
* * *
Büyük bir olasılıkla, biz vatandaşlara yine ucuz ve kaliteli hizmet diye pazarlanacak olan köprü ve otoyollarda işletme hakkının devri, bu tezi geçerli kılacak bir geçmişe sahip değil. Özel sektörün karlı olmayan hiçbir alana girmeyeceğini biliyorsak, geçiş ücretlerinin bugünkü tutarlar ile aynı kalamayacağını görmek için uzman olmak gerekmiyor. Bu ise satın alma gücü planlı biçimde düşürülen vatandaşın hayatının biraz daha zorlaşması anlamına geliyor.
Diğer yandan da ihalelerin yapılıp, devrin gerçekleşmesi durumunda; taksitle yapılacak bir gelir tahsilinin, bütçe açısından da yıllara uzanacak olumsuz sonuçlar içermesi kaçınılmaz. Başlangıçtı gelir sağlayacak olan bu operasyon, taksitler bittiğinde, bütçe açısından bir gelir kaybı anlamına da gelecek.
Ancak 25 yıllığına işletme hakkını devretmeyi planlayan bir anlayış, sonrasın dikkate almıyor olabilir pekala. Tıpkı, Yap Kirala Devret modeliyle yaptırdığı şehir hastanelerinin 25 yıllık sözleşmeye dayalı olmasını göze aldığı gibi.
Sonuç olarak köprü ve otoyolların işletme hakkının devri girişimi, hiçbir şekilde kamusal fayda üretmeyecek, sermayeyi önceleyen bir siyasal tercihtir.
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları





