Bu sistemde canlı yayını kim ister?
Çiğdem Toker: Teorik olarak adil olması gereken yargılamanın hukuka ve usul kurallarına uygun yürütülüp yürütülmediği hakkında kanaat sahibi olmak -İmamoğlu’nun seçmeni olsun olmasın- bütün vatandaşların hakkıdır.
İBB davası duruşmalarının TRT’den yayımlanması, ana muhalefet partisinin Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı İmamoğlu'nun konumu ile suçlamaların ağırlığı bir arada düşünüldüğünde, kamu yararı açısından bir gereklilik. Teorik olarak adil olması gereken yargılamanın hukuka ve usul kurallarına uygun yürütülüp yürütülmediği hakkında kanaat sahibi olmak -İmamoğlu’nun seçmeni olsun olmasın- bütün vatandaşların hakkıdır...
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yargılanması, hakkındaki soruşturmanın açılmasından neredeyse bir yıl sonra başladı. Bir yıldır cezaevinde tutuklu bulunan İmamoğlu’nun da aralarında yer aldığı 105’i tutuklu 7’si firari 402 sanık hakkındaki davanın ilk duruşmasının arife gününe kadar devamı planlanıyor.
Bu da ilk duruşmanın bayrama kadar (10 gün) süreceği anlamına geliyor. Bayram ertesinde yeniden açılacak olan ilk duruşmada nisan ayina gelindiğinde de bir ara karar verilebileceği açıklandı.
Rutin davalarda aynı gün yapılıp tamamlanan duruşmalardan farklı olarak, çok sanıklı ağır ceza davalarında, tek bir duruşmanın haftalara yayıldığı görülmemiş bir durum biliniyor. Azami yargılama süresinin 4 bin 600 gün (12,5 yıl) olabileceğinin kayda girdiği bu davada duruşmaların hem takvim hem de yargılama usulü açısından nasıl bir seyir izleyeceği merakla bekleniyor. İktidar dikkate almasa da bu dava, Türkiye’de siyasi tarihin en kritik davalarından biri olma özelliği taşıyor.
***
İmamoğlu’nun yargılandığı yolsuzluk davasında duruşmayı güç koşullar altında meslektaşlarımızın haberlerinden, usul sorunlarının hayli yoğun yaşandığı, bu durumun da gergin diyaloglara yol açtığı anlaşılıyor. Sadece bu manzara bile bu davanın TRT kanallarından canlı yayımlanmasına yönelik olarak bir yıldır tartışılan talebin hayati önemini ortaya koyuyor. Ancak ilk olarak CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in gündeme taşıdığı bu talep, Cumhur İttifakı üyesi MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın destek vermesine karşın hayata geçmedi.
Davanın TRT’de canlı yayın talebinin hayata geçirilmesi için TRT kanununda değişiklik yapılması ve buna ilişkin bir düzenleme ibaresi/maddesi eklenmesi gerekiyor. CHP’nin geçen sene bu yönde verdiği ilk kanun teklifi AKP-MHP oylarıyla reddedildi.
Özellikle Bahçeli’nin destek vermesinin, değişikliği kolaylaştıracağı yönünde bir beklenti havası oluşmuştu. CHP’nin kanun teklifinin oybirliğiyle reddi doğan olarak tartışmayı da büyüttü.
Kamusal yarar- herkesin hakkı
İBB davası duruşmalarının TRT’den yayımlanması, ana muhalefet partisinin Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı İmamoğlu’nun konumu ile suçlamaların ağırlığı bir arada düşünüldüğünde, kamu yararı açısından bir gereklilik. Teorik olarak adil olması gereken yargılamanın hukuka ve usul kurallarına uygun yürütülüp yürütülmediği hakkında kanaat sahibi olmak - İmamoğlu’nun seçmeni olsun olmasın- bütün vatandaşların hakkıdır. Bu talebin kamusal yayıncı sıfatıyla anılan TRT’ye yönelik olması, bu hakkı pekiştirmektedir. Ne var ki, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin uygulanma şekli ve tarzı, Meclis’in yasama sürecinin kalitesini önemli ölçüde düşürmüş durumdadır.
Yasama faaliyeti, toplumun bütününü ve genel kamusal yararı gözetmeksizin. İktidarın ihtiyaçlarını ön plana çıkaran gerekçelerle şekillenmekte. TBMM’ye getirilen hemen her kanun teklifinin “torba” biçiminde olmasından değil sadece. Kanun maddelerinin içeriğinde de Anayasa’nın bazı maddelerine aykırılıklar saptanmasına karşın, muhalefetin hiçbir eleştiri ve önerisi dikkate alınmıyor.
***
Önemli bir gerçek: İBB Başkanı İmamoğlu davası, aynı zamanda bağımsız gazeteciliğin kendisine zorlukla yol ve yaşam alanı açabildiği bir zaman kesitinde görülmekte.
Bu ise davanın duruşmalarının kamu yayıncısı olması gereken TRT kanalından yayımlanmasının gazetecilik açısından da ciddi bir kırılmaya yol açacağı anlamına gelir. CHP’nin daha önce reddedilen yasa değişiklik teklifinin yeniden gündeme gelerek hayata geçirilmesi, iktidara bağlı medyanın icra ettiği “gazetecilik” ve “yayıncılık” dinamikleri üzerinde de değişim yaratma potansiyeline sahip.
Hakikatin halka olanca yalınlığıyla yansımasını kim ister, kim istemez?
Bu sorunun yanıtı davanın yayımlanmasını mümkün kılacak yasa değişikliğinin neden kategorik olarak reddedildiğinin de yanıtıdır.
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları





