loading
Yükleniyor
close
SON DAKİKALAR

'Dijital tahakküm' mü, 'bütüncül siber güvenlik' mi?

Çiğdem Toker
Tarih: 22.07.2026
Kaynak: Çiğdem Toker - T24

Çiğdem Toker; Yetkiler piyasa düzenleyici bir kurumdan alınıp doğrudan güvenlik ve istihbarat mimarisiyle iç içe geçmiş bir yapıya devredilmektedir (...)

Kamuoyunda, en düşük emekli aylığını 3 bin 552 TL arttıran maddesiyle öne çıkan son torba kanun, iktidardan muhalefete yeni kıskaçlar olarak nitelenebilecek iki kritik madde içeriyor.

Haberleşme özgürlüğünü “gerekli hallerde” kısıtlama yetkisi, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’ndan (BTK) alarak Cumhurbaşkanlığı’na bağlı yeni kurulan Siber Güvenlik Başkanlığı’na (SGB) devreden torba yasa maddesi bunlardan biri.

Muhalefet bu maddeyi “dijital tahakküm” olarak niteleniyor.

İkincisi ise genel aydınlatma giderlerinin finansmanında belediyelerin vergi gelirlerinden kesilen payın üç kat arttırılmasını öngören maddede.

Torba yasa TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlandı.

Siber uzay, “beşinci harekat alanı”

SGB’nin yetkilerini arttıran ve mahkeme kararı olmaksızın internet ortamında karartma yapılmasına kapı açacak olan maddenin gerekçesine bakıldığında, haberleşme özgürlüğüne yönelik kısıtlama hakkında bir ibare yer almıyor.

Buna karşın kanun teklifinin genel gerekçesinde “siber uzay”ın; kara, deniz, hava ve uzaydan sonra “beşinci harekat alanı” olarak tanımlanması dikkat çekti.

Devletler arası çatışmaların büyük oranda siber alana taşındığı belirtilerek, şöyle deniliyor:

“Devlet destekli aktörler; enerji, haberleşme, finans ve ulaşım gibi kritik altyapıları hedef almakta, teknik ve algoritmik saldırılarla dezenformasyon ve sosyal mühendislik faaliyetlerini birleştiren hibrit tehditler, toplumsal düzeni ve devlet işleyişini aynı anda tehdit eder hale gelmektedir.

Tek bir siber saldırının bir ülkenin enerji şebekesini durdurabildiği ve kamu hizmetlerini günlerce felç edebildiği bu ortamda siber güvenlik, artık konvansiyonel savunma kadar hayati bir nitelik taşımaktadır.”

Türkiye, tehdidin doğrudan muhatabı

Türkiye’nin, jeopolitik konumu ve bölgesindeki gelişmeler itibariyle bu tehdit ortamının doğrudan muhatabı olduğunu vurgulanarak, “Siber güvenlik, teknik bir mesele olmaktan çıkarak, ülkenin bağımsızlığının dijital alandaki izdüşümü olan dijital egemenliğin tesisiyle doğrudan bağlantılı, ertelenmesi mümkün olmayan stratejik bir ulusal güvenlik alanı haline gelmiştir” denildi. Ve bu tehdit ortamına ancak bütüncül bir güvenlik yaklaşımıyla karşı konulabileceği kaydedildi.

Sözkonusu yeni madde Elektronik Haberleşme Kanunu’na eklediği düzenlemeyle;

İnternet alan adı yönetimi, altyapı güvenliği, iletişimin tespiti ve analizi yetkilerini SGB’na devrediyor.
Siber güvenlik stratejilerini belirleme ve bu alanda politika oluşturma yetkisini SGB’ye veriyor.
“Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde”, güvenlik ve istihbarat kurumlarının talebiyle veya resen, anayasal sınırlar dahilinde tedbir alma yetkisi tanıyor.
Bu düzenleme TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na geldiğinde, internete müdahele ve denetim yetkilerinin tek elde toplanacağı gerekçesiyle yoğun itirazlara yol açtı. Eleştirilerin merkezinde, sansür ve gözetim mekanizmasını güçlendirme argümanı var.

Benzer eleştiriler, güçlü bir tonda TMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na sunulan CHP’nin Muhalefet Şerhi’nde de dile getirildi. SGB’ye gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde güvenlik ve istihbarat kurumlarının talebi üzerine veya resen tedbir alabilme yetkisi getirildiği hatırlatılan Şerh metninde; ilgili kararın yirmidört saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunulacağı. Hâkimin kararını kırksekiz saat içinde açıklaması zorunluluğu, aksi halde karar kendiliğinden kalkacağına ilişkin düzenleme” irdelendi.

Web sayfaları kapatılacak

Maddenin, istihbarat ve güvenlik makamları talebiyle web sayfalarının mahkeme kararı olmaksızın erişime kapatılabileceği anlamına geldiği vurgulanan Muhlaefet Şerh raporunda, “Gecikmesinde sakınca bulunan hallerin kanuna açık bir şekilde yazılması idarenin keyfi uygulamalarını ortadan kaldıracaktı” denildi.

SGB’nin yürütmeye bağlı olduğu hatırlatarak şöyle denildi:

“Yürütmeye bağlı bir Başkanlığın genel anlamda bu kadar geniş bir yetkiyle donatılması, kişilerin temel haklarından olan haberleşme özgürlüğünü, haberciliği, muhalefetin internet veya sosyal medya aracılığıyla faaliyetlerini engelleyebilecek niteliktedir. Bu çerçevede hak kısıtlamasının hangi hallerde mahkeme kararı olmaksızın idarece uygulanabileceğine ilişkin kıstasların kanuna açık bir biçimde yazılması gerekir.”

Dijital düzeni değiştiren transfer

Yeni düzenlemenin bu haliyle, Türkiye’nin dijital düzenini değiştiren bir güç transferi olduğu belirtilerek, şu değerlendirme yapılıyor:

“Yetkiler piyasa düzenleyici bir kurumdan alınıp doğrudan güvenlik ve istihbarat mimarisiyle iç içe geçmiş bir yapıya devredilmektedir (...) Bu açık uçlu tanımsız yetki dijital dünyaya yönelik bir olağanüstü hâl yetkisidir. Adı ve sınır belli bir koruma tedbiri yerine idarenin içeriğini bizzat kendisinin dolduracağı keyfî bir mekanizma inşa edilmek istenmektedir.

Teklif maddelerindeki düzenlemeleri, yalnızca bir yetki devri olarak değil, düzenleyici devletten güvenlik devletine, çoğulcu dijital yönetişimden merkezî dijital tahakküme geçişin yeni aşaması olarak görülmektedir."

Aynı maddeyi 3. kez getirdiler

İktidarın Torba Kanun ile muhalefete yüklenip sıkıştıracağı ikinci kritik düzenleme, mali nitelik taşıyor. Bu “torba”da, “Kaşıkla verdiğini kepçeyle alma” atasözünü tam yansıtan bir madde yer alıyor:

Elektrik Piyasası Kanunu'nda yapılan değişiklikle, yerel yönetimlere genel aydınlatma için sağlanan mali desteğin süresi uzatılıyor. (2030 yılı sonuna kadar)

Ama bu süre uzatılırken, belediye gelirlerinden bu harcama için yapılmakta olan kesintiler de üç kat arttırılıyor.

Genel bütçe vergi gelirleri payından yapılan genel aydınlatma kesintisi, büyükşehirler ve il özel idareleri için yüzde 10'dan yüzde 30'a, diğer belediyeler için ise yüzde 5'ten yüzde 15'e yükseltilecek.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki CHP’li üye vekillerin imzaladığı “Muhalefet Şerhi”nde, bu düzenlemenin yerel yönetim harcamalarına 6-12 milyar TL arasında yük getireceği belirtildi. Düzenleme şöyle eleştirildi:

-Bu madde ile 2011 yılında Elektrik Dağıtımının hatalı bir yöntemle özelleştirmesi sonucunda elektrik fiyatlarında meydana gelen ve maliyetlerle izah olunamayan artışların faturasının bir kısmının genel aydınlatma giderlerine katkı adı altında belediyeler tarafından da üstlenilmesi indirekt yöntemle amaçlanmaktadır.

-Genel aydınlatma giderlerine merkezi yönetim desteği süresinin uzatılması olumlu olsa da kanuni oranlar değiştirilmekte ve yerel yönetimlerin giderlerine en az 6 ila 12 milyar TL arasında yük getirecek bir oransal artırım yapılmakta; buna karşılık merkezi yönetim gideri düşürülmektedir.

Belediyelerin vergi gelirleri payında fiilen azalmayla sonuçlanacak bu maddeyi, AKP daha önce iki kez TBMM’ye getirdi. 2024 ve 2025 yıllarında farklı torba kanunlar içine koyarak getirilen bu düzenleme, CHP’nin ısrarlı itirazları üzerine geri çekilmişti.

AKP’nin hedef olarak belirlediği hiçbir adımdan ertelese dahi vazgeçmediği gerçeği, genel aydınlatma gideri maddesiyle bir kez daha teyit edildi.

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları