Emekliye özel sözleşme lazım
Çiğdem Toker: Emekliye, 3 bin TL için neredeyse davul çalarak kanun çıkarılması, o kanun çıktıktan sonra da çok büyük bir paraymış gibi siyasetçi diliyle yapılmış açıklama eşliğinde hesabına yatırılması düşüyor.

Kanun çıkarılarak 20 bin TL’ye yükseltilen en düşük emekli aylığındaki kaçınılmaz erime, ocak ayı gıda enflasyonuyla hızlandı.
Son iki yılın en yüksek aylık gıda enflasyonu yaşanırken, SGK açıklama yaptı:
"Emeklilerimize ve hak sahiplerine fark tutarlarını ödüyoruz. Emeklilerimizin 2026 ocak ayı itibarıyla alt sınır aylığını 16.881 TL'den 20 bin TL'ye yükselttik. Yaklaşık 11,4 milyar TL fark ödemesi yapıyoruz. Ödemelerinizi gelir/aylık aldığınız banka ve PTT şubesinden çekebilirsiniz. 4 Şubat 2026 tarihinde tahsil edebilirsiniz."
Bu açıklamanın “tonu”, söz konusu yasa TBMM’den geçtiği günden beri hepi topu 3119 TL için günlerdir bekletilen emeklilere, “bakış” ı bir kez daha ortaya çıkarmakta.
Açıklama metnine hakim “partili” üslubu fark ettiniz mi?
“Emeklilerimiz”,
“16.881 TL’den 20 bin TL’ye yükselttik.
Yükselttik:
Sanırsınız, “yükseltme” işi iktidarın TBMM’ye kanun getirmesiyle ve onun yasalaşmasıyla değil de bürokrasi istediği için oluvermiş. SGK, en düşük emekli aylığını hesaplayıp banka hesaplarına aktaracak kurum değil de bizzat bu aylık artışında inisiyatif sahibiymiş ve bu gülünç tutardaki artışı lütfetmiş gibi.
Emeklilerimiz:
Özellikle son birkaç yıldır, ülkeyi yöneten siyasetçinin güya kapsayıcı olma güya sahip çıkma güdüsüyle “biz” iyelik ekini kullanmadığı alan neredeyse kalmadı.
Tanıdık örnekler:
İstanbulumuz, belediyemiz, hastanemiz, yaralımız, yolumuz, tünelimiz, işçimiz, çiftçimiz.
Bütün coğrafi bölgeler, iller, ilçeler, köyler, toplumun farklı sosyoekonomik gruplarına dahil kesimleri, sürekli böyle anılıyor.
İçi bomboş bir hamasettir gidiyor.
Ve siyasetçinin konuşurken dilinden düşürmediği bu ağdalı popülist ifade, artık bürokrasiye de yayılmış durumda.
Bir devlet kuruluşu olan Sosyal Güvenlik Kurumu, neden “emeklilerimiz” der acaba? Neden “biz” iyelik ekini kullanır?
Hukuk kanun diliyle onun adı emeklidir. Ve aslında bürokrasi kurumları da yasa dilini kullanmakla yükümlüdür; popülist siyasetçi dilin değil.
Ha “emeklilerimiz” diyerek yıllardır, 2023’ten itibaren de planlı programlı biçimde yoksullaştırılan bir toplumsal kesime, bu iyelik ekiyle değer atfedildiği düşünülüyorsa, geçiniz. Kimse aldanmıyor.
Temel gıdaya erişme imkanı bırakılmayan milyonlarca emekli ne yaşadığını gayet iyi biliyor.
***
11,4 milyar TL fark
SGK açıklamasındaki “partili” ton bununla da sınırlı değil. 20 bin TL’ye yükseltilen en düşük emekli aylığıyla ilgili bir de şu cümleye bakalım:
“Yaklaşık 11,4 milyar TL fark ödemesi yapıyoruz.”
Hakkını teslim etmek gerekir: 11,4 milyar TL verisi, bir bilgi olarak önemli. SGK’dan bu “fark”lar için ne kadar çıkıyor sorusunun cevabı, siyaset için de kamuoyu, basın için de bilinmesi gerekli bir veridir.
Ama SGK bu veriyi nasıl paylaşıyor? “Fark ödemesi yapıyoruz” diyerek.
Yine devletin kesesinden vatandaşa bir lütuf ihsan eylenmiş gibi.
Yaklaşık 5 milyon emekliyi kapsayan söz konusu tutarın, 18 şehir hastanesini işleten 7 müteahhitlik şirketine sadece 2 ayda ödenen bir kaynağa denk geldiğini bilmesek, 11,4 milyar TL’yi müthiş bir para zannedebiliriz.
Ama en düşük emekli aylığı alan yaklaşık 5 milyon yurttaş için SGK’nın ödeyeceği toplam fark tutarının, iktidarın kaynak dağıtım tercihlerine bakıldığında hiç de yaratılmak istenen izlenimde olduğu gibi devasa bir tutar olmadığını da görüyoruz.
Siz hiç Sağlık Bakanı’nın, çıkıp şehir hastanelerini işleten ve bakanlığın kiracı olduğu şirketlere yaptığı ödemeleri yazılı açıklamayla kamuoyu bilgisine duyurduğunu gördünüz mü?
Ya da Ulaştırma Bakanlığı’nın, Yap İşlet Devret modeliyle yaptırdığı filanca köprü ya da otoyol için bir yılda ödediği tutarı, ABD tüketici enflasyonuna göre hesapladıktan sonra açıkladığına rastladınız mı?
Rastlayamazsınız. Çünkü o bütçe kaynakları, o şirketlere özel imtiyaz sözleşmeleriyle dağıtılıyor. Onlar kendilerini her türlü enflasyona karşı yıllar öncesinden garanti altına aldı.
Şirketler ile kapalı sözleşmeler yapılması yetmezmiş gibi bir de garantilerin arttırılması için ek sözleşmeler imzalanırken, “ticari sır” diye millete kapatılırken, emeklinin payına ne düşüyor?
3 bin TL için neredeyse davul çalarak kanun çıkarılması, o kanun çıktıktan sonra da çok büyük bir paraymış gibi siyasetçi diliyle yapılmış açıklama eşliğinde hesabına yatırılması düşüyor.
Emekli gerçekten “emeklimiz” iyelik ekiyle anılacak kadar değerliyse, onlara ödenen aylığı da enflasyona karşı koruyacak bir sistemin varlığı zorunludur.
Hamasetin son kullanma tarihi doldu.
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları





