İzmir’de bir gün: Haysiyet nerede gövde bulur?
Çiğdem Toker: Baskılar için kullanılan “takım çantaları” bir plan program dahilinde oluşturulup kullanılıyor: Habere, tivite erişim engeli, gözaltı, tutuklama, para cezaları...
Baskılar için kullanılan “takım çantaları” bir plan program dahilinde oluşturulup kullanılıyor: Habere, tivite erişim engeli, gözaltı, tutuklama, para cezaları... Öncesinde “gazeteciler için değil” denilen kanun değişikliği... Haysiyet ise hukuk kılıfıyla aleni hukuksuzluğa itirazda gövde buluyor

“Bu saatte bu kadar kilitlenmezdi trafik” diyor Bilal Bey.
İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nin davetiyle İzmir’deyiz.
Dünyada bir başka bir ülkede emsali olmayan (!) “6 Nisan Öldürülen Gazeteciler Günü” için geldik.
Özge Mumcu (Uğur Mumcu’nun kızı) Rahşan Anter (Musa Anter’in kızı) Abit Dursun (Turan Dursun’un oğlu) Zafer Arapkirli, Hakkı Özdal ve ben. Cemiyet’in düzenlediği anma töreni ve söyleşi etkinliklerine katılacağız.
İlk durak Basmane. Basın Müzesi. Orada Turan Dursun’un, Metin Göktepe’nin, Abdi İpekçi’nin katledildikleri gün üzerlerinde bulunan giysileri, çantaları Uğur Mumcu’nun bilgisayarının (evet 1993 yılı bir Commodore bilgisayar) aralarında yer aldığı onlarca obje, giysi, gazetecilikte kullanılan cihazların örneklerinin bulunduğu müze binası.
Meslek Fabrikası’na şafakta kuşatma
Fakat yetişip yetişemeyeceğimiz belirsiz. Çünkü 6 Nisan Öldürülen Gazeteciler Günü, İzmir için de olağanüstü bir güne rastlıyor.
Açılan binlerce kursta, on binlerce kadın ve gencin meslek edinmede umudu olan Meslek Fabrikası isimli tarihi bina, polis kuşatması altında. Trafik bu nedenle görülmediği kadar sıkışmış.
İyi de neden?
Direksiyonda Bilal Bey, bir özet geçiyor.
Mülkiyeti, tapusu ve kullanımı İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde bulunan (ancak Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilen (Bu AKP iktidarının idaresindeki merkezi yönetim anlamına geliyor.) 4 binadan biri olan tarihi Meslek Fabrikası yapısı için tanınan tahliye süresi dolmuş. (Biri de Gasilhane…)
Yapılan devir işleminin hukuksuzluğuna dair şehirde aylardır tartışma yürüyor.
Ve dün sabah herhangi bir tebligat yapılmaksızın, gün ağarmadan binaya giden güvenlik güçleri, zor kullanarak tahliye işlemi başlatıyor. CHP’lilerin, İzmirlilerin de gitmesi üzerine çıkan tartışma ile arbedede polis biber gazıyla müdahale ediyor.
İçerideki teknik aygıtların uzman personel beklenmeden söküldüğü haberleri geliyor.
Tugay ilk uçakla döndü
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Dünya Sağlık Örgütü’nün “Tek Sağlık Zirvesine” konuşmacı olarak davet edilmiş. Lyon’da. Ama bu gelişme üzerine konuşmasını yapamadan Lyon’dan geri dönüş kararı alıyor.
Sosyal medya hesabından şöyle diyor:
“Yüzde yüz haksız olduğunuz, sadece güç gösterisinde bulunmak için ısrar ettiğiniz bu yanlış kararı uygulamak adına belediyenin binasının sabahın beşinde yüzlerce polis tarafından ablukaya alınması İzmir’in tarihine geçirdiğiniz bir utanç vakası olmaktan başka ne olacak sanıyorsunuz?”
Ağır bedeller
Basın Müzesi’ne ulaştığımızda tören başlamış ancak sonuna da olsa yetişebiliyoruz. İzmir Gazeteciler Cemiyet Başkanı Dilek Gappi, gazetecilik dünyanın en onurlu mesleklerinden biri olarak kabul ediliyorsa, bunda doğrudan taviz vermemenin bedelini yaşamlarıyla ödeyen gazetecilerin payının büyük olduğunu vurguluyor. Günümüzde ise gazeteciliğin öldürülmek istendiğini söyleyen Gappi, kuşaktan kuşağa aktarılan gazetecilikte gerçekleri yazmanın bedelinin hâlâ çok ağır olduğunu ifade ediyor.
Özge Mumcu, Abit Dursun, Rahşan Anter içe işleyen, boğazları düğümleyen konuşmalar yapıyor.
Akşamki panelde düşünceler paylaşılıyor salonu dolduran İzmirli izleyiciyle.
Hafızanın diri tutulması gereğini, cinayetlerin ardından yakınlarını kaybedenler açısından “Peki sonra neler yaşadılar?” sorusunun önemini, 1990-1993 arasında işlenen suikastlerin siyaseten bir dönemin zemin hazırlığı olduğunu, sayıları 100’ü bulan memleket hukuk fakültelerinin bütün bu olup bitenler karşısındaki ürkütücü suskunluğu, bu suskunluğun ardındaki menfaat ağları; bugünkü eşikte gazeteciliğin yaşatılması için okur/izleyici desteğinin artan kuşatmayla daha kritik hale geldiğini konuşuyoruz.
* * *
Başkan Gappi, Meslek Fabrikası’ndaki direnişi ve eylemi izlemeye gidip dönüyor. İzlenimlerini aktarıyor. Gün boyu akan haberler, yapılan konuşmalar zihnimize, algılarımıza değip dönüşürken, tanıdık bir hissi bu defa kavramsallaşmış bir düşünce olarak fark ediyorum:
İktidar safında olmayan, iktidar yanında hizalanmayı reddeden, “ekmek parası” (!) bahanesiyle devşirilmeye hayır diyen gazeteciler üzerindeki baskılar ile iktidardayken seçim sonucuyla muhalefete geçmiş belediyelere yönelik kuşatma: Niyet ve yordam olarak birbirine benziyor.
“Benden değilsen gazetecilik yaptırmam, benden değilsen hizmet gördürmem.”
Bu baskılar için kullanılan “takım çantaları” ise bir plan program dahilinde oluşturulup kullanılıyor: Habere, tivite erişim engeli, gözaltı, tutuklama, para cezaları. Öncesinde “gazeteciler için değil” denilen kanun değişikliği. Yani yasama organı aracılığıyla altyapı.
Yerel yönetimler için de gözaltı, tutuklama, kayyım, kapatma, durdurma, şirketlere el koyma, kanun değişikliği, tapuda devir.
Haysiyet ise hukuk kılıfıyla aleni hukuksuzluğa itirazda gövde buluyor.
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları





