Meclis’i hiçe saymak
Çiğdem Toker; Belki de bu esaslı sorunun çözümüne giden yol, bugünkü TBMM’nin, fonksiyonel açıdan, kuvvetler ayrılığına dayalı bir sistemin TBMM’si olmadığını kabul etmekten geçiyor.
TBMM, 2018-2026 yılları arasında dijital bağımlılık, çocukların internetin zararlı yönlerinden korunması, dijital okuryazarlık, bilinçli ebeveynlik konularında 4 farklı araştırma komisyonunda kararlar almıştır. Tüm partilerin uzlaşısıyla yasal öneriler belirlenmiş, kamu kurum ve kuruluşlarına, hangi tarihte hangi görevi tamamlaması gerektiği dahi kayda geçirilmiştir. Yeni kanun teklifi görüşülürken; daha önce benzer konularda kurulmuş ancak iktidarın son yasayla “yok” muamelesi yaptığı belirtilen 4 komisyonda alınan kararların, kanunla güvence altına alınması önerildi. Ancak iktidar partisi milletvekili oylarıyla reddedildi.

Çocukların internet ve sosyal medyaya erişiminin kısıtlanmasına ilişkin yasal düzenlemenin, bu konudaki Meclis hafızasını hiçe saydığı ve iktidarın bu konuda sanki hiç çalışma yapılmamış tutumu sergilediği belirtiliyor.
Çocuklara internet kısıtlamasının yanı sıra, Darülaceze’ye bağış ve yardımların teşvik edilmesi, gıda bankacılığı yapabilmesi olanağı sağlanması gibi düzenlemelerin de yer aldığı torba kanun teklifi, TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’nda görüşülerek kabul edilmişti.
Komisyon üyesi CHP, kapsamlı bir rapor eşliğinde Muhalefet Şerhi hazırlayarak sundu.
* * *
Öncelikle birbiriyle ilişkisiz 14 ayrı kanunda değişiklik yapan bu metnin TBMM’de yasalaştırılma sürecinin, usul yönünden zaafları olduğu belirtilen raporda, kanun teklifinin tali komisyonlarda görüşülmediğine dikkat çekildi.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin TBMM’yi nitelikli yasa yapma hak ve yükümlülüğünden alıkoyduğu vurgulanan şerh raporunda şu ifade yer aldı:
“Kanun tekliflerinin hazırlanma ve TBMM’ne komisyonlara sunum aşamalarında düşük profilli ve belirsiz bir yapının ortaya çıkmasına neden olduğu gözlemlenmektedir. ‘İstismarcı anayasa değişikliğinin istismarcı uygulaması’, Türkiye’yi Anayasal devlet özelliğinden uzaklaştırmış bulunmaktadır.”
CHP’nin muhalefet şerhi raporunda, öne çıkan başlık ve değerlendirmeler şöyle:
Darülaceze’ye teşvik ve bağış yoksulluğun itirafı
Ana yerleşkesi İstanbul’da olan Darülaceze, bu kanun teklifi ile ülke geneline ve yurtdışına yaygınlaştırılmak istenmektedir. Getirilen teşvik modeli ile bağışlara yardımlara vergi muafiyeti getirilmekte ve bu modelin ülke ve yurtdışına taşınması istenmektedir. Bu durum, derin ve yaygın yoksulluğun adeta bir itirafı, kamu kaynakları yerine bağışlarla sürdürülecek bir muhtaçlık zemininin pekiştirilmesidir. Oysa sosyal devlet anlayışı kamu bütçeleri üzerinden, şeffaf, denetlenebilir ve hak temelli bir yaklaşımı gerektirir.
Bütçede yaşlı ve güçsüz nüfus göz ardı ediliyor
-Türkiye’de nüfusun yüzde 11,1’i, yaklaşık 9,5 milyon kişi 65 yaş ve üzerindedir Bu grup içinde özellikle bakım ihtiyacı olan nüfus 75 yaş üzeri olan gruptur ve yaklaşık 3 milyon 600 bin kişidir. Mutlaka yakın bakıma ihtiyaç duyan 75 yaş ve üzeri grup 3 milyon 600 bin kişidir.
Yaşlı nüfus artışından en fazla etkilenecek alan sağlık ve sosyal güvenlik sistemleri. Bu nedenle ek bütçelemeye ihtiyaç var. Oysa 2026 yılı Aile Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçesi, merkezi yönetim bütçesinin yüzde 2,8’i kadardır ve çok yetersizdir.
Risk taşıyor
Darülaceze modeli, geleneksel yapısı, köklü geçmişiyle İstanbul’daki hizmetini en iyi şekilde elbette sürdürmeli faka sistemi ülke genelinde kamu kaynaklarına ağırlık vererek, bütçeleyerek şeffaf denetim modeli ile yürütülmelidir.
Yurtdışına çıkış, vergi muafiyetinin farklı mevzuatta kontrolsüz bir şekilde sürdürülmesi demektir ve tarihimizde yaşanan pek çok usulsüzlükleri hatırlatmakta, risk taşımaktadır.
Muhalefet şerhinde çocukların internetin zararlı yönlerinden korunması ve dijital bağımlılık ile ilgili yeni düzenlemelerin, geçmişteki kanun tekliflerini tamamen göz ardı edilerek yasalaştırılacağına dikkat çekilerek şu saptamalar yapıldı:
4 ayrı komisyonda karar alınmıştı
TBMM, 2018-2026 yılları arasında dijital bağımlılık, çocukların internetin zararlı yönlerinden korunması, dijital okuryazarlık, bilinçli ebeveynlik konularında 4 farklı araştırma komisyonunda kararlar almıştır. Tüm partilerin uzlaşısıyla yasal öneriler belirlenmiş, kamu kurum ve kuruluşlarına, hangi tarihte hangi görevi tamamlaması gerektiği dahi kayda geçirilmiştir.
Hiçbiri dikkate alınmadı
Yeni kanun teklifi görüşülürken; daha önce benzer konularda kurulmuş ancak iktidarın son yasayla “yok” muamelesi yaptığı belirtilen 4 komisyonda alınan kararların, kanunla güvence altına alınması önerildi. Ancak iktidar partisi milletvekili oylarıyla reddedildi. O komisyonlar şunlar:
2018- Uyuşturucu Madde Bağımlılığı ve Yani Bağımlılık Türleri hakkında araştırma komisyonu
2020 – Internet bağımlılığı hakkında araştırma komisyonu
2026 – Suça sürüklenen çocuklarla ilgili komisyon
2026 – Çocuklar ve gençlere karşı şiddetle ilgili araştırma komisyonu
CHP’nin muhalefet şerhi raporunda, Meclis çatısı altında bürokrasinin de farklı kurumlarla katkı yaptığı 8 yıllık bir zemin varken, yeni yasa teklifinde önceki önerilerin hiçbirinin olmadığı vurgulanıyor ve Komisyonların hafızasını diri tutmanın bir görev olduğu belirtiliyor.
Sansüre gidecek maddeler metinden çıkarılmalı:
İktidarın kanun teklifi görüşülürken muhalefet milletvekilleri, toptancı yasaklar yerine yaş kategorilerine göre içerik düzenlemesini, ebeveyn denetimlerini, risk değerlendirmesini, uygulanabilir cezai yaptırımları, farklı kurum ve kuruluşlar için görevlendirmeleri, denetimleri daha etkili yapacak, TBMM’ye düzenli raporlayacak bir mekanizma kurulmasını önerdi. Önerilerin büyük bölümünün, son 8 yılda TBMM’de çalışılmış ve üzerinde mutabık kalınmış metinlere dayalı olduğu altı Muhalefet Şerhi’nde çizildi.
Yanı sıra, “sansüre gidebilecek maddelerin metinden çıkarılması”, sadece çocukların üstün yararı ve özgürlükleri kapsamında dijital bağımlılık sorununun etkili denetim ve hesap verme kültürüyle çözülmesi gerektiği vurgulandı.
Ancak iktidarı temsil eden milletvekilleri, komisyonda görüşme sürerken, bu yaklaşımı dikkate almadı.
CHP’nin bu yeni torbayla ilgili muhalefet şerhini okurken, Genel Başkan Özgür Özel’in ara seçim konusunda TBMM’nin işlevlerini TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a hatırlatan açıklama da ajanslara düştü.
İktidarın, Meclis’i “kendisinin” gibi gördüğü, ancak kendisi istediği zaman, kendi amaçları doğrultusunda ve kendi istediği ölçüde başvurduğu bir makam olduğu artık o kadar ayan beyan ortada ki...
Belki de bu esaslı sorunun çözümüne giden yol, bugünkü TBMM’nin, fonksiyonel açıdan, kuvvetler ayrılığına dayalı bir sistemin TBMM’si olmadığını kabul etmekten geçiyor.
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları





