loading
close
SON DAKİKALAR

Yine mi İran-2

Hüsnü Mahalli
Tarih: 30.09.2022
Kaynak: Hüsnü Mahalli - Korkusuz

Hüsnü Mahalli; 1923’de Mustafa Kemal’in kurduğu laik ve çağdaş Cumhuriyet’in önünü kesmek için Anadolu’da gerici ayaklanmalarla yetinmeyen emperyalist ülkeler beş yıl sonra (1928) Mısır’da Müslüman Kardeşler örgütünün kurulmasını sağlamışlardı.

Salı günkü yazımda özetlemiştim bugün de devam edeyim batının iki yüzlülüğünü anlatmaya.

İrlanda, İskoçya ve Galler halklarının bağımsızlık ve özgürlük isteklerini kanla bastıran İngiltere, Afrika’yı perişan eden Fransa, kendi azınlık halklarına baskı uygulayan birçok Avrupa ülkesi ve son yüz yılda başta Latin Amerika olmak üzere onlarca ülkeyi işgal eden, isyanları destekleyen, darbe yaptıran ve her türlü pisliğin arkasında olan ABD şimdi Mahsa için gözyaşı döküyorlar.

Onları biliyoruz da onların algı operasyonlarına koyun gibi aldananlara ne demeli?

Hiçbir şeyden ders almıyorlar.

Son seçimlerde Kongre baskınıyla Amerikan demokrasisinin ne halde olduğunu ve bunak bir başkanın nasıl seçildiğini hep birlikte gördük ama İsrail’in her gün Filistinli gençleri öldürdüğünü, yaraladığını ve tutuklandığını kimse görmek istemiyor.

Olay; Mahsa’nın görünen saçından dolayı ölümü olayı değil.

Olay; Mollaların kadınları zorla çarşafa kapatma olayı değil.

Olay; her zaman ve her koşulda birilerinin ABD ve müttefiklerinin tezgahına gelme olayıdır.

Mollaların demokrasi anlayışını sorgulamak gerekirse, ki gerekir, o zaman her şeyi sorgulamak gerekir.

Türkiye’deki durum başta olmak üzere.

Son 11 yılda Suriye ve bölgede yaşanan karanlıkları ve bu karanlıklarda başrol oynama hevesine kapılan AKP iktidarını da.

195 ülkenin çoğunluğunda gerçek anlamda demokrasi, özgürlük ve insan haklarına saygı yoktur.

Demokratik bir seçimle hükümet ortağı olan Yeşiller Partisi’nin lider Baerbock dışişleri bakanı olunca ne çevreyi, ne barışı ne de ülkesini düşünmez oldu. Çarşaflı ya da türbanlı değil ama ‘Alman seçmen benim umurunda değil’ diyecek kadar savaşa meraklı bir kadın.

En taze örnek faşist Mussolini’nin izinden gideceğini açıklayan Giorgia Meloni’nin İtalyan seçimlerinde zafer kazanarak başbakan olması.

Birçok yerde bu örnekleri çoğaltabiliriz.

Hepsi de başı açık, çağdaş görünümlü ama hepsi barış düşmanı.

Dönelim İran’a.

Körfez’in çağ dışı, ilkel ve bağnaz iktidarlarını destekleyen ABD ve müttefikleri Şubat 1979’de ülkesine dönüp Şah’ı deviren Humeyni’ye karşı daha ilk günden cephe aldı. Geçen 43 yıl içinde İran’a ambargo ve yaptırım uygulayanlar ülkeyi karıştırmak için her yola başvurdular ve vuruyorlar.

Bu da yetmeyince ajanlarını kullanarak İranlı bilim insanlarını Tahran’ın ortasında ve İranlı komutan Kasım Süleymani’yi Bağdat’ta öldürdüler.

Tüm bunlara bir şey diyemeyenler şimdi Mahsa’nın ölümünü fırsata çevirip kargaşa yaratmaya ve birilerine yutturmaya çalışıyorlar.

İran’ın Suriye’ye desteği olmasaydı uluslararası ve bölgesel yüz ülkenin destek verdiği IŞİD bugün Şam’da iktidarda Bağdadi de halifemiz olacaktı!.

Sonuç olarak;

Her ülkede insanlar kendilerini yönetecek iktidarları seçmekte özgürdür.

Demokratik bir şekilde seçilen iktidarlar ise yalnızca kendilerini seçenleri değil seçmeyenlerin hatta karşı olanların (kadın ve erkek) da özgürce yaşamalarını sağlamalıdır. Dinsel ve mezhepsel tercihi ne olursa olsun İran yönetimi de bunu yapmak zorundadır ama emperyalist ülkeler de İran halkının zenginlik, refah ve esenlik içinde yaşamasını engelleyen yaptırım, ambargo ve komplolarına son vermelidir.

Son hatırlatma;

1923’de Mustafa Kemal’in kurduğu laik ve çağdaş Cumhuriyet’in önünü kesmek için Anadolu’da gerici ayaklanmalarla yetinmeyen emperyalist ülkeler beş yıl sonra (1928) Mısır’da Müslüman Kardeşler örgütünün kurulmasını sağlamışlardı.

Yüz yıldır kavganın özü değişmedi ve satılmış kafalar olduğu sürece değişmeyecektir.

Kanlı Arap Baharı’nda yaşanan bu gerçeği yeterince kanıtlamıştır.

Özgürlük, demokrasi ve insan hakları sloganlarıyla sokağa dökülenler tezgahın gereği olarak önce kadın ve çocukları hedef almışlardı. Onların karanlık dünyasında kadının bırakın yeri, adı bile yok.

Bizdeki sapık ve sapkın düşünceli hoca ve şeyhlerin dünyasında olduğu gibi.

Olay bir çarşaf ya da türban ve örtünme olayı değil.

Olay beyinlerin ve ruhların özgür, çağdaş, doğru ve barıştan yana olma olayıdır.

Kadın ya da erkek farketmez ama olacaksa birlikte olmalıdır.

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları