Derin Kuşkular
Melih Aşık; SDG’ye özerklik verileceği, Kürtlerin anadilde eğitim yapabileceği, Ve bütün bunların Suriye’nin yeni anayasasında yer alacağı konuşuluyor. Türkiye bu modeli destekliyor.
Suriye’de yeni devlet modeli üzerinde görüşme ve tartışmalar devam ediyor...
Bu süreçte Kürt kimliğinin tanınacağı,
SDG’ye özerklik verileceği,
Kürtlerin anadilde eğitim yapabileceği,
Ve bütün bunların Suriye’nin yeni anayasasında yer alacağı konuşuluyor.
Türkiye bu modeli destekliyor.
E. Gen. Nejat Eslen sohbetimiz sırasında diyor ki:
- Suriye’de SDG’ye verilen hakları kapsayan oluşum bir model oluşturacaktır. Benim merakım şu... Acaba bugün Suriye’de oluşturulan modelin yarın Türkiye’de de uygulanması istenir mi? İstenirse biz ne diyeceğiz?
Eski Milletvekili Uluç Gürkan, Cumhuriyet’teki röportajında ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın “Osmanlı millet sistemi” övgüsünü anımsatarak diyor ki:
“Bugün Suriye’de çok uluslu Osmanlı millet sistemi kuruluyor. Suriye’de kurulan yapı Türkiye’de örnek olarak ortaya konacak...”
Türkiye, kuşkusuz Suriye değildir. Ama kimi kuşkuları da yok sayamayız.
İLTİFAT
Genç okurumuz bu sütunda kullandığımız “Mültefit” sözcüğünün ne anlama geldiğini sormuş...
Bu tür sözcükleri herkesin bildiğini sanırdık. Demek yanılmışız.
Artık Türkçeleşmiş bu sözcüklerin anlamını Türk vatandaşı bilmelidir.
Okullarda bu sözcükleri çözecek kadar Osmanlıca öğretilmelidir.
Eğer o kadar Osmanlıca öğretilmezse vatandaşlar daha birçok kelimeye yabancı kalırlar.
Gelelim Mültefit sözcüğüne...
Arapça LTF kökünden gelir...
İltifat: “Yumuşaklık, incelik, zarafet, gönül alma, hoş tutma” gibi anlamlarda kullanılır...
Mültefit: İltifat eden anlamındadır.
Aynı kökten gelen diğer Türkçeye girmiş sözcükler:
Latif : İnce, hoş, zarif
Latife : İnce şaka
Letaif : Latifeler
Lütuf : İyilik, ihsan
Taltif : Onurlandırmak, gönül almak
Lütfen : Nezaket ifadesi
Lütfi : İyi ahlaklı
Lütfiye : İyi ahlaklı
Arapça sözcüklerin önce kökeni bulunursa oradan türemiş sözcüklerin anlamlarını bulmak kolaylaşır.
İTALYAN
Avrupa’da bir ankette bu kıtanın en aptal ulusları araştırılmış.
En aptal Polonya, ikinci İtalya çıkmış.
Ortaya şöyle de bir soru atılmış:
- Bir İtalyan Polonya’ya iltica ederse ne olur?
Yanıt:
- İki ülkenin de zekâ düzeyi yükselir…
VİCDAN
Milletvekili maaşındaki vicdanları zorlayan aşırılığı bu defa emekli Milletvekili Uluç Gürkan dile getirmiş.
Bilindiği üzere... Daha önce bir kurumdan emekli olan veya Meclis’te iki yıl görev yapan bir milletvekili “Meclis emekli maaşı”na hak kazanıyor...
Milletvekili maaşı: 273.000 TL,
Emekli milletvekili maaşı: 177.000 TL,
olmak üzere bir vekil toplam: 450.000 TL aylık gelir sağlıyor.
Meclis’te halen en az 500 milletvekili aylık olarak bu rakamı elde ediyor.
Uluç Gürkan ülkede en az maaşla en çok maaş arasındaki fark en çok 7 katı geçmemeli, diyor...
Bu arada milyonlarca emeklinin ayda 20 bin liraya talim ettiğini, asgari ücretin 28 bin lira olduğunu hatırlatalım.
Bu emekli ile vekili arasındaki gelir farkı 20 katı aşıyor. Kaldı ki vekillerin sayısız ek ayrıcalığı da var.
Durum, her gün emeklilerin yüzüne bakan Meclis üyelerinde bir vicdan rahatsızlığı yaratmıyor mu?
AZİZNAME
Aziz Nesin 1948 yılında “Azizname”adlı bir taşlama kitabı yayınlamıştı. Kitabın ilk sayfasında şu dörtlük vardı:
“Zannetme ki daim bişekçesine
Siz her anırdıkça huu çeker millet
Alkış beklerken siz eşşekçesine
Verir hakkınızı yuu çeker millet...”
Zamanın basın savcısı Hicabi Dinç, bu taşlama ile hükümeti aşağıladığını iddia ederek Aziz Nesin aleyhine dava açmıştı.
Bu ve benzeri davalarda şüpheliler tutuklu kalırdı.
Polis tutuklamak için Aziz Nesin’i aramaya koyulmuş, fakat 6 ay aramasına rağmen bulamamıştı. Neden bulamadığını Aziz Nesin:
“Ben o günleri kütüphanelerde mizah konusunda çalışarak geçiriyordum ki, kütüphaneler polisin uğramayı akıl edeceği yerler değildi” diye anlatır.
Polis nihayet Aziz Nesin’i yakalar. Aziz Bey dört ay hapiste kalır. İlk celsede beraat eder.
Diyeceğimiz bu ülkede iktidarlar hep hassastır, rüzgârdan nem kapar ve kalem her zaman en korkutucu silah olmuştur.
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları





