loading
close
SON DAKİKALAR

Sabiha Gökçen

Melih Aşık
Tarih: 12.03.2026
Kaynak: Melih Aşık - Milliyet

Melih Aşık; Bir an düşünün: 1938 yılının imkânlarıyla bir kadın pilot... Tek kişilik uçağıyla Balkan başkentlerine iniyor... Devlet adamlarıyla görüşüyor... Davetlere katılıyor... Konuşmalar yapıyor...

Dünya Kadınlar Günü gelip geçerken unutulmaması gereken yiğit kadınlarımızdan birini hatırlayalım: İlk kadın savaş pilotumuz Sabiha Gökçen (1913 - 1971). Atatürk, onu, Türk kadınının neler yapabileceğini bütün millete göstermek için havacılık eğitimine gönderdi. 1937 yılı Cumhuriyet Bayramı törenlerinde Atatürk, Gökçen’den stadyum üzerinde mümkün olduğu kadar alçaktan uçmasını ister. Sebebini Sabiha Gökçen yıllar sonra şöyle anlatır:

SABİHA GÖKÇEN

“Böylece halkın beni uçak kullanırken bizzat görmesini istiyordu. Çünkü o günlerde toplum bir kadının uçak kullanabileceğine inanmıyordu.”

Sabiha Gökçen’in en büyük başarısı ise bize göre 1938 yazındaki Balkan turnesidir. Atatürk, Balkan ülkeleri arasında dostluk ve dayanışmanın güçlenmesi için ondan bir Balkan turu yapmasını ister. Gökçen, Vultee V 11 tipi uçağıyla İstanbul’dan kalkar. Atina, Selanik, Sofya, Belgrad ve Bükreş’i kapsayan bir tur yapar. Yıl 1938. Türkiye’de bir kez, Romanya’da bir kez mecburi iniş yapmak zorunda kalır. Buna rağmen turu tamamlar.

Bir an düşünün: 1938 yılının imkânlarıyla bir kadın pilot... Tek kişilik uçağıyla Balkan başkentlerine iniyor... Devlet adamlarıyla görüşüyor... Davetlere katılıyor... Konuşmalar yapıyor... Ve geldiği gibi uçağına binip geri dönüyor. Bugün bile cesaret isteyen bir iş. Sabiha Gökçen’i yalnızca “ilk kadın pilot” diye anmak eksiktir.

O, Cumhuriyet’in gökyüzüne yazılmış en cesur imzalarından biridir.

NELER GÖRDÜK

Dünya ulusları şu gerçekleri gözleriyle gördü:

- ABD aslında demokrasinin ve özgürlüğün timsali değil, kendi çıkarı için her yeri yıkıp yakabilen ve milyonlarca insanın ölümüne kaygısızca neden olabilen bir vahşi ülkedir.

- Avrupa Birliği’nin, İspanya ve birkaç ülke hariç, aslında demokrasi, hukuk, insan hakları gibi değerlerle ilgisi yoktur. Avrupa ülkeleri kendi çıkarı için savunduğu değerleri bir anda çöpe atabilen ülkeler topluluğudur.

- Müslüman ülkeler hemen tümüyle ABD’nin yörüngesine girmiş, İslami liderler koltukta kalabilmek için ABD ile iş birliğine yönelmiş, kendi halklarını tehlikeye atmış, ara sıra dile getirdikleri İslami dayanışmayı hepten unutmuşlardır.

Olan dünyanın fakir halklarına oldu... Petrolün pahalanması dünya çapında enflasyonu yukarı fırlatacak, bunun bedelini fakir milyonlar ceplerinden ödeyecektir. Tabii başta bizim halkımız...

Bu arada bir büyük şansımız İran’ın ABD - İsrail saldırısına karşı direnmesidir. Suriye engelinden sonra İran’ın da saf dışı kalmasıyla İsrail’in hedefine Türkiye girecekti. Bunu saklamıyor çeşitli ağızlardan sık sık açıklıyorlar. İran’ın direnmesi İsrail’in önünü kapatacaktır. İsabet olacaktır.

GRAHAM

İsrail’in Amerikalı sözcüsü Senatör Lindsey Graham ilginç bir çağrı yapıyor:

“Henüz İran’ı vuran Arap ülkesi oldu mu? Eğer ABD ile anlaşma istiyorsanız savaşa dahil olmalısınız. Arap müttefiklerimize karşılık vermeleri için çağrıda bulunuyorum.”

Arap ülkeleri kendiliğinden İran’a karşı savaşa girmez.

Ne yapmalı?

Klasik taktik...

Arap ülkelerine füze fırlatıp İran’ın üzerine atmak ve Arap ülkelerini İran’la kapıştırmak.

Dün yine Dubai havalimanına füze atıldı ve adres olarak İran gösterildi.

Türkiye ve Azerbaycan’a da aynı muamele uygulanıyor olabilir.

Çok dikkatli olmalı...

ÇÖRÇİL

Gazeteciler bir sohbette ünlü İngiliz devlet adamı Churchill’e sormuş:

- Politikaya atılacak bir insanda ne gibi temel nitelikler olmalı?

Churchill hiç düşünmeden:

- Yarın, gelecek hafta, gelecek ay ve gelecek yıl ne gibi olayların olacağını önceden görebilme yeteneği olmalı, vaatlerini ona göre vermeli, demiş...

Ve biraz durup eklemiş:

- Tabii sonra da o vaatlerin neden gerçekleşmediğini anlatabilme yeteneği…

JURNAL

Mehmed Zeki Pakalın’ın piyasada pek bulunmayan “Son Sadrazamlar” adlı kitabını okurken gözümüze hoş bir anekdot ilişiyor. Padişah İkinci Abdülhamit bir gün Sadrazam Tunuslu Hayrettin Paşa’ya hakkında yazılmış bir jurnalden söz ediyor. Jurnalde Hayrettin Paşa hakkında ağır ihbarlar vardır.

Paşa: “İzin verirseniz jurnali bir okuyayım” diyor.

Eline alıp okuduktan sonra padişaha uzatırken diyor ki:

- Efendim bir metanın (malın) alıcısı bulundukça satıcısı da çok olur...

Yani özetle diyor ki... Sen ihbarları ciddiye aldıkça jurnalciler de durmadan sahte jurnal imal ederek sana taşır...

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları