loading
close
SON DAKİKALAR

Devlet bu raporun farkında mı?

Murat Ağırel
Tarih: 12.08.2023
Kaynak: Murat Ağırel - Cumhuriyet

Murat Ağırel; En azından vatandaş olarak alabildiğimiz kadar kendi önlemimizi alalım. Dere yataklarındaki yerleşim yerlerinde yaşamayalım.

Artık şunun bir farkına varmamız gerekiyor: İklimler değişiyor. Özellikle yaşadığımız bölge bu değişimin en çok hissedileceği yerler arasında geliyor. 

Yani makul meteorolojik olaylar yerini, uç noktalara kadar uzanan sıcaklık artış-azalışlarına, fırtınalara, doğal afetlere bırakacak. 

Bu yüzden acilen sel, yangın ve kar felaketleri gibi doğal afetlere karşı önlem almalı, planlamalar yapmalıyız. 

Aslında bu kapsamda hazırlanan devletin elindeki bir rapora da ulaştım. Uzmanı değilim ama bende gayet detaylı ve başarılı bir rapor olduğu izlenimi bıraktı. 

Anlatayım...

2007 yılında “Taşkın Risklerinin Değerlendirilmesi ve Yönetimi Direktifi” yürürlüğe konulmuş.

2009 yılında AB müzakereleri çerçevesinde “çevre” başlığı adı altında direktifin ulusal mevzuatımıza aktarılması ise 12 Mayıs 2016 tarihli “Taşkın Yönetim Planlarının Hazırlanması, Uygulanması ve İzlenmesi Hakkında Yönetmelik” ile sağlanmış. 

Bu işin başında Tarım ve Orman Bakanlığı geliyor. 

Bakanlık ve ilgili kurumlar bir çalışma yapmış. Çalışmada, akarsu/dere ve nehir taşkınları ele alınmış. 

Şöyle ki... 2000-2019 tarihleri arasında meydana gelen afet olaylarının yüzde 44’ünün sel (3254 olay) olduğu belirlenmiş. 

Hazırlanan rapora göre 2019 sonu itibarıyla 25 havzanın 16 tanesi için taşkın yönetim planı (TYP) hazırlanmış, diğerlerinin ise 2023 sonuna kadar tamamlanması bekleniyor. Ama bazı kurumlar bu işi ağırdan alıyor. 

Yeşilırmak TYP hazırlanmaya çalışıyor ancak sorumlu kurumların bazıları yazışmalara geri dönüş yapmıyor. Kimler mesela: Tokat Belediyesi, Samsun Belediyesi, Gümüşhane Belediyesi geri dönüş yapmamış. Amasya Belediyesi ve Çorum Belediyesi geri dönüş yapan kurumlar.

Peki bu belediyeler neden dönüş yapmıyor derseniz. TYP’lerdeki tedbirleri uygulayacak olan sorumlu ve ilgili kurumlar çoğunlukla büyükşehir belediyeleri ve DSİ’dir. Planlarda yer alan tedbirler, özellikle de yapısal önlem içerenler, kamulaştırma giderleri de dikkate alındığında ciddi kaynak gerektiriyor. Finansmana ilişkin ise bir planlama yok. Bu durum tedbirlerin hayata geçirilmesinde aksaklıklara yol açıyor.

Haliyle daha makro bir plan ve irade gerekiyor. Sadece bir bakanlık ve belediyelerin yapacağı hazırlıklar değil bunlar. 

Raporda örnekler verilmiş. Ankara Mamak’taki Mayıs 2018’de gerçekleşen sel baskını hatırlatılarak selin 12 dakika boyunca etkili olan sağanak yağmur sonunda gerçekleştiği belirtilmiş. Sadece 12 dakika...

Raporda bu selin nedeni ise şu ifadelerle aktarılmış:

“Fenni açıdan hiçbir kurala bağlı kalınmadan inşa edilen yapıların sonradan planların içine dahil edilme gayreti olan ıslah imar planları, prensip olarak mevcut yapı stokunun muhafaza edilmesine öncelik verdiğinden, afet risk değerlendirme hususu ya arka planda kalmış ya da tamamen ihmal edilmiştir.”

Rapora göre bu işin baş sorumlusu zaten belediyeler. Yani imar verilirken yapılaşma artırılırken Devlet Su İşleri’nden bir görüş alınmamış. 

Bir örnek daha verilmiş. Adana Seyhan’da normalde Seyhan Nehri’nin taşkın yaşanacağı sınırları gayet güzel belirlenmiş. Fakat uydu fotoğraflarına bir bakılmış ki  kanunda açıkça yasak edildiği halde taşkın alanında meyve bahçesi, fidanlık, sera gibi tarımsal faaliyetler yapılıyor. 

İşin kötüsü benzer durumlar, yapılaşmalar şehir içinden dere geçen hemen hemen her ilde yaşanmış. 

Büyükşehir belediyeleri tarafından son 5 yılda inşa edilen köprü ve menfezlerin 665’inin projesi için DSİ’den hidrolik kesit onayı alınmış, 2053 köprü ve menfez projesi ise DSİ’den onay alınmaksızın uygulamaya konulmuş.

Yani kafalarına göre yapmışlar.

Bakın dostlar uygunsuz köprü sayıları Balıkesir 327, Giresun 125, Bartın 124, Karabük 68, Muğla 58, Sakarya 52, Rize 44, Artvin 38 devam ediyor liste...

Daha kötüsü de var. Devlet Su İşleri Bölge Müdürlükleri raporuna göre illere göre riskli yapılar tespit edilmiş. Yani sel esnasında yıkılarak ulaşımı ve insan canını tehlikeye atacak yapılardan bahsediliyor. Bunlardan Düzce’de 2438, Samsun’da 424, Sinop’ta 462, Ordu’da 129, Giresun’da 356, Trabzon’da 385, Rize’de 611 adet olduğu belirlenmiş. Hepsi de imara aykırı yapılmış.

Devletin elinde böyle bir rapor var. Ancak devlettekilerin bu rapordan haberleri bile olduğundan şüpheliyim. 

Uzun lafın kısası, önümüzdeki dönemde büyük sel felaketlerine ve doğal afetlere hazır değiliz. En azından vatandaş olarak alabildiğimiz kadar kendi önlemimizi alalım. Dere yataklarındaki yerleşim yerlerinde yaşamayalım.

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları