loading
close
SON DAKİKALAR

Ergenekon, Balyoz yargılamaları, sessiz çığlık, Silivri eylemleri

Şükran Soner
Tarih: 01.08.2023
Kaynak: Şükran Soner - Cumhuriyet

Şükran Soner; Elbette ilerlemiş yaşına aldırmadan köşesinde gönüllü olup bitenleri aktarmayı Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu öğretisinden almış, Meriç Velidedeoğlu’na çok borcumuz var.

Cumhuriyet’ten tanıklıklarda son konuğumuz, söz konusu davalardaki gönüllü savunmaları ile öne çıkan Av. Celal Ülgen. Onun da dönemin koşulları içinde, hukukta uzmanlık için seçtiği alanlardan uzaklaşarak savunma, ceza hukukçuluğuna dönüşmek zorunda kalmak gibi bir kaderi var. Vurgularında, etkilendiği isimler arasında Halit Çelenk, Alp Selek gibi isimler başı çekiyorlar.

Dayanamadım, doğrudan sordum, en üst düzeyden komutanlarla, en etkin görevlerde uzman subaylarla, çok sayıda gazetecinin yargılandığı söz konusu dava süreçlerinde, önde isimleri savunma görevleri olan gazetelerin hukuk büroları savunmadan kaçma yolları arayıp bulmuşlarken neredeyse gönüllü, kalabalık sanıklar grubunun en azından simgesel, doğrudan avukatları değilken savunmalarda adeta toptan sözcülük, sorumluluk üstlenmiş olması gerçeğinden söze girdim. Tek kelimelik polemik sözcüğü etmeden gönüllü öne çıkma adımlarının çoklu hukuksuzluk, direniş eylemlerinin içinden doğuşunu anlatmayı yeğledi.

Yargılamaların, dosyaların içine girildikçe ortaya çıkan, sırıtan gerçeklikle ilişkisi olmayan kurgulama suç senaryoları, düzmece belgelerin içinde unutulan kurgulanmış senaryoların unutulan metinleri... Ortalığa saçılırken Silivri merkez olmak üzere, ilişkili sayısız davanın yeri ile bağlantılı olarak yaşanan kara mizah örnekleri biriktikçe... Sonuç olarak bu ülkenin her kesimden Aydınlanmacıları üzerinden kurgular ortalığa saçıldıkça, bu ülkenin aydınları, sanatçılarından oluşan direngenliğin güçlendikçe güçlenmesi... Etkileşimin çok farklı dünyalar, kültürler, kitleler arasındaki bağları koparılamaz güce ulaştırması...

Yüzler, binler, on binlerin gaz yiye yiye duruşmalara girebilmek, dayanışma yapabilmek üzere toplanmaları, hafta sonları, duruşmalar dışı alanlara da direnişlerin, eylemlerin taşınması... Sınırlı sayıda eylemler, görseller, belgeler kullanmayı izleyenleri yormamak adına seçmiş olsak da elbette çoklu değerli hukukçular kadrosu içinden Av. Celal Ülgen’i, elbette her dava, konu, eylem üzerinden ilgili pek çok hukukçu ile birlikte seçmek, yaşanmışlıkların bütünlüklü aktarılabilmesinde kaçınılmazdı.

Elbette ilerlemiş yaşına aldırmadan köşesinde gönüllü olup bitenleri aktarmayı Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu öğretisinden almış, Meriç Velidedeoğlu’na çok borcumuz var. Soğuk sıcak, yaz kış, yakın uzak demeden elden geldiğince tüm yargılamaları başından sonuna izleyip köşesinde sığdırabilme inadı, sorumluluğu ile... Silivri’ye her gidişimizde, yine çok ileri yaşı, sağlık sorunlarına aldırmaksızın peşimize takılan ülkemizin tiyatroda simge ismi Yıldız Kenter’i, durup durup atılan gazlar hiç ama hiç yıldırmadı.

Sevgili Prof. Dr. Server Tanilli Hoca’mızı, Tüyap fuarlarındaki imza günlerinden koparak geldiği duruşma günlerinden öğlen arası birkaç dakikalık ziyaret izni sırasında, heyecandan ya da çaktırmadan sandalyesini öne doğru hareket ettirerek ulaşmak istediği sevgili tutuklu dostlarına yaklaşmasını unutabilir miyiz? Tarık Akan, Genco Erkal mazoşist miydiler? Gaz yemekten keyif mi alıyorlardı? Ankara, İstanbul’dan CUMOK’lular adına gelmekten yorulmayanlar. Barikatlarla kesilen yolları aşmanın başka ara yollarını keşfedenleri yok mu sayacağız?...

Hukukun guguk yapıldığı dönemleri unutma, yok sayma lüksümüz olabilir mi? Olabildiğince belgelenerek tarihe, geleceğimize ışık tutmak, önümüzü açmak üzere belleklere ne kadar güçlü kazılabilirlerse geleceğe dönük hak aramada yeniden yeniden moral, güç kazanalım değil mi?

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları