Gazi Katliamı'nın 26. yılı

22 kişinin yaşamını yitirdiği Gazi Katliamı'nın üzerinden 26 yıl geçti.
12 Mart 1995 tarihinde İstanbul’un Sultangazi ilçesine bağlı Gazi Mahallesi’nde onlarca kişinin yaşamını yitirdiği, yüzlerce kişinin de yaralandığı katliamın üzerinden 26 yıl geçti.
13 Mart günü saldırıyı protesto edenlere çevik kuvvet ve özel timlerle desteklenen polis bir kez daha ateş açtı. 14 Mart'ta cemevi önünde toplanan kitlenin kendi arasından çıkardığı komite 4 maddelik bir istek listesi hazırladı ve istekleri yerine getirilmezse protestoların devam edeceğini belirtti. Talepler; cenazelerin verilmesi, sokağa çıkma yasağının iptal edilmesi, gözaltındakilerin bırakılması, asker ve polisin bölgeden çekilmesiydi. Ancak bu istekler reddedildi ve aynı gün içinde 15 kişi yaşamını yitirdi. 14 Mart günü, Gazi Mahallesi'nde konan sokağa çıkma yasağına rağmen olayların bir türlü yatıştırılamaması üzerine bölgeye askeri birlikler sevk edildi. Çıkan çatışma sonunda 15 kişi hayatını kaybederken, çok sayıda kişi de yaralandı. Yine aynı gün Gazi Mahallesi'nde çıkan olaylar nedeniyle Ankara Kızılay Meydanı'nda çıkan olaylarda otuz altı kişi yaralandı.
15 Mart’ta olaylar Ümraniye ilçesine sıçradı. Mustafa Kemal Mahallesi’nde 5 kişi hayatını kaybetti, 20’den fazla kişi de yaralandı. 16 Mart'ta dönemin İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu olayların yatıştırıldığını söyleyerek bölgedeki sokağa çıkma yasağının kaldırıldığını açıkladı.
Gazi ve 1 Mayıs Mahallesi’nde toplam 22 kişi yaşamını yitirdiği, yüzlerce kişinin yaralandığı, binlerce kişi gözaltına alındığı katliamda yaşamını yitirenlerin yakınları, 11 Nisan 1995’te suç duyurusunda bulundu. Dönemin İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu, Emniyet Müdürü Necdet Menzir, İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, Başbakan Tansu Çiller ve Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar başta olmak üzere sorumluların cezalandırılması isteniyordu. Ancak soruşturmada takipsizlik kararı verildi. Ağar, Menzir ve Kozakçıoğlu, Aralık 1995 seçimlerinde Doğru Yol Partisi’nden milletvekili seçildi.
Dava süreci
Olaylardan sonra yapılan otopsi sonucu ölen 17 kişiden yedisinin polis mermisiyle hayatını kaybettiği belirlendi.
Gaziosmanpaşa Savcılığının olayla ilgili fezlekesiyle Eyüpsultan Cumhuriyet Başsavcılığı, 20 polis hakkında "müdafaa ve zaruret sınırını aşarak faili belli olmayacak şekilde adam öldürmek" iddiasıyla dava açtı. İstanbul Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Eyüp Ağır Ceza Mahkemesi’ne açılan dava kamu güvenliğinin sağlanamayacağı gerekçesiyle Trabzon'a gönderildi. 11 Eylül 1995'te Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlayan yargılama süreci, beş yıl içinde otuz bir duruşma yapılarak 3 Mart 2000'de karara bağlandı. Yargılanan 20 polis memurundan Adem Albayrak dört kişiyi öldürmekten altı yıl sekiz ay, Mehmet Gündoğan iki kişiyi öldürmekten üç yıl dokuz ay hapse mahkûm edildi. Sanıkların cezaları ertelendi. Diğer 18 sanık polisin ise beraatine karar verildi. Ancak Yargıtay, Albayrak ve Gündoğan hakkında verilen kararı “Haklarında adam öldürme ile ilgili net bir açıklığın olmadığı” gerekçesiyle bozdu. Yargıtay, sanıkların Türk Ceza Kanunu 49. maddesine göre yargılanmasını istedi. Bunun üzerine dava Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi'nde tekrar görülmeye başladı. Ancak aileler ve avukatlar Yargıtay kararı ile devletin bir kere daha kendini aklayacağı gerekçesiyle davadan çekildiklerini bildirdiler. Tekrar görülmeye başlanan dava üçüncü celsede karara bağlandı. Mahkeme heyeti Albayrak ve Gündoğan'a toplam dört yıl otuz iki ay hapis cezası verdi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararın 11 Temmuz 2002'de Yargıtay tarafından onanması üzerine yakınlarını kaybeden 22 kişi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurdu. Yargılama sonucunda mahkeme 27 Temmuz 2005'te açıklanan kararda Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 2. maddesinde düzenlenen, "yaşama hakkı" ve 13. maddesinde düzenlenen "millî makamlara başvuru yollarının kapatılması" hükümlerine aykırı davrandığı sonucuna vardı. Mahkeme Gazi Mahallesi'nde hayatını kaybeden on iki kişi ile Ümraniye'de ölen beş vatandaşın ailelerine tazminat ödenmesine karar verdi. Olaylarda yaşamını yitiren on yedi kişi için ayrı ayrı otuz bin avro tazminat verilmesine hükmeden mahkeme, böylece Türkiye'yi toplam 510 bin Euro tazminat ödemeye mahkum etti.
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












