loading
close
SON DAKİKALAR

Gül, 4. yargı paketini onayladı

Gül, 4. yargı paketini onayladı
Tarih: 29.04.2013 - 16:33
Kategori: Siyaset

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, kamuoyunda "4. yargı paketi" olarak bilinen İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu onayladı...

Resmi Gazete'de bugün yayımlanacak yasa ile 12 Eylül darbesinden sonra tutuklanan ve 1991'de Şartlı Tahliye Yasası ile tahliye edilmesine rağmen 1993'te tekrar tutuklanan Tahir Canan'ın 33 yıldır süren mahkumiyetinin sona ermesi yönünde "umut ışığı" doğdu. Yeni yasa ile işkence suçunda zaman aşımı kaldırılırken, tutuklu öğrencilerin ise ancak bazıları yeni düzenlemeden yararlanabilecek. Bugün yürürlüğe girecek yasa ile Leyla Zana, Aysel Tuğluk başta olmak üzere birçok BDP'li milletvekili hakkında açılan davaların düşmesi de gündeme gelebilecek.

Cumhurbaşkanlığı'ndan bugün akşam saatlerinde yapılan açıklamada, "6459 sayılı İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 6460 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından Anayasanın 89. maddesinin birinci fıkrası ile 104. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderilmiştir" denildi.

Tutuklu öğrencilerin hepsi yararlanamayacak

Yeni yasa ile örgütün bildiri ve açıklamalarını basıp yayanlar, örgüt propagandası yapanlar, örgütün çağrı veya talimatları üzerine düzenlenenler de dahil olmak üzere gösterilere katılanlara artık terör örgütü suçundan ceza verilmeyecek. Propaganda da şiddeti teşvik etmediği sürece suç olmaktan çıkartıldığı için, barışçıl birçok eylem "terör suçu" olmaktan çıktı. Bütün tutuklu öğrenciler ya da bir eylem nedeniyle tutuklananların büyük bölümü ise yasada yer alan şartlar nedeniyle kapsam dışında kaldı. Yeni yasadan tutuklu örğncilerin bir bölümü yararlanabilecek.

Zana'nın davası düşebilir

BDP'li milletvekilleri hakkında da "örgüt adına faaliyette" bulundukları gerekçesiyle hazırlanmış fezlekeler bulunuyor. Bu fezlekelerdeki eylemler önemli ölçüde propaganda ve konuşmalara dayandığından, haklarındaki davalar düşebilecek. Leyla Zana, Aysel Tuğluk başta olmak üzere birçok BDP'li milletvekili hakkında açılan davalar ortadan kalkabilecek.

AİHM düzenlemesi 

Cumhurbaşkanlığı'ndan bugün akşam saatlerinde yapılan açıklamada, "6459 sayılı İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 6460 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından Anayasanın 89. maddesinin birinci fıkrası ile 104. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderilmiştir" denildi. Kanunla, AİHM’in, devletin sorumluluğuna ilişkin tazminat davalarında, davacıların yargılamanın yavaş işlemesinden doğan zararlarını ortadan kaldıracak yeterli bir çözüm bulunmadığı yönünde Türkiye aleyhinde verdiği ihlal kararlarının önünü kesmek amacıyla düzenleme yapıldı. Buna göre, idari yargıda açılan tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, nihai karar verilinceye kadar talep edilen tazminat miktarını arttırma hakkı tanındı.

Terör propagandasında şiddet şartı

Kanunla, AİHM’in, terör örgütlerinin içeriği şiddet unsuru içermeyen bildirilerini yayınlayanların, sadece bu eylemleri nedeniyle cezalandırılmasını ifade özgürlüğünün ihlali olarak saymasına paralel düzenleme yapıldı. Buna göre, terör örgütlerinin bildiri veya açıklamalarını basanlara veya yayınlayanlara bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilmesinde, "cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösteren, öven ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik eden" şartı getirildi. Böylece, suçun kapsamı AİHM standartlarıyla uyumlu hale getirildi.

Aynı düzenleme, basın açıklamaları için de yapıldı. AİHM’in, içeriğinde şiddete başvurmayı cesaretlendirici ifadeler yer almayan ya da kişileri silahlı isyana teşvik edici nitelikte olmayan açıklamalar nedeniyle bireylerin Terörle Mücadele Kanunu’nca cezalandırılmasını ifade özgürlüğüne aykırı bulmaması için düzenleme yapıldı. Buna göre, terör örgütünün propagandasını yapan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilmesinde, suçun "cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde olması" şartı getirildi. Bu suçun basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde verilecek cezanın yarı oranında arttırılması hükmü korundu.

Propaganda yapanlar örgüt üyeliğinden ceza almayacak

Terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde; örgüte ait amblem, resim veya işaretleri asanlar ya da taşıyanlar, slogan atanlar, ses cihazlarıyla yayın yapanlar, terör örgütüne ait amblem, resim veya işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformayı giyenler, bu suçları toplantı ve gösteri yürüyüşü dışında da işlerse aynı cezaya çarptırılacak. Terör örgütlerinin bildiri ve açıklamalarını basmak ve yayımlamak, terör örgütünün propagandasını yapmak ile yasa dışı toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılma suçunu işleyenler hakkında, ayrıca "Terör örgütüne üye olmak" suçundan dolayı ceza verilmeyecek. Ancak, işlenen suçun; patlayıcı madde bulundurma, mala zarar verme, kasten yaralama, görevi yaptırmamak için direnme, genel güvenliği kasten tehlikeye sokma gibi cebir ve şiddet içermesi halinde, kişi ayrıca örgüt üyeliğinden cezalandırılacak.

İşkenceye zaman aşımı yok

İşkence suçlarında zaman aşımı işlemeyecek. Kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkmaması halinde, yapılan açıklamalar "suçu ve suçluyu övme" suçun kapsamından çıktı.

"Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişinin, ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılması ve örgüte üye olmak suçundan dolayı verilecek cezanın yarısına kadar indirilebilmesi" hükmü, sadece silahlı örgütler hakkında uygulanacak. Böylece silahlı olmayan örgütler hakkında söz konusu hüküm uygulanmayacak.

Tahin Canan'a umut ışığı

Yasadaki geçici madde 7 Kasım 1982 tarihinden önce işlemiş olduğu bir suç dolayısıyla hürriyeti cezaya mahkum olan kişi hakkında, mahkum olduğu cezanın infazı sürecinde koşullu salıverildikten sonra deneme süresi içinde işlediği yeni bir suç sebebiyle koşullu salıverilme kararı geri alınmama hükmü getirildi. Bu düzenleme ile 12 Eylül darbesinden sonra tutuklanan ve 1991'de Şartlı Tahliye Yasası ile tahliye edilmesine rağmen 1993'te tekrar tutuklanan Tahir Canan'ın 33 yıldır süren mahkumiyetinin sona ermesi yönünde "umut ışığı" doğdu.

Aydın Hasan / Milliyet

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları