loading
close
SON DAKİKALAR

Haluk Koç'tan canlı yayında istifa çağrısı

Haluk Koç'tan canlı yayında istifa çağrısı
Tarih: 11.10.2015 - 12:11
Kategori: Siyaset

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Prof. Dr. Haluk Koç, CNN canlı yayınında Ankara Garı’nda Barış ve Demokrasi mitingi öncesi ikiz bombalı saldırı ile gerçekleştirilen 'sivil katliamı' konuştu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Prof. Dr. Haluk Koç, CNN canlı yayınında Ankara Garı’nda Barış ve Demokrasi mitingi öncesi ikiz bombalı saldırı ile gerçekleştirilen “sivil katliamı” yorumlarken, siyasa iktidara, “hiç saptırtmayın, hiç başka yöne çekmeyin, hiç sorumluluğu üzerinizden atmayın; bu işin vebali altındasınız” mesajını verdi. Canlı yayında Saynur Tezel’in sorularını yanıtlayan Koç’u sorulan sorular ve yanıtları şöyle:

Sunucu- Ankara büromuzda CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Profesör Doktor Haluk Koç konuğumuz. Sayın Koç hoşgeldiniz efendim. 

Haluk KOÇ- Hoşbulduk, sağolun. 

Sunucu- Sayın Koç, şimdi en son noktadan başlayalım. Öncelikle şunu biliyoruz. Hem koalisyon arayışı için sürdürülen ve uzun sürmesi de eleştiri konusu olan AKP’yle görüşmelerinizde hem bu terör saldırısı ardından CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun çok dikkatli üslubu var. Dün MYK toplantısı gerçekleştirdiniz, ardından acımız ne olursa olsun deyip bir sağduyu çağrısı var ve Kılıçdaroğlu’nun yaptığı birlik çağrısı. Saat 15.00’te de Çankaya Köşkünde Davutoğlu’yla bir araya gelecek tek liderde ana muhalefetin CHP’nin Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu.
Sondan başlamayı tercih ederseniz tabi o noktadan başlayalım. Şuanda da yine bir alanda en azından Sıhhiye meydanı ikinci anma noktası için güvenlik zafiyeti kuşkusu kuvvetli. Bireysel detektörlerle bir arama yapılıyor. O noktayla ilgili acaba hiç emniyetle bir temasınız oldu mu? Konuyla ilgili bir bilginiz var mı? Ve tabi ki dün, dün siz de gitmeyi planlıyor muydunuz bu mitinge? 

Haluk KOÇ- Saynur Hanım, öncelikle içimin yandığını, çok üzgün olduğumu belirtmek istiyorum. Bunu şuanda taşıdığım siyasi kimliğin ötesinde bir baba olarak ve bu ülkenin tüm değerlerine inanan ve o şekilde yetişen ve etrafını da yetiştiren bir insan olarak içimin perişan olduğunu ifade ederek başlamak istiyorum gerçekten tarif edilemez bir tabloyla karşı karşıyayız. Yani burada Sayın Kılıçdaroğlu’nun yapıcı üslubunun ülkenin bu kritik günlerinde ne kadar önemli bir siyasi tavır olduğunun farkındayım, bilincindeyim. Zaman zaman parti Genel Başkan Yardımcılığı ve Sözcülüğü görevinin dışında demin söylediğim o içi yanan baba, içi yanan vatandaş kimliğimle de bazı ifadelerde bulunursam diğer kimliğimin dışında olarak değerlendirilsin.
Çok acı günlerden geçiyoruz, kritik günlerden geçiyoruz ve Suruç, daha Reyhanlı’ya, Ceylanpınar’a, Gaziantep’e dönmüyorum. Yani son döneme dikkat çekmek istiyorum. Diyarbakır, Suruç ve peşinden Ankara patlamaları. 

AYDINLATILMAYINCA, HER TÜRLÜ SENARYO KONUŞULABİLİR

Şimdi baktığınız zaman bu olayların arkasındaki karanlıklar aydınlatılmadan Türkiye’de herkes her türlü senaryoyu konuşma hakkına sahiptir. Bu kadar açık ve net konuşuyorum. Çünkü devletin her türlü istihbarat bilgisi, güvenlik önlemi, siyasi tavrı bütün bunlar yan yana getirildiğinde, çok önceden haber verilmiş, izin alınmış mülki amirlikten, valilikten. Böylesi bir gösterinin ve ismi de barış olan, barış haykıran bir gösterinin bu şekilde kana bulanması, bir takım şuanda ifade edildiği şekliyle söylüyorum canlı bomba patlatmayla kana bulunması ve 100’e yakın yurttaşımızın katledilmesi, belki ağır yaralılardan hayatını kaybedecek olanlar var. Umarım bu sayı artmaz. Yani bütün bunların bir açıklaması olması lazım. Evet sağduyulu olmak zorundayız. Evet zor günlerde eleştirilerimizi ötelemeden, eleştirilerimizi koruyarak birlikte davranabilme, teröre karşı ortak bir mücadele içerisinde tavır sergileme sorumluluğumuz var. Bunların hepsinin bilincindeyiz. Ama demin söylediğim gibi ülke bir yerlere götürülürken, bu ülkeyi yönetenlerin temel sorumluluklarını yerine getirmeyişi konusunda da tespitlerimizi, eleştirilerimizi ağır da olsa yapmak zorundayız. Bunlarda bizim görevimiz. Hem yurttaş olarak görevimiz, hem siyasi görevimiz. Çok uzun zamandır Türkiye’nin hayalperest bir politikayla ki şuanda yalnızlaşan bir durumda biliyorsunuz Ortadoğu’da. Özellikle Suriye bağlamında söylüyorum. Bu yanlışlıkların altını çizdik. Yapmayın dedik, etmeyin dedik. Mezhep eksenli bir politikayla Suriye içindeki çatışmaların tarafı olmayın dedik. Eğer böyle giderse oradaki süreci, terörü Türkiye’ye ithal edersiniz dedik. Çok ağır cevaplarla karşılaştık zaman zaman.
Bütün bunları geçiyorum. Dün siz de vurguladınız, çok sayıda katılımın olacağı ve önceden haberli bir toplantı. Sonrasında yaşanan acı olaylar ve 3 sayın ekini müsaade ederseniz koymayım. 3 bakanın çıkıp kamuoyu önüne açıklamalarda bulunması. Bir tanesi ibret verici bunun altını çizmek istiyorum. 17 Aralık gecesi Aksaray valiliğinden İstanbul’a özel uçakla getirilen ve şu anda İçişleri Bakanı olarak bu kabinede görev yapan Selami Altunok beyefendi. Güvenlikle ilgili bir sorun var mı diye soruluyor, istifa etmeyi düşünüyor musunuz diye soruluyor. Verdiği yanıt şu; ortada 96 tane insanımızı kaybetmişiz, 280’den fazla yaralı var 40’ı ağır yoğun bakımda. Ve şu anda İçişleri Bakanı olarak görev yürüten kişinin verdiği yanıt. Hayır istifa etmeyi düşünmüyorum, güvenlik önlemi olarak her şey alınmıştır. Bir güvenlik zaafı yoktur. 

KRALLIK OLAN SUUDİ ARABİSTAN BİLE YAPTI…

Saynur Hanım, şimdi bu nasıl bir siyasi sorumluluktur. Sayın Başbakan açıklamalarda bulunuyor, kendisine eleştiri getirenlere ağır yanıtlar verebiliyor. Bütün bunları vicdan kelepçelenmesinden tutun farklı tabirlerle ifade edebiliyor. Şuanda sizin kabinenizde İçişleri Bakanı olarak görev yapan kişi güvenlik önlemlerimizde bir sıkıntı yoktur diyor. Fatura 96 tane canımızı yitiriyoruz. Bunu anlamak mümkün değil. Suudi Arabistan gibi demokrasiden uzak bir ülkede son yaşadığımız olaylarda biliyorsunuz 1300’e yakın hacı öldü ve Suudi Arabistan kralı, kral diyorum demokrasiden uzak monarşik bir ülkede Hac bakanıyla valiyi görevden aldı. 

Şimdi bu tür olaylarda görevini yerine getirmeyen kişiler görevlerine devam ettikleri sürece ve kamuoyuyla bu kadar yaşanan acı sonrasında bu şekilde fütursuz, bu şekilde sorumsuz açıklamalarda bulunmaya devam ettikleri sürece siz terörle mücadele konusunda bu topluma güven veremezsiniz. Bu kadar açık. 

Bir diğeri, bir diğer bakan. Gülüyor istifa sorusuyla gülüyor ve Sayın Davutoğlu bugün Sayın Kılıçdaroğlu’yla görüşecek. Sayın Kılıçdaroğlu’nun dünkü açıklamaları yaşadığımız bu kadar acı altında bir baba yüreğinden çıkan o sıkıntılı ifadeler. Çok şey söylemek istiyorum ama günü değil lafı ve bugün Sayın Başbakanın görüşme talebini kabul etmesi topluma kasvet olarak çöken bu sıkıntının aşılmasında merak etmeyin, yani biz teröre karşı ortak tavır alma noktasında irade göstereceğiz mesajının bir dışavurumudur. 

İSTİHBARATIN GÖREVİ, MEKTEP, DERSHANE BASMAK MI?

Saynur Hanım, bu yanlışların, bakın bu olayın faillerinin, bu olayın karanlığının devletin tüm birimleri tarafından en kısa zamanda ortaya konmaması durumunda deminde vurguladım konuşmamın başında herkes her türlü senaryoyu çizme hakkına sahiptir. Diyarbakır’daki fail elinizde, Suruç’taki parçalandı. Diyarbakır’daki failin, bombayı patlatan aynı tür bomba olduğu ifade ediliyor. Daha net bir açıklama yok. Bu kişinin üzerinden çıkarak bu zinciri açıklama noktasında niye bu kadar sessizsiniz? Birilerini mi koruyorsunuz, yoksa yasak mı savıyorsunuz? Yani devletin istihbarat örgütünün bu ülkeyi seven, yurtsever, bütün bu yaşananlardan ıstırap duyan, görevlerimizi yerine getiremiyoruz diye içinde bir miktar fırtınalar kopan bütün yurtsever üyelerini, mensuplarını ayırarak, tenzih ederek konuşuyorum. Allah aşkına okul, mektep basmaktan, dershane basmaktan, banka kovalamaktan, muhalefeti takip etmekten, saçma sapan işler yapmaktan öte bu ülkenin iç ve dış güvenliği bakımından sorumluluklarınız yok mu? Bir istihbarat örgütünün başındaki kişi bir iktidar siyasi partisine üyeliği söz konusu olabilir mi? Bütün bunları yaşıyoruz, bütün bu saçma sapan süreçlerden geçiyoruz. 

Saynur Hanım, şimdi sayın demeyecektim tekrarını söylüyorum. Bakanların bu ifadeleri yürek burkmuştur. Bakın, Sayın Kılıçdaroğlu Sayın Başbakanı ziyaret edecek. Görüşme içeriğini ben bilmiyorum. Ama İçişleri Bakanının dünkü gaflarından, sorumsuzluklarından, bıraktığı boşluktan, görevini yapamamasından dolayı derhal görevinden istifa etmesi gerekiyor. Eğer istifa etmiyorsa dünkü o veciz konuşmaları yapan Sayın Başbakan tarafından görevinden azledilmesi gerekiyor. Bu kadar açık. Ha özel bir misyonumu var? 17 Aralık’ta Aksaray valiliğinden İstanbul’a naklen ve İstanbul’daki tüm 17 – 25 Aralık soruşturmalarını başka yöne çekme görevinin dışında şuanda İçişleri Bakanı olarak bulunmasının kendisine yüklediği başka misyon mu var? Bunu ifade etmek istiyoruz. İnsanların içi yanıyor Saynur hanım. Mutlaka faillerinin açığa çıkmasını istiyor ama bu sorumsuzluklarında siyasi faturasının olmasını bekliyor toplum. 

Sunucu- Sayın Koç, şimdi çok önemli vurgularınız var. İkisini ben yine bir başlık olarak koymak istiyorum. MHP lideri Devlet Bahçeli’de saldırı sonrasında yaptığı yazılı açıklamada o Diyarbakır, Suruç katliamları o noktaya dikkat çekmişti. Sizde ana muhalefet olarak aynı yolu takip ediyorsunuz bunu anlıyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarında biran önce tabi ki, bu aydınlansın, bağlantılarıyla şeklinde gayet kuvvetli vurgular vardı. Çok üzgündü Sayın Kılıçdaroğlu. Çok da duygusal bir açıklama yaptı zaten. Ama CHP’de anladığımız kadarıyla şuanda Suruç sonrası benzer bir saldırı tablosu var. Daha öncekiler aydınlatılmadığı için dün bu felaket yaşandı diyor. Öylemi? Netleştirmek için soruyorum. 

Haluk KOÇ- Şimdi bağlantı son olayla ilgili yine devletin resmi makamlarının şuanda kamuoyuna yaptığı bir resmi açıklama yok. Onu ifade ediyorum. Sadece kamuoyunda konuşulanlar, işte parça tesirli, içinde bilyeyle tahribat gücü artırılmış, daha fazla zayiat olması hedeflenmiş bir bomba düzeneğiyle karşı karşıyayız ve canlı bomba olduğu bizzat Başbakan tarafından dünkü toplantıda ifade edildi bir ya da iki şeklinde. Bir tane olduğu kesin. İkincinin de olduğu şüpheli. 

BUNU DA MI UNUTACAĞIZ, SÜNGER ÇEKECEĞİZ; TA Kİ BİR SONRAKİ ACI ÇÖKENE KADAR

Şimdi burada bu bağlantının, bakın aradan 5 Haziran’da oldu Diyarbakır, 20 Temmuz’da oldu Suruç. Bütün bunlardan sonra bu bağlantıların artık ortaya çıkması gerekiyor. Saynur Hanım, bana IŞİD terör örgütünün Türkiye’deki faaliyetleriyle ilgili herhangi bir soruşturma yürütülüp yürütülmediği, Türkiye’de herhangi bir bağlantısının araştırılıp, araştırılmadığı konusunda şuana kadar benim bilmediğim bir açıklama, bir gelişme oldu mu Türkiye’de? Olmadı. Açık tehdit var, olay ortada, ilk ifadesi ortada oradaki vatandaşın, adamın, katilin. Şimdi bunlar yaşanıyor. Ve bunun üzerinden 2 – 3 gün geçsin tekrar seçim havası, tekrar konuşmalar, tekrar abuk sabuk ifadeler. Bunu da mı unutacağız? Bunun üzerine de mi sünger geçeceğiz? Ta ki bir sonraki acı olay Türkiye’nin başına çökene kadar.
Şimdi değişik kutuplaşma siyasetinin Türkiye’yi bugüne getirdiği tehlikeli bir manzaradan da söz etmek istiyorum. Şimdi Sayın Başbakan dünkü açıklamasında bunun anayasanın 76. maddesine göre kurulmuş bir seçim hükümeti olduğu, dolayısıyla bir AKP hükümeti olmadığı. Böyle bir savunma boyutuna geçti. Sayın Başbakan 13 yıldır bu ülkeyi sizler yönetiyorsunuz. Siz ve sizden öncekiler. Bu hükümetin bu hale gelmesinde yine muhalefete suçlama çıkartıyor. 

HİÇ SAPTIRMAYIN… VEBAL ALTINDASINIZ, BEDEL ÖDEYECEKSİNİZ

Bakın, Allah çarpar Saynur hanım açık söylüyorum. Bir koalisyon kurulması için Cumhuriyet Halk Partisi içine taş basarak ülkenin bu huzursuzluk ortamından çıkabilmesi, ekonomik açıdan önünü görebilmesi için, bir hükümet kurulabilmesi için elinden geleni yaptı. Her şey ortada. Ve şimdi siz hükümette yer almadınız o yüzden bunlar oluyor suçlamasına bu süreçleri yaşayan, bizzat içinde olan bir Sayın Başbakanın bu tahrifata sığınması kabul edilebilecek bir olay değil. Belki şimdi pişmandır onu da söyleyeyim. Biz onun lider olmasını istedik, vesayet altından çıkmasını istedik. Bir tek kişinin özel ihtirasları, korkuları üzerine Türkiye’nin bir seçime ve o seçimle beraber toplumsal kargaşaya sürüklenmemesini istedik. Üzerimize düşeni yaptık. Hala kalkıp CHP’ye bu hükümete katılmadınız diye suçlama getiriyor. Biz sizinle 4 yıl bu ülkenin tüm temel sorunlarını çözebilmek için bağrımıza taş basarak bir araya gelme teklifinde bulunduk. Hiç saptırtmayın, hiç başka yöne çekmeyin, hiç sorumluluğu üzerinizden atmayın. Bu işin vebali altındasınız. Bunun hesabını, bıraktığınız yönetim boşluğunu, Türkiye’yi kutuplaştırmanın getirdiği huzursuzluğun sonuçlarını, bunların hepsinin bedelini ödeyeceksiniz. Ama gün bu konuda polemik yapma günü değil. Acımız var, evlatlarımız var, kardeşlerimiz var, onları bugün ebediyete memleketlerine uğurluyorlar. Bizimde il başkanımız, milletvekillerimiz, arkadaşlarımız alanda. Allahtan hepsine bir kere daha rahmet diliyorum. 20 Temmuz’dan itibaren yatağında öldürülen polisimiz, terhis olurken helikopterde giden askerimiz, 20 yaşında tüyü bitmemiş o gariban Dağlıca’da yitirdiğimiz yiğitlerimiz, gençlerimiz, Suruç’takiler, dün kaybettiklerimiz. Allah hepsine rahmet etsin diyorum. Milletimizin başı sağolsun diyorum. Ama siyasetin kısır polemikleri içerisinde bunların hesapsız kalması, bunların çözümsüz kalması, bunların sorgulanamaz olması, basit suçlamalarla sorumluluktan kaçma gibi gayretlerinde karşısında olacağız. Bunun takibini yapacağız. 

Son sözüm, İçişleri Bakanı ve gülerek istifa eder misiniz sorusuna yanıt verme küstahlığını gösteren Adalet Bakanı. Hala ne oturuyorsunuz orada? Onun oturmasına Başbakan olarak bu gafletlerin televizyon ekranlarında bu acıyı yaşayan bu milletin önünde nasıl seyredebiliyorsunuz, nasıl katlanabiliyorsunuz?

Sunucu- Sayın Koç, şimdi istifa çağrısı net. Biliyorum ki, saat 12.00’de daha önce sizle yaptığımız görüşmede bir MYK toplantınız olacak Çankaya’daki buluşma öncesinde. Onun için çok da zamanınızı almak istemiyorum. Fakat bir şeyin altını çizelim. Birde dönüp birkaç notu aktarmam lazım, yorumunuzu almam lazım. Çok kısa bir süre daha sizi yayınımızda konuk etmek istiyorum. 

Şimdi istifa çağrınız gayet net. Bilmiyorum Genel Başkan acaba gündeme getirecek mi dediniz? Herhalde MYK’da mutlaka görüşmeye dair bir istişareniz olacaktır. Sözkonusu bakanları istifaya çağırmasını bekliyor muyuz CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun? 

Haluk KOÇ- MYK toplantısı 12.00’de olacak. Sayın Genel Başkan sanıyorum Başbakanı ziyaretinden önce bir görüş oluşturacak. Orada gündeme gelebilir diye düşünüyorum. Bundan sonrası Sayın Genel Başkanımızın kendi takdirleri içerisinde görüşme şablonunu oluşturmaktır. O konuda ancak bunu söyleyebilirim. 

Sunucu- Sayın Koç, o zaman bir düne dönelim. Aslında çok olumlu dedi CHP Genel Başkanının yapmış olduğu birlik çağrısı. Sonra az önce zaten net olarak yanıt verdiniz. Allah çarpar diyerek yanıt verdiniz. Sizin bütün samimiyetinizle bir koalisyon kurmaya dönük niyetinizin bir kez daha altını çizdiniz ama başka bir unsur daha var. İsterseniz bir düne dönelim o açıklamaları aktaralım ve AKP’li bir vekilin dün akşam ilk defa 30 Eylül’deki saldırı ardından Ahmet Hakan tarafsız bölgede kameralar karşısındaydı. Çünkü böyle bir şeyde evde duramazdım, gelmem gerekiyordu dedi. Böylesi duygusal bir noktada da geldi o yayını yaptı. Fakat yayın devam ederken AKP’li bir vekilin bir yandan grubumuza, bir yandan CHP’yi hedef alan paralel diye nitelenen Fethullahçı terör örgütü diye nitelenen iddianamelerde böyle geçen yapıya karşı ağır ifadeleri vardı. Tam buluşma öncesinde bunu nasıl yorumluyorsunuz? Bunu soracağım. Birlik aranırken bir araya gelebilen iki lider sadece CHP Genel Başkanıyla AKP Genel Başkanı, Başbakan olurken bir atmosferi değerlendirmenizi isteyeceğim. Bir de sözkonusu vekilin retweet ettiği, yani yeniden paylaştığı 3 CHP’li vekilin de son derece ağır sözleri var. Bunu da size sormak istiyorum. Ama önce o haberimizi ekranlara taşıyalım.

Sayın Koç, öncelikle CHP’li vekillerin bu üç paylaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz diye soracağım. Önce CHP kendisinden başlasın, bunu rica edeceğim ve tabi ki, dün gelen ve Kılıçdaroğlu’yla Davutoğlu görüşmesi öncesinde, hani birlik aranacak bu görüşme öncesindeki. O ifadeleri nasıl değerlendirdiniz?

BAŞBAKANSANIZ BAŞBAKAN GİBİ DAVRANIN, GENEL BAŞKANIYSANIZ GENEL BAŞKAN GİBİ DAVRANIN; YETKİLERİNİZİ BİR YERE İPOTEKLEMEYİN

Haluk KOÇ- Öncelikle Sayın Kılıçdaroğlu’nun sağduyusunu koruyan, nezaketini koruyan, en acı günde dahi olgunluğunu, acıyı içine basarak o olgunluğu göstermesini Genel Başkanım olduğu için değil, bir yurttaş olarak saygıyla karşıladığımı ifade etmek istiyorum. Sayın Başbakanın sorumluluk noktasında Cumhuriyet Halk Partisine dönüp ey Ca Ha Pe birlikte sorumluluk alsaydık bugün bunları daha kolay aşardık demesini yorumlamakta zorlanıyorum Saynur Hanım. O sürecin içinde olan bir arkadaşınızım. Partimin ve Genel Başkanımızın görevlendirmesiyle bu süreci taşıdık ve birebir tanık olduğum konuşmalar, görüşmeler var. Yani Cumhuriyet Halk Partisi 4 yıllık güçlü tabanı olan, bütün bu toplumsal huzursuzlukları aşabilecek, ekonomiyi daha önünü görür hale getirebilecek her türlü fedakarlığı yapıp bir hükümet kurma önerisini çok net masada tutuyor ve son dakika intihar mı edeceksin kardeşim şeklinde bir saray uyarısıyla bir koalisyon kurmaktan vazgeçen kişi söylüyor bunu. Nerede beraber olacaktık? Senin yukarıdaki iradenin 3 ay sonra kendi korkularını aşmak için bir seçime Türkiye’yi sürüklemesine alet olacak bir hükümetin içinde mi olacaktık Sayın Davutoğlu? Onun için Allah çarpar dedim. Onun için samimi olun dedim. Onun için dürüst olun dedim. Bu hükümeti belki siz kurmak istediniz günahınızı almamayım ama size bu hükümeti birileri kurdurtmadı. Biz de onun için söylüyoruz irade kullanın. Başbakansanız Başbakan gibi davranın. Parti Genel Başkanıysanız parti Genel Başkanı gibi davranın. Yetkilerinizi bir yere ipoteklemeyin. Ondan sonra böyle amansız çelişkilerle karşı karşıya kalırsınız. 

Twite gelince, arkadaşlarımızdan Ali Haydar Hakverdi de, Musa Çam da dünkü barış mitingine katıldılar. Aykut’u bilmiyorum. Orada yaşanan acıdan sonra katılan milletvekillerimizin, katılan partililerimizin, bu arada 11 tane Malatya diye duydum Gençlik Kolu üyemizin de bu acı saldırıda hayatını kaybettiğini öğrendik. Bizim de acımız büyük. Hepsi bizim kardeşimiz partili, partisiz. Orada barış diye haykıran, orada huzur isteyen, orada demokrasi isteyen, Türkiye’nin kardeşlik içinde yaşamasını talep eden herkes bizim kardeşimiz. Bunu da hiç kimseyi ayırt ederek söylemiyorum. O içlerinden geleni yazmışlar. Bakın, ben de söylüyorum. Aydın Ünal Bey bunu da duysun. Eğer bu sürecin arkasındaki karanlık, devlet tarafından aydınlatılmaz ise, bırakılan güvenlik ve istihbarat zaafı ortaya konmaz ise herkes her şeyi düşünmekte serbesttir. 

Şimdi siz hangi vampirlikten bahsediyorsunuz? Hangi kandan beslenmekten bahsediyorsunuz? Yazıklar olsun size.
Bu kişi sanıyorum önceki Başbakanın konuşma metinlerini yazan kişi olarak biliyoruz. Konuşma metinlerini de bir önceki Başbakanın aynı mantıkla, aynı düşünce süzgecinden geçirerek kelimeleri, cümleleri oluşturup yazdı ise o zaman Türkiye niye bu kadar kutuplaştı, niye o yazılanları okurken öfke, kin hitabetinin en mümtaz örneklerini sunarak bu ülkeyi niye gerim gerim gerdiler şimdi çok daha iyi anlıyoruz. Sadece onları söyleyen değil, onları yazan da sorumlu demek ki. 

AYDIN ÜNAL’IN VEKİL OLDUĞU BİR PARTİDE SAYIN DAVUTOĞLU SİZİN İŞİNİZ ÇOK ZOR

Ben sadece bazen söylerken bazı şeyleri tarif ederken kelime bulmakta insan zorlanıyor. İşte o anlardan birindeyim. Bunu yazan kişinin izanı yok, iradesi yok, gerçekle buluşma şansı hiç yok. Sadece kendi merceğinden bakıyor, herkesi düşman, herkesi karşıda, ama hiç kimsenin hep beraber, birlikte bazı sorumlulukları taşıyabileceğini aklına bile getirmiyor. Bu vatandaşların milletvekili olduğu bir partide Sayın Davutoğlu sizin işiniz çok zor. Bundan sonrasında da 1 Kasım’dan sonra ne yapacaksınız ya götüreceksiniz anahtarı saraya teslim edeceksiniz, ya da parti Genel Başkanlığını idame ettirmekte zorlanacaksınız. Bu çelişkilere bir şey getirmeniz gerekiyor. İçişleri Bakanınız gülerek sırıtan, 96 can gitsin sırıtan Adalet Bakanınız, bu twitleri atan milletvekiliniz. Bütün bunlar karşısında hala CHP 3 aylık önerimizi kabul etseydi biz bu işlerin altından kalkardık deme bedbahtlığına sığınan Sayın Davutoğlu artık kendinize gelin. Artık kendinize gelin çarpıtmayın, kimsenin aklıyla oynamayın, elinizdeki algı oluşturma mekanizmalarıyla bütün bu yaşadıklarımızın su gibi üstüne çıkıp biz haklıyız, biz doğruyuz deme gafletinden vazgeçin. 

Sayın Kılıçdaroğlu’nun söyleyemediklerini zaman zaman ben söylemeye çalıştım burada. Onun sağduyusuna, nezaketine, bütün bu yaşanan acılar karşısında bir ana muhalefet partisi lideri olarak içi kan ağlasa da dün kurduğu o cümlelere saygılı olmak zorundayım. Onun için bence burada yeterli diyorum. 

Tekrardan yaşadığımız acının bir daha tekrar etmemesini istiyorum. Tekrardan rahmet diliyoruz, acılarını paylaşıyoruz, acılarımızı hep beraber paylaşacağız, kardeşliğimizi yitirmeyeceğiz. Terör denen bela hangi kirli el tarafından kullanılıyorsa Türkiye üzerinde hep beraber ona karşı duracağız. Bütün kardeşliğimizi bu ülkede eşit haklara sahip, eşit hukuku paylaşan, eşit cumhuriyet yurttaşları olarak barış içinde, huzur içinde, demokrasi içerisinde tüm özgürlüklerimizi kullanarak hain bombalara kurban olmayarak yaşayacağımız günleri de hep beraber sağlayacağız Saynur Hanım. 

Sunucu- Şimdi sizin özellikle vurguladığınız eğer bu süreç devlet tarafından aydınlatılmazsa herkes her şeyi düşünmekte ve söylemekte serbest dediniz. Dün Sayın Kılıçdaroğlu çok şey söyleyebilirim ama söylemiyorum gün birlik olma günüdür demişti. Bu çerçevede son bir kere şunu sormak istiyorum. Saldırının hemen arkasından sizin de altını çizdiğiniz gibi özellikle orada bütün kayıplar için başsağlığı dileyelim. Orada parti tabanınızdan da can kayıpları olduğunu öğrendik şimdi. O noktada duygusal ve erken diye niteleyebilir misiniz? Çünkü herhangi bir açıklama gelmeden gelmişti bu 3 CHP milletvekilinden net suçlamalar gelmişti. Çok kısa twittler fakat var bunun içinde ve herhangi bir istişare düşünüyor musunuz bu vekillerle? En azından Sayın Kılıçdaroğlu’nun ortaya koyduğu çok şey söyleyebilirim ama söylemiyorum çerçevesi içinde. Parti içinde bu görüşülecek midir acaba?

Haluk KOÇ- Saynur Hanım bakın, Reyhanlı olayı yaşandı. Söylenenleri tekrar etmek istemiyorum. Yani inanç ayrımı yaparak şu kadar şu mezhepten kişi öldü diye bir ülkenin yöneticisi açıklama yaptı ve o bombanın sorumlusu CHP’dir dendi. Biz bunları yaşadık. Bu milletvekili arkadaşlarımız böyle bir partinin üyesi. Her türlü haksızlığa, çarpıtmaya, algı oluşturmaya karşı mücadele eden arkadaşlarımız. Hiçbirisi iktidar güvencesinde, iktidar kollamasında faaliyet göstermediler. Halkın sesi olmaya çalıştılar, halkın yanında olmaya çalıştılar. Ben uyaracak bir şey görmüyorum. Ama Aydın Ünal isimli milletvekilinin vampir benzetmesini dönüp 13 yıldır bu ülkeyi vampirler mi yönetiyor sorusunu kendisine sorması gerekiyor. Onu ifade etmek istiyorum. 

Sunucu- CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Profesör Doktor Haluk Koç çok teşekkürler. Sağolunuz efendim çok da kritik bir zamanlamada yayınımıza katıldınız. 

Haluk KOÇ- Başımız sağolsun tekrar.

Vişne Haber Ajansı 

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları