loading
close
SON DAKİKALAR

Harun Karadeniz anısına ''Sınıf Mücadele ve Bağımsızlık'' forumu

Harun Karadeniz anısına ''Sınıf Mücadele ve Bağımsızlık'' forumu
Tarih: 15.08.2012 - 18:37
Kategori: Sağlık, Yaşam

68'liler Birliği Vakfı 1975 yılında hayatını kaybeden Dev-Genç'li Harun Karadeniz'in ölüm yıldönümü anısına ''Sınıf Mücadele ve Bağımsızlık'' başlıklı bir forum düzenledi...

68'liler Birliği Vakfı 1975 yılında hayatını kaybeden Dev-Genç'li Harun Karadeniz'in ölüm yıldönümü anısına ''Sınıf Mücadele ve Bağımsızlık'' başlıklı bir forum düzenledi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nde saat 14.00'da gerçekleşen ''Sınıf Mücadele ve Bağımsızlık'' forumu iki oturum şeklinde yapıldı.


68'liler vakfının yöneticisi Merdan Aslanın moderatörlüğünü, 68'liler Vakfı Başkanı Sönmez Tarhan'ın sunumunu yaptığı forumun konuşmacıları,  68'liler vakfı yöneticilerinden Gökalp Eren, Dünya Gazetesi yazarı gazeteci Osman Saffet Arolat, İstanbul Mimarlar Odası Eski Başkanı Mete Akalın, Türkiye Kominist Partisi parti konseyi üyesi Doğan Ergün, Özgürlük ve Demokrasi Partisi Meclis Üyesi Barış İnce idi.


Forum Mustafa Kemal ve Devrim şehitleri anısına bir dakikalık saygı duruşuyla başladı.

 

''AKP iktidarı tarihin çöplüğüne gidecek''

Forumun açılış konuşmasını yapan vakıf başkanı Sönmez Tarhan, 68 kuşağı olarak emperyalizme karşı direndiklerini, bir çok kişinin bu uğurda canını verdiğini hatırlatarak, bu canların boşuna verilmediğini birgün AKP iktidarınında tarihin çöplüğüne gideceğini söyledi.


Meydanlarda, darağaçlarında bir çok insanın öldürüldüğü gibi kimi insanlarında cezaevlerinde kasten gıdım gıdım ölüme bırakıldıklarını bunlardan birininde Harun Karadeniz olduğunu, cezaevinde kanser hastalığına yakalanmasına ve ailesinin tedavi olması gerektiği ikazlarına aldırış edilmeden ölüme terkedildiğini şu sözlerle açıkladı:


''Aile adli muşavire başvuruyor. Adli muşavirin cevabı 'Bizde ölmesini istiyoruz. Bu şekilde öldürüyoruz'
Sınıf mücadelesinin giderek keskinleşen bir iktidar mücadelesi olduğunun altını çizen Tarhan, dünyanın her yerinde solcuların iktidar mücadelesinde büyük bedeller ödediğini ve gelecekte de ödeyeceğini belirtti.


68'liliğin onur olduğunu söyleyen Tarhan, Harun Karadeniz'i kendilerinden ayrılan özelliğin kendilerinin materyal idealist olması, onun ise materyal realist olması şeklinde belirterek,   Harun'un örgütlenmeye önem verdiğini ifade etti.


Suriye konusunda ve Anayasal çalışmalar hakkında da konuşan Tarhan, ''AKP iktidarının Amerika şakşaklığıyla toplumu iradesi dışında savaşa sürükleyecek.  Yapılan anayasal çalışa bu parlementoyla çıkmaz'' dedi.

 


''Amaç, Gençler üzerinde müdahaleyi kolaylaştırmak''

 

1960'ların Amerika emperyalizme karşı ayaklanan mücadelenin antikapitalist mücadeleye döndüğü tüketici topluma itirazların yükseldiği bir dönem olarak tanımlayan Gökalp Eren, bu itirazın Türkiye İşçi partisinin siyasal gerçekliği ortaya çıkarmasıyla yeniden bir uyanış şeklinde ortaya çıktığını Harun'un da ö dönemde belirleyici olarak yer aldığını söyledi.


O dönemde gençlerin önemli sorunları beslenme, barınma, ders notları, ders kitapları gibi benzer olgular olduğunu dile getiren Eren, bunların o dönemlerde kamu tarafından değilde taarikatlar tarafından karşılanarak gençler üzerinde ki müdahaleyi kolaylaştırma araçları şeklinde başgösterdiğini ifade etti.


Eren, o dönemler Hasan Yalçın ve Harun önderliğinde yürüyüşlerin düzenlendiğini, bu propanganda çalışmalarıyla Harun'un eğitim yazılarının o çalışmaların bir ürünü olarak ortaya çıktığını, her konuya duyarlı bir kitle çalışması ele aldığını belirtti.


''Gençliği ülke sorunlarıyla uğraşmayan bir ulusun sonu gelmiştir''


Harun Karadeniz'in arkadaşı, gazeteci Saffet Arolat, konuşmasına Şükran Kurdakul'un Harun Karadeniz için yazdığı ''Harun arkadaşın direnişinde'' adlı şiiri okuyarak başladı.


Harun'un ''Gençliği ülke sorunlarıyla uğraşmayan bir ulusun sonu gelmiştir'' sözüne atıfta bulunarak, bu sözle eylemlerinin başladığını, ve bu fikrin yayılmasını sağlayacak ciddi bir örgütlenmeyle haraket edilidiğini, o dönemin kitlesel eylemlerin blinçli bir şekle dönüştüğünü söyleyen Arolat, Harun'un katıldığı eylemlerden, üzerine düşündüğü konuşlardan bahsederek, Özel üniversitelere karşı verdiği mücadeleyi, yürüyüşleri anlatarak, konuşmasını yine Harun için yazılmış Refik Durbaz şiiri okuyarak bitirdi.

''Harun öğrenciyle işçi sınıfı arasında bağ kuran bir görevi vardı''


Harun'un sınıf arkadaşı Mete Akalın, üniversite yıllarında Harun'un notları derleyip, düzenleyip onları kitap haline getirip öğrencilere dağıttığını söyleyerek, ikinci sınıfta Fizikten kaldığını uzayan bir yılında not basımı, köy okullarına kitap dağıtımı gibi konularla uğraştığını vurguladı.


Özel okullar konusunda mücadelesini pelçinleştiren olayı şu şekilde dile getiren Akalın, ''Fizik hocası sınavda çok zor sormuştu sınıfın yarısı kaldı. Aynı hoca özel üniversitede de Fizik dersi veriyordu. Oradaki sınavda ise ortaokul düzeyinde sorular sorduğunu Harun belgelerle ortaya çıkardı. Bu olay onu özel okullar konusunda daha hassas yaptı''


Akalın, Harun'un öğrenciyle işçi sınıfı arasında bağ kurmayı sağlayan bir görev üstelendiğini belirterek, o dönemde yeteri kadar ortak bir sentez oluşturamadıklarını söyleyerek Harun'un kitaplarından bahsederek konuşmasını sonlandırdı.

 

''Yazılı eser bırakması önemliydi''


Doğan Ergün ise, Harun'un yazılı eser bırakması açısından önemine vurgu yaparak, Türkiye'de 68 küçük burjuva içerisinde emekçi karakter sağlamasının altını çizdi.


Harun'un yazdığı kitapların kendilerine yol gösterdiğini, konuyu sınıf mücadelesi bağlamında incelemek açısından değerli yapıtlar olduğunu belirten Ergün, Türkiye'de sosyalist hareketin en büyük zaafının örgütlü mücadele olduğunu, kendileri açısından da partililik düşüncesi öğrenci gençlik, işçi emekçi bağının sağlanması bakımından Harun Karadeniz'in kendi mücadeleri açısındn önemli olduğunu vurguladı.


Bugün Türkiye'de yeni bir rejimin oluştuğuna dikkat çeken Ergün, ''Savaşçı, bağımlı, işçi sınıfının haklarını elinden alan, gerici olgularını taşıyan yeni bir rejim. Bu rejim kendi zaaflarınıda ortaya koyuyor. Bize şimdiden nerelerde sorun yaşayacağımızı gösteriyor. Emekçilerin üzerine bu kadar gidilen bir dönemde yeni sınıf mücadelesi patlamaya gebe'' dedi.

 

 

''Bağımsız ve 68 talepleriyle, istekleriyle bütüncül yeni bir Türkiye''


Bağımsızlık mücadelesin emperyalist bir olgu olduğunu, bağımsızlık mücadelesinin demokrasiyle ve sosyalist mücadelele birlikte yürüdüğünü belirten Barış İnce, Esad'ın kötü olduğunu anlatan dille, Saddamın kimyasal silah kullandığı dilin ortak olduğunu söyledi.


Bugün AKP'nin bağımsızlık mücadesini desteklemesinin  BOP bir parçası olduğunu, bunun Amerikanın işbirlikçi hareketi olduğunu vurgulayan İnce, ''Bugün AKP kendi rejimini kuruyor. Eski Türkiye ve Yeni Türkiye'nin üzerinde hepbirlikte ortak bir Türkiye kurulmalı. Bağımsız ve 68 talepleriyle, istekleriyle bütüncül yeni bir Türkiye'' dedi.

Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları