Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde 20 Temmuz 2015 tarihinde canlı bomba saldırısı Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu üyesi 33 insanın katledilişinin 2. yılında HDP'li Osman Baydemir katliamın aydınlatılması için Meclis araştırması istedi.
Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde 20 Temmuz 2015 tarihinde canlı bomba saldırısı sonucu, Kobani’ye oyuncak götürmek isteyen Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu üyesi 33 insanın hayatını kaybetmelerinin 2. yılında HDP'li Osman Baydemir katliamın aydınlatılması için Meclis araştırması istedi.
HDP'li Osman Baydemir TBMM Başkanlığı'na gönderdiği önergede 33 kişinin hayatını kaybetmesinin sorumlusu yalnızca bahsi geçen 5 kişi olmadığına dikkat çekerek "Bahsi geçen kişiler, 5 Haziran 2015 Diyarbakır İstasyon Meydanı saldırısı, 10 Ekim 2015 Ankara Gar saldırısı ile doğrudan bağlantılı kişilerdir. Urfa 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kabul ettiği iddianamede canlı bomba Şeyh Abdurrahman Alagöz’ün hangi yolla Suruç’a geldiği, "terör nitelikli şahıs" sıfatıyla aradığı bir isim olmasına rağmen 3 gün boyunca Suruç'ta nasıl rahatlıkla dolaşabildiği bilgisi yer almamaktadır." dedi.
Baydemir önergesinin gerekçe kısmında şu açıklamalarda bulundu:
"Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde 20 Temmuz 2015 tarihinde canlı bomba saldırısı sonucu, Kobani’ye oyuncak götürmek isteyen Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu üyesi 33 genç hayatını kaybetmiştir. Soruşturması katliam tarihinden 19 ay sonra tamamlanmıştır. Cumhuriyet Savcısı Selman Eskiler tarafından hazırlanan iddianamede, Ankara katliamı nedeniyle Sincan 1 No'lu F Tipi Hapishanesi'nde tutuklu olan Yakup Şahin ile Suriye'de bulunan Deniz Büyükçelebi ve İlhami Bali sanık olarak yer almaktadır. Yine iddianamede sanık olarak yer alan Halil İbrahim Durgun ve Yunus Durmaz’ın da düzenlenen polis operasyonlarında üzerlerindeki canlı bomba yeleklerini infilak ettirerek öldükleri açıklanmıştır.
33 kişinin hayatını kaybetmesinin sorumlusu yalnızca bahsi geçen 5 kişi olmadığı açıktır. Bahsi geçen kişiler, 5 Haziran 2015 Diyarbakır İstasyon Meydanı saldırısı, 10 Ekim 2015 Ankara Gar saldırısı ile doğrudan bağlantılı kişilerdir. Urfa 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kabul ettiği iddianamede canlı bomba Şeyh Abdurrahman Alagöz’ün hangi yolla Suruç’a geldiği, "terör nitelikli şahıs" sıfatıyla aradığı bir isim olmasına rağmen 3 gün boyunca Suruç'ta nasıl rahatlıkla dolaşabildiği bilgisi yer almamaktadır. Saldırının yapıldığı Amara Kültür Merkezi’nin önünde ve karşısında sürekli nöbet tutan TOMA araçlarının, saldırının olduğu saatte neden nöbet tutmadığı, katliam öncesinde olay yerinin yakınında ve çevrede neden tek bir polis görülmediği bilinmemektedir. Patlamanın ardından dakikalar içinde olay yerine gelen polis ekiplerinin neden ambulans geçişine engel olduğu, neden yaralıların üzerine gaz bombaları attığı, tıbbı müdahalenin gecikmesinden kaynaklı kaç yaralının hayatını kaybettiği soruşturma dosyasında yer almamıştır. Katliam günü Amara Kültür Merkezi’nin tamamını gören MOBESE kameralarının o gün çalışmaması kamu görevlilerinin katliamdan haberdar oldukları şüpheleri artırmaktadır.
Savcı ve olay yeri inceleme ekipleri saatler sonra olay yerine gitmiş, olay yerinde inceleme yapmamıştır. CMK'ya göre savcı soruşturmanın amiri konumunda olmasına rağmen tüm işlemleri Terörle Mücadele Şubesi yürütmüştür. Görgü tanıkları ile yaralı ve katliamdan sağ kurtulanların ifadelerine de başvurulmamıştır. Soruşturma boyunca gizlilik kararı sürmüş, avukatların soruşturmayı denetleme ve delillerin toplanmasına katkı sunma imkânı ortadan kaldırılmıştır. Devlet yetkilileri ile kolluğun ihmaline dönük hiçbir işlem yapılmamış, soruşturmanın genişletilmesi talebi karşılanmamıştır.
Katliamın ardından Amara Kültür Merkezi'nin önüne motosikleti ile gelen ve şüpheli davranışları nedeniyle halk tarafından fark edilip, alıkonulan ve üzerinde “Abdullah Ömer Arslan” adına düzenlenmiş "12563669198" TC nolu kimlik, Türkiye Büyük Millet Meclisi" logolu bir zarf, "El Nusra bayrağı" olarak bilinen siyah bayrak çıkan kişi, üzerinde çıkanlarla birlikte polise teslim edilmesine rağmen bu kişinin saldırı ile bağlantısının olup olmadığı araştırılmamış ve iddianamede yer almamıştır. Üstelik Ankara katliamın davasında da yargılanan Yakup Şahin adlı zanlı ifadesinde Suruç Katliamını gerçekleştiren canlı bomba Alagöz ile ilgili “Biz Gaziantep'de bir gece misafir ettik. Daha sonra motosikletle Suruç'a gönderdik. Onlar da orada patlattı’ dediği öğrenilmiştir. Abdullah Ömer Aslan'a dair bir araştırma dahi iddianamede yer almamaktadır. 5 Haziran 2015 Diyarbakır İstasyon Meydanı saldırısı, 20 Temmuz Suruç Katliamı, 10 Ekim 2015 Ankara Gar Katliamı birbiriyle bağlantılı katliamlar olduğu anlaşılmasına rağmen üç dava dosyası da genişletilememektedir.
Bu katliamların gerçek sorumlularının bulunması, sorgulanması, yargılanması ve bu katliamı önlemeyen, ihmali bulunan kamu görevlilerin de soruşturmaya dosyasına konu olmasının önemi büyüktür. Bu nedenle Anayasa’nın 98’inci, Meclis İç Tüzüğü’nün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması için gereğini arz ve talep ederiz."
Vişne Haber Ajansı