loading
close
SON DAKİKALAR

HDP'li Gergerlioğlu, Muzaffer Özcengiz'in hücrede tek başına ölmeden önce yazdığı dilekçesini Meclis'e taşıdı: 'Göz göre göre bir insan ölüme götürüldü!'

HDP'li Gergerlioğlu, Muzaffer Özcengiz'in hücrede tek başına ölmeden önce yazdığı dilekçesini Meclis'e taşıdı: 'Göz göre göre bir insan ölüme götürüldü!'
Tarih: 02.05.2019 - 09:43
Kategori: Yurt

HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Çorum Cezaevi’de kaldığı tek kişilik hücrede kalp krizi geçirerek yaşamını yitiren Muzaffer Özcengiz’in ölümünden 4 gün önce Çorum İnfaz Hakimliği'ne yazdığı dilekçeyi Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a sorarak Meclis'e taşıdı....

15 Temmuz darbe girişiminin ardından tutuklanan ve kanun hükmünde kararname (KHK) ile görevinden ihraç edilen 58 yaşındaki Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Muzaffer Cengiz, bir yıldır kaldığı Çorum Cezaevi 3 No'lu hücresinde 26 Nisan'da kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. 

Özcengiz, ölümünden 4 gün önce Çorum İnfaz Hakimliği'ne 4 sayfalık bir dilekçe yazdı. Bir ifadede adı geçtiği için, cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Özcengiz, dilekçesinde; iki yıldır tutuklu olduğunu, 28 Şubat 2018'den beri ise 'sorgusuz sualsiz, nedensiz niçinsiz' hücreye konulduğunu ifade ediyor, sağlık durumunu, hastalıklarını, doktorun söylediklerini tarih vererek detaylarıyla anlatıyor ve tek başına ihtiyaçlarını göremediği için normal koğuşa geçme talebinde bulunuyor.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili ve İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu, tek kişilik hücrede kalan Muzaffer Özcengiz’in cezaevi koşulları sebebiyle ölüme sürüklendiğini ifade ederek, Özcengiz'in ölümünden önce yazdığı dilekçeyi, verdiği soru önergesi ile Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a sordu.

Gergerlioğlu, konuya ilişkin TBMM Meclis Araştırması ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun Araştırması için 2 önerge de vererek konuyu Meclis gündemine taşıdı.

"GÖZ GÖRE GÖRE BİR İNSAN ÖLÜME GÖTÜRÜLMÜŞTÜR"

Gergerlioğlu, yaptığı açıklamada, "Bu kabul edilebilir bir şey değildir. Bir öğretmen, doktorların 'tek kişilik hücrede kalamaz' raporuna rağmen tek kişilik hücrede kalmaya devam ettirilmiştir. Biz 'hücrede nasıl tutarsınız' dediğimizde de “Efendim orası hücre değil tek kişilik oda!” cevabını alıyoruz. İnsan hayatı bu kadar ucuz olamaz, göz göre göre bir insan ölüme götürülmüştür. Biz Muzaffer Özcengiz’in ölümünden 4 gün önce ölüme sürüklendiğini anlattığı dilekçesini avukatları aracılığıyla aldık. Bu devlet kendi sorumluluğunda olan birisini bu şekilde ölüme götüremez. Arkada acılı eş ve çocuklar bırakan Muzaffer Özcengiz’in ölümü, ülkede var olduğunu düşündüğümüz adalet kırıntılarını da artık ortadan kaldırmıştır. Biz bundan 5 ay önce 28 Nisan 2018'de Muzaffer Özcengiz gibi ölümünden 4 gün önce cinayetini yazan Halime Gülsu’yu gündeme getirdiğimizde sorumlular hakkında işlem yapılsaydı, bugün bu olay yaşanmazdı. Ben konunun ulusal ve uluslararası boyutta takipçisi olmaya devam edeceğim. Bu ülke ve ülkenin insanları sahipsiz değil. İnsan hayatının bu denli değersizleştirilmesini asla kabul etmiyorum!" dedi. 

HDP'li Gergerlioğlu, verdiği önergede Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay'a şu soruları yöneltti:

"- 26 Nisan 2019 de ölen Muzaffer Özcengiz’in ölümünden 4 gün önce 22.04.2019 tarihinde gerekçede belirtilen dilekçeyi Çorum İnfaz Hakimliğine yazdığı iddiası doğru mudur?
- Bu iddia doğruysa skandalla ilgili soruşturma açılmış mıdır? Eğer soruşturma açılmışsa hangi aşamadadır? Eğer soruşturma açılmamışsa bunun sebebi nedir?
- Muzaffer Özcengiz’in cezaevinde doktorların tek kişi kalamayacağı yönünde raporlar vermelerine rağmen ölmeden önce halen tek kişilik hücrede tutulduğu iddiaları doğru mudur? Eğer doğruysa personel hakkında hangi işlemler yapılmıştır? Muzaffer Özcengiz’in ifadesinden ölümüne sebep olduğu anlaşılan personel halen çalışıyorsa bunun sorumlusu kimlerdir?
- Ceza Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün Cezaevindeki personelin skandalını sümenaltı etmeye çalıştığı iddiası doğru mudur? Bu iddia doğruysa Ceza Tevkifevleri Genel Müdürlüğünde ilgililerin görevden alınıp derhal soruşturma yapılması için neden beklenilmektedir?
- Muzaffer Özcengiz’in sağlık sürecini takip eden revir görevlileri, 112 Acil personeli ve Çorum Devlet Hastanesi doktorları dahil bütün personel hakkında soruşturma açılmış mıdır? Kendisinin ifadesinde belirttiği şekilde ihmali bulunan personele soruşturma ve dava açılmamışsa bu personeller kim ya da kimler tarafından korunmaktadır?
- Muzaffer Özcengiz’in dilekçesinde: “Cezaevinin genel yoğunluğundan ötürü çok zorunlu da olsa kurum doktoruna çıkılamamakta, hele hastaneye sevk aylar geçtiği halde gerçekleşmemektedir. Bundan dolayı her gün daha da kötüye gitmekteyim?” iddiaları doğru mudur? Bu iddia doğruysa sevkler konusunda yaşanan sıkıntının sebepleri nelerdir?
- Muzaffer Özcengiz’in dilekçesinde: “Zorunlu kullandığım ilaçlarımı haftalar, aylar geçmesine rağmen tedarik edememekteyim.” iddiaları doğru mudur? Bu ilaçların tedarik edilmemesinde sorumluluk kim ya da kimlere aittir?
- Muzaffer Özcengiz’in dilekçesinde: “O gün ambulans ile acil servise kaldırıldım. Muayene tetkiklerim neticesinde kanımın mikrop kaptığı ve de intaniye servisine götürülmem gerektiği ifade edilip cezaevine getirildim.” iddiaları doğru mudur? Bu iddialar doğruysa tekrar ceaevine getirilmesinde sorumluluk kim ya da kimlere aittir?
- Halen cezaevinde kalan ve Muzaffer Özcengiz gibi sesini duyurmaya çalışan mahpus sayısı kaçtır? Bu kişilerin aynı şekilde cezaevinde ölmemesi için ne yapılması gerekmektedir?
- Son 5 yılda cezaevinde hayatını kaybeden mahpus sayısı kaçtır? Bu kişilerin de Muzaffer Özcengiz’in gibi ihmal sebebiyle ölmediği nasıl öğrenilebilecektir?
- Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne ilettiğim ağır hasta mahpusların Mehmet Yamaç, Şerif Ağu, Mesut Gülmez, Mustafa Kuru, Hakan Yıldırım, Savaş Uyar vd tedavileriyle ilgili halen bir gelişme yoktur. Bu kişilerin Muzaffer Özcengiz gibi ölmemesi için hükümetinizin alacağı tedbirler nelerdir?
- 16 Ocak 2019 da cezaevinde ihmaller sonucu öldüğü iddiasıyla ilgili sorunlarını 24 Nisan 2018 de BİMER e yazıp 28 Nisan 2018 de vefat eden Halime Gülsu hakkında soru önergesi vermiştim. Bu önergeye cevap gelmemesi ve sorumluların cezalandırılmaması neticesinde 22 Nisan 2019 da dilekçe yazıp 26 Nisan 2019 da ihmaller neticesinde vefat eden Muzaffer Özcengiz vakasının yaşandığı iddiası doğru mudur? Yeni bir ölüm olmaması için Adalet Bakanlığı bir çalışma yapmayı düşünmekte midir?
- Cezaevlerine güveni sarsan bu ve benzeri olayların tekrarlanmaması güvenin tekrar tesisi için hükümetinizin alacağı önlemler nelerdir?"

MUZAFFER ÖZCENGİZ'İN DİLEKÇESİ

Muzaffer Özcengiz'in ölümünden 4 gün önce Çorum İnfaz Hakimliği'ne yazdığı dilekçenin tamamı ise şöyle:

"Çorum İnfaz Hakimliği'ne,
Çorum
Konu: Kronik sağlık ve psikolojik sorunlarım nedeni ile tek kişilik hücre odadan, normal koğuşa geçme talebi.
Talep eden: Muzaffer Özcengiz. L Tipi Kapalı C.İ.K. F-9 Alt 03 NO Hücre, Corum.
TC: 108 954 06 610
58 yaşındayım. İzmir’de (Buca) öğretmenlik yaparken, önce görevimden ihraç edildim. Akabinde tutuklanıp Çorum Kapalı Cezaevi’ne konuldum. 2 yılı aşkındır buradayım. 4 çocuğum ve eşim İzmir’de ikamet etmekteler.
1 yıl normal koğuşlarda kaldıktan sonra 28 Şubat 2018 tarihinde, herhangi bir suç-ceza-neden-niçinsiz-sorgusuz-sualsiz tek kişilik hücre-odaya konuldum.
Hücreye konulduktan birkaç gün sonra kurum doktoru ile görüşme talebim karşılığında, görüşmemiz gerçekleşti ve kronik sağlık sorunlarımın değerlendirilmesi neticesinde kurum doktorumuz, hem bana hem de kurum müdürümüze mevcut durumumun kritik oluşu nedeni hücrede tek kişilik değil, normal koğuşta kalmaya devam etmem gerektiğini ifade edildi. Fakat kurum doktorumuzun bu olumsuz sağlık şartlarımı, kurum müdürümüze ifadesine karşılık değişen hiçbir şey olmamıştır.
Hipertansiyon,troid, şeker, prostat, bel, boyun fıtığı, ileri derecede işitme kaybı ve de son bir yıldır, psikolojimin ileri derecede bozulmasından psikiyatri tedavisi de görüyorum.
5 Nisan Cuma (tarih yanlış olmasın, kurum psikiyatri doktoru ayda bir gün geliyor, yanılıyorsam kurumdan öğrenilebilir) günü kurum psikiyatri doktoruna çıkarıldım, bir yılı aşkındır yaşadığım hem şahsi hem ailevi nedenlerim değerlendirildi. İlaçları kesmeden devam etmem gerektiği her ay mutlaka kendisinin beni görmesi ve de muayene etmesi gerektiği, son olarak da mevcud hem sağlık hem de psikolojik sorunlarım nedeni ile tek kişilik oda-hücreden alınıp, normal çoklu koğuşa konmam gerektiği tarafıma ifade edildi.
Aradan 17 gün geçti, bugün 22 Nisan 2019. Henüz durumumda hiçbir iyileştirme olmamıştır.
20-11-2017 tarihinde Çankırı Ağır Ceza Mahkemesi, Çorum Cezaevi yönetimine, şahsımla ilgili olarak ‘ orada herhangi bir terör faaliyeti, reklamı, eylemi, propagandası yapıp yapmadığımın tespit edilip bildirilmesi’ talebine karşılık Cezaevi Yönetimi Kurum Müdürü Mustafa Yaşar imzalı cevabi yazıda, ‘şahsımla ilgili yapılan tüm tetkik, inceleme ve araştırmalar neticesinde, bahis konusu kişinin herhangi bir eylemine rastlanmamıştır’ diyerek 24-01-2018 tarihinde cevap veriliyor. Bu cevaptan tam 1 ay sonra hücreye konuluyorum.
Şahsımın incelemeler neticesinde kurum, koğuş, oda ve de genel güvenliği sarsıcı, ihlal edici, hiçbir eylemime rastlanmadığı halde, suçsuz, nedensiz, cezasız, niçinsiz, hangi kanun, hangi mevzuat gereği bu durumdayım, anlayabilmiş değilim.
1-Kaldığımız şartlarda adına hücre denmese de hücre şartları uygulanmaktadır. 24 saatte sadece 1 saat, o da görüş saatine, avukat, doktor v.b. çakışmalar durumunda o günkü havalandırmaya çıkma hakkımız yanmaktadır.
2-Hiçbir sosyal faaliyete defalarca başvurmamıza rağmen katılamıyorum.
3-Halı sahaya çıkma imkanı da aynı durumdadır. Haftada 1 gün de olsa halı sahaya çıkma ortamı sağlanmadı.
4-Hücrede mutfak bölümü olmadığı için yemek, bulaşık, temizlik işleri tuvaletteki el yıkama lavabosunda karşılanıyor.
5-Kapalıalan fobim var; bunalıyor, sıkılıyor, kendime zarar vermekten endişe ediyorum.
6-Cezaevine gelmeden önce de kronik sağlık sorunlarım var olup, periyodik olarak doktor kontrolünde muayene ve tedavilerim devam etmekte idi. Buraya getirildikten sonra hastalıklarım ve kullandığım ilaçlarım 1 iken 4’e çıkmıştır.
7-Cezaevinin genel yoğunluğundan ötürü çok zorunlu da olsa kurum doktoruna çıkılamamakta, hele hastaneye sevk aylar geçtiği halde gerçekleşmemektedir. Bundan dolayı her gün daha da kötüye gitmekteyim.
8-Zorunlu kullandığım ilaçlarımı haftalar, aylar geçmesine rağmen tedarik edememekteyim.
9- Normal koğuşlara verilen bazı  malzemeleri bizlere verilmemekte olup, hiçbir neden ve sebep de aylardır ortaya konmamıştır. Örneklerim var. Kurum müdürlerimiz ‘tamam, sorun yok, verilsin’ demelerine karşılık 5 aydır verilmemektedir.
10-Tv, internet, bilgisayar ortamından faydalandırılmıyoruz.
11-Normal çok kişili koğuşta kalırken mevcut kronik hastalıklarımdan dolayı, baş dönmesi, denge kaybı, tansiyon .vb. ortak işlerde yemek, bulaşık, temizlik gibi, oda ve koğuş arkadaşlarım yardımcı oluyor, sorunlarımı onların yardımı ile giderebiliyordum. Hücrede ise yemek, temizlik, bulaşık v.b. tüm işleri, sağlık sorunlarımdan dolayı yerine tek başıma getiremiyorum. Hayatımı, gece gündüz her daim idame ettirmek için başkalarının yardımına ihtiyaç duyuyorum.
12- Yaşam hakkımın elimden alınmaması gerektiğine, bunun aksinin hem hukuki hem de vicdani sorumluluk gerektirdiğine, zira hem kronik sağlık sorunlarım, dörde katlanmış hem de 58 yıldır yaşamadığım depresyon, psikiyatri hastası olmakla son 1 yılı aşkındır tedrici intihara-ölüme sevk edildiğimi, bu konuda yazılı, sözlü tüm başvurularım ve de haklı geçerli nedenlerime rağmen, duymazdan ve görmezden gelmek hangi kanunda-hangi hukukta yazılıdır bilmek talep ediyorum.
28 Mart 2019 günü çok ciddi şekilde mide rahatsızlığı, spazmı geçirdim 6 gün boyunca. Kurum doktor muayene talebime ancak 6 gün sonra cevap verildi. Nefes alamaz, hareket edemez, ayakta duramaz hale geldim.
Kurum doktorumuz 2 Nisan’da durumumu görünce hemen ‘bu hastaya burada yapılacak bir şey yok ‘deyip, ambulans çağrılmasını Çorum Devlet Hastanesi acil servisine kaldırılmamı talep etti ve gerçekleştirdi.
O gün ambülans ile acil servise kaldırıldım. Muayene tetkiklerim neticesinde kanımın mikrop kaptığı ve de intaniye servisine götürülmem gerektiği ifade edilip cezaevine getirildim.
3 Nisan 2019 günü intaniye servisine ulaştırıldım. Orada da esaslı tetkik ve tahliller neticesinde kanımın mikrop kaptığı teşhisi konuldu.
Hem acilde hem de intaniye servisindeki doktorlar, ‘niçin bu kadar geciktin, şimdiye kadar neredeydin, bu perişan hale gelinceye kadar neden bekledin’ dediler, bu sorulara muhatap kaldım. Cezaevi şartlarının yoğunluğundan dolayı yaşadıklarım bunlardır.
Yaşadığım tüm bu kronik sağlık sorunlarım ve de psikiyatrik hastalıklarım nedeni ile yalnız başıma koğuş hayatımı idame ettiremiyorum. Başkalarının yardımına gece gündüz her an ihtiyaç duyuyorum.
Yaşam şartlarım her geçen gün (bir kısmına parmak bastım) iyice kötüleşmekte ve ben kötüye doğru gitmekteyim.
Yaşam hakkımın elimden alınmamasını, iyileştirilmesi için çoklu koğuşa alınmamı insaniyet namına talep ediyorum.
Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim Efendim.
22.04.2019
Muzaffer Özcengiz, F9 Alt, no 3 hücre. Çorum Kapalı C.İ.K"

Kaynak : Vişne Haber Ajansı-www.istanbulgercegi.com

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları