İBB'ye yönelik Silivri'de görülen 'yolsuzluk' davasında ikinci celsenin 16. günü tutuksuz sanıkların beyanlarının alınması ile devam etti

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nda tutuksuz sanıkların beyanlarının alınmasına devam ediliyor.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın yargılamasına devam ediliyor. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda davanın ikinci celsenin 16. günü tutuksuz sanıkların beyanlarının alınmasına devam ediliyor.
Dava kapsamında tahliye edilen ve görevine iade edilmeyi bekleyen Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney de Beyoğlu iddianamesine kadar olan kısımda duruşmayı izledi. Duruşmada öğle arasından önce sırasıyla Paşa Şahin, Eyüp Selman Korten, Aykut Gamsız, Serkan Boztepe, Sencer Hacıoğlu, Serdar Ekinci, Ümit Tıraşçı, İbrahim Orhan Demir, İsmail Akkaya, Sabriye Akkaya, Veysel Eren Güven, Mehmet Akif Bulut, Deniz Göleli, Seyhan Özcan, Şükrü Fındık ve Egemen Özcan savunma yaptı.
EGEMEN ÖZCAN SAVUNMASI – 14.09.026
Sayın başkan, sayın heyet, sayın savcım; huzurunuzda böyle bir suçlama ile bulunduğum için öncelikle aradan geçen zamana rağmen hem şaşkın hem de üzgün olduğumu belirtmek isterim. Çok kısa bir savunma yapacağım, fazla vaktinizi almayacağım. İsmim Egemen Özcan. Orta Doğu Teknik Üniversitesi mezunuyum ve işletme yüksek lisansım bulunmaktadır. Mezun olduğum günden beri de deneyim tasarımı ve etkinlik pazarlaması üstüne çalışıyorum. Yani kurucusu bulunduğum bir etkinlik ajansı var. Bu ajans kelimesi çok her anlamda kullanıldığı için bunu bir netlemek istiyorum. Biz reklam filmi çekmiyoruz, mecrasını almıyoruz, mecra kullanmıyoruz. Biz bir etkinlik ajansıyız; dekorumuz yok, çadırımız yok, hiçbir malzememiz yok. Etkinlikleri tasarlıyor, ihtiyaca göre tedarikçilerinden hizmet satın alıyoruz. Sayın heyet, kendi alanımda dünya çapında tanınırlığa sahip bir firmam var. 2017 yılında kuruldu, ismi HeyMo. Eventex etki endeksine göre –ki bu noktada bir özür sunmam gerekir herkese, çok fazla İngilizce kelime girecek araya, olabildiğince Türkçe kullanacağım ama tekrar algısı kaçmasın diye İngilizce kelimeler kullandığım için özür dilerim. HeyMo isimli ajans Eventex etki endeksine göre Türkiye'nin en etkili, Orta Doğu'nun 3. en etkili, dünyanın 22. en etkili etkinlik ajansıdır.
Çoğunluk hissedarı %51 ile dünyanın en büyük iletişim ve ajans holdingi olan Amerika Birleşik Devletleri menşeili Omnicom Holding'e aittir. Omnicom Holding New York Borsası'na kotedir. Bütün ajansları biz de dahil olmak üzere 7/24 bağımsız denetlenir. Usulsüz hiçbir uygulama yapamayan, hiçbir nakit hesap trafiği bulunamayan, hiçbir fiktif işlerde yer alamayan, ben şirketin %49 ortağı ve kurucusuyum, böyle bir pozisyonda yer alırsam benim de işimden olacağım uluslararası bir kurumdur. Türkiye'deki uluslararası tek etkinlik ajansı konumundayız. Biz bugüne kadar 2018'den beri yaklaşık saydığım zaman 117 tane uluslararası ödül kazanmış durumdayız. Bunlar içinde Eventex, Business Awards, International Business Awards, Felis, Effie, Kristal Elma, Ace of MICE gibi önemli ödüller de bulunmaktadır. Ayrıca şunu söylemek isterim ki, bu fi zamanında olmuş bir şeyi anlatmadığını ispat etmek için de söylüyorum, içerisinde bulunduğumuz ay yani şu an bu ay belki de iş dünyasının Oscar'ları kabul edilen International Business Awards'ta dünyada yılın etkinlik ajansı seçildik ve ben de şahsım olarak dünyada yılın yaratıcı lideri seçildim. Halihazırda yurt dışına çalışıyoruz efendim. Doha, Dubai, Riyad, Abu Dabi, Pekin, Barselona, Paris, Berlin, Amsterdam, Londra, Lizbon, Las Vegas, Basel ve Miami bizim etkinlik hayata geçirdiğimiz lokasyonlar.
Bunun haricinde de devam edeyim buraları okumayayım, almayayım zamanınızı. Dediğim gibi uluslararası bir ortaklığız. Halihazırda sadece özel sektöre çalışıyoruz. Birazdan belki ironik olacak, şirketimizin cirosunun %99'u özel sektörden gelir. Tarihimizde kamu ile ilgili tek bir proje yaptık kamu kaynağından bahsedebileceğimiz. Onu da bugün eylem 60 kapsamında huzurunuzda bugün size anlatıyorum. Yani ne öncesinde ne sonrasında hiçbir kamu projesinde yer almadık. Ama genel bir bilgi için Google, Meta, Samsung, TikTok, Akbank, Türk Hava Yolları, Limak, Mercedes-Benz, BMW, Ford, Netflix, Disney, Nike, Borusan Holding, Sabancı Holding, lüks mücevher markası Cartier, lüks saat markası Richard Mille, Damac, Piaget markalarının etkinlik ajansıyız. Sadede gelirsem İstanbul Büyükşehir Belediyesi tüzel kişiliğiyle hiçbir zaman çalışmadık. Medya A.Ş. ve Kültür A.Ş. ile hiçbir zaman çalışmadık. Hayatımızda bir kere Spor İstanbul'un daveti ile bir davet aldık ve bu davette de ben aslında o dönemi ihale olarak biliyorum bu arada, bu istisnai satın almaymış. Biz çok ihale, ilk defa hayatımızda ihaleye girdik. O yüzden de bilgimiz olan da çok detaylı da bir konu değildi.
Şimdi bu eylem 60 olarak adlandırılan konu, Paris Yaz Olimpiyatları'ndaki İstanbul Tanıtım Evi isimli proje. Bu proje içerisinde bir kere niye davet aldınız madem hiç çalışmıyorsunuz kamu tarafıyla derseniz konuyla ilgili yani tabii Spor İstanbul ekibi daha doğru bir cevap verir ama ben yine de 3 tane tahminimi sıralamak isterim. Birincisi Türkiye'de uluslararası çalışan tek etkinlik ajansıyız. Yani yurt dışında bir iş yaparken bize gelmeniz aslında kısmen normal. İkinci ve bence en önemli olan konu Omnicom yani bizim çatı holdingimiz ilk defa Paris 2024 Olimpiyat Oyunları'nın açılış kapanış, Paralimpik açılış kapanış törenlerini icra ettiler ve bizim bu sayede elimizde kırmızı badge'ler vardı, bunu açmak isterim.
Paris Olimpiyat Oyunları şehir merkezinde düzenlenen ilk olimpiyat oyunudur. O yüzden vatandaşlarını bile merkezden çıkardılar o dönem. Değil bir kurulum yapmak, değil kamyon sokmak, değil personel çalıştırmak evinize bile gidemiyordunuz. Böyle bir ortamda biz açılışları organize ediyor olduğumuz için halihazırda şehir merkezinde çalışma yetkimiz vardı. Bu yüzden gelmiş ve davet edilmiş olduğumuzu bu anlamda düşünüyoruz. Peki niye kabul ettik? Bir kere ülkemizin tanıtımına katkı sağladığını düşündüğümüz itibarlı bir proje olduğunu değerlendirdik en başta. Biz etkinliğe dahil olduğumuzda Paris'teki mekan zaten kiralanmıştı. Bu kiralama sürecini biz yönetmedik, biz yapmadık. Peki ne amaçlıyordu bu etkinlik derseniz; İstanbul 2027 Avrupa Oyunları'nın ev sahibidir, kıymetli de bir etkinlik ve ev sahipliğidir. Bunun tanıtımını yapmak, aynı zamanda da 2036 Olimpiyat adaylığı ile ilgili en azından bir noktada bir meşale ucu yakmak gibi düşünebiliriz. Bir niyeti vardı projenin. 2 gün süreyle giden bir projeydi ve şunu da söylemek yanlış olmaz, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Spor İstanbul ile beraber bu projenin bütün adımlarında bizim birlikte çalıştığımız bir diğer partnerdir. Biz taahhüt ettiğimiz şeyi efendim fazlasıyla yaptık.
Zaten kamuoyunda da fazlasıyla gördüğüm kadarıyla bu anlamda yansıdı. Ben ama iddianameye baktığımda bazı ithamlar gördüm. İstanbul Evi projesine mesela ödüllendirme amacıyla çok sayıda örgüt üyesinin orada götürüldüğü yazıyor. Yani öncelikle şunu söylemek lazım, bu konuda bir yorumda bulunamayız. Hani bunu belirleyen, bu kişilerin listelerini oluşturan, uçak biletlerini ayarlayan, konaklamalarını, transferlerini ayarlayan ve o hizmeti sunan biz değiliz. Ve hiçbir zaman da işin o tarafında açıkçası bulunmadık. Ben o eylemde suçlanan Ekrem İmamoğlu'nu şahsi olarak tanımıyorum. Eğer salondalarsa kusuruma bakmasınlar, Fatih Keleş'i hayatımda hiç duymadım. Can Akın Çağlar'ı hayatımda hiç duymadım. Murat Ongun'u tanımıyorum. Bu suç ve bu 60 numaralı eylem altında geçen başka isimler ve üyeler varsa kendilerinin hiçbirini şahsi olarak tanımıyorum ve böyle bir örgütün varlığına dair de bilgim ve fikrim yok. Orada bulunduğum süre boyunca da böyle bir göz üzerimde açıkçası yok. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin iştirak şirketlerinin sonrasındaki hiçbir davete de hem biz katılmadık hem de açıkçası onlar da uluslararası bir etkinlik olmadığı için bizi dahil etmediler ya da davet etmediler. Yani ne öncesinde ne sonrasında hiçbir zaman çalışmadık.
Bunun haricinde şunu söylemek sağlıklı olur... Bu projeyi maddi yönden de hani bir büyüklük olarak da görmediğimizi söyleyebilirim. Fakat yine iddianameye baktığımda bir matematik hatası görüyorum efendim. 105 milyon TL'den bahsediliyor, yurt dışı finansmanları için kullanılan krediler, işte bu krediler önce 3-4 tane iştirake, oradan da bizim de aralarında bulunduğumuz 9 tane firmaya kanalize edilmişler. Şimdi şunu söylemek lazım; bu 105 milyon TL'nin önce "9 ayrı firma" diye başlayan metin, iddianamede 8 firma kayboluyor ve sanki tamamı bize gönderilmiş gibi devam ediyor. Bu matematik bir hatadır. Biz bunu kollukta, Vatan'da da açıkçası uzun bir süre anlayamadık bu rakamı. O yüzden sonradan BDDK raporunu görünce burada bir hata olduğunu gördük ve işin aslını anladık. Biz bu ödemelerden 26 milyonundan sadece sorumlu olabiliriz. O da bizim zaten ilk ödememiz. Aynı proje için sonrasında 28 milyonluk bir ödeme daha aldık. Zaten de aslında ihale bedelimiz de toplam bu tutar kadardı. Yani iddianamede ve BDDK raporu altında yazan 105 milyon hatalı gözüküyor.
Bunun haricinde de BDDK zaten şeyi de söylemiş: "Hali hazırda iştirak şirketinin kasasında bir kaynak bulunduğu için bu kredi olarak kullanılan rakam doğrudan bir iş ortağına kanalize edilmiş diyemeyiz" diyor. Biz hesabımıza gelen paranın tamamını belgeli ve şeffaf bir şekilde her işimizde olduğu gibi kullandık. Yurt dışındaki ortağımız Olimpiyat Oyunları'nın açılış ve kapanışını yapan şirkete bu paraları lokal hizmetler için ödeme olarak gerçekleştirdik. Şimdi bunun haricinde yine söylemek istediğim bir konu var. Yaptığımız işin karşılığı olan bu ödemenin kaynağını, takdir edersiniz ki bizim Spor İstanbul kredi mi kullandı, öz kaynaklardan mı harcadı, sponsor gelirlerinden mi yaptı, kira gelirlerinden mi ayarladı, etkinlik gelirlerinden mi ya da başka bir iştirakten mi kaynağı ya da borç alarak mı yaptığını bilme yetkimiz, yetimiz ve bu konuda bir gücümüz yok. O yüzden bunu hiçbir zaman sorgulamadık açıkçası o paranın kaynağının nere olduğunu. Sorgulasak da bilme şansımız da yok. Zaten rakamın da doğru olmadığını bir kez daha belirtmek istiyorum.
Bunun haricinde söylemek istediğim bir konu daha var. Aslında bir suç isnadı olarak bize yönlendirilmemiş, şirketine ya da şahsıma; fakat bizim bir iş ortağımızın raporda geçtiğini gördük, ismi Kırkbeş Tasarım. Kendisi bizim Türkiye'deki projelerde bir tedarikçimiz. Yaklaşık 130 tane tedarikçimiz var. Biz kendisinden hizmet alıyoruz, yani faturasıyla beraber ödeme yapan taraftayız. Ben açıkçası İBB ya da bir iştirakiyle çalıştığını bu süreçte, bu dosyada öğrendim; bir başka bilgim yoktu. Kendileriyle de hani dediğim gibi lokal pazarda bir iş birliğimiz var. Kendisi bize sahne, ahşap, dekor hizmetleri veriyor. Biz de buna karşılık para ödeyip hizmet alan taraftayız. Bunu da bir netleştirmek istedim. Ayrıca Paris İstanbul Tanıtım Evi projesi yurt dışında olduğu için Kırkbeş Tasarım isimli şirkette de o projede hiçbir türlü yer almadık.
Artık cümlelerimi tamamlıyorum. Gizli tanık Meşe'nin beyanlarını kabul etmiyorum, hepsi yanlıştır. Bizimle ilgili olan tarafta çünkü kelimeleri var. Buradaysa tekrar kendisini tanımıyorum, Fatih Keleş'i tanımıyorum. Tarafımıza mükerrer hiçbir zaman da bir ödeme yapılmadı. Kamu kurumları aleyhine dolandırıcılıkla suçlandım. Ben şahsım olarak kimseyi dolandırmadım. Kimseye karşı hileli bir harekette bulunmadım. İş karşılığı olmayan bir ödeme almadım ve haksız bir menfaat asla elde etmedim. Bu süreçte Spor İstanbul'u denetlemedi biz sadece, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi'yle beraber bu projeyi hayata geçirdik. Tekrar belirtmek istiyorum ki bize gelen bir ödemenin kaynağını bilme şansım bu anlamda yoktur. Zaten bu yurt dışı finansmanının bir kredi olduğu ana fikrini de 29 Ekim 2025'te Vatan Emniyet'te açıkçası öğrendim.
Cümlelerimi tamamlarken birkaç şey daha eklemek istiyorum. Sanırsam bugün benden sonra da kendi savunmasını yapacak ama Mehmet Can Topçuoğlu bizim Omnicom Holding'in Avrupa Başkanıdır. Şirkette tamamen temsilî bir rolü vardır. Şirkette bir yönetim rolü olduğu için onu da davet etmiş durumdayız ama günlük şeylerde, günlük işleyişte bilgisi olmayan bir kişidir. Son olarak cümlemi tamamlarken şunu yinelemek istiyorum: Bizim satacak bir malımız, elimizde tuttuğumuz bir stokumuz yok. Hayatımızda benim de firmamın da burada çalışan onlarca genç hayalin ve aklın da sahip olduğu tek şey bir fikir, bir itibar, bir uygulama yetisi. 20 yıllık kariyer sonunda ilk defa Türkiye'den çıkan bir firma yurt dışındaki rakipleriyle, yurt dışındaki benzer işletmelerle rekabet halinde ve elinden gelenin en iyisini yapmaktadır. Hiçbir hukuksuzlukta yer almadık, hiçbir gayri hukuki ilişkinin içerisinde bulunmadık. İtibardan başka hiçbir sermayemiz yok. Bu süreç itibarımızı ne olursa olsun etkilemiştir. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Hiçbir hukuksuzlukta bulunmadık. Beraatıma karar verilmesini talep ediyorum ve sabrınız için teşekkür eder, saygılarımı sunarım.
EGEMEN ÖZCAN AVUKATI SORUYOR
Avukat: Evet. Egemen Bey, Egemen Bey, bir kürsüye alabiliriz başkanım. Bir tane soru soracağım. Mehmet Cem Topçuoğlu'ndan sonra müdafi olarak savunmada bulunmak istiyoruz eğer uygunsa. Egemen Bey, Mehmet Cem Topçuoğlu'nun Paris İstanbul evinin projesine bir dahili var mıdır?
Egemen Özcan: Hayır, yoktur. Günlük sadece o proje değil, günlük akışımızda hiçbir konuya dahili yoktur.
ŞÜKRÜ FINDIK SAVUNMASI – 14.09.2026
Sayın Başkan, Sayın Heyet; hakkımda düzenlenen iddianameyi incelediğimde bu dosyaya neden ve niçin dahil edildiğimi anlamakta inanılmaz güçlük çekiyorum. Dahil edildiğim bu sürecin hangi hukuki dayanağa ve mantığa oturtulduğunu çözebilmiş değilim. Savcılık ifademde de açıkça belirttiğim üzere, hakkımdaki iddiaların gerçekle ve dosyadaki somut olgularla hiçbir ilgisi yoktur. Durumumu ve hakkımdaki gerçekleri Sayın Mahkemenizin dikkatine sunarım. Haber sitesinin sahibi ben değilim. İddianamede kozmopolitik.com isimli haber sitesinin sahibi olduğum iddia edilmiştir. Oysa bu iddia tamamen gerçek dışıdır. Sitenin mülkiyeti, künyesi ve marka tescili, ifademde de belirttiğim ve herhalde benden sonra da ifade verecek olan Mustafa Can Poyraz'a aittir. Nitekim Mustafa Can Poyraz da mahkemenize sunduğu yazılı savunmasında sitenin ve sosyal medya hesaplarının kendisine ait olduğunu açıkça beyan etmiştir. Kendisinin bu konudaki savunmasına aynen katılıyorum. Söz konusu mecranın idari, hukuki veya finansal hiçbir sorumluluğu bana ait değildir.
2023 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesindeki işime son verildi. Kendi isteğimle ayrılmadım, kapının önüne kondum. Hak ettiğim tazminatımı dahi ancak avukatım vasıtasıyla hukuki yollardan zar zor alabildim. Buradaki trajikomik ironiyi mahkemenizin takdirine sunmak isterim: İBB idaresi tarafından işten çıkartılıp mağdur edilmiş biri olarak şimdi Ekrem Bey ile aynı iddianamede örgüte yardım etmekle suçlanıyorum. Beni işimden eden bir yapıya yardım ettiğim iddiası sadece hukuken ve mantıken değil, eşyanın tabiatına da aykırıdır. İşsiz kaldığım dönemde, sırf boş durmamak adına, site sahibi arkadaşım Mustafa Can Poyraz'ın ricası üzerine Twitter hesabından, zaten ulusal basında yayınlanmış açık ve objektif haberlerin paylaşılmasına yardımcı oldum. İddianameye konu edilen paylaşımlar kamuoyuna yansımış objektif haberlerin aktarılmasından ibarettir. Hiçbir şekilde gerçek dışı haber yapma, algı oluşturma veya yanıltıcı bilgi yayma amacım olmadığı gibi bu paylaşımlardan herhangi bir maddi veya manevi çıkar sağlamam da söz konusu değildir.
Sahibi olmadığım, künyesinde sahibi açıkça yazan bir mecra üzerinden sırf rica üzerine haber paylaşımına yardım ettiğim için bu dosyada sanık olarak yer almam büyük bir haksızlıktır. Açıklanan nedenlerle üzerime atılı suçlamaları reddediyor, mağduriyetime yol açan yurt dışına çıkış yasağımın, adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını ve yargılama sonucunda beraatıma karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.
ŞÜKRÜ FINDIK AVUKATI SAVUNMASI
Müvekkil şüpheli Fındık Bey TCK madde 220/7 kapsamında geleceğe matuf TCK 220/7 bilerek ve isteyerek yardım etme, TCK madde 217/A halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçlamalarından, soyut iddialardan tamamen yoksun, maddi hatalarla dolu, soyut varsayımlardan ibaret bir iddianame ile suçlanmaktadır. Bahse konu politik.com sitesinin alan adı, hosting kayıtları ve bağlı tüm sosyal medya hesapları sanıklardan Mustafa Can Poyraz'a aittir. Kendisi de ifadesinde, yazılı olarak sunacağı savunmada bu hususlara değinecektir. Dolayısıyla TCK 20. maddesinde belirtilen ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesine de açıkça aykırı bir durum teşkil etmektedir. Öte yandan iddianame makamı müvekkilin şüpheli Emrah Bağdat tarafından finanse edildiğini ileri sürmüş ancak bu doğrultuda herhangi bir delil de sunmamıştır.
Dava dosyasında MASAK kayıtları ve banka dökümleri ortadadır. Müvekkilin hesabına Emrah Bağdat adlı veya dosyadaki diğer sanıklardan herhangi bir para transferi yapılmamış, 1 kuruşluk bir para dahi girmemiştir. İddianame makamı finansman iddiasını somut bir dekontla dahi destekleyememiştir. Öte yandan iddianamede günlük trend belirleme ve etiket çalışması yapıldığı iddia edilen MASAK gruplarında müvekkilin yer aldığı ileri sürülmüşse de bu doğrultuda dosyaya sunulan siber bilirkişi imaj raporları, HTS dökümlerinde müvekkilin söz konusu haberleşme gruplarında üye olduğuna ve kimseden talimat aldığına dair tek bir tespit dahi yapılamamıştır.
Müvekkilin hiçbir koordinasyon grubunda üyeliği bulunmamaktadır. TCK 217/A halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu yönünden ise suçun unsurları oluşmamıştır. Yapılan isnat bakımından 2 tane paylaşım tarafımıza gösterilmiş, paylaşımlar objektif haberlerden ibarettir. Dolayısıyla öncelikle de dosyada da belirttiğimiz fail sıfatı da yoktur. Zira belirtilen hesaplar müvekkile ait olmamakla birlikte yapılan haberlerin ise suç unsuru barındırmadığı açık bir şekilde görülmektedir. Öte yandan müvekkilin bu eylemde bir kastı da bulunmamaktadır. Yani sırf halk arasında korku, kaygı ve panik yaratmak saikiyle bir eylemi veya fiili bulunmamaktadır. Dolayısıyla eylem 19 kapsamındaki içerikler incelendiğinde gerçeğe aykırı bir haber olmadığı, kamuya açık kaynaklardan derlenmiş objektif haberler olduğu, kamu barışını bozmaya elverişli bir tehlike yaratmadığı da görülecektir. Dolayısıyla unsur yokluğundan bu suçtan da beraat verilmesi mümkündür. Öte yandan dosyadaki HTS verilerinde diğer şüphelilerle çakıştığı iddia edilen baz verileri incelendiğinde bu sinyallerin yalnızca 3 sabit noktadan alındığı görülecektir.
Müvekkilin kendi ikameti, eski iş yeri ve aile evi. Müvekkilin gününün çoğunu geçirdiği bu 3 ana adreste kapsama alanı geniş şehir içi baz istasyonlarının başka şahısların da sinyal vermesine açık hayatın olağan akışına bir sonucudur. Yargıtay kararlarında, kararlarında da vurgulandığı üzere metropol alanlarında ortak baz kayıtlarının şahısların yan yana geldiğini veya örgütsel temas kurduğunu ispatlamaya yetmeye delil değildir. Dolayısıyla tek başına hükme esas teşkil edemez. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve 16. Dairesinin yerleşik kararlarında ise örgüte yardım suçunun oluşabilmesi için failin somut iradesi ve örgütün nihai amacına hizmet eden bir eylemle özel bir yardım kastıyla hareket etmesi aranır. Müvekkilin bulunmuş herhangi bir örgüte haberi dahi bulunmamaktadır. Dolayısıyla müvekkil ne bir mecburiyetmiş ne bir finansal menfaat elde etmiş ne de bir talimat kuruluna girmiştir. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği varsayımlarla ceza tesis edilemez. Dolayısıyla biz bu aşamada öncelikle müvekkilin adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını, el konulan emanet eşyaların iadesini ve beraatini talep etmekteyiz.
SEYHAN ÖZCAN SAVUNMASI – 14.09.2026
Sayın başkan, sayın heyet; yaklaşık 8,5 ay tutukluluk süreci geçirdim Marmara Kadın Kapalı Cezaevinde. Sonrasında iddianamemiz çıktı. İddianamenin sadece şüpheli kısmında ismim geçiyor ve en sonunda da ceza istenen maddeler var, orada geçiyor. Yalnız ben bu maddelerle ilgili kendimi nasıl savunacağımı bilemiyorum. Ben bir suç işlemedim, bir suça da iştirak etmedim. Beraatimi istiyorum. Yurt dışı çıkış yasağımın kaldırılmasını talep ediyorum, oğlum öğrenci, Erasmus durumu var. Ve evime operasyon zamanından kalan özel eşyalarımı istiyorum.
SEYHAN ÖZCAN AVUKATI SAVUNMASI
Başkanım, daha öncesinde de bir savunma yaptık 235 özelinde dosyadaki 71 ve 72 eylemler ve bağlantılı olarak değerlendirmeyi daha sonra yazılı olarak tarafınıza ileteceğiz. Netice itibarıyla sanığın savunmasına katılıyorum. Beyan ettiği bir husus var. Çocuk, Erasmus netice itibarıyla yurt dışı ve yurt dışına çıkış hususunda mağdur oldu. Bu tedbir var. Bu hususun kaldırılmasına. İkincisi adli emanette var olanları açıklayacak olursak ziynet eşyası ve bir miktar para. Sanık savunmasının alınmış olması ve geldiğimiz aşama itibarıyla hem bundan sonraki duruşmalarda vareste tutulmasını hem yurt dışı yasağının kaldırılmasını... Hem de adli emanette açıklamış olduğum bir de üzerinde telefon var bunlara kendisine iadesine karar verilmesini saygıyla arz ediyorum.
DENİZ GÖLELİ SAVUNMASI – 14.09.2026
Sayın Başkan, sayın heyet; ben geçmiş yıllarda tekstil atölyelerinde çalıştım. Havaalanında şoförlük yaptım. Son dönemde de partili olduğumuz için ailemin ve bizlerin tanıdığı İnan Başkanın makam şoförlüğünü yapan, geçimini emeği ile sağlayan ve eşine, 2 çocuğuna, ailesine bakmakla yükümlü olan birisiyim. 15.08.2025 tarihinde evimden gözaltına alındım. Emniyette 17.08.2025 tarihinde ifadem alındı ve 18.08.2025 tarihinde tutuklandım. Savcılık tarafından soruşturma süreci devam ederken 05.03.2026 tarihinde tahliye edildim. Neyle suçlandığımı bile bilmeden 7 ay tutuklu kaldım. Benim cezalandırılmam istenen olaylarla ve konularla bir ilgim ve bilgim bulunmamaktadır. Emniyet ve savcılık ifadelerimi aynı şekilde tekrar ederim.
Önceki ifadelerimde de beyan ettiğim gibi İnan Güney'i ve onun yakın çalışma arkadaşları olan özel kalemini ve korumasını, ablasını ve eniştesini tanımaktayım. Bu kişilerle ilgili tanışıklığım görevin nedeni iledir. Dosyadaki diğer şahısları tanımam. İddianamede yalnızca ilk sayfadaki şüpheli bilgilerim kısmında ve son sayfada yer alan cezalandırma talebi bölümünde ismim bulunmaktadır. Bunun dışında iddianamede benimle ilgili herhangi bir anlatım, delil veya ismimin geçmediği başka bir bölüm bulunmamaktadır. Yine iddianamede hakkımda bir anlatım bulunmadığı gibi dosyada yer alan raporlarda, MASAK raporunda aleyhime tek bir değerlendirme yoktur. Aleyhime bir beyanda bulunmamaktadır. Açıkladığım nedenlerle tüm suçlardan beraetime karar verilmesini talep ediyorum. Haftalık imza verme şeklindeki adli kontrol ve diğer tüm adli kontrollerin kaldırılmasını, ayrıca el konulan 1 adet cep telefonumun tarafıma iadesini istemekteyim. Saygılarımla.
DENİZ GÖLELİ EMİN DOĞAN ŞİMŞEK SAVUNMASI
Öncelikle şunu belirtmek istiyoruz. Buradaki davada müvekkil hakkında düzenlenen iddianameyi incelediğimizde iddianamenin ilk sayfasının birinci sırasında müvekkilin adı, soyadı, adres bilgileri, nüfus bilgileri yer almakta ve müvekkilin de belirttiği gibi son sayfasında, son paragrafında müvekkilin cezalandırılmasına yönelik Savcılık Makamının, Savcılık mütalaası yer almaktadır. Oysa ki CMK 191/3-b'de güvenceye alınan, müvekkile yüklenen suçun dayanağını oluşturan eylemlerin aslında iddianamede belirtilmesi zorunludur. Ancak buradaki iddianamede müvekkil Deniz Göreli yönünden CMK 191/3-b'ye uygun bir şekilde bir somut fiilleri ortaya koyan bir anlatım söz konusu olmamıştır.
Yine CMK 170. maddesinin 4. fıkrası savcılığın iddianamede suç teşkil eden eylemleri somutlaştırmasını zorunlu kılar. Fakat iddianamede müvekkile atfedilen yer, zaman ve fiil belirtilerek bir somut eylem anlatımı da söz konusu olmamıştır. Haliyle somutlaştırılmamış bir isnada karşı sadece müvekkilin cezalandırılması yönünde bir mütalaada bulunmak Anayasa 36., Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 6. kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma ve savunma hakkını da özünde zedelemiştir. Müvekkil sadece Beyoğlu Belediyesinde şoför olarak çalışmaktadır. Belediyede yapmış olduğu bu görev sebebiyle hakkında bir ceza sorumluluğunun söz konusu olması maddi gerçeklere uymaz. Zira TCK 20'ye göre ceza sorumluluğu şahsidir. Hiç kimse başkasının bir fiilinden ve eyleminden dolayı sorumlu tutulamaz ve cezalandırılması da istenemez. İddianame bu yönleriyle hukuka aykırı. Kısaca, özetle bunu belirtmekte fayda görüyorum ama bu dosyada sadece müvekkil değil, birçok yine Beyoğlu Belediyesinde olan, birçok sanık konumunda olan kişinin de aynı konumda olduğunu meslektaşlarımın beyanıyla ve dosyadaki durumla da zaten biliyoruz.
Dosyada soruşturmanın başlangıcından iddianamenin tanzimine kadar geçen süreç içerisinde toplanan tüm delilleri göz önüne aldığımızda, incelediğimizde sadece etkin pişmanlıktan yararlanan şahısların ve tanıkların ifadelerinin olduğunu görüyoruz. Fakat bu ifadeler değiştiğinde müvekkil Deniz Göreli'nin adı dahi geçmemektedir. Anlatılan birbiriyle çelişkili olan anlatılan bu olaylar içerisinde Deniz Göreli'nin yani Beyoğlu Belediyesinde sadece şoför konumunda olan, çalışan Deniz Göreli'nin neye yönelik bir anlatımı hiçbir şekilde yer almamıştır. Nitekim kolluk ve savcılık sorgusunda da müvekkile doğrudan suç teşkil eden kendisine yönelik bir eylem yaptığına dair bir ithamda da bulunulmamış. Yani hiçbir aşamada müvekkile "Sen şu tarihte, şu şekilde şu eylemi gerçekleştirmişsin veya gerçekleştirdin mi?" şeklinde bir iddia olmamış. Sadece hiç kendisiyle ilgisi olmayan bürokratik işlemler veya işte üçüncü şahısların anlatımlarına yönelik "Bilgin var mı?" şeklinde sorular sorulmuştur. Bu soruların soruluş biçimi ve şekline baktığımızda aslında müvekkil sanki bir olayın tanığıymışçasına ifadesinin alındığını anlıyoruz ama tanık olabileceğini ortaya koyabilecek dosya içerisinde hiçbir emare de aslında bulunmamaktadır.
Müvekkilin örgüt üyesi örgüte üye olmamakla birlikte örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım etmekle ilgili hakkında bir suç isnadı vardır. Ancak dosya içerisinde bir örgütün varlığını ortaya koyabilecek bir somut bir durum ve delil de söz konusu değil. Yani müvekkilin bir örgüte yardım ettiği yönünde bir suç isnadında bulunabilmek için öncelikle örgütün varlığının ispat edilmesi gerekir. Ancak tüm dosya kapsamında incelediğimizde ortaya konan bilgi, belge, tanık anlatımlarından yola çıkarak bir örgütün varlığından bahsetmek asla mümkün değildir. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin de bu konuda net bir kararı vardır. Bu kararı burada okumama gerek yok, zaten hepimiz buna benzer kararları biliyoruz. Müvekkilin tahliyesiyle birlikte hakkında yurt dışı çıkış yasağı ve imza yükümlülüğü, haftada bir imza yükümlülüğü şeklinde CMK 109/3-a ve 109/3-b uyarınca tedbirlere hükmolunmuştur. Hakkında hiçbir somut iddia olmayan ve delil olmayan müvekkilin durumunu, konumunu bu dosyadaki pozisyonunu göz önüne aldığımızda bu tedbirlerin açıkça hukuka, kanuna ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu görüyoruz.
Zira CMK 109/1 uyarınca adli kontrol kararı verilebilmesi için CMK madde 100'deki tutuklama şartlarının, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin olup olmadığına da bakılır. Müvekkil aleyhine basit şüphe dahi oluşturabilecek bir delil ve anlatım, iddia yokken hürriyete bağlayıcı ve çalışma özgürlüğü kısıtlayıcı, seyahat etme özgürlüğünü engelleyici adli kontrol tedbirlerinin sürdürülmesi de müvekkil açısından telafisi imkansız mağduriyetlere sebep olmaktadır. CMK 217/1 maddesi gereğince hakim kararını ancak duruşmaya getirilmiş olan ve huzurda tartışılmış delillere dayandırabilir. Ancak tekrara düşmemek açısından bir cümleyle tekrar ifade edeyim. Müvekkil yönünden isnat edilen fiillerin hiçbirisi bir müvekkil yönünden bir delil ikame edilememiştir. Suçun maddi ve manevi unsurları oluşmamış, hatta müvekkil sanık suçu herhangi bir suça iştirak ettiğine dair en ufak bir emare dahi sunulmamıştır.
Sonuç itibarıyla müvekkil Deniz Göreli hakkında 6.4.2026 tarihli tensip zaptıyla devamına karar verilen 5271 sayılı yasanın 109/3-a maddesi kapsamında yurt dışına çıkmamak ve CMK 109/3-b maddesi kapsamındaki kolluğa başvurarak imza vermek adli kontrol tedbirlerinin, kuvvetli suç şüphesi gösteren somut bir delil bulunmaması ve tedbirin ölçüsüzlüğü nazar alınarak derhal koşulsuz olarak kaldırılmasına, yine adli emanete alınan, el konulan müvekkilin cep telefonunun kendisine iadesine ve tüm dosya kapsamında müvekkile atfedilen hiçbir somut eylemin gösterilmemiş olması, dosya kapsamında aleyhine hiçbir tanık, müşteki, şüpheli beyanının bulunmaması, aramalarda suç unsuru elde edilememesi Müvekkilin evinde yapılan aramada da dosya içerisindeki tutanaktan da anlaşılacağı üzere suç unsuru elde edilmediği açık ve net bir şekilde bellidir. Müvekkil Deniz Göreli hakkında atılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık ve Suç İşlemek Amacıyla Kurulan Örgüte Yardım suçlarından CMK 223/2 maddesi uyarınca beraatına karar verilmesini sanık müdafii olarak saygılarımla talep ederim.
MEHMET AKİF BULUT SAVUNMASI – 14.09.2026
Sayın başkan, sayın heyet, sayın savcım. Ben 7 yıldan bu yana Beyoğlu Belediyesi'nde şoförlük yapmaktayım. Özel kalem müdürlüklerinde de şoförlük yaptım. En son İnan Başkan'ın ekibinde özel kalem makam şoförlüğü yapıyordum. Eylem tarihlerinde İnan Başkan ve diğer şüphelilerle herhangi bir tanışıklığım veya bağım olmamıştır. Emniyet aşamasında ifademi kapsamlı bir şekilde verdim. Aynen tekrar ederim. Bu konuda ekleyebileceğim başka bir şey yok. Avukatımla beraber iddianameye göz attığımızda bazı olaylardan bahsediliyor. Bunlarla benimle ilgili herhangi bir suç isnadı yoktur. Bu konuda da ekleyebileceğim başka bir şey yoktur. Beraatimi istiyorum ve polis eşliğinde evimden kendi isteğimle sorduklarında verdiğim telefonum ve cüzi miktardaki paramın da iadesini istiyorum.
MEHMET AKİF BULUT AVUKATI SAVUNMASI
Sayın başkan, sayın heyet. Müvekkil Mehmet Akif Bulut ve beraberindeki gruba karşı yürütülen soruşturma bildiğiniz üzere İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2025/343 esas sayılı dosyasıyla bu iki dosya arasında fiili ve hukuki irtibat bulunduğu gerekçesiyle birleştirilmişti. Fakat geçen zamanda yapılan yargılamalar şunu gösterdi ki bu iki dosya arasında fiili ve hukuki irtibattan ziyade maalesef hakkımızı ihlal eden ve sonuçlanan iftirai bir iddia olduğu ortaya çıktı. Müvekkilin emniyet aşamasındaki ifadesine bizzat katıldım. Emniyet aşamasındaki ifadesinde kapsamlı şekilde kendisine sorulan sorulara cevap verdi. Biz emniyet aşamasını sona erdirdiğimizde, kendisinin ve diğer isimlerin ifadelerine baktığımızda, günün sonunda kendisiyle ilgili olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verileceğini düşünürken bir iddianame tanzim ediliyor. Ve bu iddianamede kendisinin cezalandırılması isteniyor.
Fakat iddianameye göz attığımızda maalesef hukuki bir açıklamada müvekkilime karşı bulunamıyorum. Hukuki açıklaması olmayan bir şeyin de maalesef izahı olmuyor. Bunu da şundan mütevellit söylüyorum. İddianamenin yalnızca 6 yerinde Mehmet Akif Bulut adını göreceksiniz. Bunlardan birincisi diğer şüphelilerin adının birlikte yazdığı künye kısmı. İkinci kısmı iddianamenin sonunda birleştirme talebinde bulunan cumhuriyet savcısının diğer şüphelilerle birlikte müvekkilimin de adını saydığı kısım. Üçüncü kısım bu paragrafın hemen altında diğer şüphelilerle birlikte müvekkilimin de cezalandırılmasını istediği kısım. Dördüncü kısım, kendi ifadesinden bir kesit konulmuş iddianameye. Soruşturma aşamasında alınan ifadesinde Mehmet Akif Bulut der ki, iki nokta üst üste koyar. Dördüncü kısım bir çalışma arkadaşı kendisiyle alakalı olarak tanışıklığından bahseder ama herhangi bir iş dışı diyaloğum yoktur der. Son kısımda ise başka bir belediye çalışanı benim şoförümdür şeklinde bir ifadede bulunuluyor.
Sayın heyet, bizler hukukçuyuz ve bizler bu hukuki tespit ve değerlendirmeleri yaparken müvekkilimize karşı bir şeylerin açıklanması konusunda sorumluyuz. Ancak maalesef ben bu açıklamayı kendisine karşı cezalandırılmanın istendiği bu iddianameyi müvekkilime açıklamakta zorluk çekiyorum. Sebebi ise cezalandırılmanın istendiği bu iddianamede hüküm, mahkûmiyet kurmaya elverişli bir ilginin, gerekçenin maalesef burada yer almamasıdır. Tekrardan kaçınmak kaydıyla müvekkilin beraatini talep ediyorum. Adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını istiyorum. Ve nihai talebimiz sizlerden, kendisinin eşinin kıt kanaat bir şekilde biriktirmiş olduğu 2000 dolar ve 2400 TL bir parası var. İki çocuğu var, birisi henüz yeni doğdu. Bu insanlar belediyede cüzi miktarlarla çalışmaktalar ve kendi gelirleridir sayın başkan. Onların iadesini sizlerden talep ediyorum. Her türlü lehe hükümlerin tatbik edilerek müvekkil Mehmet Akif Bulut'un beraatine karar verilmesini talep ediyorum.
VEYSEL EREN GÜVEN SAVUNMASI – 14.09.2026
Sayın Başkanım, sayın heyet; savcılık sürecinde ve emniyet süreçte verdiğim ifadelerin aynısını tekrarlıyorum. İddianamede sadece dosyanın ön kapak kısmında, sanık kısmında ve ceza istenen kısmında ismim vardır. Yaptığım iş bellidir; Sayın Başkanın korumalığı benim yükümlülüğümdür. Söyleyeceklerim bu kadardır. Dosyada hangi kapsamda neyle yargılandığımı bilmediğim için, iddianamede de ismim olmadığı için kendimi ne şekilde savunacağımı da bilemiyorum.
Hakim: 77, 72, 117 Mahkemesi kapsamında suç isnadında bulunulmuştur.
Veysel Eren Güven: Beraatimi istiyorum. Beraatimi istiyorum. Adli kontrol tedbirimin kaldırılmasını istiyorum ve emniyetteki taşıma ruhsatlı silahımı talep ediyorum efendim.
VEYSEL EREN GÜVEN AVUKATI SAVUNMASI
Müvekkil koruma olarak çalışmıştır. Dolayısıyla idari, mali hiçbir süreçle ilgili görevi yoktur. Bilgisinin olması mümkün değildir. Görevinin niteliğinin bunlarla ilişkili olmadığı zaten dosya içeriğinden de açık bir şekilde görünmektedir. İddianamenin içeriğine, dosya içerisindeki ifadelere baktığımızda müvekkilin adı dahi geçmemektedir. İddianameye konu müvekkilimizin atılı suçları ne zaman ve nerede ne şekilde gerçekleştirmiştir diye sorduğumuzda bu soruların hiçbirine dosya içerisinde cevap bulamamaktayız. HTS baz kayıtlarına baktığımızda görevi gereği temas halinde olması olağan kişiler dışında herhangi bir aleyhine veri yoktur. İsnat edilen suçları edinen bir kişinin menfaat temin edeceği aşikar olup mütevazı yaşantısından böyle bir menfaatin olmadığı da görülmektedir. Dolayısıyla müvekkil hakkında tek bir somut delil bulunmayan bu durumda sırf görevi gereği sanık durumunda bulunması ya da kendisi aleyhine bir cezalandırılması cezai sorumluluğun şahsiliği ilkesiyle de bağdaşmamaktadır. Bu kapsamda adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına öncelikle, el konulan eşyalarının iadesine ve isnat edilen tüm suçlardan ayrı ayrı beraatına karar verilmesini talep ediyorum.
İSMAİL AKKAYA İLE SABRİYE AKKAYA SAVUNMASI – 14.09.2026
İSMAİL AKKAYA SAVUNMASI
Sayın Başkanım, sayın heyet, sayın savcım. Dosya kapsamında 70, 72 ve 117 no’lu sanık olarak yargılanmakla birlikte yardım ve dolandırıcılık suçlarından cezalandırılmam isteniyor. Ancak bu konularla ilgili bir bilgim bulunmamaktadır. Ben ve eşim Sabriye Akkaya, 15.08.2025 tarihinde evimizde gözaltına alındık. Emniyette 17.08.2025 tarihinde ifadem alındı ve 18.08.2025 tarihinde tutuklandım. Sayın mahkemenizin savunmam dahi alınmadan 30.04.2026 tarihinde ne ile suçlandığımı bilmeden 9 ay tutuklu kaldım. Emniyet ve savcılıktaki ifadelerimi aynı şekilde tekrar ediyorum.
Önceki ifademde de beyan ettiğim gibi eşim, kardeşi, çalışma arkadaşları olan Özel Kalem, şoför ve korumasını tanırım. Bu kişilerle ilgili tanıştığım eşimin kardeşinin görevi nedeniyledir. Dosyadaki diğer sanıkları tanımam. İddianamede yalnızca ilk sayfada şüpheli bilgileri kısmında ve son sayfada yer alan cezalandırılma talebi bölümünde ismim bulunmaktadır. Bunun dışında iddianamede benimle ilgili herhangi bir anlatım, delil ve ismimin geçtiği başka bir bölüm bulunmamaktadır.
Yine iddianamede hakkımda bir anlatım bulunmadığı gibi dosyada yer alan raporlarda, MASAK raporunda lehte tek bir değerlendirme yoktur. Aleyhime bir beyan da bulunmamaktadır. Açıkladığım nedenlerden tüm suçlardan beraatime karar verilmesini talep ediyorum. Yurt dışı çıkış yasağımın kaldırılması ile el konulan iki adet şirket telefonumun, bir adet de cep telefonumun tarafıma iade edilmesini istemekteyim. Saygılarımla.
SABRİYE AKKAYA SAVUNMASI
Dosya kapsamında 70, 72 ve 117 nolu eylemlerle kapsamında örgüte üye olmamakla birlikte yardım ve dolandırıcılık suçlarına iştirak etmekten yargılanıyorum. Ben ev hanımıyım. Benim cezalandırılmam istenen olaylarla ve konularla bir ilgim ve bilgim bulunmamaktadır. Ben ve eşim İsmail Akkaya 08.05.2025 tarihinde evimizde gözaltına alındık. Emniyette 08.17.2025 tarihinde ifadem alındı ve 4 gün sonra savcılıkça serbest bırakıldım. Emniyet ve savcılıktaki ifadelerimi aynı şekilde tekrar ederim. Önceki ifadelerimde beyan ettiğim gibi kardeşim İnan Güney'in yakın çalışma arkadaşları olan özel kalem şoförü ve korumasını tanımaktayım. Bu kişilerle ilgili tanışıklığım kardeşimin görevi nedeniyle ilgilidir. Dosyadaki diğer sanıkları tanımam.
İddianamede yalnızca ilk sayfadaki şüpheli bilgileri kısmında ve son sayfasında yer alan cezalandırma talebi bölümünde ismim bulunmaktadır. Bunun dışında iddianamede benimle ilgili herhangi bir anlatım, delil veya isim geçtiği başka bir bölüm bulunmamaktadır. Yine iddianamede hakkımda bir anlatım bulunmadığı gibi dosyada yer alan raporlarda MASAK raporunda aleyhime tek bir değerlendirme yoktur. Aleyhime bir beyanda bulunmamaktadır. Açıkladığım nedenlerle tüm suçlardan beraatime karar verilmesini talep ediyorum. Yurt dışı çıkış yasağımın kaldırılması ile birlikte el konulan cep telefonumun tarafıma iade edilmesini talep etmekteyim. Saygılarımla.
İSMAİL AKKAYA VE SABRİYE AKKAYA AVUKATI BİRSU AVCI SAVUNMASI
Müvekkillerimin savunmalarına katılıyorum. Savcılıkça düzenlenen iddianamede müvekkillerin her ikisi aleyhine 70, 72 ve 117 no'lu eylemlere iştirak ettikleri iddia edilmiştir. Müvekkillerin bu eylemlerle ilgili bir bilgileri, ilgileri bulunmadığı gibi atfedilen suçlamalardaki işlemlerdeki kişilerle tanışıklıkları ve ilgileri de yoktur. Dosyanın bütünü incelendiğinde müvekkillerin isnad edilen eylemlerle fiili, maddi ve manevi herhangi bir bağlantısının ortaya konulamadığı açıkça görünmektedir. Müvekkil Sabriye Akkaya ev hanımı olup bu dosyada sadece kardeşi İnan Güney’in ve yakın çalışma arkadaşlarını tanımaktadır. Keza müvekkil İsmail Akkaya da Karaköy'de faaliyet gösteren iş yerinde elektrik malzemeleri ticareti ile iştigal etmektedir. Yine dosyadan sadece kardeşinin, eşinin kardeşi İnan Güney’in ve yakın çalışma arkadaşlarını tanımaktadır.
Bir ceza yargılamasında önemli olan sanığın kimleri tanıdığı veya kimlerle akrabalık ilişkisi bulunduğu değildir. Önemli olan hangi somut fiili gerçekleştirdiğinin ve fiili hangi kastla gerçekleştirdiğinin hukuken kesin ve inandırıcı delillerle ortaya konulmasıdır. Müvekkilleri yalnızca sosyal ve ailevi ilişkileri üzerinden suçun faili veya yardım edeni haline getirmek ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesiyle de bağdaşmayacaktır. Bir kişinin bir başka kişiyi tanıması, onunla akraba olması veya aynı sosyal çevrede bulunması tek başına suç örgütüne yardım suçunun maddi manevi unsurlarını oluşturmayacaktır. Keza müvekkil İsmail Akkaya'nın ticari faaliyetinin bulunması da tek başına suç delili değildir. İddianamede müvekkile isnad edilen eylemlerin ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin reklam alanlarına ilişkin ihale ve reklam faaliyetleri olduğu görülmektedir. Müvekkillerin bu ihalelerle ilgili hiçbir ilgileri olmadığı gibi bilgileri de bulunmamaktadır. Kaldı ki müvekkiller aleyhine de iddianamede tek bir somut delil yoktur.
Dosyada bulunan tanık ve sanık beyanlarında müvekkillerin isnad edilen eylemlere iştirak ettiğini ortaya koyan bir anlatım bulunmadığı gibi dosyadaki inceleme, MASAK ve bilirkişi raporlarında da müvekkiller aleyhine herhangi bir değerlendirme yoktur. Somut olaylarda müvekkillerin hangi eylemi nasıl gerçekleştirdiği ortaya konulamamıştır. Sonuç olarak müvekkillerin hangi somut eylemi gerçekleştirdiği ortaya konulamamıştır. Müvekkillerin ihalelere katıldığına veya ihale süreçlerine müdahale ettiğine ilişkin herhangi bir delil bulunmamaktadır. Müvekkillerin suçun işlenmesine yönelik herhangi bir maddi katkıları tespit edilememiştir. Suçtan herhangi bir menfaat elde etmeleri gibi bir durum söz konusu olmadığı gibi böyle bir tespitte de bulunulmamaktadır.
Müvekkillerin yine iddia edilen örgütün varlığını bildiği, örgüte bilerek, isteyerek yardım ettiği ispatlanamamıştır. Dosyadaki hiçbir delil müvekkillerin isnad edilen suçların faili veya yardım edeni olarak hareket ettiğini göstermemektedir. Dolayısıyla bu dosyada müvekkiller yönünden mahkumiyete yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir delil bulunmamaktadır. Bu sebeplerle müvekkillerin tüm suçlamalardan ayrı ayrı CMK 223/2-b maddesinden beraatlerini talep ediyoruz. Yine müvekkiller hakkında yurt dışına çıkış şeklindeki adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını ve dosya kapsamında el konulan iki tane şirket telefonu ile birer tane şahsi cep telefonlarının da müvekkillere iadesini talep ediyoruz.
İBRAHİM ORHAN DEMİR SAVUNMASI – 14.09.2026
İddianamemiz Büyükşehir Belediyesinin 2019 yılında yaptığı kış şartlarıyla mücadele ihalesi için ihaleye fesat karıştırmakla suçlanarak karşınıza geldim. Bu ihalede ne teknik şartnamenin hazırlanma sürecine katıldım, ne yeterlik kriterlerinin belirlenmesine müdahil oldum, ne de tekliflerin değerlendirilme sürecindeyim. Ancak hazırlanan bir bilirkişi raporu nedeniyle mahkemeye sanık olarak geldim. 3 tane suç isnat ediliyor. Birincisi ihalenin kısmi teklife kapalı olduğu, ikincisi iş deneyim oranının yüksek tutulduğu, üçüncüsü de ihale şartlarını sağlamayan firmanın elendiği. 1. görseli görebilir miyiz acaba? Bilirkişi raporundan bir cümle aldım. Sizlerin de görmesini istiyorum. Okumaya da başlayayım ben. Görsel 1.. Bilirkişi heyetimizce ihalenin teknik şartnamelerinde yer alan genel şartlar incelenip değerlendirilmiş, ancak kullanılacak malzemelerin ve araçların teknik özelliklerine ilişkin tanımlamada uzmanlık alanımız dışında olduğu için değerlendirilmemiştir. Yani bilirkişi zaten bu ihalede sadece malzeme ve makine kullanılıyor. Malzemeleri değerlendiremiyor, makineyi değerlendiremiyor ama ihalenin teklife kapalı olduğu konusunda suçlama yapıyor. Birinci suçlama bu.
Bir ihalenin kısımlara bölünebilir olup olmadığı çoğu durumda kullanılacak araçların teknik özellikleriyle ilişkilidir. Dolayısıyla teknik özelliklerinin incelenmediği durumda ihalenin bölünüp bölünmeyeceğine karar verilen bir bilirkişi raporunun geçerliği çok da doğru değildir, mümkün değildir. Ben de hem öğretim üyeliği görevim var halen de yapıyorum, hem de bilirkişilik yapıyorum. Uzmanlık alanım ulaşım planlaması. Önüme şehir planlamasıyla ilgili bir dosya geldiği zaman benim uzmanlık alanım ulaşım planlaması değil, mahkemeden affımı isterdim. Buradaki bilirkişiler uzmanlık alanı olmadığı konuda bu raporu yazmışlar. Dolayısıyla işin bütün olarak ihale edilmesi işin operasyonel bütünlüğü açısından çok önemli. Ve aynı ihale 2005 ile 2019 yılları arasında yapıldı ve bütün bu yıllar boyunca bütün ihaleler kısmi teklife açık değildi Sayın Başkan.
Suçlandığım ikinci konu iş deneyim oranının yüksek olması. İş deneyim oranı aslında Hizmet Alımı Uygulama Yönetmeliği'nde şöyle tarif ediliyor. Yapılan işin en az %20'si ila %50'si kadar işi son 5 yıl içerisinde almak ve bunu %80'ini bitirmiş olmak. Biz %50 demişiz. Yani İhale Kanunu'nun içerisinde kalıyoruz. Anlamı herkes anlasın diye bir örnek vereyim. 10 katlı bir apartman yaptıracaksınız. %50 dediğiniz zaman, bunu %80'ini bitirme şartı da aranıyor, 4 katlı bir apartman yapan birisine 10 katlı apartmanınızı teslim ediyorsunuz. %20 dediğiniz zaman 1,5 katlı apartman yapana 10 katlı apartmanınızı teslim ediyorsunuz anlamına geliyor. Ve bu benim kendi işim olsa inanın bu işi 10 katlı apartman yapmış ve bitirmiş olan birisine verirdim ama ne yazık ki İhale Kanunu sadece buna müsaade ediyor. Dolayısıyla ikinci husus da İhale Kanunu'nun, koşulları içerisinde. Dolayısıyla bu tercih yasal olarak uygun olan bu tercih tek başına rekabeti kısıtlama ya da belli firmaya avantaj sağlama anlamına gelmez.
Başka bir cümle daha okuyacağım yine aynı bilirkişi raporundan. Kış şartlarıyla mücadele işleri, katı atık toplama işleri, araçlı yedek ekip çalıştırma işleri veya araçların bakım onarım işlerinden herhangi birisi benzer iş olarak kabul edilecektir. Bunu bilirkişi heyeti ihaleyi büyüterek rekabeti engelleme olarak değerlendirmiş. Halbuki işi genişleterek daha fazla rekabete açan bir konum. Son olarak suçlandığımız konu ihale şartlarını sağlamayan firmanın elenmesi. Bunda ihaleye fesat karıştırma olarak görülmüş. Görsel 2'yi açabilir misiniz lütfen? Yine bilirkişi raporundan bir cümle daha koyacağım. Elenen firma Hika. Hika'nın sunmuş olduğu belgeler incelendiğinde İhale Komisyonu'ndaki kararlardaki hesaplamanın doğru olduğu görülmüştür. Yani İhale Komisyonu yeterlik hesaplamasını doğru yapmış ama firma yeterli olmadığı için elenmiş. Ve bilirkişi heyeti diyor ki, siz bu firmayı eleyerek suç işlediniz. Halbuki tam tersi biz bu firmayı elemesek suç işlerdik.
İkincisi. Son olarak da bu. Ve bu ihale İSFALT tarafından 2019 yılında yeniden yapılmış. Ne ihale sırasında ne ihale sonrasında hiçbir itiraz da olmamış. Dolayısıyla ihale sürecinde bir üçüncü son bir şey var görsel var onu da açarsanız. İhalenin sonucunu şöyle belirlemiş bilirkişi heyeti. Diyor ki ihale sürecinde yukarıda eleştirdiğimiz hususlar dışında Kamu İhale Mevzuatı'na aykırı bir durum tespit edilememiştir. Şimdi bunu şöyle okuyabilirsiniz. Biz bunları eleştiriyoruz geri kalan şey doğru. Aslında bu cümle yanlış. Dolayısıyla eleştirdiği 3 konu da İhale Kanunu'na, ihale mevzuatına uygun. Dolayısıyla bu da yanlış bir cümle.
Dolayısıyla burada yazılması gereken, yukarıda eleştirdiğimiz 3 husus da dahil olmak üzere yapılan iş ihale mevzuatına uygundur. Bunu bilmiyorum Türkçe yanlış oldukları Türkçeleri yanlış olduğu için mi böyle yazdılar ya da bilinçli olarak mı yazdılar ama bu cümle de yanlış. Dolayısıyla gerek bilirkişi raporunda gerekse iddianamede mevcut yasa ve yönetmeliklere aykırı bir işlem yaptığım, Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu ya da üst makamlarından bu ihaleye ilişkin bir talimat aldığım ya da görüşme yaptığım, herhangi bir firmayla irtibat kurduğum, ihale şartlarının değerlendirilmesini yönlendirdiğim, haksız menfaat sağladığım, ihalesi sonucunu etkilemeye çalıştığım ve ihaleye fesat karıştırma kastıyla hareket ettiğime dair hiçbir somut delil yoktur. Ben bunlarla suçlanıyorum. Dolayısıyla ihale süreçlerinde isteklilerin dokümanı inceleyerek itiraz haklarını kullanmaları mümkünken bunu da yapmamışlar. Dolayısıyla beraatimi talep ediyorum.
Son bir örnek vereyim, aslında ben buna benzetiyorum uzlaştırmacı olduğum için. Otoyolda hız sınırı 130 kilometre, ben de aracımla otoyola çıkmışım, 130 kilometreyi geçmemişim. Ama bana deniyor ki sen 90 kilometre ile gitseydin kaza yapma ihtimalin daha az olurdu, suçlusun. Dolayısıyla beraatimi talep ediyorum.
İBRAHİM ORHAN DEMİR AVUKATI RIZA KOÇAK SAVUNMASI
Şimdi bu dosyada garip bir suçlama ile karşı karşıyayız. Müvekkilin özet şekilde anlattığı, mahkemeniz görebildi mi bilmiyorum, yansıtılan sunuda bilirkişi seçilen aslında ya cehaleten veyahut bilerek, kasten mahkemeyi yanıltmak, savcılık makamını yanıltmak amacıyla böyle bir rapor düzenlendiğini düşündürtecek nitelikte, usul ve yasaya aykırı bir rapor ile karşı karşıyayız. Aslında buna rapor demek de doğru değil. Hazine memurlarının hazırladığı bir tespit mi diyelim, bir değerlendirme mi diyelim ama işin özünde bu kişilerin kanuni ve ve mevzuat şartlarını, uygulamasını hiçbir şey bilmediğini açıkça ortaya koyuyor. Kendi içerisinde de çelişkili bir durumdur. Yani bilirkişi raporu diyemem. Dediğim gibi devlet memurlarından ısmarlanmış gibi bir raporla karşı karşıyayız. Ama buradaki daha da saf kötülük mü diyelim veya gözden kaçırma veya cehalet, raporunun içeriğindeki tespitler.
Müvekkilin basit bir imzası var ama konu gerçekten bunca vahim. Bu raporu hazırlayan bilirkişiler alenen suç işlemeye teşvik eden kişilerdir. Şöyle diyor rapor; "Firma elenerek kamu zararına neden olunmuştur." Yargıtay kararlarını incelerseniz tek tek şartnameye uymayan, bu koşulları, yeterlilikleri sağlamayan firmanın ihaleye dahil edilmesi ve veya ihalede olurlar üzerinde bırakılması doğrudan suç teşkil edecektir. Sayın bilirkişiler, tırnak içinde söylüyorum, sayın bilirkişiler bizlere suç işlemeyi önermektedir. Eğer savcılık makamı veya sayın mahkemeniz bu görüşteyse, kanunla çelişen, açıkça aykırı bir suç işleme önerisini bizlere sunulduğunu öne sürmektedir ki ben yargı makamının böyle düşündüğüne emin değilim.
Şimdi suçun koşulları yönünden müvekkilim çok net izah etti. Kendisine bu ihale nedeniyle ne Sayın İBB Başkanımız Ekrem İmamoğlu ne üçüncü kişiler tarafından bir yönlendirme olmadığını, bu ihaleye yönelik herhangi bir talepte bulunulmadığı, istekte olunmadığı açıkça... Zaten iddianame bunu iddia edememektedir. Müvekkilim burada genel sekreter yardımcısı olarak ihale onay onayını veren bir makamdadır. Sizlere çok uzun uzun anlatıldığı için buralara girmiyorum ama ihale komisyonları, ihale süreçlerinde yer alan, yerine getirmeler, tespitte bulunanlar, kontroller, maaş ödemeleri, bir çok aşamalı zincir işlemde bunun dışında bir görevi bulunmayan müvekkile yüklenen eyleme zaten müvekkilin bir illiyeti de yok. Yani müvekkilim istese de bu suçu bu şekilde işleyemez.
Bir diğer garip konu da şu kamu zararı. Hem kanunen elenmesi gereken firma eleniyor hem de kamu zararı var iddiası. Sayın başkan, değerli heyet; kamu zararı öyle aleladelikle iki rakam arasındaki fark değildir. Şöyle bir örnek vereyim; pandemi sürecinde dezenfektan ya da steril eldiven almak istediğinizde fiyatların çok yükselmiş olduğunu gördünüz. Bulduğunuz fiyattan kamunun ihtiyacı olan eldiveni ve malzemeyi almak zorundasınız. Kamunun ihtiyacı, kamunun yararı o gün o tedariği yapmaktır. Fiyat artışına bakarak, fiyatın yüksekliğine veya alçaklığına bakarak kamu zararı hesabı yapan kişi ya da kurum ya da adına bilirkişi diyeceğiniz oradaki heyet ya bu işi hiç kesinlikle bilmiyor muhasebe heyeti ya da kötü niyetle başka bir şey uyguluyor demektir.
Sayıştayın ve Kamu İhale Kurumunun kamu zararı kavramındaki parametreleri itibarıyla bu dosyada kuruş kamu zararı yoktur. Sizlere şöyle bir örnek vereyim: 2016 yılındaki ihale ile 2019 yılındaki ihale farklarını karşılaştırdık. Bir not alalım dedik nasıl bir kamu zararı var diye. 2019'daki sözleşme bedeli... 2016 yılındaki sözleşme bedeli 140.320.028 TL. O dönemki kurla 47.457.729,25 dolar. 2019 yılında müvekkilimin suçlandığı dönemin sözleşme bedeli 91.961.011,24 TL. Dolar karşılığı nedir deyip kurdan çevirdik: 15.965.453,34 dolar. Aradaki farkı duymak ister misiniz? 31.492.275,91 dolar. Daha uygun bir maliyetle, 3'te 1 fiyatına müvekkilim ve çalışma arkadaşları bir ihale yapmışlar. Yani Sayın Sayıştay Hocamın yerinde olsam ben bu arkadaşlara teşekkür ederim, bu kadar kamu kaynağını kamunun cebinde bıraktığı için. Ama biz burada kamu zararı nedeniyle bu müvekkile suç vasfı yüklenmeye çalışılıyor. Eğer bu dikkatinizi çekerse, incelemek isterseniz tarih ve şeyleri, hazırladığımız tablo ve detayları, EKAP dökümlerini savcılık makamına iletebiliriz veya kendileri de celbedebilirler. Yani yapılan işin gayet pratik olarak 2005 yılından beri uygulanan aynı usul ve şartname şartlarına uyulmuş ama fiyatlandırmada çok titiz davranılmış, yaklaşık maliyet çok doğru tespit edilmiş ve kamu yararına bir iş yapılmış. Müvekkilim dahil olmak üzere dosyadaki kişilerin ne bir kamu zararına ne kamu kurumu aleyhine dolandırıcılığa ne ihaleye fesada dair hiçbir eylemleri yoktur.
Sayın Başkanın öncülüğünde, yani Ekrem Bey'in öncülüğünde yapılan ihalelerin birçoğunda olduğu gibi bu ihalede de kamu yararına, 30 milyon dolarlardan fazla bir para kamunun cebinde bırakılarak işler tesis edilmiştir. Dolayısıyla biz buradaki yargılanma konusu eylemin teşekkür edilmesi gereken kısmını bir kenara bıraktık, yargılamaya konu edilmemesini dilerdik. Dolayısıyla bu suç yönünden müvekkilin ve diğer suçlananların da bu rakamlara baktığım zaman, genel bir değerlendirmeyle söylüyorum, bir suç işlemedikleri açık, ayan beyan ortadadır. Dolayısıyla biz bu suçlamadan dolayı beraat kararı verilmesini istiyoruz.
Sayın mahkemece gerekli görülmesi, ki eğer ihaleye fesat yönünden olacaksa Yargıtay kararlarıyla da zorunlu olduğundan, biz bu konunun Sayıştaydan ve bilirkişilerce incelenmesini, rapora bağlanmasını dileriz. Zira bu muhasebedeki arkadaşları da aslında CMK gereğince buraya getirip dinlemek, mahkemenizce talep edeceğiz. Gelsinler ve açıklasınlar bizim bilmediğimiz bir hukuk, bizim bilmediğimiz usul anlatılıyor ya da mahkemece bu konuda bir rapor aldırılmasını dileriz. Çünkü açık, fahiş. Yalnızca cehaletten ve veya bilerek, isteyerek soruşturma saptırılmıştır. Konu saptırılmıştır. Yargı makamları boşuna uğraştırıldığı gibi iddianameye dönüştürülerek kamu zararına kendilerine de durduğu gibi bizim de müvekkilin ve Ekrem Bey'in hakları ihlal edilmiştir. Dolayısıyla biz bu eylem yönünden müvekkilin derhal beraatine karar verilmesini dileriz. İleriki aşamadaki savcılık mütalaası veya değerlendirmelerine karşı yasal savunmalarımızı ayrıca yapacağımızı bildirmek isteriz.
ÜMİT TIRAŞÇI SAVUNMASI – 14.09.2026
Sayın üyeler, sayın savcım. Biz İSFALT A.Ş.'de Temmuz 2012 tarihinden bu yana Avrupa Yakası Uygulama Müdürlüğü bünyesinde inşaat mühendisi olarak görev yapmaktayım. Benim görevim sözleşme imzalandıktan sonra kontrol teşkilatı bünyesinde sahadaki teknik kontrolleri yapmaktadır. Bu kapsamda yalnızca araçların teknik şartnameye uygunluğu kontrolü, bu şartların hazırlanması, fatura sürecinin takibi ve sahadaki koordinasyonu sağlamak gibi teknik görevleri yerine getirmektir. Hakkımdaki suçlama eylemin 137 için. Yedek yakıt tankeri için nefes oluşturulması ve fazla personel çalıştırılması hakkında.
Bilirkişi raporunda ana ihalenin altında tek bir ihale varmış gibi düşünülmüş. Buna bağlı olarak fazladan personel alındığı ve ihtiyaç olmayan yakıt tankeri temin edildiği çıkarımı yapılmıştır. Ancak idareden alınan ihalenin taleplerinin karşılanabilmesi için İSFALT 2 ayrı ihaleye çıkmıştır. İSFALT'ın 2023 1305 524 ihale numaralı iş makineleri kiralama işi ihalesini Ayke isimli firma, diğer ihaleyi ise Zenit isimli firma kazanmıştır. İş makinesi kiralama ihalesinde personel ve yakıt giderlerinin ihale kapsamına dahil edilmemiştir. Söz konusu mazot dahil açıklamasının yer aldığı araçlar Zenit firmasının ihale gereğince getirmek zorunda olduğu kar küreme araçları içindir. Ayke firmasının sağlamak zorunda olduğu iş makineleri için değildir.
Ana ihalenin gerektirdiği hizmetin eksiksiz biçimde yerine getirilebilmesi amacıyla iş makineleri Ayke isimli firmadan, söz konusu iş makinelerinde çalışacak personel ile yakıt ikmalinin sağlanabilmesi için gerekli yakıt tankeri Zenit isimli firmadan temin edilmiştir. Zenit isimli firma kar küreme vererek haksız kazanç sağlanması hakkında. Zenit firmasından talep edilen söz konusu 2 adet kar küreme aracı İSFALT'ın kendi malı araçlarına alternatif olarak yedek amaçlı talep edilmiştir. Kar küreme araçlarına ilişkin olarak 2023-2024 kış döneminde kar yağışının oldukça az olması ve buna bağlı olarak kar alarmı sayısının düşük gerçekleşmesi nedeniyle araçların PTS kayıtlarının düşük görünmesi olağan bir durumdur. Yapılan ataşman kayıtları da söz konusu PTS kayıtlarının neden düşük olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bununla birlikte söz konusu iki araç dışında diğer kışla mücadele araçlarına ait ataşman kayıtları incelendiğinde de durumun benzer olduğu görülecektir. Bu durum ilgili dönemde kar yağışının sınırlı olması ve operasyon ihtiyacının düşük seviyede gerçekleşmesinin doğal sonucudur.
Mesailerin bordrolara yansıtılması… Fazla mesailerin bordrolara yansıtılmayarak Zenit'e haksız kazanç sağlanması hakkında… Kontrol teşkilatı olarak görevimiz personelin sahada fiilen bulunup bulunmadığını ve araçların çalışma durumunu tespit etmekten ibarettir. İş kalemleri şoför dahil olarak hazırlanmıştır. Yüklenici firmanın personeliyle nasıl bir iş sözleşmesi yapacağı, vardiya düzeni, fazla mesai taahhütleri ve bunların bordrolaştırılması tamamen yüklenicinin işveren sıfatıyla yasal sorumluluğundadır. Görev yaptığım süre boyunca tarafıma ulaşmış herhangi bir fazla mesai veya eksik ödenmiş şikayeti de olmamıştır. Dava konusu hak edişlerin kesin hak edişler olmadığı, sözleşmenin yürütülmesi sırasında gerçekleştirilen ara hak edişler olduğu hususu da dikkate alınmalıdır. Ayrıca dosyanın kesin hak edişleri yapılmamıştır. Bana yöneltilen suçlamaları kabul etmiyor ve yüce mahkemenizden hakkımda beraat kararı verilmesini saygıyla talep ediyorum.
AHMET SARI AVUKATI İSMAİL HAKKI BAŞARAN SORUYOR
İsmail Hakkı Başaran: Öncelikle geçmiş olsun. Şunu sormak istiyorum. Yani bu diğerlerine de sorduğum soruyla aynı. Hakedişlerin fazla gösterilmesi için herhangi bir kimseden talimat, istek, rica vesaire oldu mu?
Ümit Taşçı: Hayır, olmadı.
İsmail Hakkı Başaran: Bu 2023'e 1247892 ihale kayıt numaralı ihale yönünden soruyorum. Burada 2 araçtan bahsettiniz. 34 EBM 708 ve 34 EBM 374. Bu araçlar İSFALT talep ettiği için mi ayrıca bulundurulmuş araçlar?
Ümit Taşçı: Doğrudur.
İsmail Hakkı Başaran: Puantajlara herhangi bir hukuksuz giriş, gerçeğe aykırı giriş yapıldı mı? Yapılması yönünde bir yönlendirme vesaire oldu mu?
Ümit Taşçı: Hayır, olmadı.
İsmail Hakkı Başaran: Alt ihaleler için soruyorum. Kışla mücadelede işinde engelli işçi çalıştırılabilecek herhangi bir pozisyon var mı?
Ümit Taşçı: Öyle bir pozisyon yok. Zaten Valiliğin kararıyla da kar yağması durumunda engelli personeli evlerine gönderildiği için hani öyle bir şey çalıştırma şansınız yok.
İsmail Hakkı Başaran: İhale kapsamında çalıştırılacak işçi sayısı noktasında talep İSFALT tarafından kendi ihtiyaçlarına göre belirlenir. Bu cümle doğru bir cümle midir?
Ümit Taşçı: Doğrudur.
İsmail Hakkı Başaran: Son olarak 34 EBM 708 ve 34 EBM 374 plaka sayılı araçlar fiilen görevde bulunmuş araçlar mıdır?
Ümit Taşçı: Evet.
SERDAR EKİNCİ& ÜMİT TIRAŞÇI AVUKATLARI UMUT ALBAYRAK SAVUNMASI
Sayın Başkan, Sayın Hakimler; kalabalık bir dosya. Ben öncelikle usule ilişkin olarak şunu söylemek istiyorum: Bir dosyada bu kadar çok eylemin, bu kadar çok sanığın bir araya getirilmesi dava duruşma sürelerini, duruşma zamanını çok takip edilemez ve uzun bir hale getiriyor. Bu yüzden hem müvekkillerin duruşmayı takip etmesi çok zor hem bizim takip etmemiz çok zor. Bunun etkin savunma hakkını ve adil yargılanma hakkını kısıtladığını düşünüyorum.
İki müvekkil de birlikte savunma yapmak istiyorlarsa, ikisi de eylem 137 bakımından yargılanıyorlar. Burada öncelikle şunu tespit etmek isteriz; müvekkiller de gayet detaylı bir şekilde açıkladılar, bir tane bilirkişi raporu var. Bilirkişi raporu bir tane alt ihaleyi hiç görmemiş ya bilirkişiye verilmedi ya başka bir şekilde gözden kaçtı ve bütün sorunun aslında temelinde buradan kaynaklanıyor. İki müvekkil de uygulama şefi olarak çalışıyor.
Sayın Başkan, şuraya dikkat çekmek istiyorum... Burada da en altta İBB Makine İkmal Müdürlüğünün yapmış olduğu bir kışla mücadele ihalesi var. Bu ihale kapsamında İBB ihtiyacı olan araçları bildiriyor İsfalt'a. İsfalt da bunun için iki tane alt ihale yapmış; bir tanesini soldaki Ayeke firması, sağdakini Zenit firması kazanmış. Bunlarla birlikte, bu da yetmemiş, İsfalt aynı zamanda kendi şirketinin, kendi personelini ve kendi ekipmanını da koymuş. İsfalt bunu neden yapıyor? Yani burada kamunun bir kuruşu boşa gitmesin diye kendi malı varsa onu kullanmış, yoksa ihaleyle temin etmiş.
Zenit’in aldığı ihalede personel ve yakıt var, Ayeke’nin aldığı ihalede personel ve yakıt yok; çıplak yani. Şimdi bu araçlar çıplak şekilde alındığı için bunun yakıtının ve personelinin verilmesi lazım. Olay tam olarak buradan kaynaklanıyor. Bilirkişi bu Ayeke’nin ihalesini, alt ihaleyi hiç görmemiş. Hiç görmediği için de sanki burada durduk yere Zenit’teki durumda bir fazla yakıt ödemesi var gibi bir durum, yorum yapılmış. Bu kesinlikle doğru değil.
Şimdi bununla birlikte bir de 30’u rica edeceğim. Burada pozlar da açık şekilde var. Husus şurada: Bakın, bu yeşil olan farklı bir ihalede alt ihale, bu gri olan farklı bir ihale. Bunların hepsini İsfalt bir araya getiriyor, kendi yakıtını, personelini koyduğu araçlar da var ve nihayetinde İBB’nin ihalesini ifa etmiş oluyor. Bakın, burada pozların üzerine bakarsanız hiçbirisi kesişmiyor. Bir tanesinde loder, kazıcı, yükleyici var ama diğerlerinde tırnaklar, personel vesaire var. Dolayısıyla bu ikisi tamamen birbirinden farklı işler. Bu şekilde olduğu için de burada bilirkişi raporu hatalı hazırlanmış.
Şimdi bu akaryakıt tankeri bakımından husus şu: Bu araçlar bizim binek araçlarımız gibi görev sırasında bunları bir tane akaryakıt istasyonuna yollayalım, oradan yakıt ikmali yapıp gelme imkanları yok. Görev yerlerini terk etmemeleri lazım. O yüzden Ayeke’den alınan ve İsfalt'ın kendi malı olarak işletilen araçların yakıt ikmalinde bulunması için bir tane Anadolu yakasında, bir tane de Avrupa yakasında tankere ihtiyaç duyulmuş. Burada kullanılan yakıt Zenit’in aldığı ihaledeki araçlara gidip onlardan tamamen bağımsız.
Sebebi de bu araçların, yani yakıt tankerinin olmasının sebebi bu araçların görev yerini terk etmemesi lazım. Yoksa başka türlü bunları görev yerinden çıkarırsak o zaman da kamu hizmeti aksayacak. Bu sebeple YPZ olarak iki tane akaryakıt tankeri bu Avrupa ve Anadolu yakası Zenit dosyasına eklenmiş. Zaten burada çıktığı zaman Zenit’in bir şekilde hak edişlerine bu karışmamış.
Başka bir husus, burada personeller sayısına ilişkin bir husus daha var. Şimdi bu araç sayısı ile direkt alakalı bir husus. Bilirkişi şöyle diyebiliyor: Zenit’te bu kadar araç var, bu kadar da personel var. Bunu daha önce de söyledik. Şimdi sonradan eklenen 116 tane operatör konusunu, bilirkişi raporunda eklenen, bu operatörler zaten diğer araçların, Ayeke'nin araçlarında personel yoktu ya, zaten onların personeli, onların aracının kullanılması için eklenen bir personel. Keza İsfalt'ın kendi öz malı olan araçların kullanılması için de.
Yine aynı şekilde iki araca ilişkin de bir isnat var, bunların PTS kaydının olmadığına ilişkin. Az önce meslektaşımıza da soruldu, 34 EVM plakalı araçlar. Şimdi burada ben yazılı olarak da dosyaya sunacağım, kurumdan temin ettim, tek tek hangi aracın ne kadar aktif, ne kadar yarı aktif, ne kadar pasif çalıştığı hak ediş raporunda yazıyor. Bu iki araca PTS kaydı bulunmadığı gerekçesiyle bilirkişi bir tespitte bulunmuş.
Şimdi burada şunu söylemek gerekiyor: Bu ihalede bu bütün araçların tek tek PTS kayıtlarına bakılacak kadar detaylı araştırma yapıldıysa ve sadece bu husus bulunduysa, yani burada hepimiz emin olalım burada kamu nüfuzu boşa harcanmamıştır. Burada hangi aracın kaç saat kullanılacağını önceden bilmemiz mümkün değil. Ne zaman, nerede, kaç dakika, kaç saat, hangi gün kar yağacağı belli olmadığı için bu kadar aracı hazırda bulundurmak zorundasınız. Bunun başka bir yolu yok. Bu kadar araç hazırda bulunmazsa, kar yağışı artarsa o zaman da kamu hizmetini yerine getiremeyeceksiniz. Burada zaten bilirkişi PTS'de iki tane aracın görünmediğini söylüyor. O araçlara baktık, yazılı olarak sunacağız, zaten onların hak edişinde hiç aktif çalışma saati gösterilmemiş. Yani bunlar zaten etrafta aktif çalıştı diyerek herhangi bir ödeme yapılmamış.
Bilirkişi raporunda da zaten şöyle bir kısım var. Diyor ki: "Söz konusu araçların hizmet alımı kapsamında gerçekten çalıştırıldıysa bu hususta herhangi bir kurum zararı söz konusu değildir" diyor. Bu da zaten bu şekilde açıklıyor. 5’i alabilir miyiz? Şimdi Sayın Başkan, ben bu kadar anlattım ama ceza tekniği açısından biraz belki de boşuna konuştum. Çünkü çok önemli bir husus var: Bu ihalenin kesin kabulü, kesin hesabı yapılmamış. Yani burada bu tespitlere katılmamakla birlikte belki de idare bunun zararını kesecek, nereden biliyoruz? Henüz daha kesin hesabı yapılmamış.
Bir husus da şu an paylaştığım tablo sabah itibarıyla günceldir. Şu an İsfalt'ta bulunan bu ihale dosyaları için Zenit Yapı'nın teminat mektubu var. Bütün zararı topladığımız zaman bir tanesinin ihale gününden beri verdikleri teminat mektubu bile bütün zararlar için yeterli oluyor. Yani sadece kesin hesap yapılmadığı demiyorum, onun ötesinde de bir şey söylüyorum; kurumun bunu katbehat tahsil kabiliyeti de var. Gerekli görülürse, başka bir değerlendirme yapılırsa bu teminat mektupları da kolaylıkla eklenip bu husus sağlanabilir.
TCK 158 bakımından kesinlikle katılmamız mümkün değil. Burada müvekkillere atfedilen, yani belli bir vesileyle istinat edilen dahi herhangi bir hukuka aykırı menfaat, para, buna benzer hiçbir teklif dahi yapılmadığını, buna ilişkin bir tespitte bulunulmadığını görüyoruz.
Zaten 158'de kasten işlenebilecek bir suç, kendisinin de bu kişilerin yarar sağlaması lazım. Bu anlamda herhangi bir tespit yapılmamış. Kendileri 20 yıldır bu şirkette ikisi de İSFALT'ta çalışan herhangi bir hukuka aykırı işe bulaşmamış. Ayrıca ise şu ana kadar karakolun kapısından geçmemiş insanlar. Bu hususlarla birlikte müvekkillerin atılı suçu işlemedikleri kanaatindeyiz. Esas hakkında mütalaada kalmadan bundan önce yazılı olarak hemen bu hakediş raporlarına dair ayrılmak üzere mütalaalarını da dosyaya sunacağız.
Burada tevsi-i tahkikat olarak ayrı bir bilirkişi alınması, bilirkişi raporu alınması kanaatinde ben değilim öncelikli olarak. Çünkü burada bilirkişi raporu alınmasına gerek olacak bir husus da yok. Ancak sayın mahkeme rapordaki tespitleri çürütmek için bir raporu gerekli görüyorsa da o zaman da bir bilirkişi raporu alınsın. Bu bilirkişi raporuyla birlikte zaten hem bilirkişi kuruma müracaat edip diğer ihale belgeleri ve hakedişleri aldığı zaman çok berrak bir şekilde durum ortaya çıkacaktır. Yaptığım açıklamalarla birlikte her iki müvekkilin de beraatini talep ediyorum.
SERDAR EKİNCİ SAVUNMASI – 14.09.2026
Sayın başkanım, sayın üyeler, sayın savcım. Ben maden mühendisiyim. 2007 yılında İSFALT A.Ş.'de çalışmaya başladım. Bu süreçte çeşitli görevlerde bulundum ve halen çalışmaya devam ediyorum. Evliyim, bir çocuk babasıyım. Bugüne kadar hakkımda hiçbir soruşturma ya da şikayet olmadı. Görevimi her zaman en doğru şekilde yapmaya çalıştım. İddianamenin 137. eyleminde kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçuyla suçlanıyorum. İddianamede bilirkişi heyetince 2023/1247892 nolu ihale dokümanlarında yer alan hükümler dikkate alındığında yüklenici tarafından karşılanması gereken akaryakıt giderlerinin ilave pozlar yapılarak firmaya ödendiği ve yersiz ödemeye neden olunduğu iddiasında bulunulmaktadır.
03.01.2024 tarihli Genel Müdürlük oluru ile 2023/1247892 nolu ilgili ihale dosyasına YFZ yani yeni fiyat zaptı yapılarak eklenen akaryakıt tankeri çalıştırma pozu nedeniyle kamu zararı oluştuğu belirtilmiş olsa da bu tespit hatalıdır. Çünkü akaryakıt giderlerinin yükleniciye ait olduğu tespiti 2023/1247892 nolu ihalede işletmesi ilgili firma yani Zenit tarafından yapılan kar küreme ve tuz serpme araçları için geçerlidir. Fakat İSFALT A.Ş. ve idare arasında bulunan ihale kayıt numarası 2022/1183896 nolu ihale kapsamında kırıcılı yükleyici iş makineleri çalıştırılmış olup bu iş makinelerinin işletmesi alt yüklenici kullanılmadan direkt İSFALT A.Ş. tarafından yapılmıştır. Bahse konu bu yakıt tankerleri, işletmesi İSFALT A.Ş. tarafından yapılan iş makinelerinin yakıt ikmallerinin yapılabilmesi için kiralanmış yakıt tankerleridir. Sadece bu çalışmalar için kullanılmıştır.
Yani yakıt tankerinin yakıt ikmalini yaptığı iş makineleri ile işletmesini Zenit firması tarafından yapılan kar küreme, tuz serpme araçları farklı araçlardır. Bu kapsamda Anadolu Yakası'nda 18 adet kırıcılı yükleyici, 8 adet loder olmak üzere toplam 26 adet iş makinesinin işletmesini İSFALT A.Ş. yapmıştır. İş makineleri İstanbul Anadolu Yakası'nda idareye ait farklı 4 bölge ve lokasyonda tuzlama araçlarına tuz yükleme görevini yapmaktadır. Yakıt ikmallerini görevli olarak çalıştıkları lokasyondan ayrılarak trafik içerisine karışıp herhangi bir yakıt istasyonundan sağlayamaz. Bu nedenle yakıt ikmali... Buna ek olarak, hizmet işlerinde esas ödeme ara hakedişler değil, sözleşmeye uygun olarak tamamlanan işlerin kabulü sonrası düzenlenen kesin hesap raporuna dayalı kesin hakediştir. Ara hakedişler, işin devamı süresince yapılan işlerin tespit edildiği geçici ödemeler olup nihai borç veya alacak durumunu kesin hesap belirler. Bahse konu sözleşmenin kesin hakedişi yapılmamıştır. Dolayısıyla bu tespitler nihai olmayan ara hakedişlerde yapılan ödeme ve işlemler üzerinden yapılmıştır.
Bana yöneltilen suçlamayı kabul etmiyorum. Görevimi doğru yaptığıma ve kimseye zarar vermediğime inanıyorum. Bu nedenle yüce mahkemenizden hakkımda beraat kararı verilmesini saygıyla talep ediyorum.
AHMET SARI AVUKATI İSMAİL HAKKI BAŞARAN SORUYOR
İsmail Hakkı Başaran: Serdar Bey size de aynı soruyu sormak durumundayım. Hak ediş belgeleri düzenlenirken, puantajlar hazırlanırken, cetveller hazırlanırken gerçeğe aykırı veri girişi yapılması, hak ediş miktarlarının tırmandırılması, bu suretle yükleniciye haksız bir menfaat kazandırılması yönünde herhangi bir kimseden, astınızdan, üstünüzden veya 3. bir kişiden herhangi bir istem, rica, yönlendirme, talimat oldu mu?
Serdar Ekinci: Hayır, olmadı.
SERDAR EKİNCİ& ÜMİT TIRAŞÇI AVUKATLARI UMUT ALBAYRAK SAVUNMASI
Sayın Başkan, Sayın Hakimler; kalabalık bir dosya. Ben öncelikle usule ilişkin olarak şunu söylemek istiyorum: Bir dosyada bu kadar çok eylemin, bu kadar çok sanığın bir araya getirilmesi dava duruşma sürelerini, duruşma zamanını çok takip edilemez ve uzun bir hale getiriyor. Bu yüzden hem müvekkillerin duruşmayı takip etmesi çok zor hem bizim takip etmemiz çok zor. Bunun etkin savunma hakkını ve adil yargılanma hakkını kısıtladığını düşünüyorum.
İki müvekkil de birlikte savunma yapmak istiyorlarsa, ikisi de eylem 137 bakımından yargılanıyorlar. Burada öncelikle şunu tespit etmek isteriz; müvekkiller de gayet detaylı bir şekilde açıkladılar, bir tane bilirkişi raporu var. Bilirkişi raporu bir tane alt ihaleyi hiç görmemiş ya bilirkişiye verilmedi ya başka bir şekilde gözden kaçtı ve bütün sorunun aslında temelinde buradan kaynaklanıyor. İki müvekkil de uygulama şefi olarak çalışıyor.
Sayın Başkan, şuraya dikkat çekmek istiyorum... Burada da en altta İBB Makine İkmal Müdürlüğünün yapmış olduğu bir kışla mücadele ihalesi var. Bu ihale kapsamında İBB ihtiyacı olan araçları bildiriyor İsfalt'a. İsfalt da bunun için iki tane alt ihale yapmış; bir tanesini soldaki Ayeke firması, sağdakini Zenit firması kazanmış. Bunlarla birlikte, bu da yetmemiş, İsfalt aynı zamanda kendi şirketinin, kendi personelini ve kendi ekipmanını da koymuş. İsfalt bunu neden yapıyor? Yani burada kamunun bir kuruşu boşa gitmesin diye kendi malı varsa onu kullanmış, yoksa ihaleyle temin etmiş.
Zenit’in aldığı ihalede personel ve yakıt var, Ayeke’nin aldığı ihalede personel ve yakıt yok; çıplak yani. Şimdi bu araçlar çıplak şekilde alındığı için bunun yakıtının ve personelinin verilmesi lazım. Olay tam olarak buradan kaynaklanıyor. Bilirkişi bu Ayeke’nin ihalesini, alt ihaleyi hiç görmemiş. Hiç görmediği için de sanki burada durduk yere Zenit’teki durumda bir fazla yakıt ödemesi var gibi bir durum, yorum yapılmış. Bu kesinlikle doğru değil.
Şimdi bununla birlikte bir de 30’u rica edeceğim. Burada pozlar da açık şekilde var. Husus şurada: Bakın, bu yeşil olan farklı bir ihalede alt ihale, bu gri olan farklı bir ihale. Bunların hepsini İsfalt bir araya getiriyor, kendi yakıtını, personelini koyduğu araçlar da var ve nihayetinde İBB’nin ihalesini ifa etmiş oluyor. Bakın, burada pozların üzerine bakarsanız hiçbirisi kesişmiyor. Bir tanesinde loder, kazıcı, yükleyici var ama diğerlerinde tırnaklar, personel vesaire var. Dolayısıyla bu ikisi tamamen birbirinden farklı işler. Bu şekilde olduğu için de burada bilirkişi raporu hatalı hazırlanmış.
Şimdi bu akaryakıt tankeri bakımından husus şu: Bu araçlar bizim binek araçlarımız gibi görev sırasında bunları bir tane akaryakıt istasyonuna yollayalım, oradan yakıt ikmali yapıp gelme imkanları yok. Görev yerlerini terk etmemeleri lazım. O yüzden Ayeke’den alınan ve İsfalt'ın kendi malı olarak işletilen araçların yakıt ikmalinde bulunması için bir tane Anadolu yakasında, bir tane de Avrupa yakasında tankere ihtiyaç duyulmuş. Burada kullanılan yakıt Zenit’in aldığı ihaledeki araçlara gidip onlardan tamamen bağımsız.
Sebebi de bu araçların, yani yakıt tankerinin olmasının sebebi bu araçların görev yerini terk etmemesi lazım. Yoksa başka türlü bunları görev yerinden çıkarırsak o zaman da kamu hizmeti aksayacak. Bu sebeple YPZ olarak iki tane akaryakıt tankeri bu Avrupa ve Anadolu yakası Zenit dosyasına eklenmiş. Zaten burada çıktığı zaman Zenit’in bir şekilde hak edişlerine bu karışmamış.
Başka bir husus, burada personeller sayısına ilişkin bir husus daha var. Şimdi bu araç sayısı ile direkt alakalı bir husus. Bilirkişi şöyle diyebiliyor: Zenit’te bu kadar araç var, bu kadar da personel var. Bunu daha önce de söyledik. Şimdi sonradan eklenen 116 tane operatör konusunu, bilirkişi raporunda eklenen, bu operatörler zaten diğer araçların, Ayeke'nin araçlarında personel yoktu ya, zaten onların personeli, onların aracının kullanılması için eklenen bir personel. Keza İsfalt'ın kendi öz malı olan araçların kullanılması için de.
Yine aynı şekilde iki araca ilişkin de bir isnat var, bunların PTS kaydının olmadığına ilişkin. Az önce meslektaşımıza da soruldu, 34 EVM plakalı araçlar. Şimdi burada ben yazılı olarak da dosyaya sunacağım, kurumdan temin ettim, tek tek hangi aracın ne kadar aktif, ne kadar yarı aktif, ne kadar pasif çalıştığı hak ediş raporunda yazıyor. Bu iki araca PTS kaydı bulunmadığı gerekçesiyle bilirkişi bir tespitte bulunmuş.
Şimdi burada şunu söylemek gerekiyor: Bu ihalede bu bütün araçların tek tek PTS kayıtlarına bakılacak kadar detaylı araştırma yapıldıysa ve sadece bu husus bulunduysa, yani burada hepimiz emin olalım burada kamu nüfuzu boşa harcanmamıştır. Burada hangi aracın kaç saat kullanılacağını önceden bilmemiz mümkün değil. Ne zaman, nerede, kaç dakika, kaç saat, hangi gün kar yağacağı belli olmadığı için bu kadar aracı hazırda bulundurmak zorundasınız. Bunun başka bir yolu yok. Bu kadar araç hazırda bulunmazsa, kar yağışı artarsa o zaman da kamu hizmetini yerine getiremeyeceksiniz. Burada zaten bilirkişi PTS'de iki tane aracın görünmediğini söylüyor. O araçlara baktık, yazılı olarak sunacağız, zaten onların hak edişinde hiç aktif çalışma saati gösterilmemiş. Yani bunlar zaten etrafta aktif çalıştı diyerek herhangi bir ödeme yapılmamış.
Bilirkişi raporunda da zaten şöyle bir kısım var. Diyor ki: "Söz konusu araçların hizmet alımı kapsamında gerçekten çalıştırıldıysa bu hususta herhangi bir kurum zararı söz konusu değildir" diyor. Bu da zaten bu şekilde açıklıyor. 5’i alabilir miyiz? Şimdi Sayın Başkan, ben bu kadar anlattım ama ceza tekniği açısından biraz belki de boşuna konuştum. Çünkü çok önemli bir husus var: Bu ihalenin kesin kabulü, kesin hesabı yapılmamış. Yani burada bu tespitlere katılmamakla birlikte belki de idare bunun zararını kesecek, nereden biliyoruz? Henüz daha kesin hesabı yapılmamış.
Bir husus da şu an paylaştığım tablo sabah itibarıyla günceldir. Şu an İsfalt'ta bulunan bu ihale dosyaları için Zenit Yapı'nın teminat mektubu var. Bütün zararı topladığımız zaman bir tanesinin ihale gününden beri verdikleri teminat mektubu bile bütün zararlar için yeterli oluyor. Yani sadece kesin hesap yapılmadığı demiyorum, onun ötesinde de bir şey söylüyorum; kurumun bunu katbehat tahsil kabiliyeti de var. Gerekli görülürse, başka bir değerlendirme yapılırsa bu teminat mektupları da kolaylıkla eklenip bu husus sağlanabilir.
TCK 158 bakımından kesinlikle katılmamız mümkün değil. Burada müvekkillere atfedilen, yani belli bir vesileyle istinat edilen dahi herhangi bir hukuka aykırı menfaat, para, buna benzer hiçbir teklif dahi yapılmadığını, buna ilişkin bir tespitte bulunulmadığını görüyoruz.
Zaten 158'de kasten işlenebilecek bir suç, kendisinin de bu kişilerin yarar sağlaması lazım. Bu anlamda herhangi bir tespit yapılmamış. Kendileri 20 yıldır bu şirkette ikisi de İSFALT'ta çalışan herhangi bir hukuka aykırı işe bulaşmamış. Ayrıca ise şu ana kadar karakolun kapısından geçmemiş insanlar. Bu hususlarla birlikte müvekkillerin atılı suçu işlemedikleri kanaatindeyiz. Esas hakkında mütalaada kalmadan bundan önce yazılı olarak hemen bu hakediş raporlarına dair ayrılmak üzere mütalaalarını da dosyaya sunacağız.
Burada tevsi-i tahkikat olarak ayrı bir bilirkişi alınması, bilirkişi raporu alınması kanaatinde ben değilim öncelikli olarak. Çünkü burada bilirkişi raporu alınmasına gerek olacak bir husus da yok. Ancak sayın mahkeme rapordaki tespitleri çürütmek için bir raporu gerekli görüyorsa da o zaman da bir bilirkişi raporu alınsın. Bu bilirkişi raporuyla birlikte zaten hem bilirkişi kuruma müracaat edip diğer ihale belgeleri ve hakedişleri aldığı zaman çok berrak bir şekilde durum ortaya çıkacaktır. Yaptığım açıklamalarla birlikte her iki müvekkilin de beraatini talep ediyorum.
SENCER HACIOĞLU SAVUNMASI – 14.09.2026
Sayın Başkanım, sayın üyeler, sayın savcım. İddianamede eylem 137'de kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçlaması ile karşınızdayım. Öncelikle üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. İSFALT'ta 2006 yılında uygulama mühendisi olarak çalışmaya başladım. Şirkette farklı pozisyonlarda görev aldım, halen çalışmaya devam ediyorum. İddianamede 06.10.2025 tarihli bilirkişi raporunda 2023/1247892 İKN numaralı ihalede yakıt giderleri yükleniciye ait olmasına rağmen, bu bahse konu dosyada yakıt tankeri pozu yapılarak yükleniciye ait giderlerin ödemesi yapıldığı, bu nedenle kamu zararına neden olunduğu tespitine yer verilmiştir.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yol Yapım Dairesi Başkanlığı Makine İkmal Müdürlüğü tarafından ihale edilen 2022/1183896 İKN'li ihale İSFALT uhdesinde kalmıştır. Bu dosya kapsamında 2023-2024 kış döneminde idare emrinde hazır bulundurulacak kar küremeli ve tuz serpmeli araçların işletmesi bahse konu dosya kapsamında alt yüklenici marifetiyle yapılmıştır. İdare emrinde hazır bulundurulacak iş makinesi işletmesi ise İSFALT tarafından alt yüklenici kullanılmadan yapılmıştır, gerçekleştirilmiştir. Bahse konu ihalede yani 2023/1247892 ihalesinin işletmesi yüklenici tarafından yapılacak araçların yakıt giderleri yükleniciye aittir. YFZ yapılarak dosyaya eklenen yakıt tankeri ise işletmesi İSFALT tarafından yapılan, yani alt yüklenici kullanılmadan yapılan iş makinelerinin yakıt giderlerinin yapılması için kullanılmıştır. Bu husus bahse konu dosyaya yakıt tankeri çalıştırılması için alınan 01.03.2024 tarihli genel müdürlük olurunda açıkça belirtilmiştir.
Bu kapsamda Avrupa yakasında 12 adet loder, 25 adet kırıcılı yükleyici iş makinesinin işletmesi İSFALT tarafından yapılmıştır. Bahse konu yakıt tankeri ile bu iş makinelerinin yakıt ikmalleri yapılmıştır. İş makineleri trafiğe çıkamaması, belli bir alandan sorumlu olmaları nedenleriyle yakıt ikmallerinin bulundukları noktalarda yapılması bir zorunluluktur, bu bir tercih değildir. İSFALT'ın işletmesini kendi yaptığı iş makineleri için yaptığı bu harcama bir operasyonel maliyettir. Bu nedenle yapılan ödemeler fiilen gerçekleştirilen bir hizmetin karşılığı olup, ortada bir kamu zararı veya mükerrer ödeme söz konusu değildir.
Ayrıca şunu da belirtmek isterim ki, hizmet işlerinde asıl ödeme işin devamı sırasında düzenlenen ve geçici ödeme niteliğinde olan ara hakedişler için değil, işin kabulü sonrasında düzenlenen kesin hesap ve kesin hakediştir. Bahse konu sözleşmenin kesin hesabı, dolayısıyla kesin hakedişi yapılmamıştır. Kesinleşmemiş ve mahsuplaşma süreci tamamlanmamış ara ödemeler üzerinden bir kamu zararı tespiti yapılması da doğru değildir. Bütün bu nedenlerden dolayı yüce mahkemenizden beraatimi talep ediyorum.
AHMET SARI AVUKATI İSMAİL HAKKI BAŞARAN SORUYOR
İsmail Hakkı Başaran: Sencer Bey geçmiş olsun öncelikle. 2022 149 56 25 sayılı ihale için idari şartname hazırlanırken Ahmet veya İsmail Sarı'nın ya da bir başkasının bu idari şartnameye araç kiralama ibaresi eklenmesinin yönünde bir isteği, ricası, talimatı, emri vesaire yönlendirmesi oldu mu?
Sencer Hacıoğlu: 2137 için mi soruyorsunuz?
İsmail Hakkı Başaran: Evet, 137 için soruyorum.
Sencer Hacıoğlu: İK Numarası kaçtı?
İsmail Hakkı Başaran: 2022 149 56 25. Yani ilk ihale.
Sencer Hacıoğlu: Yani benim konuyla ilgili değil ama herhangi bir kimseden herhangi bir yönlendirme olmadı.
İsmail Hakkı Başaran: Hak ediş evrakları düzenlenirken 174 78 92 ile ilgili olarak soruyorum bunu 2023'e. Hak ediş miktarlarının artırılması yönünde herhangi bir yönlendirme, talimat, emir, rica, sair istem oldu mu?
Sencer Hacıoğlu: Hayır.
SENCER HACIOĞLU AVUKATI MİRAÇ YILDIZ SAVUNMASI
Müvekkilin savunmasına iştirak ediyoruz. Samimi bir şekilde beyanda bulunmuştur ve kendisinin beraatına karar verilmesini talep ediyoruz. Mütalaadan sonra ayrıntılı savunmamız olacaktır.
SERKAN BOZTEPE SAVUNMASI – 14.09.2026
Sayın başkanım, sayın mahkeme heyeti, eylem 137 kapsamında yöneltilen suçlamaları kabul etmiyorum. Belgeleriyle birlikte mahkemenize sunacağım yazılı savunmamın temel noktalarını iki başlık altında açıklamak istiyorum.
İlk konu, yükleniciye fazla ödeme yapıldığı iddiasıdır. 2022/1495625 ihale kayıt numaralı işte, 2. hakedişte, 2. kalemde sehven hatalı giriş yapılmıştır. Ancak bu hata tespit edilmiş ve söz konusu tutar 3. hakedişten düşülmüştür. Buradaki karışıklık, kullanılan SAP programında düzeltmenin farklı raporlama yansıma biçiminden kaynaklanmaktadır. 3. hakedişin imalat raporunda 105.880.500 lira görünürken, ödemeye esas hakediş icmalinde ve hakediş raporunda 105.827.118 lira yer almaktadır. Aradaki 53.382 liralık fark, fazla ödendiği ileri sürülen tutarın KDV hariç karşılığıdır. Bu tutarın 3. hakedişten düşüldüğü ödemeye esas icmal ve hakediş raporunda görülmektedir. Bu nedenle yalnızca raporu değil, ödemeye esas hakediş raporunun ve diğer eklerin birlikte incelenmesini talep ediyorum. Ayrıca yazılı savunmamda aktardığım üzere bilirkişi raporunda da bu durumun hatadan kaynaklandığı ve sorumluluk yüklenecek bir husus olmadığı yönünde değerlendirme bulunmaktadır.
İkinci konu, aynı yüklenicinin üstlendiği üç ayrı işte yüklenici personelinin fazla mesai ücretlerinin ödenmediği ve bu yolla firmaya haksız kazanç sağlandığı iddiasıdır. Ben ilgili işlerde kontrol mühendisi olarak görevlendirildim. İhale dosyalarının hazırlanmasında ve poz tariflerinin oluşturulmasında herhangi bir görevim ve dahilim bulunmamaktadır. Görevim kapsamında talep edilen araçların sahada çalışmasını ve hak ediş eklerinde belirtilen sayı ve çalışma sürelerini kontrol ettim. İhale dosyalarında personel çalıştırılmasına ilişkin iş kalemleri ile araç kiralama kalemleri ayrı düzenlenmiştir. Suçlamaya konu araçlar şoför ve mazot dahil olarak kiralanmıştır. Savunmamın temel noktası, bu araçlarda çalışan personelin ücretlerinin ve fazla mesai ödemelerinin yüklenicinin sorumluluğunda olmasıdır. Şartnamede ödeme belgelerinin idareye verilmesi düzenlenmiştir. Ancak bu belgelerin incelenmesine ilişkin kurum içindeki görev dağılımı ile benim kontrol mühendisi olarak görev ve yetki sınırlarımın ayrıca değerlendirilmesini talep ediyorum. Personel ücretini belirleme ve bordro ödemelerini takip etme işlerinin görev ve yetkim kapsamında olmadığını savunuyorum. Araçlar hak ediş eklerinde belirtilen sayı ve sürelerde fiilen çalıştırılmıştır. Gerekli saha kontrolleri yapılmıştır. Ayrıca fazla mesai ücretinin ödenmediğine ilişkin kontrol teşkilatına ulaşan bir şikayette bulunmamaktadır.
Yazılı savunmamda açıkladığım üzere ilgili işlerin kesin hesaplarının henüz tamamlanmamış olması ve yüklenici teminatlarının serbest bırakılmamış olması hususlarının da değerlendirilmesini istiyorum. Sayın mahkeme heyeti, görevimi bana verilen yetki ve sorumluluklar çerçevesinde yerine getirdim. Yükleniciye haksız kazanç sağlamadım. Kişisel bir menfaat elde etmedim ve kamu zararına neden olduğum iddiasını kabul etmiyorum. Herhangi bir kasıtlı eylemde bulunmadım. Sunacağım belgelerin, özellikle 3. hak ediş ödemelerine esas raporun ve görev sınırlarımı gösteren belgelerin de birlikte değerlendirilmesini ve beraatımı saygılarımla arz ediyorum.
AHMET SARI AVUKATI İSMAİL HAKKI BAŞARAN SORUYOR
İsmail Hakkı Başaran: Serkan Bey, hak edişler esnasında, altını çizerek söylüyorum, bilerek ve isteyerek yükleniciye fazla ödeme yapılması amacıyla puantajlarda, çalışma saatlerinde aykırı bir veri girişi oldu mu?
Serkan Boztepe: Yapılmadı.
İsmail Hakkı Başaran: Bu yönde bir talep üstlerinizden, astlarınızdan veya yüklenici firmadan geldi mi?
Serkan Boztepe: Hayır, gelmedi.
SERKAN BOZTEPE AVUKATI CANSU KESKİN SAVUNMASI
Müvekkil Serkan Boztepe kendi savunmasında teknik konuları son derece ayrıntılı bir biçimde sundu. Öncelikle müvekkilin dosyadaki konumunun doğru tespit edilmesi gerekir. Serkan Boztepe suça konu ihalede ihale dokümanını hazırlayan, yaklaşık maliyetini belirleyen, teklifleri değerlendiren veya ihale sonucunu onaylayan kişiler arasında değildir. Kendisinin görevi ihale süreci tamamlandıktan sonra kontrol teşkilatı içerisinde kontrol mühendisi olarak sahadaki uygulamanın denetlenmesidir. Müvekkil de savunmasında görevini araçların sahada bulunup bulunmadığını, çalışma sürelerini ve hakedişe esas saha verilerini kontrol etmek olarak açıklamıştır.
Bu ayrım önemlidir. Çünkü iddianamede müvekkilin sorumluluğu esasen hakediş ve personel fazla çalışma gideri üzerinden kurgulanmaktadır. Buna karşın müvekkilin zemin uygunluğuna veya menfaat sağlama amacıyla yaptığı şahsi veya somut fiilleri işleyen veya açıklayan bir husus ortaya konulmuş değildir. 2022/1495625 sayılı iş bakımından ileri sürülen 62991,76 TL fazla ödeme iddiasını Serkan Boztepe savunmasında ayrıntılı şekilde açıkladı. Bilirkişi raporundaki bu tespitin eksik incelemeye dayandığını görmekteyiz. Bu sebeple gerekirse yeni bir bilirkişi raporu alınmasını talep ediyoruz. Nitekim bilirkişi heyeti bu rapor özetinde söz konusu durumun hatadan kaynaklandığını ve sorumluluk gerektirecek bir husus olmadığını zaten belirtmiştir bu raporda. Dolayısıyla başlığın altında müvekkile yüklenebilecek ceza sorumluluğunun ayrıca gerekçelendirilmesi gerekir. Zira düzeltilmiş ve ödemeye yansımamış bir kayıt hatasının hangi somut davranışla dolandırıcılık suçuna dönüştüğü açıklanmış değildir. Fazla mesai iddiası bakımından da dosyanın daha dikkatli ayrıştırılması gerekmektedir.
Sonuç olarak 2022/1495625 sayılı iş bakımından iddia edilen 62991,76 TL'lik fazla ödemenin ödemeye esas belgelerle doğrulanmadığı, fazla mesai iddiasında müvekkilin doğrudan bordro ve ücret işlemlerini yürüttüğünün ortaya konulmadığı, müvekkilin zemin yapısıyla ilgili hareket ettiğini gösteren herhangi bir kişisel menfaat, talimat veya iradi bir link tespit edilmediği, iştirak ve kast unsurlarının Serkan Boztepe yönünden bireyselleştirilmediği görülmektedir. Bu nedenle müvekkilin üzerine atılı suçlardan beraatına karar verilmesini talep ediyoruz. Ayrıca mahkemenizce gerekli görülmesi halinde 2022/1495625 sayılı iş bakımından 3 numaralı hakediş icmali ile nihai hakediş raporunun ödeme belgeleriyle birlikte yeniden teknik incelemeye tabi tutulmasını, fazla mesai iddiası yönünden ise kurum içi görev dağılımı ile bordro ve banka ekstrelerinin hangi birim tarafından incelendiğinin araştırılmasını talep ediyoruz Sayın Başkanım.
AYKUT GAMSIZ SAVUNMASI – 14.09.2026
Sayın Başkan, Sayın Heyet, Sayın Savcım. Tarafıma isnat edilen 137. eylemle alakalı hususlara ilişkin savunmamı kısaca arz etmek isterim. Hesaplama detayları, teknik açıklamalar ve belgeler yazılı savunmam ve ekleriyle ayrıca mahkemenize sunulacaktır. İSFALT A.Ş.'de inşaat mühendisi olarak çalışmaktayım. İddiaya konu olan 2022 14 95 625 kayıt numaralı Alt ihalenin kontrol teşkilatındaydım. Bu kapsamda görevim sahada çalışan araçların teknik şartname ve sözleşmeye uygunluğunu kontrol etmek, kışla mücadele sırasında araçların çalışma sürelerini tespit etmek ve saha koordinasyonunu sağlamaktan ibarettir. İlgili ihale ihale süreçlerinde hiç görev almadım. İddianamede yer alan bilirkişi raporunda Zenit Yapı isimli firmaya KDV dahil 62.990 TL 76 kuruş tutarında bir fazla ödeme yapıldığı iddia edilmektedir. Ancak söz konusu durum gerçeği yansıtmamaktadır. Hakediş işlemlerinde kullanılan programının teknik işleyişinden kaynaklanan bir çıktı hatası nedeniyle bazı iş kalemleri imalat raporu sayfasında görünmemektedir. Bilirkişi raporunda fazla ödeme olarak belirtilen bu hata ödemeye esas olan hakediş icmali sayfasında düzeltilmiş olup bu husus bilirkişi raporunda gözden kaçırılmıştır. Dolayısıyla iddia edildiği gibi bir fazla ödeme yoktur.
Ayrıca emniyet aşamasında tarafıma gösterilen bilirkişi raporunda söz konusu durumun hatadan kaynaklandığı ve sorumluluk gerektirecek bir husus olmadığı yönünde bir cümle bulunmaktadır. Ancak bu cümlenin iddianamede yer almadığı görülmektedir. İddianamede yüklenici firmanın kamyon ve iş makinelerini kullanan şoför ve operatörlerin fazla mesai ücretlerini bordroya yansıtmadığı ve bunun kontrol teşkilatının sorumluluğunda olduğu iddia edilmektedir. Ancak söz konusu araçlara ait pos tarifelerinde araçların şoför ve yakıt dahil saatlik çalışma esasına göre fiyatlandırıldığı açıkça görülmektedir. Kontrol teşkilatı olarak görevimiz araçların çalışma sürelerini tespit etmek olup yüklenici firmanın personeline yaptığı maaş ödemelerinin denetlenmesi görev tanımımız içinde yer almamaktadır. Nitekim ihalenin teknik şartnamesinde de maaş bordrolarının kontrol teşkilatına teslim edilmesi ve kontrol teşkilatı tarafından denetlenmesi yönünde açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Ayrıca personelin maaşlarını veya fazla mesailerini alamadığına ilişkin kontrol teşkilatına yapılmış herhangi bir şikayet de yoktur. Çalışanların fazla mesai alacakları 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca tamamen işveren ve işçi arasındaki özel hukuk ilişkisidir.
Bunun yanında iddianamede fazla mesai iddiasına ilişkin hesaplanmış bir kamu zarar tutarı da yoktur. Ayrıca belirtmek isterim ki söz konusu ihaledeki hakedişlerin hepsi ara hakedişlerdir. İlgili ihalenin kesin hesap işlemleri henüz yapılmamıştır. Bu nedenle iddia edilen kamu zararı da fiilen oluşmamıştır. Şunu da belirtmek isterim ki Zenit Yapı firması ile şahsım arasında herhangi bir kişisel çıkar, menfaat ve ilişki bulunmamaktadır. Sayın Başkan sonuç olarak dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ihale sürecinde herhangi bir görev ve sorumluluğun bulunmadığı, iddia edilen fazla ödemenin fiilen gerçekleşmediği, fazla mesai iddialarına ilişkin hesaplanmış somut bir kamu zararı ortaya konulamadığı, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı değerlendirmeler içerdiği, tarafıma isnat edilebilecek kasıt ve ihmal bulunmadığı açıkça görülmektedir. Bu nedenlerle üzerime atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından beraetime karar verilmesini saygıyla arz ederim.
AHMET SARI AVUKATI İSMAİL HAKKI BAŞARAN SORUYOR
İsmail Hakkı Başaran: Aykut Bey, geçmiş olsun ve teşekkür ediyorum. Bazı hususları net şekilde açıkladınız. Sadece şunu sormak istiyorum. 2022/149625 kayıt sayılı ihalede kontrol teşkilatında bulunmanız sebebiyle söylüyorum, herhangi bir kimseden hak ediş tutarlarının arttırılması yönünde bir talimat aldınız mı? Böyle bir istem tarafınıza ulaştı mı?
Aykut Gamsız: Hayır, hayır, kesinlikle almadım.
AYKUT GAMSIZ AVUKATI CANSU KESKİN SAVUNMASI
Sayın başkan, sayın heyet; müvekkil savunmasını ayrıntılı şekilde yaptı. Ben müdafi olarak özellikle üç hususu vurgulamak istiyorum. Birincisi, Aykut Gamsız'ın suç konusu ihalenin hazırlanması ve sonuçlandırılması sürecinde herhangi bir görevi yoktur. İhale dokümanını hazırlayan, yaklaşık maliyeti belirleyen, ihale komisyonunda görev alan ya da ihalenin Zenit Yapı üzerinde bırakılmasına karar veren kişilerden değildir. Müvekkil, ihale tamamlandıktan ve sözleşme imzalandıktan sonra kontrol teşkilatında saha mühendisi olarak görevlendirilmiştir. Görevi, sahadaki araçların şartnameye uygunluğu ile aktif, yarı aktif ve pasif çalışma sürelerinin tespitidir. Bunlara rağmen iddianamede Aykut Gamsız'ın ihale sürecine ilişkin çok daha geniş bir kurgu içinde yer aldığı iddia edilmektedir. Oysa ceza sorumluluğu şahsidir. Müvekkilin hangi belgeyi hazırladığı, hangi şartname hükmünü oluşturduğu, hangi isteklinin ihaleye girmesine engel olduğu ya da herhangi bir gizli belge paylaştığı, Zenit Yapı'nın ihaleyi kazanmasını sağlamak amacıyla hangi somut eylemi gerçekleştirdiği ortaya konulmuş değildir. Dolayısıyla ihale bittikten sonra kontrol teşkilatında görev yapan bir saha mühendisinin ihale öncesi gerçekleştirildiği ileri sürülen eylemlerden dolayı sorumlu tutulması hukuken mümkün değildir.
İkinci ve daha önemli husus, 62.990,76 TL fazla ödeme iddiasına ilişkindir. İddianame, 2 numaralı hakedişte yer alan 53.382 TL'nin 3 numaralı hakedişte düşülmediğini ve KDV ile birlikte 62.990,76 TL kamu zararına sebep olduğunu ileri sürmektedir. Ancak dosyada bulunan ve yazılı savunmamızda da sunacağımız belgeler aksini göstermektedir. SAP-HUP sistemindeki teknik değişim nedeniyle eksi değerler imalat raporunda görünmemiştir. Buna karşılık ödeme aşamasındaki tutarlar hakediş icmaline yansımıştır. 3 numaralı hakedişte imalat raporundaki tutar 105.881,50 TL iken ödeme esas alınarak düzenlenen hakediş icmalindeki tutar 105.827,118 TL'dir. Aradaki fark tam olarak 53.382 TL'dir. Üstelik yüklenici faturasını da 105.827,118 TL üzerinden kesmiştir. Dolayısıyla burada hukuki yorumdan önce cevaplanması gereken soru çok basittir: Zenit Yapı'ya iddia edilen 62.990,76 TL gerçekten fazla ödenmiş midir bu dosyada? Emniyet aşamasında da müvekkile gösterilen bilirkişi değerlendirmesinde bu durumun hatadan kaynaklandığı ve sorumluluk gerektirecek bir husus olmadığı yönünde değerlendirmede bulunulmaktadır. Müvekkilin herhangi bir hileli davranışı ya da bir aldatma kastı bulunmamaktadır. Gerçeğe aykırı bir belge zaten düzenlenmemiştir.
Üçüncü husus, fazla mesai iddiası; yüklenicinin çalışanlarının bordrolarında fazla mesai dahil ücret kalemlerinin gösterilmemesi ve banka ödeme ekstrelerinin projeye sunulması gerektiği söylenmektedir. Ancak bu düzenleme Aykut Gamsız'ın şahsen yüklenicinin her çalışanının bordrosunu inceleyip fazla mesai hesabı yapmakla görevli olduğunu göstermemektedir. Müvekkilin görevi saha araçlarının çalışma süresini tespit etmektir. Genel şartname kontrol teşkilatına denetim yetkileri yüklemektedir ancak bu yetkinin varlığı tek başına dolandırıcılık kastını ispatlamaz. Müvekkilin üzerine atılı suçlardan ayrı ayrı beraatına karar verilmesini talep ediyoruz. Yeterli ve inandırıcı kesin delil bulunmamaktadır.
EYÜP SELMAN KORTEN SAVUNMASI – 14.09.2026
Sayın Başkanım, Sayın Savcım, Sayın Heyet. Ben Eyüp Selman Kortan. 2006-2020 yılları arasında 14 yıl İstanbul Büyükşehir Belediyesinde görev yaptım. 657 sayılı Kanun'a tabi yaklaşık 20 yıllık devlet memuruyum. 2019 yılında İBB'de Makine İkmal Şube Müdürü olarak görev yapmaktaydım.
İddianamede eylem 133 kapsamında 2019 yılı kış şartlarıyla mücadele ihalesine ilişkin bilirkişi değerlendirmesinde bilirkişi, iş deneyim oranının %50 belirlenmesi, benzer iş tanımı ve ihalenin kısmi teklife kapalı olması nedeniyle rekabetin sınırlandığını ileri sürmektedir. Söz konusu ihale, EKAP üzerinden, açık ihale usulü ile gerçekleşmiştir. İş deneyim oranı mevzuatın öngördüğü yasal sınırlar içerisinde kalmaktadır. Benzer iş tanımında ise yalnızca kışla mücadele ile sınırlandırılmamış, farklı iş deneyimleri de kabul edilerek katılım imkanı geniş tutulmuştur. İşin bütün olarak ihale edilmesi ise hizmetin koordineli ve kesintisiz yürütülmesi amacıyla tercih edilmiştir.
Bilirkişi ayrıca yeterlilik şartını sağlamayan daha düşük bir teklif üzerinden kamu zararı oluştuğunu değerlendirmektedir. Ancak yeterlilik şartını sağlamayan teklif geçerli teklif değildir. Oran farklı olsaydı bu firma ihaleyi kazanır veya işi daha ucuza yapardı şeklindeki değerlendirme gerçekleşmiş bir durumdan değil, varsayımdan ibarettir. Farklı bir idari tercihin mümkün olması, yapılan tercihin suç kastıyla gerçekleştiğini göstermez. Herhangi bir firmayı kayırdığıma, menfaat sağladığıma veya ihale sonucunu yönlendirmek amacıyla hareket ettiğime ilişkin somut bir fiil veya delil bulunmamaktadır. Yaklaşık 20 yıllık kamu görevim boyunca görevimi mevzuat ve kamu yararı çerçevesinde yerine getirdim. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyor, beraatime karar verilmesini Sayın Mahkemenizden arz ve talep ediyorum. Takdir yüce heyetinizindir. Teşekkür ederim
EYÜP SELMAN KORTEN AVUKATI SERANUR ÇAVUŞOĞLU SAVUNMASI
76017 sicille İstanbul Barosundan CMK müdafii olarak atandım. Müvekkilin savunmalarına iştirak ediyoruz. Kendisi şeffaf bir şekilde ihalelerin nasıl yürütüldüğüne dair bilgilendirmeyi yapmıştır. İhaleye fesat karıştırma suçundan dolayı karşınızda bulunan müvekkilin suç işleme kastına dair herhangi bir görgüye dayalı bir tanık beyanı bulunmamaktadır. MASAK raporunda böyle bir tespit yapılmamıştır. İhale sürecini belirli bir zümre lehine manipüle ettiğine dair tek bir HTS kaydı da yoktur Sayın Başkanım. Şimdi biliyorsunuz ceza hukukunun en temel prensiplerinden bir tanesi "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu kadar şüpheli bir şekilde hazırlanmış bir iddianame doğrultusunda beyanda bulunan müvekkil sayın müvekkile iddia edilen eylemler tamamıyla idari takdir yetkisi sınırları içinde kalmaktadır.
Şimdi burada iddianamede suç unsuru olarak gösterilen %50 iş deneyim belgesi şartı ve ihaleye kısmi teklif verilememe hususları vardır Sayın Başkanım. Bu husus tamamıyla 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve ilgili yönetmelikte idareye tanıdığı yasal sınırlar içerisinde kalmıştır. Nitekim İhaleler Uygulama Yönetmeliği madde 30 doğrultusunda idareler teklif edilen bedelin %25’inden az ve %50’sinden fazla olmamak üzere iş deneyim belgesi talep edebilmektedirler. Müvekkilin başkanlığını yaptığı komisyonda tamamıyla bu şekilde hareket etmiştir. Çünkü kanunun çizdiği bu sınırı kullanmış olması müvekkilin uzun süredir yaptığı bu işin niteliği ve büyüklüğünden kaynaklanan usullere uygun davrandığının bir göstergesidir. Şimdi kamu hizmetinin ehil ellerde yürütülmesi ve idarenin bölünmezliği ilkesi gereğince idare böyle bir tercihi yapmıştır ve müvekkil de aslında bunu yerine getiren konumdadır.
İhalenin kısmi tekliflere kapatılması ise kış şartları gibi, kış şartlarıyla mücadele gibi hayati öneme sahip ve bölünmesi durumunda koordinasyon zafiyeti doğurabilecek bir hizmetin bütünlüğünü korumak amacıyla kararlaştırılmıştır. Danıştay biz zaten savunmalarımızda da Danıştay kararlarına yer verdik Sayın Başkanım. Danıştay 13. Dairesi'nin 28/09/2017 tarih ve 2011/4440 esas ve 2017/2463 sayılı kararında belirtildiği üzere idarenin hizmet alımı ihalelerinde sınır değer tespiti ve yeterlilik kriterleri konusunda kamu hizmetinin gereklerine uygun takdir yetkisi bulunmaktadır. Sanığın bu yetkiyi kamu yararı doğrultusunda kullanması suçun maddi unsuru olan hukuka aykırı davranış olarak nitelendirilemez ve nitelendirilmemelidir. Yine Danıştay'ın başka bir kararında ifade edildiği üzere idarenin takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanması asıldır. Müvekkilimiz de tamamen bu doğrultuda hareket etmiştir.
Bu ihaleye fesat karıştırma suçu sadece doğrudan kastla işlenebilen bir suçtur Sayın Başkanım. Sanığın belirli bir zümreyi kayırma ya da kamu zararına yol açma amacı güttüğüne dair dosyada hiçbir delil yoktur. İhale bedelinin yaklaşık maliyetin altında kalması da kamu zararının oluşmadığını, hatta sanığın hazine menfaatini koruduğunu göstermektedir. Burada suçun manevi unsuru olan özel kast kesinlikle gerçekleşmemiştir. Diğer unsuru olarak İhale Komisyonu Başkanı olarak seçilen Eyüp Selman Korten, yani savunmasını yaptığım sanık, sadece usulü işlemleri yürütmüş ve mevzuatın kendisine yüklediği görevleri tarafsızlık ilkesi çerçevesinde ifa etmiştir. İhaleye 26 firmanın doküman indirmiş olması, sürecin şeffaf, rekabete açık yürütüldüğünün somut bir kanıtıdır. Zaten müvekkil de savunmasında belirttiği gibi ihaleye uygun teklif veren firmalar dahil edilmiştir. Teklif sayısının az olması ya da bu şartların sağlanamamış olması sanığa izafe edilemez.
Piyasa koşulları ve işin teknik zorunlulukları sebebiyle diğer firmaların bunu sağlayamamış olmasını bu nedenle rekabeti bozucu bir davranış olarak kabul etmiyoruz. Son olarak Sayın Başkanım, yazılı savunmalarımız ve sözlü savunmalarımız ışığında sanığın ne doğrudan ne de olası bir kastla idareyi zarara uğratma gibi bir durumu asla söz konusu değildir. İhale unsurlarına ilişkin, teknik bilgilere ilişkin önümüzdeki günlerde bir dilekçe vereceğiz. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince müvekkilin beraatine karar verilmesini saygılarımla talep ederim.
PAŞA ŞAHİN SAVUNMASI – 14.09.2026
Ben Paşa Şahin. 1968 yılında Yozgat'ta doğdum. Halkalı'da ikamet etmekteyim. 1996 yılında İBB Belediyesine zabıta memuru olarak atandım. 11.09.2020 tarihinde Reklam İlan Denetim Zabıta Amirliğinde vekil amir olarak görev yapmaya başladım. Özellikle belirtmek isterim ki 05.09.2021 tarihinde de Reklam İlan Denetim Zabıta Amirliğinden ayrılarak Zabıta Daire Başkanlığımızın başka birimlerinde görev yapmaya devam ettim. Bu iddianamede adımın geçmesinin sebebi görev yaptığım dönemde herhangi bir şekilde suça kasten veya ihmal yoluyla karışmış olmam değil, sadece Valilik Makamı tarafından kurumumuzdan talep edilen sıralı amir bildirim formu listede adımın yer alması söz konusudur. İddianamede adım yalnızca eylem 117'de geçiyor. İddianamede sayılan 99 kişilik örgüt listesinde ben dahil hiçbir zabıta personelinin ismi geçmemektedir.
Ayrıca iddianamenin 2869. sayfasının son paragrafı ile 2870. sayfasının ilk paragrafında gayrimeşru talimat verdiği ileri sürülen kişiler arasında adım yoktur. Bu kişilerden de herhangi bir gayrimeşru talimat almadım. Kimseye de böyle bir talimat vermedim. Dosyadaki beyanlarda da şahsıma yönelik böyle bir iddia bulunmamaktadır. Görev alanlarımızdan bahsetmek gerekirse zabıta teşkilatı belediyelerde kolluk görevi görür. Zabıta genel bir birimdir, diğer birimler gibi belirli bir uzmanlık alanı doğrultusunda çalışmaz. Birimlerin uzmanlık alanı doğrultusundaki vermiş olduğu kararlara kanun ve mevzuatlar çerçevesinde sahada destek sağlar. Zabıta birimlerinin izin verme, ecrimisil düzenleme veya ihale açma yetkisi bulunmamaktadır. Özel mülkiyetteki izinler Kentsel Tasarım Şube Müdürlüğü tarafından verilmektedir. Kamusal alandaki izinler ise Reklam Yönetimi Şube Müdürlüğü tarafından verilmektedir.
İlgili sahalardaki uygulamaların ihale şartlarına uygunluğu ve fazlalık içerip içermediği tamamen teknik birimlerin sorumluluğunda olup tevdi raporunda da belirtildiği üzere kamusal alanlardaki uygulamalar tamamen zabıtanın denetim alanının dışındadır. 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 75. maddesi gereğince ecrimisilli taşınmazların tahliyesi yalnızca mülki amirin koordinesinde ve talebi üzerine gerçekleştirilebilecek bir yetki olup zabıtanın bu sürece re'sen müdahale etmesi hukuken mümkün değildir. Nitekim ilgili yerler hakkında kurumlardan bilgi mahiyetinde veya gereğinin yapılması ibaresiyle bir yazı gönderilmiş olsa dahi mülki amirin kararı olmaksızın zabıta marifetiyle herhangi bir müdahalede bulunulması kanunen imkansızdır. Usul ve uygulamadaki hukuki süreç ilgili birimin mülki amirden tahliye veya müdahale talebinde bulunması, mülki amirin bu konuda karar vererek süreci koordine etmesi ve bu kararını yazı ile bildirmesi aşamalarından ibarettir.
Amirliğimiz bünyesinde görev yapan personeller 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre genel idari hizmetler sınıfında yer almakta olup temel görevlerimiz denetim yapmak ve tutanak düzenlemektir. Savunmamın başında da belirttiğim üzere görev süremin tamamına yakını pandemi döneminde geçmiştir. O zamanki çalışma zorluklarına rağmen görev yaptığım süre boyunca 17.236 adet uygulama kaldırılmış, 56 adet 1608 sayılı tespit tutanağı, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'na göre de 455 adet idari yaptırım karar tutanağı tanzim edilmiş ve 49 adet masraf bedeli tanzim edilmiştir. Sonuç olarak özel mülkte yer alan izinsiz uygulamalar hakkında tespit tutanakları tanzim edilerek belediye encümenine sevk edilmiştir. Aynı zamanda ilgili birimlere yazı çıkışı yapılmaktadır. İddianamede geçen bu reklam uygulamalarının tamamına yakını kamusal alanda ihale kapsamındaki açık hava mecralarını kapsamakta, aynı zamanda ecrimisilli alanlar, izinli direk reklamlar ve dijital panolar gibi reklam türlerini bulundurmaktadır. Bu süreçlerin Reklam Yönetimi Şube Müdürlüğünce takip edildiği göz önüne alındığında tarafımıza gerekli görülen bir talimat yazısı yazılmamıştır. Buradan anlaşılacağı üzere zabıta sürecin dışında tutulmuştur. Yöneltilen tüm iddialara karşı vekil amir olarak üzerime düşen sorumlulukları eksiksiz, doğru ve mevzuata uygun bir biçimde yerine getirdiğimi saygılarımla sunar, beraatimi yüce mahkemenizden talep ediyorum.
PAŞA ŞAHİN AVUKATI EMRE COŞKUN SAVUNMASI
Müvekkilimin dosya içerisinde bir suç isnadı bulunmamaktadır. İddianamede müvekkilime atfedilen suçlar zabıt katibinin görev alanına girmemektedir. Bir bağlantısı bulunmamaktadır. İddianamede müvekkilime atfedilen suç suç isnatlarına ilişkin her türlü şüpheden uzak kesin delil mahiyetinde herhangi bir belge, evrak yer almamaktadır. Müvekkilimin beraatini talep ederiz.
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












