loading
Yükleniyor
close
SON DAKİKALAR

İBB'ye yönelik Silivri'de görülen 'yolsuzluk' davasında ikinci celsenin 32. günü tutuklu ve tutuksuz sanıklar ifade veriyor (tüm ifadeler haberde)

İBB'ye yönelik Silivri'de görülen 'yolsuzluk' davasında ikinci celsenin 32. günü tutuklu ve tutuksuz sanıklar ifade veriyor (tüm ifadeler haberde)
Tarih: 12.10.2026 - 11:48
Kategori: Yerel

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nda tutuksuz sanıkların beyanlarının alınmasına devam edildi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın yargılamasına devam ediliyor. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda davanın ikinci celsenin 32. günü tutuksuz sanıkların beyanlarının alınmasına devam ediliyor.

Duruşmada tüm gün şu isimler: Tuba Ölmez Hacı, Selim Marangoz, Eren Sönmez, Mustafa Duhan Demir, Sezer Ada Ateş, Oktay Özel savunma yaptı.

OKTAY ÖZEL SAVUNMASI – 12.10.2026

Teşekkür ederim. İddianamede yer alan 148, 149, 150 numaralı eylemlere ilişkin ifademi vermek üzere huzurlarınızdayım. Devlet memuru bir anne babanın oğlu olarak, kamu görevini taşımanın onurunu her zaman hisseden teknik bir personel olarak görev yaptım. 2011 yılında Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesinde uzman inşaat mühendisi olarak başlayan mesleğim, daha sonraki süreçte şanslı bir, benim açımdan kişisel olarak şanslı bir şekilde devam etti. Mimar Sinan eserleri dahil olmak üzere 100'ün üzerinde tarihi yapının restorasyonunu gerçekleştirdim Sayın Başkanım. Daha sonra 2019 Eylül ayı itibarıyla da İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Varlıkları Daire Başkanlığında görev yapmaya başladım. Daire Başkanlığının görevlerinin ardından, şu an teknik alanlardan sorumlu Genel Sekreter Yardımcılığı görevini sürdürüyorum. Aynı zamanda kamu hassasiyetinin yüksek olduğu kurumlardan bir tanesi olan Tarihi Kentler Birliği Genel Sekreteriyim.

Sayın Başkanım, ihale yetkilisi sıfatıyla yürüttüğüm her görevde, yetkinin, vicdanımın ve kamu ihale mevzuatının yüklediği ağır sorumluluğu her zaman taşıdım. Yönettiğim yüzlerce ihale ve uygulama sürecinde şükürler olsun ki tek bir sorun yaşamadan bugüne geldim. İBB bürokrasisinde, özellikle belediye bürokrasisinde, iştirak şirketlerinde yönetim kurulu görevi uzun yıllardır süregelen bir durumdur. Ben de karşınızda Ağaç A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği ve Başkanlığı sıfatıyla çıkmış bulunmaktayım. 1935 yılında onaylanan Belediye Kanunu'ndan beri, özellikle 2004 yılı itibarıyla Büyükşehir Belediye Kanunu kapsamında, çok sayıda belediye bürokratı belediye iştirak şirketlerinde yönetici olarak, yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmış. Bunu burada birçok kez dinlediniz. Ben de Ağaç A.Ş.'de 17 yönetim kurulu üyesiyle birlikte, Başkan ve Başkan Vekilliği sıfatıyla görev yapmıştım.

Sayın Başkanım, gözaltına alınmama neden olan, daha sonra iddianameye de aynen geçirilen bilirkişi raporunda 148, 149 ve 150 numaralı eylemlere ilişkin isnadın halen tarafıma ne söylediğini anlayabilmiş değilim. Avukatlarımızla birlikte defaten bilirkişi raporunu inceledik. Oldukça maddi hatalarla hazırlanmış bir raporda ilgili eylemlerden 3G doğrudan alım işlemlerinde yetkili olduğum iddiasıyla bir tespit yapılmış ama daha sonra iddianamede ihaleye fesat suçuyla yargılanıyorum. Dolayısıyla burada iki temel işlem var Sayın Başkanım ayrılması gereken, dikkatinizi çekmek istediğim. Birincisi Park ve Bahçeler Daire Başkanlığının ana ihalesi, diğeri de Ağaç A.Ş.'nin daha sonra gerçekleştirdiği doğrudan alım işlemleri.

İhaleye fesat karıştırıldığı iddia edilen, iddianamedeki iddia edilen ana ihalede herhangi bir görevim ve yetkim yok. Park Bahçeler Daire Başkanlığı ile Ağaç A.Ş. Genel Müdürlüğü arasında imza altına alınan taahhüt doğrultusunda doğrudan alım işlemleri, mevcut ihaleden tam 9 ay sonra gerçekleştirilmiş. Bu alımlar nedeniyle dahil olmadığım bir ihale sürecinde suç işlemiş olmam takdir edersiniz ki mümkün değil Sayın Başkanım. İddia eğer ana ihalede ihale nedeniyle fesat karıştırma suçu ise tarafıma isnat edilen; ben ihale görevlisi değilim, Park Bahçeler Daire Başkanı değilim, o dönem Kültür Varlıkları Daire Başkanıydım. İddia eğer Ağaç A.Ş.'nin 3G kapsamındaki doğrudan alım işlemleri ise bunlar da adından anlaşılacağı üzere bir alım işlemi Sayın Başkanım, doğrudan alım işlemi, ihale değil. İhale olmayan bir eylemde fesat fiili doğrulamaz.

Sayın Başkanım, maddi hatalarla hazırlanmış rapor yönetim kurulu üyelerini şirketin bütün süreçlerinden sorumlu gibi gösteren bir yöntemle ele alınmış. Ağaç A.Ş. gibi büyük ölçekli bir şirkette hem genel müdürün hem de yönetim kurulunun görev, sorumluluk ve yetkileri yönergelerle belirlenmiş. Birazdan birkaç yönergeden bahsedeceğim sizlere. Bütün bunları yok sayan bir yaklaşımla hazırlanmış, hatta zamanlama ilişkileri bile hatalı tespit edilmiş bir bilirkişi raporundan dolayı suçlandığı, suçlamayı reddettiğimi söylemek isterim. Aslında bugün burada söyleyeceklerim emniyette ve sayın Başsavcıvekiline vermiş olduğum ifadeden çok farklı değil. Bugün de aynı noktadan başlamak istiyorum. İddianamede bilirkişi raporunda tek bir doğrudan alım tablosunun tek bir satırında ismimin geçmesi dışında, herhangi bir yerde ismim dahi geçmiyor. Ben de kendimi meramımı 3 maddede özlü bir şekilde anlatmak istiyorum.

Birincisi iç yönerge Sayın Başkanım. Uygun görürseniz dosyayı size de ulaştırmak isterim.  Biraz önce teslim etmiştik, iç yönerge ve daha sonra satın alma prosedürü. Sayın Başkanım, Kamu İhale Genel Tebliğinde ihale yetkilisi 5. maddede tarif edilir, ihale yetkilisinin ne görevi yaptığı. Burada şu cümle geçer, uzun uzun okumak istemiyorum ama: "İdarelerin bu yetkilere sahip kişi, kurul ve görevlileri ise kendi mevzuatlarınca belirlenmektedir. Bu nedenle idarenin tabi olduğu mevzuat çerçevesinde ihale yetkilisinin idarelerce belirlenmesi gerekmektedir." diyor 5. maddede, Kamu İhale Tebliğinde. Peki bu durum Ağaç A.Ş.'de nasıl? İşte gördüğünüz belge tam bu durumu izah ediyor. Aslında savunmamın da özünü tek bir belge oluşturuyor. Ekranda gördüğünüz, önünüze sunduğum belge Türk Ticaret Kanunu'nun 367. maddesi açısından zorunlu düzenlenen, daha sonra noter onayıyla Ticaret Sicil Gazetesinde de yayınlanan bir iç yönerge. Ağaç A.Ş.'nin 28 Şubat 2020 tarihli iç yönergesi. Bu iç yönergede genel müdür hangi alanlardan, yönetim kurulu hangi konulardan sorumlu olduğu ve bu sorumlulukların hangi yöntemlerle ilerleyeceği net şekilde tariflenmiş.

Size verdiğim dosyada post-it de var Sayın Başkanım, "Sınırlı Yetki Konuları ve Limitler" başlıklı 2. maddenin 1. bendinde genel müdürün ihale yetkilisi olduğu işler ve diğer yetkileri açıkça sıralanmış. Burada C bendi çok açık, birebir bilirkişi raporunda şahsıma isnat edilen konularla birebir örtüşmekte. "Şirketin taahhüdü altında bulunan işler..." diye başlıyor, yani Ağaç A.Ş. ile Park ve Bahçeler Daire Başkanlığı arasındaki ana ihaleden bahsediyor, "...bu işlere ilişkin yaklaşık maliyeti ve/veya ihale bedeli 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun istisna başlıklı 3G maddesinde belirtilen limit ve konularla sınırlı mal ve hizmet alımlarında ihale yetkilisi genel müdürdür." Tekrar dikkatinizi çekmek isterim: "3G maddesinde belirtilen limit konularla sınırlı mal ve hizmet alımları". Bir ihaleden bahsetmiyor Sayın Başkanım. Burada şirketin bu kapsamda birinci derecede imza yetkisinin, karar yetkisinin şirketin genel müdürü olduğu görülmekte. Yıllardır gördüğünüz belge 2022 tarihli ama 2019, 2018, 2010'lu yılların başı itibarıyla hemen hemen hiçbir maddesi değişmeden süre gelmiş. Ağaç A.Ş.'nin işleyişi bu şekilde ilerlemiş. Bu kapsamda genel müdüre verilmiş alımların mevzuat ve usullere uygun yürütülmesindeki icrai sorumluluk bu tescilli yönerge kapsamında genel müdüre ait. Genel müdür kendi görev ve yetkileri çerçevesinde bu süreçleri yönetir ve yürütür. Nitekim bahse konu işlerde bu yetkisiyle doğrudan alım işlemlerini yürütmüştür de. Dolayısıyla Sayın Başkanım, Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan iç yönerge ve Kamu İhale Tebliği dikkate alınmadan bilirkişi tespitinde bulunmuş.

İkinci göstermek istediğim dosyada, diğer klasöre geçersek evet bu, bu belge. Sayın Başkanım, bahse konu Ağaç A.Ş. iştirak şirketi oldukça köklü bir şirket. 1997 yılından beri İstanbul'un, İstanbul gibi kadim bir kentin yeşil alanlarını düzenlemekte ve bünyesinde binlerce insan çalıştırmakta. Burada bütün iş ve işlemlerin çeşitli prosedürlerle belirlenmesi zorunlu. Şirket uzun yıllardır kesintisiz bir biçimde uyguladığı bir satın alma prosedürü de bulunmakta. İç yönergeyle belirlenen aslında bu prosedür de biraz önce gösterdiğim iç yönergede Türk Ticaret Kanunu açısından düzenlenmesi zorunlu belgeler. Sizin ekranda gördüğünüz 9 Temmuz 2020 tarihli Ağaç A.Ş. Satın Alma Prosedürü. Bu prosedür kapsamında 3G satın alma işleminin nasıl yapılacağı adım adım belirtilmiş. Ve bu prosedürde alım yetkisinin, yetki devrine göre genel müdür ya da genel müdür yardımcısının onayına sunulacağı belirtilmekte. Dolayısıyla hem iç yönerge hem de satın alma prosedüründe alım sürecini yöneten, yürüten makam açıkça görülüyor. Yani şunu söylemek istiyorum Sayın Başkanım: Ağaç A.Ş. gibi büyük bir iştirak şirketinin işleyişi ve karar mekanizmasıyla yöneticilerinin, genel müdürünün veya yönetim kurulunun yetki ve sorumlulukları hem Kamu İhale Genel Tebliği, hem yönerge ve hem ilgili mevzuatça, iç mevzuatça net şekilde belirtilmiş. Aksi bir durumda Ağaç A.Ş. gibi büyük bir ölçekli şirketin, büyük bu ölçekte bir kentte bu kadar yoğun iş yapması mümkün de olmaz.

Biraz önce iç yönerge ve satın alma prosedürünü sizlere sunmuştum. Son olarak konuyu Türk Ticaret Kanunu açısından ele almak isterim. Türk Ticaret Kanunu'nun 553'e 2 ve 553'e 3. maddeleri, zannediyorum ki flaş bellekte ekranda gösterme imkanı olabilir. 553. maddesinde hukuki sorumluluk bakımından bir ayrım düzenliyor. İkinci fıkra, yetkiyi devralan kişinin seçiminde gerekli özen gösterilmediğinin ispatı hali dışında, kanuna uygun yetki devrinde devralanın fiil ve kararlarından sorumlu olunamayacağını belirtiyor. 3. fıkra ise oldukça net yazılmış; kişinin kontrolü dışındaki aykırılıklardan, hatta kanunda yolsuzluk ifadesini aynen kullanıyor Sayın Başkanım, aykırılıklardan ve yolsuzluklardan sorumlu tutulamayacağını ve bunun gözetim ve özen yükümü gerekçesiyle geçersiz kılınamayacağını düzenliyor.

Sayın Başkanım, görev yaptığım süre içerisinde bahse konu bilirkişi raporuna konu edilmiş doğrudan alım işlemleri de dahil olmak üzere ne Sayıştay, ne Mülkiye Müfettişi, ne bağımsız dış denetçi, ne de Cumhuriyet Savcılarımızın herhangi bir tespiti hiçbir zaman olmadı. Dolayısıyla yönetim kurulu görevi, itirazım tam olarak burada başlıyor Sayın Başkanım. Genel müdüre verilmiş bir yetkinin kullanılmasından dolayı yalnızca yönetim kurulunda görev yaptığım için sorumlu tutuluyorum. Oysa isnat edilen fiilde herhangi bir işlemim, kararım veya davranışımla dahil olmadığım, dahil olduğum somut olarak ortaya konulmamış. Sayın Başkanım, biraz önce bahsettim. İddianamenin esasında bilirkişi raporunun 2 temel tespiti var, benim açımdan 2 ana konusu var.

Birinci konusu ihaleye fesat karıştırma suçu. Tekrar etmek isterim kapanışı yaparken. İhaleye fesat karıştırmam mümkün değil, çünkü bir ihale görevlisi değilim. Bilirkişi raporuna göre dahil olduğum süreç doğrudan alım süreci, 3G kapsamı. İhaleden tam 9 ay sonra. Eğer iddia Ağaç AŞ 3G kapsamında doğrudan alım işlemi ise ki Kamu İhale Mevzuatı bu açıdan çok net Sayın Başkanım, 3G istisnalar başlığı altında yer almakta ve iştirak şirketlerinin KİK tarafından verilen, kabul edilen ve onaylanan yetkileri kapsamında doğrudan alım yapabilmelerinin önünü açan bir madde. Burada ki alımların tamamı 3G kapsamında, limit sınırları içerisinde ve KİK tarafından onaylanan istisnalar kapsamında yapılmış. Dolayısıyla bunlar bir ihale değil, alım yöntemi.

Sayın Başkanım, cümlelerimi toparlamak isterim. Attığım imzanın, verdiğim kararın sorumluluğunu her zaman taşıdım bütün yürüttüğüm kamu görevlerinde. Ancak hiçbir aşamada yer almadığım bir ihale ve yetkimde bulunmayan, ihale niteliği taşımayan doğrudan alımlar nedeniyle suçlanmayı da kabul etmiyorum. Şahsıma isnat edilen suçla ilişkilendirilen somut bir fiil, ifade veya tespit bulunmadığı için beraatime karar verilmesini arz ediyorum.

ALİ SUKAS SORUYOR

Ali Sukas: Oktay Bey, yönetim kurulu onayına gelen ihale kararı veya istisna alım onayı, yönetim kurulu onay vermezse o işlem tamamlanmış olabilir mi?

Oktay Özel: Evet, biraz önce anlattığım iç yönerge kapsamında genel müdürlükçe verilen bir, genel müdürlüğe devredilen bir yetki statüsünde. Dolayısıyla yönetim kurulu kararı aslında ihtiyaç duymayan ama siz aldığınız karar doğrultusunda yönetim kurulunu bilgilendirme ihtiyacı duyuyorsunuz. Bu kapsamda gelen, dolayısıyla tabii ki geçerlidir çünkü iç yönerge size, genel müdüre bu yetkiyi vermiş.

Ali Sukas: Sorum o değil aslında. Yani genel müdüre ihaleyi yapma yetkisi veriyor...

Oktay Özel: Alım, doğrudan alım yapmaya...

Ali Sukas: Alım veya ihale, aldığımız yönetim kurulundan aldığı yetki alımı veya ihaleyi yapmayla ilgili. Onun kararlarının, komisyon kararının veya alım kararının yönetim kurulunca onaylanması gerekiyor limitlere bağlı veya açık ihale ile alakalı veya davet usulü 21/B'lerde. Bu tür bir süreçte yönetim kurulu onayına tabi olan bir alım veya ihalede, yönetim kurulu o alımı veya ihaleyi uygun bulmayabilirdi, doğru mu? Dolayısıyla onaylamazsa o ihale veya satın alma işlemi gerçekleşmiş olmaz diye biliyorum. Sizin fikriniz ne?

Oktay Özel: Tam öyle değil Ali Bey. 3G doğrudan alım işlemleri için yönetim kurulunun onayının, imzasının bir önemi yok; genel müdür imzasıyla geçerli oluyor ama bu limitler dışındaki her türlü alım için yetki yönetim kuruluna ait. Haklısınız o konuda. İddianamede konu 3/g doğrudan alım yöntemleri olduğu için ben o kısmı daha çok kendi açımdan değerlendirdim.

Ali Sukas: İkinci sorum; yönetim kurulu başkanlığı da yaptınız veya başkanvekilliği de yaptınız hatırladığım kadarıyla. Bu görev süreniz boyunca Park Bahçeler Daire Başkanlığı nezdinde, iddianamede adı geçen ihalelerle ilgili, Park Bahçelerin yapmış olduğu bitkisel materyal alımlarıyla ilgili bu ihalelerin Ağaç A.Ş.'ye verilmesi noktasında bir temasınız, yönlendirmeniz, bir ilişkiniz oldu mu?

Oktay Özel: Hayır, hiçbir şekilde olmadı. İhalenin ne zaman yapıldığından dahi bilgim hiçbir şartta olmadı. Siz yönetim kurulunda olmayan, iç yönergeyle size verilmiş bir yetkiyle, yıllardır süregelen bir silsileyle kendi süreçlerinizi yürüttünüz zaten.

Ali Sukas: Teşekkür ederim.

MURAT ONGUN SORUYOR

Murat Ongun: Oktay Bey, geçmiş olsun. Ben tabii bu konuyla ilgili siz değerli bilginizi, burada almak için soracağım. Şimdi siz dediğiniz gibi Kültür Varlıkları Daire Başkanlığı yaptınız. İstanbul'un tarihi, kültürü, hassasiyet size emanet. Çok başarılı işler yaptınız. Tabii Mahir Polat Bey, selamlar Mahir Bey, o da burada. Kamuoyu tanıyor ama arkadaki kahramanlardan biri de sizsiniz. Şimdi en son sormak istediğim mesele şu. Buraya çeşit çeşit reklamcı arkadaşlar geldi. Kendileri bir özel bir alanla anlaştıklarında buralarda reklam yapabileceklerini zannediyorlar. Hele perşembe günü buraya bir, Deniz Dörtyol isimli şahıs geldi. İşte Karaköy'deki Kadıköy'deki reklamlarını kaldırdığımızı iddia etti. Yasa dışı olarak, güya medya aş sizlerin talimatı, daha doğrusu kentsel tasarımın talimatı varmış. Ben çok iyi hatırlıyorum Oktay Bey. Tabii ye eşler özel veya yakınım olduğu için, lütfen anlatır mısınız bu işi için? Aslında biz keyfi mi onu, kaldırırdık? Yoksa öyle mi uygun görüldü sizler tarafından?

Oktay Özel: Ben perşembe günü dinledim. Reklama konu hususta benim savunmam bağımsızlık, ben kültür varlıklarındaki şey açısından değerlendirmenizi soruyorsunuz. Tam, tarihi bir otel olarak kullanılan hanın cephesinde bir reklam konusu vardı. Bir de yolun karşı tarafında Galata Kulesi'nin silüetine giren reklam konusu vardı. İkisi için de bizim kararımız dışında bir koruma kurulu kaldırılması Kültür Bakanlığı koruma kurulunun kaldırılması kararı vardı. Tarih yapı silüetini bozduğu için, öyle hatırlıyorum ama detaylara bakmak lazım Murat Bey şimdi doğru yanlış bilgi de vermek istemem.

Murat Ongun: Ben de aynen öyle hatırlıyorum. Bu başka türlü ifade edilişte bilginizden faydalanmak istedim. Teşekkür ediyorum. Geçmiş olsun.

OKTAY ÖZEL AVUKATI TAYFUR KOÇ SAVUNMASI

Sayın Başkanım, önce usuli olarak bir itirazım olacaktı. Öncelikle tabii sadece müvekkilim için değil, diğer sanıklar için de yüzlerine karşı iddianame okunmamış olduğu görülüyor. Ben bunu iddianamenin kendi içerisinde çelişen ve tutarlı olmaması nedeniyle olduğunu düşünüyorum. Şimdi iddianameyi inceleyerek müvekkilim gerekli savunmayı yaptı. Savunmasını da şirketin yetkisi Kamu İhale Kanunu Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde gerçekleştirdi. O hususlara değinmekle birlikte iddianame ve bilirkişi raporunu değerlendirmek istiyorum. Şimdi iddianame incelendiğinde öncelikle şunu söyleyeyim. Karakol soruşturmasında bize 148. eylem bakımından 93 adet ihale yapıldığı ve 93 adet ihale yapan bir tanesinin sorumlu olduğumuza ilişkin bir sorgu yapıldı. 149. eyleminde de 20'den fazla ihale vardı. Orada da 1 tane ihaleden dolayı sorumlu olduğumuz. 150. eyleminde de 40'a yakın bir ihale oldu, burada da 5 tane ihaleden sorumlu olduğumuz gibi bir soru sorulmuştu. Bunun sebebi dosyanın verildiği bilirkişinin doğrudan satın alımları ihale olarak nitelemesiydi. Şimdi savcılık iddianameyi düzenlerken AGAÇ AŞ tarafından yapılan doğrudan alımların bir ihale olmadığını bildiği için şimdi dikkat çekmek istiyorum Sayın Başkanım. 72. sayfada parçalara bölünen alımlar 3G diye nitelemesine rağmen bilirkişinin Kamu İhale Kanunu'nda hiçbir bilgisi olmadığı için ancak altta şöyle bir tabloya yer veriyor. İhale adı, ihale numarası, ihalede kazanan firma, sözleşme bedeli ve ihale sorumlusu. Oysa ki savcılık zaten düzenlemediği iddianamede bunları parçalara bölünen alım, alım olarak niteleyip ihale olmadığını söylemesine rağmen konuda haberi olan bilirkişi bunlara ihale olarak nitelemiştir.

Şimdi Kamu İhale Kanunu'nun 2. maddesinde sınırlı olarak sayıldığı, aşağıdaki mal ve hizmet alımları Kamu İhale Kanunu'nun kapsamına girmektedir diye sınırlı bir şekilde Kamu İhale Kanunu'nun kapsamına giren alımları özetlemiştir. Kamu İhale Kanunu 3. maddesinde ise istisna hizmet ve mal alımları özetlenmiş ve bunlarda sınırlı olarak sayılmaktadır. Kamu İhale Kanunu 3. maddesinde açıkça Kamu İhale Kanunu'nun gereği olmayan veya istisna olarak sayılan alımları, bilirkişinin ben bunları kanuni olarak kabul ediyorum şeklinde bir rapor düzenlemesi aslında iddianameyi başlı başına hatalı ve baştan aşağı yanlış bir hale getiriyor. Şimdi sadece iddianameyi bu şekilde düzenlemesi değil, kendi bilirkişi görüşümüz adı altında yaptığı tespiti de yine kendi raporunda çelişiyor Sayın Başkanım. Şimdi 87. sayfada şöyle bir ifadeye yer vermiş değil mi ki; yine su ısıtıcı malzemesi ve tesisat malzeme alımları toplam 141 milyon TL'dir. Bu alımlar ağırlıklı olarak Yaşan Tesisat'tan ve Sarıtaş yapım ailesinden yapıldı, anlaşılmaktadır demiş. Oysa ki tabloda bir şirket daha var, bu alımları yapan. Zaten toplamda 4 tane bununla ilgili alım yapmış ve 3 farklı firmadan yapılmış. Gördüğümüz kadarıyla bilirkişi kafasında bir düşünceyi, zerk etmek amacıyla bir tespit yapmış. Ancak 148. eylem bakımından bir örnek vermek istiyorum Sayın Başkanım. 93 adet alım yapılmış, 60 farklı firmadan yapılmış. Ama ancak bilirkişi kendi yaptığı tabloda açıkça görülen rakamlar, isimler olmasına rağmen, sanki yılda sadece 4 kez alımı yapılan bir işin 3 farklı firmada alınmasını, bakın bu alımları da sadece iki firmadan yapıyorlar diye tespitine hatalı olarak, kasten hatalı olarak geçirilmiş.

Oysa ki bunun yerine mesela müvekkilimle ilgili sunum olacaksa şimdi 93 adet alım var Sayın Başkanım. Sadece bir tanesinde müvekkilimin isminin yanında sorumlular kısmına sorumlu olarak eklenmiş. Oysa ki 93'üne birden, şimdi bilirkişinin mantığına göre 93'üne birden eklemesiyle, hepsinden çıkarmasıyla bir tanesinde eklemesi arasında hiçbir fark yok. Çünkü buna ilişkin neden bir tanesindeki alımda sorumluyuz, buna ilişkin de bir belge sunmamış. Oysa ki bilirkişinin yapacağı ilk iş burada, şirketin yetkilisi kim, kim neye göre yetkilendiriliyor? Öncelikle bu belgelere bakması gerekirken açıkçası bu eylem bakımından bütün alımda biz Oktay Özel'in de ismini buraya aktarmalıyım diye bir gayret olduğunu düşünüyorum. Çünkü buna ilişkin hiçbir veri bilirkişi açığı konuda veya iddianamede yok.

Şimdi, iddianamede bir de savcılığın eylemin hukuki açıdan belirlenmesi aşamasında demiş ki, pardon, yukarıda belirtilen kriterlerin her ikisinin bir arada istenmesi rekabetin ilkesine aykırı o teşkil ettiği için ihale katılma kasıtlı olarak azaltıldığını iddia ediyor. Ancak iddianamenin 88. sayfasında, arkasından yukarıda diye belirttiği iki kriteri yazmamış savcılık. Yani savcılık iki kriteri dolayısıyla, kanun bu rekabetin edileceğini, rekabet ortamını yok ettiğini düşünüyor. Ancak 2. iki kriteri de açıkçası iddianameye eklemiyor. Şimdi, bir de bilirkişinin tespitinde efendim çok açık çık bir ifadesinde var. Öyle ki, kanunun öngördüğü tam rekabet ortamı temin edilmediğinden verilen teklif fiyatlarının kanunun adedi en uygun teklif fiyatı olmayacağı açıktır. Alımlarda oluşan teklif fiyatının da piyasa rayici olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Buradaki cümle çok önemli efendim. Bunu bilirkişi tespiti olarak yazmış ve rekabet sağlanması halinde bu fiyatın daha da düşme ihtimali yüksektir. Bakın efendim, bir kişisi için kamu zararı var dememiş. Bilirkişi için piyasa rayicine göre bu iş uygun yapılmadı dememiş, sadece rekabet sağlanması halinde fiyatın daha da düşme ihtimali yüksektir demiş. Bu ifadeleri içeren bilirkişi raporunun iddianameye dayanak olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Şimdi, ihaleye fesat karıştırmanın düzenlendiği Türk Ceza Kanunu, sizin de ezbere bildiğiniz üzere hileli davranışlarla ihaleye katılma yeterliliğine veya koşullarına sahip olan kişilerin ihale veya ihale sürecindeki iş işlemlerine katılmalarını engellemek metninde buradan yargılanıyor.

Şimdi, İBB Yeşil Alan ve Tesisler Müdürlüğü'nün ihalesi sayın başkanım, 10 Temmuz 2023 tarihi. Müvekkilimin sorumlu olarak sunulmama tesisatı malzemesi alımı denilen 2023'e 1569343 sayılı alım isteği 25 Aralık 2023. Yani ihaleden 6 ay sonra yapılan bir alımda müvekkil sorumlu tutulmuş. Şimdi, sayın başkana size soruyorum. İhale yapılmış, ihale onaylanmış, ihale yapılıp onaylandıktan 6 ay geçtikten sonra yapılan bir alımda sorumlu, ihaleye katılımı engellemekle suçlanmıyor. Bir de bunu akıl ve mantıkla birleştirebilmek çok zor. Sorumlu olarak sayın bilirkişinin yazması için somut delillerle aslında bunları ortaya koy saydı sahte tahakkukları, suçun fiilen hukuken işlenemezliği ortaya çıkacaktı. Hiç kimse ihale tarihinden 6 ay sonra ihaleye bir kişinin kılınmasını engelleyemez. Şimdi iddianamede efendim bir de bir kavram kargaşası var. Aslında müvekkilimin ifadesinde müvekkil ifadesine katılıyorum ancak şöyle bir kavram kargaşası var. Sayın Savcılık ana ihale ve alt ihale kavramından bahsetmiş, oysa ki Kamu İhale Kanunu'nda, Türk Ticaret Kanunu'nda veya Ceza Yargılamasında ana ihale alt ihale diye bir alt ihale tanımıyla düzenlenmiş bir kavram yok.

Bu da savcılık doğrudan alımların ihale olmadığını bildiğinden ana ihale alt ihale gibi bir ayrıma gitmiş, oysa ki böyle bir ayrım yok. Şimdi bu iddianame ile iddianameyi okuyan tüm taraflarca bir dilimize pelesenk olduğu için ana ihale alt ihale kavramına bakıyoruz. Oysa ki özel bir şirketin ya da bir kurumun ana ihale alt ihale gibi bir kavramdan söz edebilmesi için alt ihaleyi de aynı kuruluşu yapmış olması gerekiyor. Oysa ki burada doğrudan ihale yapan firmalar farklı ve konu farklı, Kamu İhale Kanunu gereğince yapılan usuller farklı. Birisi ihale diğeri ise Kamu İhale Kanunu Madde 3'ün verdiği istisna alanı. Now bu ikisini bir araya getirebilmek amacıyla ana ihale yavru ihale alt ihale gibi kavramların bir arada kullanılmasına hukuki olmadığını tekrar burada belirtmek istiyorum. Şimdi bunların dışında sunduğum kararlar var, size kısaca bahsedeceğim kararlar İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin farklı tarihlerde yapmış olduğu hizmet alımlarıyla ilgili Kamu İhale Kurumu'nun çok özel bir kararı var. Diyor ki kısmi teklif verilmesine izin verilip verilmemesi hususunda idarenin takdir yetkisinin bulunduğu, diğer bir ifadeyle idarenin ihaleye konu olan alımı kendi arasında kısımlara bölebileceği, idarenin bu kapsamda belirli bir serbestliğe sahip olduğu dikkate alındığında başvuruya konu ihalenin mevcut doküman düzenlemeleriyle kısmi teklife açılmadan yapılmasının kanunu engelleyici ve rekabeti daraltıcı nitelikte olmadığı anlaşılmış olup başvurucunun iddiasının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır denmektedir. Kamu İhale Kurulu'nun 2 Haziran 2020 tarihli 2021/1091 nolu kararı.

Şimdi Sayıştay 6. Dairesi'nin 335 ilan nolu kararında ise demiştir ki ihalede rekabet ortamının tam gerçekleşmediği denmiş ise de ihalenin EKAP üzerinden ilan edilmesi, ihalenin açık ihale yöntemiyle yapılması, ihalede herhangi bir şikayete konu olmaması, ihalede rekabetin sağlanıp sağlanmadığı konusundaki yetki ve sorumluluğun ihale komisyonu ile ihale yetkilisinin bulunması nedenleriyle mevzuata aykırı durumun olduğu anlaşılan konu hakkında işlenecek bir husus bulunmadığına ayrıca konunun bakanlığa yazılmasına gerek olmadığına karar verilmiştir denmektedir. Şimdi bir de Yargıtay içtihatlarıyla son vermek istiyorum. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2023/3765, 2023/12724 karar nolu kararı. 5237 sayılı TCK'nın 235. maddesinde ihaleye fesat karıştırma halleri yasa koyucu tarafından tahdidi olarak sayılmıştır. Maddede sayılan seçimlik hareketlerin genişletilmesi TCK 235/2'deki kanunilik ilkesine aykırılık teşkil edeceği bir tip kuşku bulunmamaktadır. Dolayısıyla sırf yaklaşık maliyetin yüksek belirlenmesi, şartnamelerde rekabeti engelleyici mahiyette hükümlere yer verilmesi, ihalenin ve hatta çok önemli bir karar ihalenin gerçekleştirilmesi gereken usulden farklı bir usulle yapılması gibi fiiller başlı başına ihaleye fesat karıştırma suçunu oluşturması için yeterli olmayacaktır. Şimdi Yargıtay bu kararında öyle bir karar vermiş ki bu yargılandığı iddianameye, bu iddianamede belirtilen soyut iddiaların tamamını çürütecek nitelikte bir kararlar verilmiştir.

TCK 235/2 çok tipik bir suçtur efendim. Burada sanki savcılık yerindelik denetimi yaparak şöyle bir iddianame yazıyor: "Sen bu işi neden ayda bir yapmadın, 12'ye bölmedin, bunu planlayabilirdin." Kamu denetçiliğine geçip idarenin yerine geçerek "Sen aslında böyle yapmalıydın" şeklinde bir iddianame düzenliyor. Bu da tam olarak TCK 235/2 ile ilgili verilmiş çok önemli bir kararı gündeme getiriyor. Son olarak müvekkilime somut bir isnat olmaması nedeniyle biz yetki ve sorumluluk açısından, aslında iddianamede yok ama yetki ve sorumluluk açısından da bize bu yönde bir sorumluluk getirilmedi denilince 4734 sayılı kanunun tanımlar başlıklı 4. maddesinde müvekkilin de yansıttığı ihale yetkilisi idarenin ihale ve harcama yapma yetki ve sorumluluğuna sahip kişi veya kurulları ile usulüne uygun olarak yetki devri yapılmış görevliler olarak belirlenmiş. Biz ise efendim iç yönergeyi sunduk evrakta. Ağaç A.Ş. iç yönergesi incelendiğinde 28 Şubat 2020 tarihli iç yönergede 2.1 maddesinde bu 1. B bendine göre şirketin taahhüdü altında bulunan işlere ilişkin yaklaşık maliyeti veya ihale bedeli 4734 sayılı kanunun 3/g maddesinde belirlenen limit ve konularla sınırlı mal ve hizmet alımlarında ihale yetkilisi genel müdürlüktür denmektedir.

Şimdi 28 Şubat 2020 dediğimiz zaman şöyle de algılanabilir: "Acaba mevcut yönetim bunu geldiği zaman mı değiştirmiş?" Bu yönde bir kuşku olmaması amacıyla 26 Mart 2015 tarihli İstanbul Ağaç Peyzaj Ek Hizmetleri Yönetim Kurulu kararlarıyla belirlenen iç yönergeyi yine size sunmak istiyorum efendim. Bu aynı 2015 tarihli iç yönergede de efendim aynı yönde düzenleme bulunmaktadır. Unutmayalım ki kurumların bir geleneği düzenlenmesi birden oluşan, yani 2019-2020 yılında kurulmuş bir kurum değil. Yönergenin efendim 3. sayfasında yine ihale yetkilisi belirlenmiş. Sonuç olarak efendim 148, 149, 150 tüm suçlamalarla ilgili müvekkilime şahsen ve cismen sorumlu olduğunu belirten, müvekkilimle ilgili spesifik olarak şu nedenden de sorumludur, şu işle ilgili sorumludur şeklinde bir suçlama dahi yöneltilmeyen iddianame nedeniyle müvekkilimin beraatine karar verilmesini sizlerden arz ediyorum. Bir meslektaşımız daha kısa bir savunma yapacak.

Hâkim: ... 1950 yönünden TCK 235 taksim 3 tire B ve 43 ek savunmanız var, onun da kayda geçmesi açısından belirteyim.

Tayfur Koç: Şimdi Sayın Başkanım, açıkçası 235 gizli belgelerin ihaleyle ilgili gizli kalması gereken bilgilerin aktarılmasıyla ilgili iddianamede dahi bir fiil... Yani müvekkilimin ismi iddianamede sadece dosyadaki 3 adet alımda sonra geçiyor. Burada da müvekkilimle hangi gizli belgeleri nasıl paylaşmış, bir isnat dahi olmaması nedeniyle bununla ilgili yapacağımız savunmada sadece şunu söyleyebiliyoruz: İsnat yok Sayın Başkanım. Nasıl isnat dahi olmayan bir konuda biz savunma yapalım? Çünkü bununla ilgili sadece bir tane alımda müvekkille ilgili bir alım yetkilisi şeklinde yanlanmış bir tespit var. Bunun dışında ne bir tanık, sanık, gizli tanık bilmiyorum artık, dosyada herhangi bir veri yok bununla ilgili. Bu nedenle de bu iddiayı da reddediyoruz Sayın Başkanım.

OKTAY ÖZEL AVUKATI MEHMET ALPEREN GÖKHAN SAVUNMASI

Sayın Başkan, değerli heyet, müvekkilin özellikle ticaret kanunu maddelerine ilişkin bir ek hususu belirtmek istiyorum. Özellikle müvekkilin ifadesinde bahsettiği Türk Ticaret Kanunu’nun 553. maddesinde yani kaderinde bir cilvesi açıkça yolsuzluklar ifadesiyle dahi sorumlu tutulamayacak yönetim kurulu üyelerinin sadece gözetim ve özen yükümlülüklerinin yerine getirilmesi halinde sorumlu tutulamayacakları kanunun gerekçesinde ve lafzında açıkçası zikredilmektedir. Tabii heyetinizin aklına şöyle bir soru gelebilir. Bu gözetim ve özen yükümlülüğünü nasıl yerine getirdikleri? Efendim bu şirketler ciroları itibariyle yıllık bağımsız denetim limitleri eşiklerini doldurdukları için bağımsız denetim görmekte, hem de sayıştay denetimi görmekte. İddiaya konu olan ihalelerin oldukları yerlerde gelen Sayıştay denetimi ve bağımsız denetimlerin tamamında hiçbir bulgu, hiçbir isnat sayın iddia makamının ve bilirkişinin dilekçesinde raporunda zikrettiği gibi hiçbir bulguya rastlanmamıştır. Dolayısıyla müvekkil üzerine düşen özen ve gözetim yükümlülüğünü fazlasıyla yerine getirmiştir. Ayrıca efendim, meslektaşımızın da savunması uzun olması sebebiyle kısaltmak adına söylüyorum. Müvekkilimiz tarih ve kentler birliğinin genel sekreterdir ve kendisi hakkında bir imza tedbiri uygulanmaktadır. Haftada iki gün, bu da seyahatine ve işine engel olmaktadır. Hâlihazırda da büyükşehir belediyesinde genel sekreter yardımcısıdır. Bu hususta da efendim takdirlerinizi bekleriz. Müvekkilimizin beraatini arz ederiz. Sağ olun.

SEZER ADA ATEŞ SAVUNMASI – 12.10.2026

Sayın Başkan, Sayın Heyet; ben Sezer Ada Ateş, 1976 yılında Ordu'da doğdum. Öğretmen bir ailenin çocuğu olarak büyüdüm. İstanbul Üniversitesi Peyzaj Mimari bölümünden mezunum. 26 yıldır İstanbul Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Daire Başkanlığı'nda çalışmaktayım. Sayın Başkan, Sayın Heyet. İddianamede şüpheli sıfatıyla adım yalnızca 151 numaralı eylemde geçmektedir ve bana yöneltilen hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum. Eylem 151, 2024 yılı İstanbul geneli yeşil alanlarda kullanılmak üzere kışlık bitkisel materyal alım işini kapsamaktadır. Bu eylemde alım ihalesinde rekabet ilkesinin ihlal edildiği ve ihale katılımının kasıtlı olarak azaltıldığı anlaşılmıştır denilmektedir. 2024 yılı kışlık bitkisel materyal ihalesi 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 19. maddesine göre açık ihale olarak yapılmıştır. EKAP'ta ilan edilen ve tüm isteklerin katılımına açık olan bir ihaledir. Bu ihalede birim müdürü olarak ihale onay belgesini imzaladım ve her yıl kullandığımız standart idari şartnamesinin hazırlanmasında yer aldım.

Sayın Başkan, Sayın Heyet. 2024 kışlık bitkisel materyal mal alım işinin idari şartnamesine kurumumuzda yaklaşık 20 yıldır uygulanan ve EKAP kayıtlarıyla da en az 2014'ten bu yana belgelenen standart şartlar dışında tek bir şart yazılmamıştır. Bu bu şartnamenin şartlarından bazılarını da bahsetmek isterim. Ekonomik ve mali yeterlilik belgesi istenmemiş. %30 oranında iş deneyim belgesi istenmiş, bitkisel materyal satışı benzer iş sayılmış, süs bitkileri üretim belgesi istenmiş, iş ortaklığına izin verilmiş, ihale kısmi teklife kapalı tutulmuştur. İddianamede ekonomik ve mali yeterlilik belgesi istenmiştir denilmektedir. Ancak idari şartnamenin 7.4 maddesinde ekonomik ve mali yeterliliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler bölümü incelendiğinde 7.4.1 ve alt başlık alt maddelerin bu madde boş bırakılmıştır denilmektedir. Bunların her biri kurumumuzun bitkisel materyal mal alımları yıllarında aynen uygulanan şartlardır. Bu ihale için şartnameye yeni bir şart eklenmemiş, mevcut şartlardan hiçbiri de ağırlaştırılmamıştır.

Eylem 151'de 3 şart nedeniyle ihalede rekabet ilkesinin ihlal edildiği iddia edilmektedir. Birincisi iş deneyimi oranı %30 olarak belirlenmesidir. Mal alımı ihaleleri uygulama yönetmeliği açık ihalelerde idareye %10 ila %40 arasında oran belirleme takdiri vermektedir. İhalenin iş deneyimi olarak bu değerler arasındadır. Ayrıca şartnamede iş ortaklığına da izin verilmesi dikkate alınarak iddia tekrar değerlendirilmelidir. Bir diğer şart olan süs bitkisi üretici belgesi istenmiştir. Bu belge Tohumculuk Kanunu'na göre Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından verilir. Kamu ihale genel tebliğinde fidan, çiçek ve tohum gibi canlı bitkisel materyal alımları için açıkça zorunlu kılınan bir belgedir. Bu şart en az 2014'ten bu yana kurumun bütün bitkisel materyallerinde aranan bir şarttır. Ayrıca EKAP üzerinden incelendiğinde birçok resmi kurum, kuruluş ve belediyelerinin aynı benzer ihalelerinde bu belgenin talep edildiği de görülecektir.

Bir diğer unsur ise Süs Bitkileri Üreticileri Birliği üyeleri listesine göre bu belgeye sahip Türkiye'de en az 1200 tane firma bulunmaktadır ve bu firmaların 99 adedi İstanbul'dadır. Üçüncü şartımız ise kısmi teklife kapalılık şartı. Bu şart da 2014'ten bu yana Daire Başkanlığımızın sürekli uygulamasıdır. Sayın Başkan, ihalenin kısmi teklife açılmaması idarenin bir tercihi değil, teknik bir zorunluluğudur. Mesleki eğitimim ve deneyimim doğrultusunda belirtmek isterim ki canlı bitkisel materyalin dikimi mevsim koşullarına ve belirli bir takvime bağlıdır. Bitkilerin temininden toprağın hazırlanmasına ve dikimine kadar tüm aşamaların birbiriyle uyumlu yürütülmesi gerekmektedir. Bu aşamalardan birindeki gecikme veya eksiklik bitkilerin sağlığını, gelişimini olumsuz etkiler. Örneğin vermek gerekirse kışlık mevsimlik çiçekler veya soğanlı bitkiler sonbaharda belirli vejetasyon döneminde toprakla buluşturulması gerekmektedir.

Olası yalnızca bitkilerin olunması gerek yeterli değildir; toprak, gübre ve torf gibi yan malzemelerin de aynı dönemde hazır olması gerekmektedir. Bu malzemelerin birinin eksikliği dikimi geciktirir, bitkilerin kurumasına, kayıplara ve ilave bakım maliyetine yol açabilir. Ayrıca Kamu İhale Genel Tebliği'nde ihale konusu işin niteliği dikkate alarak denilmektedir. Bu işin niteliği de bütüncül bir ihaleyi gerektirmektedir. Sayın Başkan, 2024 kışlık bitkisel materyal ihalesine 2 firma teklif vermiş, kazanan firma yaklaşık maliyetin altında kalmıştır. Eylem 151'de bahsedilen ihale ile ilgili ne şikayet ne de iptal durumu olmamıştır. Her yıl Sayıştay denetimi Sayıştay Başkanlığı tarafından denetlenen ihalelerimizde herhangi bir kamu zararı tespiti olmamış ve iddianamede de herhangi bir kamu zararına ait tek bir rakam da bulunmamaktadır. Sayın Başkan, Sayın Heyet. Bilirkişi raporunda ana ihale ile ilgisi olmayan alt alımlar ana ihale ile ilişkilendirilmiştir.

Alt alımlar başka bir süreçtir. İdarecinin yükleniciye karşı yetkisi teslim edilen malın teknik şartnameye uygun olup olmadığı numune ve muayene yoluyla denetlemektir. Bitkinin hangi fidanlıktan geldiği ya da yüklenicinin onu hangi usulle satın aldığı ise idarenin denetim sorumluluğunda değildir. En önemlisi de ihaleden sonra yapılan alt alımların hiçbirinde, hiçbir aşamasında imzamın, onayımın ve talimatımın bulunmamasıdır. Ağaç ve Peyzaj AŞ ayrı tüzel bir kişilik olup kendisine ait yönetim kurulu ve bütçesi bulunmaktadır. Eylem 131'de Eylem 151'de pardon 31 31 satırlık alt alım tablosunda hiçbir yerinde adım geçmemektedir. Bu alımlar yetki, görev ve sorumluluğumda da değildir.

İddianamede Eylem 151 kapsamında 31 satırlık bir tablo bulunmaktadır. Bu tabloda 1909 satır tasnif numaralı satırdan itibaren 16 satır ana ihaleye ait değildir. Ana ihale 09 Ocak 2025 tarihinde sözleşme tarihi bitmiştir ancak bu ihaleler 14 Şubat 2025 ila 27 Şubat 2025 arasında yapılmıştır. Ayrıca bu alt alımların içeriğinde muhtelif inşaat malzemesi, elektronik malzeme, makine, muhtelif malzeme, süs havuzu kimyasal temizlik malzemesi ve benzeri gibi yapısal malzemeler olup bu materyallerin kışlık bitkisel materyalle hiçbir ilgisi yoktur. Bu ve benzeri hatalar göz önünde tutulmasını ve raporun bu bölümünün değerlendirme dışı bırakılmasını takdirlerinize sunuyorum.

Ben bir öğretmen çocuğuyum. Nitekim neyse tüm aile fertlerinin devletin farklı kurumlarında görev almışlığı var. Çok özür diliyorum. Devletine ve kamuya hizmet etmenin değerini ailemden öğrendim. Ben mezun olduğum günden bu yana mesleğimi kamu hizmetinde sürdürdüm. Bu kurumda kademe kademe yükselerek 2 Eylül 2024’te şube müdürlüğüne atandım. Ve meslek hayatım kamu bilincini önleyerek ve büyük bir azimle çalışarak geçti. 25 yıldan aşkın memuriyet hayatım boyunca ben görevimi her zaman anlımın akıyla yerine getirdim. Hakkımda herhangi bir disiplin cezası bulunmamaktadır. Tüm memuriyet hayatım boyunca kamu yararını önceleyerek ve etik kullarına uygun olarak çalıştım. Bugün buradan bu dosyada adı geçen bir kamu görevlisi olarak durmuyorum. 26 yılını İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde çalışarak geçirmiş yüksek peyzaj mimarı ve 14 yaşında bir kız çocuğunun annesi olarak duruyorum.

Gözaltına alındığım gün polisler beni evimizde kızımın gözleri önünden götürdüler. Bugün onun, 14 yaşındaki kızımın yaşadığı korkuyu bir anne olarak size anlatamıyorum. 8 Mayıs 2026 tarihinde gözaltına alındım. Ardından hakkımda konutu terk etmeme kararı ile 150 gündür elektronik kelepçeyle evde hapis bulunmaktayım. Ne nezarette geçirdiğim günlerin ve yaklaşık 150 gündür devam eden hapsimin etkisi yalnızca benim hayatımla sınırlı kalmadı. Kızımın ve ailemin hayatında da hem psikolojik hem de sosyal açıdan olumsuz sonuçlara neden oldu. Eşim deniz subayıdır. Görevi gereği yılın büyük bölümünü şehrin uzak şehirlerde ve gemi görevlerinde geçirmektedir. Askeri lojmanda kızımla birlikte yalnız yaşıyoruz. Kızım bu sene LGS'ye hazırlanıyor. Okula gidip gelmesi, etütü, kursu, veli toplantısı, doktoru, kırtasiyesi ve benzeri günlük ihtiyaçlarını karşılamam gerekirken ben evin kapısının önüne bile çıkamıyorum. Hayatının en önemli dönemlerinden birine hazırlanan kızım annesinin ev hapsinin yükünü de taşıyor. Bu süreç bana ve aileme büyük yükler getirmiştir. Bu iddianamede suç işlediğimi gösteren herhangi bir sonuç, bilgi ve belge yoktur. Yargılamanın sonunda her türlü adli kontrol tedbir kararlarının kaldırılmasını, duruşmalardan bu işin tutulmamı ve beraatime karar verilmesini talep ediyorum sayın hakim.

ALİ SUKAS SORUYOR

Ali Sukas: Teşekkürler. Geçmiş olsun. Aslında sana soru sormayı düşünmüyordum ama çok ağır ithamlarla karşı karşıya olduğumuz için mecburen soracağım. Şube müdürlüğü göreviniz süresince çıktığınız ihalelerle alakalı dosyayla alakalı sizden gerek kendimin gerekse yönlendirdiğim, görevlendirdiğim herhangi bir Ağaç A.Ş. çalışanı üzerinden herhangi bir gizli bilgi talebimiz oldu mu?

Sezer Ada Ateş: Asla olmamıştır.

Ali Sukas: Bu amaçla bir görüşmemiz oldu mu?

Sezer Ada Ateş: O da olmadı Ali Bey.

Ali Sukas: Bir de İBB'de, Park Bahçelerde çok tecrübeli bir peyzaj yüksek mimarısınız. Yıllardır orada çalışıyorsunuz. Tecrübelerinize istinaden soruyorum. Daha önce saha tarafında da yani yeşil alan bakım yapım taraflarında da yıllarca çalıştınız, hem teknik eleman olarak hem yönetici olarak çalıştınız. Şimdi dosya yani iddianame kapsamındaki bu bitkisel materyaller alım ihalesi dosyası vesaire bunların bir de ihale sonrası sözleşme yapıldıktan sonraki yönetilme biçimi var. Bu konuda da siz çok tecrübelisiniz. O süreç nasıl işlerdi? Yani mesela Ağaç A.Ş. diyelim veya A B firması ihaleyi aldı, sözleşmeyi imzaladı. Ondan sonra idareye, "Tamam bu dosya kapsamında ürünlerimiz hazır, nereye bırakalım mı?" denir? Nasıl işler o süreç? Biraz yani hem bizi hem sayın heyeti aydınlatabilir misiniz?

Sezer Ada Ateş: Yanlış anlamadıysam cevaplandırayım. Şöyle ki, ihalede bulunan teknik şartnameye uygun olarak ürün ve malların gelmesi idarenin sorumluluğunda. Yani kontrol heyeti teknik şartnameye uygun ürünlerin gelip gelmediğini denetler ve bu talep edilen ürünlerin, daha önce belirlenen talep edilerek belirlenen ürünlerin sahaya gelmesine idare olarak biz yüklenicimizden isteriz, yüklenici de taahhüdü gereği sahaya getirir, daha sonra da dikim başlar.

Ali Sukas: Yani bu talepler dosya kapsamında ihalenin talepleri parçalı mı olur, süreye yayılı mı yani zamana yayılı belirsiz zamanlarda mı, yoksa bütün olarak mı istenir?

Sezer Ada Ateş: İşin niteliğine göre değişebilir Ali Bey. Toplu da isteyebiliriz ama mevsim itibarıyla bazı olumsuz şartlar olduğunda parça parça da talep ettiğimiz olur. Çünkü bitkisel materyal toplu alınıp bir yerde istiflenip ya da depolanabilecek nitelikte ürünler olmadığı için ihtiyaca binaen genelde de nakliye dahil olduğu için sevkiyatı biz daha sonra talep edebiliriz. Ama ihtiyaca binaen tekrar hatırlatmak isterim.

Ali Sukas: Tamam, teşekkür ederiz.

Sezer Ada Ateş: Rica ederim.

SEZER ADA ATEŞ AVUKATI AYDIN TEZCAN SORUYOR

Aydın Tezcan: Öncelikle ne zaman yönetici oldunuz? Kaç yıldır yöneticisiniz İBB'de?

Sezer Ada Ateş: Şöyle anlatabilirim: Eylül 2024'te şube müdürü oldum ama Park Bahçeler'deki yönetim şeması teknik personel, şef, müdür yardımcısı ve müdür olarak gider. Ben 2015'ten bu yana yaklaşık 10 yıl teknik personel oldum, sonra şef, sonra müdür yardımcısı, müdür silsile olarak devam etti. 15'ten bu yana yönetici diyebiliriz benim için.

Aydın Tezcan: Uzun süredir devam ediyorsunuz yani yaklaşık 25-26 yıl. Bu dönemin bir bölümünde herhalde daha önce İBB'nin değişik bölümlerinde çalıştınız mı, hep aynı birimde miydiniz?

Sezer Ada Ateş: Hep aynı birimdeydim. Park Bahçeler Dairesi Başkanlığı, müdürlükken başta, 2000 yıllarından beri buradayım, bu birimdeyim.

Aydın Tezcan: Peki çalışma disiplininiz ne şekildedir? Alana çıkıyor muydunuz? Yani ne kadarlık bir alandı sizin göreviniz?

Sezer Ada Ateş: Şöyle söyleyeyim: Ben şanslı birisiyim. Genelde teknik personelin idari müdürü olarak ortaya çıkan nadir kişilerdenim. 26 yılımı aldı, evet. 26 yılda her kadroda, her aşamada bulundum. Dediğim gibi, önce masa başında proje çizen bir memurken şimdi şube müdürü olmak nasip oldu diyelim.

Aydın Tezcan: Şu açıdan özellikle soruyorum: Yani insanlarla, mesela baz istasyonu kayıtlarında "Şurada gözüktünüz, burada gözüktünüz." deniliyor. Deliller açısından soruyorum. Kalabalık ortamlarda bulunuyor muydunuz? Alanlarda denetim yapıyor muydunuz?

Sezer Ada Ateş: Şöyle de söyleyebilirim: Zaten piyasa çok küçük bir piyasa. Belirli yerlerde, fuarlarda, toplantılarda, oda toplantılarında ya da birçok şehirlerde farklı fuar ortamları olduğu için her yerde, bütün, sadece baz istasyonu incelenmeyenler haricinde birçok kişiyle de olmuş olabilirim. Çok normal, ben 30 yıllık peyzaj mimarıyım. Bu sektörde de birebir çalışan birisiyim. Bunların olması kadar olağan bir şey yok zaten. Dediğim gibi, 26 yılımı da Park Bahçeler Dairesi Başkanlığında geçirdim.

Aydın Tezcan: Bir de biraz şahsi bir soru olacak. Avukatınız olarak, yaklaşık birkaç gün önce ben sizden biraz da şaka yollu bir talepte bulunmuştum ve bana çok sert bir cevap verdiniz. Biraz zoruma gitmedi değil. Bana şunu söylediniz, demiştim ki: "İşte mahallemizde birkaç park var, eksiklik var. İnşallah döneceksiniz ve bu konularda da bana yardımcı olursunuz. Ben de Park Müdürünü tanıyorum artık." vesaire gibi. Bana "Bana ulaşamazsınız." Beni iş ahlakım, disiplinimle çok sert bir cevaba verdiniz. Nasıl bir iş ahlakına sahiptiniz? Nasıl bir disipline sahiptiniz? Sevilen birisi miydiniz? Nasıl bir yöneticiydiniz? Biraz merakımdan soruyorum efendim.

Hâkim: [anlaşılamadı]

Aydın Tezcan: Öyle mi? Peki, peki. Başka bir sorum yok o zaman efendim.

MURAT DAĞDEVİREN AVUKATI SORUYOR

Avukat: Sezer Hanım sizin konumunuzla alakalı değil benim ama kalan bir ... müvekkilimin durumunu öğrenmek için soruyorum. Müvekkilim Murat Dağdelen'i tanır mısınız?

Sezer Ada Ateş: Murat Bey'i daha önceden görmüştüm ama nezarethane ortamında daha çok tanımış, tanışmış olduk.

Avukat: Han İnşaat firmasını bilir misiniz?

Sezer Ada Ateş: Bilirim, yıllardır bilirim.

Avukat: Peki Han İnşaat firmasındaki müvekkilin pozisyonunu veya çalışmalarını bilir misiniz?

Sezer Ada Ateş: Pozisyon ve hukuki sorumluluklarını bilmem ama sahada beraber görmüştüm var defaten.

Avukat: Özellikle Doğantepe projesinde?

Sezer Ada Ateş: Evet, evet defaten evet beraber Han İnşaat'ın yetkilileriyle beraber gelip giderlerdi ama ne sıfatla bilemiyorum.

Avukat: Tamam, teşekkür ederim.

ALİ SUKAS AVUKATI KAPTAN YILMAZ SORUYOR

Avukat Kaptan Yılmaz: Size de geçmiş olsun. Yaklaşık maliyet tespitlerinde göreviniz var mıdır? Bu bilgiyi haiz iseniz bu soruyu soracağım. Kimden istersiniz yaklaşık maliyetleri?

Sezer Ada Ateş: Yaklaşık maliyetleri birim müdürü olarak size şöyle söyleyebilirim, birebir görev almışlığım yok. Yalnız şöyle söyleyeyim, daha önce iddianame savunmamda da söyledim, süs bitkileri üretici birliği var. Bu birlikte bulunan işte 1200 adet firma var. Bunlardan herhangi birine, şöyle söyleyeyim hani kurayla çekilebilir gibi düşünebilirsiniz, tahmini, rastgele bu firmalardan biz önce idari olarak resmi mailimizden mail yoluyla fiyat isteriz. Daha sonra fiyata da hem mektup gibi hem ıslak imzalı hem de mail olarak yine cevap alırız. Yalnız firma tespitinde, inanın ki biz o listeden 40, 50, 60 kaç firma isterseniz hepsine teklif göndeririz. Teklife gelenlerin tekliflerini de değerlendiririz.

Avukat Kaptan Yılmaz: İBB'de daha önce yapılan benzer ihalelerde yaklaşık maliyet istenen firmaları, neticede sizin bilgi havuzunuzda, onları da kullanırsınız.

Sezer Ada Ateş: Yeri gelir kullanırız, yeri gelir...

Avukat Kaptan Yılmaz: Yeterli. Asıl soracağım şu. Yaklaşık maliyet istediğimiz firmalar aynı zamanda ihaleye teklif verebilir mi?

Sezer Ada Ateş: Teklif verebilir, mevzuat gereği verebilir.

Avukat Kaptan Yılmaz: Dolayısıyla size önce bu işin ne kadara mal olduğu bilgisini verip, sonra da ihaleye bu bilgiye sahip olarak bir teklif verme hakkına sahipler.

Sezer Ada Ateş: Tabii ki, artı rekabeti arttırıcı da bir unsur bence. Yani böyle bir ihale var, hadi biz de hazırlanalım denilebilir. O yönüyle de...

Avukat Kaptan Yılmaz: Peki. Bir diğer husus, Ağaç A.Ş. ile yaptığınız sözleşmelerin tamamında 9. madde var. Çok pardon, 9.1 ve 13. maddeleri. Burada da Ağaç A.Ş.'den temin edeceğiniz ürünleri, ihalenin toplam süresi sözleşmede yer alıyor şartlarda, bir anda teslim değil, sözleşme süresi boyunca talep edileceğine dair bir düzenleme yapmışsınız. Hatta bu düzenleme daha sonra 2022-2023'te ilave bir değişiklikle yapılmış. Neden bunu tüm döneme yayarak talep ettiğinizi de sözleşmeye açıkça yazmışsınız. Sorum şu: İhale bitiyor, ihaleyi kazanan firma, somut örneğimizde Ağaç A.Ş.'nin 50, 60 gün, 180 gün, 50 gün gibi süreleri var, ihalenin tamamlanma süreleri. Siz ürün lazım oldukça mı talep ediyorsunuz Ağaç A.Ş.'den bu ürünleri?

Sezer Ada Ateş: Şöyle anlatabilirim. Aslında sahanın teknik durumuna ve zorunluluklarına göre. Ben Yeşil Alanlar ve Tesisler Yapım Şube Müdürüyüm. İhale ile ilgili diğer müdürlüklerimizden bize talepler gelir. Bu talepler ışığında biz toplanan taleplere göre ihalemizi hazırlarız. Daha sonra ihale biter, yüklenici belirlendikten sonra diğer 3 müdürlüğümüzün ihtiyaçlarına göre ve dediğim gibi bitkinin dikimi, bir yerde hazırlanması bir zaman ister. Bu belli bir takvimi gerektirir. Bu takvim ve ihtiyaç analizine göre parça parça da istenebilir daha önce söylediğim gibi. Hepsini toptan almamız zaten mümkün değildir. Genelde belli bir dikim periyodu olduğu için bu dikim periyodu ve yer hazırlığına göre parça parça istenir.

Avukat Kaptan Yılmaz: Peki sizin bu ürünleri toplu olarak teslim etmeniz halinde tüm ürünlerin bakımını, lojistiğini sağlayabilecek bir alanınız var mı? Zaten biraz da mekansal zorunluluk sebebiyle de ürünün tamamını aynı anda teslim almanız mümkün değil.

Sezer Ada Ateş: Mekansal zorunluluktan ziyade şöyle açıklayabilirim. Mekansal zorunluluğunda bu canlı materyalin bakımı ekstra bir kamu yüküdür. Suyu, buna bakan birkaç personelin gideri, bulunduğu yerin kirası veya düzenlenmesi, altyapısı, elektriği ve benzeri birçok görünmeyen masraflarla beraber kamu kaynaklarının düzgün kullanılmamasına neden olabiliriz. Olabilir, ama bundan biz kaçınıyoruz ekstra bir kamu zararı yüküne tekrar kamuyu sürüklememek adına.

Avukat Kaptan Yılmaz: Son bir sorum. Yine sözleşmede 24. maddenin 3. fıkrası, tüm sözleşmelerde aynı madde olduğu için madde ismini söylüyorum, hatırlamayabilirsiniz ama standart maddeleriniz. Burada da sözleşme bedelinin yüzde 80'ine kadarki kısmına alım garantisi veriyorsunuz bir bakıma. Aslında onu da garanti etmiyorsunuz, yüzde 80'i düşerse aradaki farkın yüzde 5'ini cezai şart olarak ödemeyi taahhüt ediyorsunuz. Bu şu demek benim anladığım. Siz esasen, ürün ve kalem hangi ürünler olduğunu da belirtmeyen tüm total ihale meblağının yüzde 80'ini alabileceğiniz hususunda bir güvence veriyorsunuz firmaya. Ama kalan yüzde 20'sini hiçbir gerekçe ileri sürmeden ve almadığınız kısma bir cezai şart ödemeden tek taraflı yüzde 20'lik bir eksik ürün talep etme yetkisini, hakkını kendinizde tutuyorsunuz. Bu otomatik olarak şuna yol açar mı? Siz, farazi konuşuyorum, 100 tane çam ağacı ihale şartnamesine koymuşsunuz, bunun yüzünü birden istemeyebilirsiniz, neticede sözleşme size bu hakkı veriyor. Yani Ağaç A.Ş. sizin sözleşmedeki bu şart sebebiyle alımınızı planlayabilecek, öngörebilecek ve bu alımın planını yapıp yıla veya sözleşme dönemine yayabilecek hakka, imkana sahip olabilir mi?

Sezer Ada Ateş: Ağaç A.Ş. için çok yorum yapmam doğru da olmaz, yanılabilirim.

Avukat Kaptan Yılmaz: İlk bölümünü cevaplasanız yeterli benim için.

Sezer Ada Ateş: Şöyle söyleyeyim idarenin ekstrem durumları için yüzde 80 oranı konmuştur. Herhangi bir olay olduğunda, mücbir sebepler oluştuğunda veya bitkilere zararlılar geldiğinde biz kendimizi güvence altına alıyoruz. Evet, Ağaç A.Ş.'nin böyle bir konusunda anladım ama şey yapamayabilirim. Bu konuda yorum yapmam...

Avukat Kaptan Yılmaz: Sadece şunu cevaplasanız yeterli.

Sezer Ada Ateş: Buyurun, anlayamadım soruyu.

Avukat Kaptan Yılmaz: Daha net söyleyeyim. Siz ihalede belirtmiş olduğunuz tüm ürün kalemlerini almak zorunda mısınız? Bundan bir kısmını almaktan vazgeçebilir misiniz? Pratikte durum nedir?

Sezer Ada Ateş: Şöyle söyleyeyim, almak zorunda mıyız, vazgeçebiliriz, evet dediğim gibi görünmeyen mücbir sebepler olursa ama belli talepler karşılığında bu ihale hazırlandığı için taleplere göre alma durumumuz gelişebilir.

Avukat Kaptan Yılmaz: Yani ihtiyacın değiştiği durumda neticede bu alımdan vazgeçebiliyorsunuz. Teşekkür ederim başka sorum yok.

SEZER ADA ATEŞ AVUKATI SAVUNMASI

Sayın Başkan, Sayın Heyet; savunmamıza ek olarak bir kısım dokümanı da dosyanıza sunuyoruz. Müvekkil savunmasında samimi beyanlarda bulundu. 25 yılı aşkın süredir İBB'de bürokrat olarak çalışmaktadır. İddianameye baktığımızda sadece 151 no'lu eylemden dolayı yargılanmaktadır. Ancak burada müvekkile isnat edilen fiil de açık değildir. Ceza sorumluluğu şahsidir ancak müvekkil nezdinde 151 no'lu eylemle hiçbir şahsileştirme yapılmamıştır. Yine 235. maddeden dolayı müvekkil yargılanmaktadır. Ancak hangi fiiliyle, hangi kastla bu suçu işlediğine ilişkin de hiçbir beyan yoktur. Müvekkil hakkında tanık beyanı yoktur, itiraf yoktur, firmaların yüklenicilerinin yöneticileriyle hiçbir HTS kaydı yoktur, para trafiği de yoktur. İddianamenin temelini oluşturduğu öne sürülen bilirkişi raporunda da ihalenin vasfından uzaklaşılarak ihalenin en iyi versiyonu nasıl olması gerektiği konusunda bilirkişi kendince tartışmış ancak bunların hiçbiri 235. maddeye uymamaktadır. İhalede rekabetin azaltıldığını 3 sebeple öne sürmüş.

Birincisi iş deneyim oranı, %30 iş deneyim oranı, ikincisi süs bitkisi üretici belgesinin istenmesi ve kısmi teklife kapalılık. Bunları müvekkil söyledi, ben de çok kısaca birer cümleyle geçeceğim. Mal alım ihaleleri uygulama yönetmeliğinin 37. maddesinin 3. fıkrasının a bendinde ihalelerdeki iş deneyim oranının %10 ile %40 arasında olabileceği belirtilmiş ve idareye takdir yetkisi tanınmıştır. Yine bu ihalede uygulanan %30 oranı ilk defa bu ihalede uygulanan ve ihalede rekabeti azaltma kastıyla yapılan bir uygulama değildir. Yine sunduğumuz evraklar içerisinde vardır, kurumun daha önce yaptığı 2014 16151, 2014 16179, 2015 2077287 ve diğer ihalelerinde de %40 oranları ve yine kurumdaki yapılan sunduğumuz evraklarda da görülecektir, diğer ihalelerde de benzer oranlar uygulanmıştır. Yine ülke uygulaması da benzer şekildedir. İstanbul'daki ilçe belediyeleri ve Türkiye'deki diğer büyükşehir belediyeleri ve ilçe belediyelerinde de benzer uygulamalar mevcuttur. Burada iş ortaklığına açık tutulması da aslında rekabeti arttıran unsurlardan birisidir.

Yine bilirkişi raporunda belirtilen süs bitkisi üretici belgesi de Türkiye genelinde oldukça yaygın bir belgedir ve rekabeti azaltması söz konusu olamaz. Kısmi teklife kapalılık da yine müvekkilde detaylı şekilde belirtti, teknik bir zorunluluğa dayanmaktadır. Bu sebeple bu da bir ihaleyi, rekabeti azaltıcı bir sebep olamaz. 235. maddede hile ve katılımı engellemeden bahsedilmektedir. Mevcut suçlamada hile gibi bir durumun olması mümkün değildir. Şartnamenin geçtiği sürece bakacak olursak 20 Eylül 2024'te EKAP'a yüklenmiş, 24 Eylül 2024'te ilan edilmiş, 23 Ekim 2024'te ihalesi yapılmış ve 11 Kasım 2024'te imzalanmış. Herkese açık ihaleden bahsetmekteyiz. Yine Kanun'un 54. maddesi de bu ihale ile ilgili şikayet hakkını yalnızca ihaleye katılanlara değil, istekli olabilecek herkese tanımaktadır. Bu durumda da herhangi bir hileden veya engellemeden bahsetmek söz konusu değildir. Ben çok kısaca şeyi de belirterek sözümü meslektaşıma bırakacağım, herhangi bir kamu zararı da yoktur. Müvekkil hakkında çok uzun süredir konutu terk etmeme adli kontrolü uygulanmaktadır, bu ağır alternatif bir cezaya dönüşmüştür. Bunun kaldırılmasını ve adli emanetteki müvekkilin telefonunun kendisine teslim edilmesini talep ederiz.

SEZER ADA ATEŞ AVUKATI AYDIN TEZCAN SAVUNMASI

Öncelikle şunu söylemek istiyorum, müvekkilimin kendisinin de söylediği gibi 25 yılı aşkın bir memuriyeti var ve tertemiz bir sicile sahip. Eşi emekli subay olan, yaşantısında en ufak bir leke bulunmayan bir insan. Daha sonra böyle bir dava açılıyor ve birleştiriliyor. Bir çuval var ve o çuvalın içine ne var ne yok her şey atılıyor. Atılanlardan bir tanesi de ne yazık ki benim müvekkilim oluyor ve buraya sadece bir tek eyleme, bir tek ihaleye ilişkin olarak geliyor. Burada onlarca sanık var, onlarca dava var, değişik eylemler, anlatılanlar var. Müvekkilimle alakalı tek bir ihale var ve tek bir eylem, attığı tek imza yüzünden burada. Memuriyetinden ayrılmak zorunda bırakılmış ve düşünün, yıllardır kaldığı ve bir askeri lojmanda çocuğuyla birlikte hapis durumda, balkonun dışına dahi ayağını atamıyor. Yani bu insana, bu seviyede devlete hizmet etmiş, kamuya hizmet etmiş bir insana verilecek en büyük cezalardan bir tanesi. Hapiste geçirilen döneme göre o süreci asla küçümsemiyorum, o daha büyük bir ceza tabii ki ama evde geçirilen hapis cezası da aynı derecede ve devamlı komşularıyla, etrafla yani böyle bir utanç bir insana bu kadar uzun süreli verilemez.

Öncelikle suçun niteliğine, cezanın miktarına, ileri sürülen iddialara bakıldığında, yani cezanın orantılı olması imkânsızdır, yani orantılı bile denilemez. Müvekkilimle alakalı dosya içinde delil olarak bakıldığında ne birisiyle şüpheli bir telefon görüşme kaydı var, ne bir kamera görüntüsü var, ne rüşvet aldığına dair hesaplarında şüpheli bir işlem hareketi var. Yani bu şekilde bir insanın alelacele verilen bir birleştirme kararıyla birlikte burada yargılanmasının dahi ben gerek usule, gerek hukuka, gerek vicdana aykırı olduğunu düşünüyorum. Esas yönünden zaten dosyaya girecek olursak, işte perşembe günü sanıklardan Yasin Çağatay Seçkin ve müdafii vardı, daha önce başka sanıklar vardı, hepsi aynı ihale ve aynı şeyleri anlatıyorlar. Üç dört tane madde var, iş deneyimi, süs üretici belgesi yok, kısmi teklife kapalılık, işte bunlara uyulmadı, tekrar anlatıldı. Burada tekrara düşmemek için bunları yeniden savunup yeniden anlatmak yerine, müvekkilimle alakalı bir kişiselleştirme, bireyselleştirme, bir şahsileştirme yok dosyada. Çuvalın içinde ona da "Savunma yap," denilmiş bu ihale ile alakalı.

Müvekkilim attığı imzayla alakalı bakıldığında bir kamu zararı dahi oluşmamış, ortalama maliyetin altında bir ihale verilmiş ve ihale kısmi teklife kapalı yapılmış. Ve kısmi teklife kapalı yapılan o ihale ile alakalı da bütüncüllüğün ne olduğunu kendisi de ayrı ayrı anlattı, diğer sanıklar da ayrı ayrı anlattı. Ben esasına yönelik burada hiçbir şüphe kalmadığını, beraatin netleştiğini düşünüyorum. Hadi diyelim bir an için denilse ki: "Dışarıya ihaleyi sızdırdınız, işte bilgi verdiniz, gizliliği yok ettiniz, şikâyetleri engellediniz." Dosyada öyle bir mesele de gözükmüyor. Müvekkilimle alakalı kişisel, şahsi, bireyselleşmiş tek bir delil, tek bir nedensellik bağlantısı dahi yok. Bir insan bir anda görevlerden alınmış; koca İstanbul'un bütün parklarına, yeşil alanlarına hizmet eden birisi 25 yıldır bu işin içindeyken "Hadi git kardeşim, sen evinde hapissin ve bundan sonra böyle bir töhmet altındasın," denilmiş.

Artık bu dosya incelenirken ayıklamanın bir an önce yapılması; yani ben burada şu dosyayı ve duruşmayı izlerken şaşırıyorum. En rahat olanlar, böyle soğukkanlı bir şekilde anlatanlar "Şöyle rüşvet verdim, şöyle bağışta bulundum, bir de şunu yaptım, bunu yaptım," diyenler, sanki 40 yıldır bu işin içinde ve bu işi yaparak gözükenler en büyük suçlular onlarken, en rahat onlar burada ne yazık ki ifadeler veriyorlar. Müvekkilimle alakalı tekrar söylüyorum; kendisine isnat edilebilecek şahsi olarak hiçbir kusur, sorumluluk dahi bulunmamaktadır, kastına yönelik bu dosyada tek bir delil dahi yoktur. Kendisi disipliniyle, iş ahlakıyla, yöneticilik vasıflarına sahip olmasıyla yıllardır belediyede öne çıkmış bir insandır ve hiçbir partinin altında değil, birçok parti altında görev yapmış ve görevi de dürüstlükle, ahlakla yapmıştır. Burada ağlamasına ben dahi üzüldüm; ağlayacak insanlar onu buraya getirenlerdir diye düşünüyorum. Sözlerimi uzatmak istemiyorum, esasına yönelik çok savunma yapıldı zaten. Usulü yöntemin de doğru olmadığını düşünüyorum. Müvekkilimin beraatini, ayrıca da bu adli kontrol tedbiri olan ev hapsinin bir an önce kaldırılmasını talep ediyor, saygılarımı sunuyorum.

MUSTAFA DUHAN DEMİR SAVUNMASI – 12.10.2026

Sayın Başkanım, Sayın Savcım; ilk olarak bu sürece mağdur sıfatıyla aslında başladım ama burada sanık sıfatıyla yer almak hem ağır geliyor hem de şaşkınlık içerisindeyim. Çünkü bu durumu gerçekten beklemiyordum. Süreç sonunda mağduriyetimin ve suçumun olmadığının anlaşılacağına inanıyorum. Savunmamda anlatacağım üzere bunu da anlayacağınızı umuyorum. Soruşturma aşamasında bir polis memuru tarafından arandım ve ifadeye davet edildim. Bu süre zarfında mağdur olarak çağrıldığım yerden, daha sonra huzurunuza sanık olarak gelmek zorunda kaldım. Ben, mağdur olduğumu düşündüğüm için de hiç avukatımla gitmedim. Bizzat kendim tek başıma gittim ve ifademi alan savcıya gerekli olan bütün bilgiyi soruları karşısında verdim.

Yalnız bana sadece çok kısa bir bilgi verildi ve Âdem Altıntaş’ın ifadesi de tam olarak okunmadan, sadece şu şekilde: "Sizden bir bağış istenmiş ve Âdem Altıntaş da çek vermiş. Bu konuyla ilgili sizi dinlemek istiyoruz" dendi. Bunun üzerine ben de savcıya hem sorduğu süreci ve buna bağlantılı olan süreçlerle alakalı bilgi verdim. Zabıt tutulurken anlattığım bilgiler ışığında çok daha kısa bir zabıt tutuldu. Biraz da bu iki birbirinden farklı ama bağlantılı olaylar birbirine karıştı diyebilirim. Ama zaptın eksik kaldığını, benim ifade ettiğim ve anlattığım olayların bir kısmının bu zaptın içerisinde yer almadığını da Savcı Bey'e ilettim. O da bana şu şekilde söyledi: "Sen zaten mağdursun. Burada bir irtikâp söz konusu. Senlik bir durum yok ve araştırılması için de gerekli talimatı vereceğim. Korkmanı gerektiren bir durum da yok" dedi. Ben de o yüzden zaten avukatımla gitmedim, zaptın altını imzaladım, çıktım.

Mağdur sıfatıyla o kapıdan çıktım ama soruşturma tamamlanıp iddianame kabul olduktan sonra bu noktaya kadar evrildiğini maalesef geç öğrendim. Aile olarak bizim Hakkı Demir Vakfı olarak, ben de başkan vekiliyim, uzun yıllardır, belki de 60 yıldır, 70 yıldır kamuya ciddi bağışlar yapan, okul, ayni veya maddi olarak bağışlar yapan bir ailenin üyesiyim. 2020 yılında da icrai olarak bütün sorumluluğu babamdan devralmış bulunuyorum. Bugüne kadar da gerçekten çok fazla sayıda sosyal sorumluluk projesini kamuya teslim ettik. Ve bunu gerçekten Allah rızası için ve rızaen yaptık. Yani hiçbir bu zamana kadar zorlamayla bir iş yaptığımızı hiç hatırlamıyorum. Burada aile vakfımız tarafından sahip olunan Kısıklı'da 789 ada 47 parsel ve 725 ada 145 parsele ilişkin bir plan tadilatı yaptık. Daha öncesinde burada bizim bir hastane binamız vardı. Kiracımız vardı, hastanecilik yapmıyoruz. Bu binayı 2020 yılında biz kentsel dönüşüm kapsamında ve arazinin çok büyük olması sebebiyle, hastanenin o metrekarede ihtiyacı pandemiden sonra da bulunmadığı kanaatiyle bir fizibilite sonucunda biz bu binayı yıktık; daha doğrusu ben yıktım. Ve burada bir plan tadilatına başladık.

Bu plan tadilatı, önceden hastane bulunması sebebiyle burası özel sağlık tesis alanında bulunuyordu lejantı. Biz bunun bir kısmını, hastaneyi destekleyici fonksiyonlar eklemek üzere, bir kısmını özel sağlık alanını değiştirerek ticaret alanına katmak istedik. 5000'lik Nazım İmar Planı değişikliğini başlattık. Bu plan değişikliğinden biraz bahsetmem gerekirse; açıkçası hukuka, mevzuata, ilgili her türlü bunun kuralına, kaidesine uygun bir şekilde yaptık bunu. Yani başlangıcımız da buydu, hatta burada niyetimiz açıkçası oradaki yapı yoğunluğunu azaltmaktı da diyebilirim. Yani özel sağlık alanından yaklaşık üçte bir oranında orada yapılaşma koşullarını azaltarak hareket ettik. Bu, hukuka uygun bir fiş ve işlem, idari işlem olduğu için de gayet normal bir vatandaş olarak ya da müteşebbis olarak her ne derseniz, bu başvuruyu normal yaptık. Yani süreci neyi gerektiriyorsa yaptık. Bunu da 5000'lik Nazım İmar Planı'nı yapmaya yetkili olan idare Büyükşehir Belediyesi olduğu için Büyükşehir'e yaptık. Bunun bazı hazırlanması gereken raporları ve takip edilmesi gereken süreçleri olduğu için de bunu bir uzmanıyla anlaştık. Ben zaten bu işleri yaptığı için kendisini tanıyorum, şehir plancısı Âdem Altıntaş. Biz bununla anlaştık, bütün plan açıklama raporlarını yazdı. Bu bizim plan tadilat sürecini takip etmek üzere, profesyonel bir hizmet almak için sadece, Âdem Altıntaş'la anlaşmayı yaptık ve sürecimize başladık.

Daha önceden de dediğim gibi yani bu talebimizin, Büyükşehir'den istediğimiz plan değişikliği talebimizin hukuka aykırı hiçbir tarafı yok. Normalde hani bunun süreleri de bellidir, neyin ne zaman yapılacağı da bellidir. Bu süre zarfında işimizin işleyeceğini, işleyeceğini düşünüyorduk. Biraz önce de bahsettiğim gibi bizim özel sağlık, değiştirdiğimiz özel sağlık tesis alanı lejantından ticaret alanına geçmekteki sadece TAKS uygulaması, yani taban alanındaki fark 0,40'tan 0,15'e kadar düşürdük. Yani ben buradan bir fayda, yarar da elde etmedim. Yani ben olması gerektiğini daha iyileştirmek adına bir hukuki bir işlem yapalım istedim. Mayıs 2021 tarihlerinde Âdem Altıntaş plan açıklama raporunu Büyükşehir'e sundu 5000'lik plan için. O tarihlerde mevzuat gereği kurumların en geç 60 gün içerisinde görüşlerini sunması gerekiyordu. Temmuz 2021 gibi meclis gündemine alınacağını söyledi Âdem Altıntaş.

Başvurudan da bir süre sonra Âdem Altıntaş bana şunu söyledi; yani biz süreçlere başladıktan sonra: "Kurum görüşlerinin olumlu olması için para istiyorlar" dedi. Bunu duyunca Âdem Altıntaş'a burada önceden de hastane vardı, yani hâlihazırda iskân alınmış, yapı kullanma izni alınmış bir hastane bulunduğunu; yine bir kısmında tadil olsa da tekrardan bir hastane yapacağımızı; bu konuda da herhangi bir olumsuz bir durum olamayacağını düşündüğüm için kimseye hukuken yapılması gereken bir işte bir para dahi vermeyeceğimi, bundan önce de vermediğimi de ifade ettim. Temmuz 2021 tarihlerine geldiğimizde tabii takipçisi Âdem Altıntaş olduğu için kendisine tekrardan sordum: "Ne durumdayız, hangi aşamadayız?" diye. "İşi AK Parti'nin işi olarak görüyorlar, ayak sürüyorlar. Görüşler de henüz tamamlanmadı. Yani gelmiş bir görüşümüz bulunmamaktadır." Yani bir süre uzaması olduğundan bahsetti.

Şimdi Adem Altıntaş'a bunda hani idari işlemleri yapmasında mevzuatta süreler var. Nereye kadar bu işi uzatabilirler veyahut da bekletebilirler diye söyledim. Meclis aritmetiği de o zaman farklıydı tabii. Yani bu Meclis tarafında farklı bir durum mevcuttur. Bunları kendisine ilettim. Adem de bana Meclis aritmetiği farklı ama Meclise gelene kadar işte bunu sevk edilmesi vesairesi imza süreçleri bürokrasi kısmının bulunduğundan bahsetti. Ben de bu konuşmada tekrardan kesinlikle herhangi bir aykırı bir işlem yapmayacağım, para da vermeyeceğimi yine diyerek konuşmayı sonlandırdım. Kurum görüşleri düşündüğüm gibi olumsuz gelmedi. Ama Adem Altıntaş bana belirttiği sürüncemede bırakma etkisini göstermeye başladı. Mayıs ayındaki başvurumuz için kurum görüşleri Ekim 2021'de tamamlandı. Kasım 2021'de de 5000'lik planımız meclise havale edildi. Meclis havale ettikten sonra talebimiz meclis gündemine alınmadı. İmar Bayındırlık Komisyonunda CHP ve İyi Parti üyeleri aleyhine oy kullandı. Komisyon oyu çokluğu ile olumlu görüş bildirdi. Değişiklik teklifimiz 17 Şubat 2022 tarihi 195 sayılı meclis kararı ile oy çokluğu ile kabul edildi. Mecliste de yine Cumhuriyet Halk Partisi ve İyi Parti’nin muhalif aleyhine oy kullanılması şeklinde oy çokluğu ile mecliste kabul edildi.

Bu Meclis’te kabul edilen planımız, yani söz konusu parselimiz Boğaziçi geri görünüm bölgesinde de doğal sit orman planı haftası içerisinde yer aldığı için ilgili bakanlıklardan da görüş alınması gerekiyor. Yani mecliste onaylanması yetmiyor. Meclis komisyonunda bu değerlendirilirken tabiat varlıkları kuruluyla kültür varlıklarından da bakanlıktan görüşleri isteniyor. Tabii bunun görüşlerinin alınması için de İBB'nin bunu yazması gerekiyordu. Yani bakanlığın haberi olacak ki buna bir cevap yazacak. Şubat ayında taleple ilgili mecliste karar alınmasına rağmen Mart 2022'ye geldiğimizde hala kültür varlıklarına herhangi bir yazı yazılmamıştı. Bu konuyu tekrar işin takipçisi olduğu için Adem Altıntaş'a ilettim. O da bana bunu ben sana önceden söylemiştim. AK Parti'nin işi olarak görülüyor. Direnç var. İşin ilerlemesini istiyorsan kreşi kreş bağışla diye bana geri döndü. Ben bunu tekrardan kabul etmedim. Sürecin seyrinde ilerleyeceğini düşündüm. Nisan 2022'ye geldiğimizde hala daha herhangi bir yazı yazılmamıştı. Adem Altıntaş ile tekrardan bunu konuşup sorduğumda en sonunda bunu daha da uzatacaklarını düşünerek Adem'e dedim ki yani kreş yapınca eğer bu işi ilerleteceklerse yer gösterinler dedim. O zaman biz zaten bu sosyal yardımları aynı şekilde yapan bir aileyiz. Yer gösterinler yapalım dedim kreş sorun değil, yeter ki bu adımı öneri zorla veya şeyle cebirle yapalım.

O da bana bunun üstüne parayı nakit istedik. Bunu söyledi. Niye diye sorduğumda kreş inşaatları için zaten kendi müteahhitleri varmış. Diğer türlüsü işte zaman alıyor, yok işte bağış yok bilmem ne diyerek böyle bir çorba haline getirdi uzattı öyle kapadık. Ben de tanımadığım bilmediğim insanlara kesinlikle böyle bir para, nakit böyle bir şey yapamayacağımı söyledim. Bu konu yine orada kaldı. Bu süre zarfında da Adem'e ben sürekli şunu ittirerek ısrarla söylüyordum. Yani bu yasaya nizama uygun bir plan tadilatıdır. Yani bunu yürütmekle mükelleftir. Yani bu görevin başındaki insan bunu yapmak zorunda. O da işte o döneme kadar arsa olarak gözükse de aktif ve pasif ciddi zararlarımız oluşmaya başladı. Çünkü ben oradaki hastane binamı yıktım. Orada kira gelirinden oldum. Yıllarca işte emlak vergisi ödedim. Buraya proje danışmanlıkları gibi milyonlarca dolar da masraf yaptık bu proje için. Ama 5000'lik plana başvurduğumuz 1. yılı doldurduktan sonra bile her aşamasında yazışma aşamasında tıkanıyorduk. Nisan 2022 ortalarında yine bunlara her zamanki gibi Adem Altıntaş'la konuşurken tek çaresi vardır. Bunun bağışı yapacaksın. Yoksa bu iş uzar dedi.

Bunun üzerine ben de Adem dedim ben seni tanıyorum. Bu işi sana verdim. Başka da kimseyle muhatap olmam, kimseyi de tanımam, etmem. Firma kimse sen araştır. Bu kreşi gerçekten yapacaksa kreş dediğin gibi kreş yapacak müteahhitse ben sana önerim sen ne yapıyorsan yap diye söyledim. Adem Altıntaş 2022 Nisan ayının sonlarına doğru firmayı araştırdığını kreş müteahhit olduğunu, kreşlerin yapıldığını ifade etti. Ben de tamam dedim o zaman. Yapalım ne yapalım? Başka çıkış yolumuz kalmadı deyip tamam dedim. O dönemde haberlerde de onu da ifade etti. İşte İBB'nin yaptığı kreşler var, açılışlar yapıyorlar vesaire. Oradan da görebilirsin diye ifade etti. Ben de en sonunda çok affedersiniz lanet ederek tamam dedim. Belli bir süre sonra bu konuşmadan 25.04.2022 tarihinde Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'na yazı yazıldığı bilgisini verdi bana. Tam da işte Adem Altıntaş'a defalarca söylediği gibi bağış sözü verildikten sonra hala aldırı yapılmayan idari işlem yapıldığı minvalinde bir dönüş oldu. Yani buna da ciddi yani dikkat çekmek istiyorum ya. Konunun komisyon görüşü ya da meclis kararı ile hiçbir zaman ilgisi kurulmadı. Yani bu tamamen bürokrasinin bana göre kasti olarak ağırlaştırılarak yıldırtma gibi bir mantık hasıl olduğu düşüncesindeyim. 25.04.2022 tarihli yazıya Bakanlığa bağlı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu 29 Temmuz 2022'de yanıt verdi. Kurul görüşü ile birlikte değişiklik talebinin yeniden İBB Meclisi’ne havale edilmesi gerekiyordu.

O kurul görüşüyle komisyondan tekrar meclise havale edilecekti. Bu havale işleminde Aralık ayına kadar bekledim. Bu aşamada yine işte bağış talepleri, onu yapın, bunu yapın. İlkinde zaten zoraki zorla kabul ettirmiştim. Devamında da sürekli bu teklifleri alacağım düşüncesiyle artık reddetmeye başladım tekrardan. Yani direnmeye başladım. 12 Aralık 2022'de de İBB Meclisine havale işlemini gerçekleştirdiler. İmar komisyonunda yine Cumhuriyet Halk Partisi ve İyi Parti üyeleri muhalefetiyle oy çokluğuyla olumlu görüş verildi, uygun görüldü. 15 Aralık'ın 3 gün sonrada 1598 sayılı meclis kararı ile değişiklik talebi oy çokluğu ile kabul edildi meclisten. 20.12.2022 tarihinde ise plan değişikliği İBB tarafından onandı. Bu şekilde 5000'lik plan ile ilgili süreç de aslında tamamlanmış oldu. İlk seferden sonra bağış taleplerini kabul etmediğim için haklı taleplerimin karşılıksız ve yanıtsız kalması 5000'liğe bağlı birbirinden ayrılması iki durumdur. Bu 1000'lik uygulama imar planı sürecinde de devam etti. 5000'lik plana ilişkin süreç tamamlanınca mevzuat gereği 1000'lik uygulama planının da üst ölçekli plana uygun hale getirilmesi zaruridir. Burada da uygun hale getirilmesi gerekiyordu ancak işte taşınmazın bulunduğu yer belediyesince yapılması Üsküdar'da yapılması gerekiyor gibi gözüküyor ama en son yine İBB'de bunun onaylanması gerekiyor ki plan kesinleşsin.

1/1000’lik plan sürecinde yine işlemlerin ilerlemesi için bağış talepleri aldım. Ama öncekinde de yani zorla versem de yaşadığım durumlardan dolayı yine direnmeye çalıştım, yani reddettim kesinlikle. Süreç de aslen şu şekilde gelişti: 20.12.2022'de 5.000'lik planın onaylanmasından sonra 1.000'lik ölçekli plan değişikliği teklifi için kurum görüşleri Üsküdar Belediyesinde Ocak 2023'te tamamlandı. Ve Plan değişikliği teklifi Üsküdar Belediye Meclisinin 09 Şubat 2023 tarihli 31 sayılı kararıyla kabul edilip İBB'ye direkt gönderildi. Yaklaşık 6-7 ay gibi bir süre Büyükşehir Meclisi gündeme alınmayı bekledikten sonra İBB Meclisinin 12.10.2023 tarihli 1903 sayılı kararı ile yine İYİ Parti ve CHP muhalefetiyle oy çokluğu ile kabul edildi.

1.000'lik plan değişikliği Kültür Varlıklarını Koruma Kuruluna gönderilmeden önce yine uzun bir süre hiçbir açıklama veya sebep öne sürülmeksizin bekletildi. Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulundan yine herhangi bir olumsuz görüş de gelmedi. Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ve TVK Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Şubat 2024'te süreçleri tamamladı, yazılarını yazdı. Ancak bundan sonra yine aşağı yukarı 7 ay kadar falan mecliste gündeme alınmasını bekledi, 7 ay hiçbir işlem yapılmadı diyebilirim. Bu süre zarfında 2024 yerel seçimler Mart ayında gerçekleşti. Büyükşehirdeki meclis aritmetiği de değişti, ilçedeki durum da değişti. Gündeme alındığında bu meclis aritmetiği ve ilçedeki durum değiştiği için enteresan bir şekilde tamamlanmış olan planı biz askıya çıkması için beklerken yeniden değerlendirilmek üzere İBB komisyonu tarafından ilçesine iade ettiler. 1/1.000'lik uygulama imar planını.

İade edildikten sonra Mayıs 2025'te Üsküdar İlçe tekrardan planı herhangi bir olumsuz görüş vermeden tekrardan İBB'ye geri gönderdi, değerlendirmesini artık bir yılda ne yaptı bilmiyorum ama. Bu aşamada Belediye Kanunu'na göre zaten 3 ay içinde mecliste görüşülmesi gereken plan değişikliği yine Büyükşehir Meclisi gündemine alınmadı. 3 ay içinde zaten görüşülmezse re'sen onaylanmış sayılıyor. Bunun üzerine İmar Kanunu Ek 11 C'ye göre de ben Çevre Şehirciliğe dilekçe verdim, Çevre Şehircilik re'sen bu planı tamamlayıp askıya çıkarsın diye. Bu arada Çevre Şehircilik İBB'ye yazdığında İBB her seferinde bu imza sürecinde "Süreç devam ediyor" gibi kaçamak cevaplar aldık. Daha sonra bunu bu şekilde aşamayacağımı anlayınca İdare Mahkemesinde dava açtım.

Biz Mart 2026 yılında, yani bir planın 5 sene sürmesi de çok enteresan, İdare Mahkemesinde yürütmeyi durdurma kararı aldık. Yürütmeyi durdurma kararına göre de mahkeme "Bu plan senin mevzuatına göre zaten onaylanmış sayılmaktadır, 15 gün içinde askıya çıkarılmasına" diye yürütmenin durdurulması kararı ve idari işlemin yapılmasına karar verdi. Buna rağmen mahkeme kararını ek ederek defalarca yazı yazdık. Üsküdar Belediyesine yazdık, İBB'ye yazdık, Çevre Şehircilikten yazı yazarak bununla ilgili görüş veya yardım istedik, 7 ay kadar bekledik. Yani İdare Mahkemesinin 15 gün dediği süreci 7 ay kadar bekledik. Sonra belediyede bir değişiklik olduktan sonra planımız 30 Eylül ayında askıya çıktı. İddianamedeki kabulün aksine Adem Altıntaş aracılığı ile imar plan değişikliği talebini Resul Emrah Şahan'a ben iletmedim. Adem Altıntaş'tan imar değişikliği talebini Resul Emrah Şahan'a iletmesini hiç istemedim. Bilmediğiniz, tanımadığınız birine bir şeyin iletilmesini isteyemezsiniz, herhangi bir görüşme de yapmadık. Adem Altıntaş duruşmada "Yargılama konusu olayın benim planın oy birliği ile geçmesini istememle ilgili bir süreç olduğunu" belirtmiş, bu da doğru değil. Plan ister oy çokluğuyla ister oy birliğiyle kabul edilsin, sonuç çok değişik değil, planın uygulanabilirliği orada önemli olan.

Adem Altıntaş'ın nitekim Savcılıkta verdiği ifade zaten benim mağdur edildiğimi de ifade etmiş bildiğim kadarıyla. Bütün süreci size anlattım. Bir de eklemek istediğim bir kısım var, hani söyleniyor meclisten oy çokluğuyla, işte oy birliğiyle denildi vesaire deniyor. Ben bu süreçlerle ilgili herhangi bir görüşme de yapmadım. Mahkeme kararını aldıktan sonra 1.000'lik planımız Büyükşehirde komisyonundan da meclisinden de oy birliği ile geçti. Enteresan bir durum söz konusu. Bütün süreci olabildiğince şeffaf bir şekilde anlatmaya çalıştım. Arsa için haklı ve hukuki bir talebimizin nihayete ulaştırılması için neredeyse her evrede olağan dışı, garip sürelerle ve süreçlerle karşılaştım ve taleplerle karşılaştım, zoraki taleplerle. Benim anlattığım süreler normal olan bir süre kapsamında teamüle uygun değildir. Sürecin tamamında mağdur edildim ve çok yıprandım.

Yalnızca bir kez zorla istenen bağışı işlemlerin süresiz bekletileceği baskısıyla mecburen kabul etmek zorunda kaldım. Bunun üzerine tekrar karşılaştığım talepleri ise reddettim. Zaten bu sebeple de yaklaşık 5 yıldır, çok komik bir süredir bu, 5 yıldır tamamlanamayan bir süreç söz konusu, hatta 5,5 yıldır. Kimseyle gönüllü bir anlaşma içerisinde olmadım, olmam da mümkün değil. Anlatımların mağdur edildiğimi gösterdiğini düşünüyorum. Üsküdar Belediyesinden ve İBB'den konuyla ilgili dosyalar ve yazışmalar istenirse gelecek belgelerden de mağduriyetin çok açık bir şekilde görüldüğünü, üzerime atılı rüşvet suçunu kabul etmiyorum. Beraatime karar verilmesini talep ediyorum.

RESUL EMRAH ŞAHAN AVUKATI EBRU TÜTÜNCÜLER SORUYOR

Ebru Tütüncüler: Öncelikle geçmiş olsun Duhan Bey. Bu taraftayım eğer böyle isterseniz. Size kısa 3 tane sorum olacak. Bu plan teklifine ilişkin kurum görüşleri aşamasında planlama müdürlüğü ve deprem komisyonu olumsuz görüş bildirdiğini biliyor muydunuz?

Mustafa Duhan Demir: Bu süreçleri takip edecek olan bir şeyin, planın söz konusu için benim bu konuları takip etmem mümkün değil. Ben işin sonucuna bakıyorum.

Ebru Tütüncüler: Teknik olarak ilerlediğiniz için tarihleri kaçırdıysan diye teyit etme amaçlı soracağım bir soru. Büyükşehir Belediye Meclisinde karara bağlanan plan değişikliği hangi tarihteydi?

Mustafa Duhan Demir: Planlamanın en son onaylandığı tarih mi?

Ebru Tütüncüler: Evet, kararlara bağlanan tarih. Yani plan değişikliği hangi tarihte İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinde karara bağlandı?

Mustafa Duhan Demir: 22 Aralık.

Ebru Tütüncüler: Bu kararı oy birliği ile mi veya oy çokluğu ile mi çıkabildiğini biliyor musunuz?

Mustafa Duhan Demir: Zaten savunmamda ifade ettim, oy çokluğuyla.

Ebru Tütüncüler: Tamam, ben onu teyit etme amacıyla sormuştum, çok teşekkürler. Son soru; bu İBB Belediye Meclisinde verilen kararların tarihlerini hatırlıyor musunuz?

Mustafa Duhan Demir: 5 günlük planla alakalı. 2022 içerisinde.

Ebru Tütüncüler: 2022 içerisinde. Son olarak çeklerin tarihini hatırlıyor musunuz veya biliyor musunuz? Çeklerin, verilen çeklerin?

Mustafa Duhan Demir: Benim çekten haberim, bu davayla alakalı ifadeye çağrıldığım gün haberim oldu. Benim çeklerle alakalı hiçbir bilgim yoktur. Benden sadece ilk önce saçma sapan bir şekilde, ondan sonra da para olarak talep edildi. Çekle alakalı ifade ettiğim güne kadarki hiçbir bilgim yoktur.

Ebru Tütüncüler: Yani 06.06.2022, 4.7.2022 ve 2.8.2022 tarihlerinde üç adet çek var, bilginiz yok.

Mustafa Duhan Demir: Doğrudur.

Ebru Tütüncüler: Tamam, teşekkürler.

MUSTAFA DUHAN DEMİR AVUKATI NAİM KARAKAYA SAVUNMASI

Sayın Başkan sayın heyet. Müvekkilim Mustafa Doğan Demir eylem TCK 152 1 uyarınca rüşvet ve afif suçundan kovuşturma açılmış. Biz dosyada delillerin rüşveti değil TCK 250. maddede düzenlenen irtikap suçuna işaret ettiği kanaatindeyiz.  Öncelikle soruşturmadaki ciddi bir hukuki unsura hassasiyet çekmek istiyorum. Vekil savcılığa mahpus sıfatıyla çağrılmış ve bu sıfatla dinlenmiş. Kendisine hakkında bir suç isnadı bulunduğu bildirilmemiş, müdafi yardımından yararlanma hakkı bildirilmemiş, anlatmaktadır da tutanağa geçirilmiştir.  Eksikliği belirttiğinde kendisine mağdur olarak dinlendiği, konunun kendisiyle ilgili olmadığı söylenmiştir. Bunları anlatan şüpheli sıfatıyla hiç zaman ifadesi alınmadan eksik tutulmuş bu mağdur beyanı esas alınarak hak hakkında dava açılmıştır. Bu durum CMK 320'deki güvencelere ve Anayasa Anayasa'nın 38. maddesine açıkça aykırıdır. Bu durum müvekkilin savunma hakkını soruşturma aşamasında fiilen ortadan kaldırmıştır. İddianamede icbari durum karıştırılmıştır sonucuna varılmaktadır.

Bunu yaparken iddianamedeki diğer ilk eylemlerinden ayrı ayrı konumlandırılmasına ilişkin bir delil de yeralmamaktadır. Oysa ki dosyadaki delillere baktığımızda sorgu sırasında savcılık ifadesini kabul eden, aynı zamanda savcılık ifadesi de müdafi huzurunda olan Adem Altıntaş vekilin önce tepki gösterdiğini, başka bir hare sorulmadığı için kabul etmek durumunda kaldığını, ödeme şart koşturduğunu ve münhasır mağdur edildiğini anlatmıştır.  İddianamedeki iddianın aksine olayın mezkur kararlarıyla da hiç bir ilgisi bulunmamaktadır. Müvekkilin olaya ilişkin anlatımı da bir rızayı değil, bir baskı sürecini tanımlamaktadır. Müvekkilin savunmasından hemen görüleceği üzere kendisinin akışı da mahalli bir iş var sürecini göstermektedir. Bağış taleplerini kabul etmeyen son 12 süreçte yaşananlar da öncesindeki bilgiye doğrular niteliktedir. Kanuna aykırı işlemlerin muhatap olduğu, yıllarca yazışmaların yapılmasını beklemek zorunda kaldığı da yine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’nin kararlarıyla sabittir. Sonuyla ilgili verilme kanaatimiz de hatalıdır. Eylemin icbar suretiyle rüşvet olarak vasıflandırılması gerekmektedir. Bu aşamada müvekkilimizin duruşmalardan vareste tutulmasını, yargılamanın sonunda müvekkilin beraatına karar verilmesini talep ediyoruz.

MUSTAFA DUHAN DEMİR AVUKATI İSMAİL HAKKI BAŞARAN SAVUNMASI

Meslektaşımın beyanlarına katılmakla birlikte yalnızca kısa bir ekleme yapmak istiyorum.

Burada ifadesinde Adem Altuntaş ile anlaştığını ve işi takip edeceğini söyledi. Bunun yasal bir zemin olduğuna dikkat çekmek istiyorum. Yani Adem Altuntaş burada haricen işi takip eden biri değil, kurum adında vekaletname almış bir kimse ve bu suretle de yasal bir zeminle işi takip etmesi için kendisiyle anlaşmıştır. İkinci olarak şu meseleye dikkat çekmek istiyorum. İmar planı değişikliği talebi hani usulsüz bir talep değil, bizzat iyi mevzuatta düzenlenmiş bir talep çeşididir ve her birkez bu hakkı kullanabilme ehliyetine sahiptir. Müvekkilin sorusunda geçen mahkeme kararı İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi'nin 2026/189 yürütmeyi durdurma itiraz numarası ile kayıtlı olan mahkeme ilamıdır.

Karar içeriğinde ise şu ifadeler kullanılmıştır: Üsküdar Belediyesi Başkanlığı tarafından dava konusu plan değişikliği ile ilgili 29.05.2025 tarihinde karar alınmasının İBB'den talep edilmesine rağmen yaklaşık 7 aydır İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Belediye Meclisi tarafından herhangi bir işlem yapılmadığı, ayrıca 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 14. maddesinde belirtilen 3 aylık süresinde geçtiği, 2023 yılından bu yana sürecin tamamlanmadığı ve 1 yıl içinde ölçekli plana uygun hale getirilmesi gereken 1/1000 ölçekli uygulama imar planının karara bağlandığı. Yukarıda verilen mevzuata göre onaylandığı ya da onaylanmış sayıldığı tarihten itibaren 15 gün içinde ilan edilmesi gerektiği halde bunun da yapılmadığı dikkate alındığında şeklinde bir tespitte bulunuyor. Bu ilanda da adeta müvekkilin süre içerisinde yasal bir mağduriyeti tescil etmektedir. Netice olarak meslektaşımın suçun iltihap olduğu yönündeki nitelemelerine bende de katılmaktayım. Yargılama sonunda müvekkil beraatini talep ediyorum.

EREN SÖNMEZ SAVUNMASI – 12.10.2026

Sayın Başkan, değerli heyetleri ve sayın savcım hepinizi saygıyla selamlıyorum. Teknik detaylara hiç girmeden hukuki gerçeklikleri, iç yönergeleri ve şahsi durumumu arz edeceğim.  Sayın Başkan, değerli üyeler, benim mesleki tutumum, uzmanlığım, kamu hukukudur. Her koşulda kamu yararı ve hukukun üstünlüğüdür. Hiç serbest avukat olarak çalışmadım. Hep kamu avukatı olarak Maltepe Belediyesi'nde avukat ve hukuk işleri müdürü olarak 2011-2019 yılları arasında görev yaptığım 8 yıl sonrasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde aktif görev yaptığım 6 yıl boyunca her zaman devletin hukukunu ve kamu yararını üstün tuttum.  İBB 1. Hukuk Müşavirliği Türkiye'nin en büyük ve en yoğun belediye müşavirliklerinden müşavirliklerinden biridir. İştiraklar bize bağlı değildir, İETT İSKİ bize bağlı değildir. Müşavirliğin başlıca görevleri belediyenin taraf olduğu davaları takip etmek, belediyenin arabuluculuk faaliyetlerini yönetmek ve ilgili birimlerden gelen yazılı görüşlere bağlayıcı olmayan istişari cevaplar vermektir.

50 bine yaklaşan dava dosyası, her yıl yüzlerce yazılı görüş, binlerce arabuluculuk dosyasının takip gibi bir görevi vardır müşavirliğin. Ben görev sürem boyunca yoğun bir biçimde bu asliyeti görevimi ifa ettim. Fakat iştirak şirketindeki yönetim kurulu üyeliğinde durum oldukça farklıdır. Belediyelerde müdür ve üstü derece görev yapan yöneticilerin iştirak şirketlerinin yönetim kurullarında görev alması, 2004 yılında kabul edilen Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 26. maddesi çerçevesinde uzun yıllardır süre gelen bir uygulamadır. Bu görevlendirmeler idare tarafından yapılmaktadır. Belediyenin iştiraki AĞAÇ A.Ş. ile yönetim kurulu başkanı sıfatıyla bir yıl üç ay süreyle diğer 17 yönetim kurulu üyesiyle aynı şekilde görev yaptım.

Huzurda bulmamın sebebi olan 150 ve 150. eylemlerde ihale fesat karıştırıldığı iddia edilen A.Ş. ile Park Bahçeler Daire Başkanlığı arasındaki ihalede herhangi bir görevinin veya yetkim bulunmamaktadır. Nitekim bu doğrudan alımlar yani AĞAÇ A.Ş.'nin yapmış olduğu alımlar ihaleden aylar sonra gerçekleşmiştir. Bu alımlar nedeniyle dahil olmadığım bir ihale sürecinde suç işlemiş olmamı takdir edersiniz ki mümkün değildir. Kaldı ki eylem 150'de bahsedilen suç tarihi 18.03.2024 tarihi itibariyle de ben AĞAÇ A.Ş.'de henüz görevlendirilmemiştim. İlk iddia eğer AĞAÇ A.Ş.'nin 3G kapsamındaki doğrudan alım işleri ise bunlardan da adından anlaşılacağı üzere bunlar birer alım işidir ihale değildir. Zaten fiilen ve hukuken dahil olmadığım bir süreç gereği şahsım bakımından ihale olmayan bir eylem söz konusu ihale fesat fiilini doğurmaz.

İddianamede bilirkişi raporunda da tek bir doğrudan alım tablosunun bir satırında ismimin geçmesi dışında başka herhangi bir yerde ismim dahi geçmiyor. Sayın Başkan, Kamu İhale Genel Tebliği'nin ihale yetkilisi ve ihale komisyonu başlıklı 5. maddesinin 5.1. bendinde şu açıklama net bir şekilde yer almaktadır. 4734 sayılı kanunun tanımlar başlıklı 4. maddesinde ihale yetkilisinin idarelerin bu yetkilere sahip kişi, kurul veya görevlileri ise kendi mevzuatlarında belirlenmektedir. Bu nedenle idarenin tabi olduğu mevzuat çerçevesinde ihale yetkilisinin idarelerce belirlenmesi gerekmektedir.

Buradaki şu cümleye özellikle dikkatlerinizi çekiyorum: İdarelerin bu yetkilere sahip kişi, kurul veya görevlileri ise kendi mevzuatlarında belirlenmektedir. Peki AĞAÇ A.Ş.'de durum nasıldı? Aslında savunmamın özünü bu soru ve buna cevap oluşturacak belge oluşturuyor. Türk Ticaret Kanunu 367. maddesine göre zorunlu düzenlenen ticaret sicil gazetesinde yayınlanan iç yönerge bu yönerge yıllar içinde sözlü olarak büyük bir değişiklik göstermeden uygulanana gelmiştir. Genel müdürün hangi alanlardan yönetim kurulunun hangi konulardan sorumlu olduğunu ve bu sorumlulukları hangi yöntemlerle yerine getireceklerinin tanımlar. Burada benim görev yaptığım dönemden önce çıkan ve süregelen de aynı şekilde olan Ocak 2024 tarihli motor öneri iç yönerge önem arz etmektedir. Motor öneri ve ticaret sicilinde yayınlanan bu üç yönergenin üçü de üç maddeleri ile 4.1. maddesi çok açık. Kamu İhale Kanunu 3.G maddesi kapsamındaki tüm ihale satın alma, tedarikçi belirleme, kar oranını onaylama ve sözleşme imzalama yetkisinde birinci derece imza ve karar yetkisi tamamen şirket genel müdürüne devredilmiştir. İhalelerin mevzuata ve usulüne uygun yürütülmesindeki ana ve tek sorumluluk bu tescilli imza yönergesi uyarınca genel müdürdedir.

Yönetim kurulunun bu operasyonel alım süreçlerinde hiçbir icrai yetkisi yoktur. Burada şirketin taahhüdü altındaki işlerden söz ederken AĞAÇ A.Ş. ile Park Bahçeler birimi arasındaki ana sözleşmedeki ana sözleşme kapsamındaki işleri kastediyorum. Bu kapsamdaki birinci derece imza karar yetkisi şirket genel müdürüne verilmiştir az önce arz ettiğim gibi. Alımların mevzuata ve usulüne uygun yürütülmesindeki icrai sorumluluk bu tescilli yönerge uyarınca genel müdüre aittir. Genel müdür kendi görev yetkileri çerçevesinde bu seçimleri yönetir nitekim bu süreçleri yürüttüğü görülüyor. İhale yetkilisi bu anlamda genel müdürdür. Bilirkişi ise ticaret sicil gazetesinde yayınlanan iç yönergeyi ve kamu ihale genel tebliğindeki bu açıklamayı dikkate almadan bir sorumluluk tespitinde bulunmuştur. Sayın Başkan, kıymetli üyeler, sayın savcım bahse konu iştirak şirketi AĞAÇ A.Ş. oldukça eski bir şirket. 1997'den beri İstanbul'u günden kentin yeşil alanlarını düzenliyor.

Bünyesinde binlerce insan, yönetici çalışıyor. Onlarca yönetici var. Burada bütün iş ve işlemler için çeşitli prosedürleri var bu şirketin. Şirketin uzun yıllardır kesintisiz biçimde uyguladığı bir satın alma prosedürü de bulunuyor. İç yönerge ile ihale yetkilisi genel müdüre verilirken yazılı savunmamda sunduğum 9 Temmuz 2020 tarihli AĞAÇ AŞ satın alma prosedürü ile üçK kapsamındaki yapılacak satın alımların süreci de tamamlanıyor. Bu prosedürde alım işlemine yönelik bütün detaylar tanımlanıyor. Gelen tekliflere ilişkin olur yazılması, alım yetkilisinin yetki devrine göre genel müdür ya da belirleyeceği yardımcısının onayına sunulacağı belirtiliyor. Dolayısıyla hem iç yönergede hem de satın alma prosedüründe alım sürecini yürüten onaylayan makam açıkça gösterilmektedir. Burada şirket yönetim kurulu yer almaktadır. Yani şunu söylemek istiyorum, AĞAÇ AŞ gibi büyük bir iştirak şirketinin işleyişi karar mekanizmasıyla yöneticilerinin, genel müdürünün ve yönetim kurulunun yetki ve sorumlulukları kamuoyunda tebliğ iç yönerge ve ilgili mevzuattan net şekilde belirlenmiştir.

Sayın Başkan, değerli heyet. İç yönerge ve satın alma prosedürü söz konusu alımlarda yetkinin ve sorumluluğun kimde olduğunu göstermekteydi, az önce arz ettiğim gibi. Şimdi konuyu bir de Türk Ticaret Kanunu ve Yargıtay'ın yaklaşımı açısından ele alıp sözlerime son vermek istiyorum. Türk Ticaret Kanunu 553. maddesi de hukuki sorumluluk bakımından bu ayrımı düzenliyor. İkinci fıkra, yetkiyi devralan kişinin seçiminde gerekli özenin gösterilmediğinin ispatı hali dışında, ki dosyada böyle bir ispat şahsım hakkında yok, kanuna uygun yetki devrinde devralanın fiil ve kararlarından sorumlu olunmayacağını öngörüyor. Üçüncü fıkra ise kişinin kontrolü dışındaki aykırılıklardan sorumlu tutulamayacağını ve bunun gözetim ve özen yükümlülüğü çerçevesinde geçerli kılınmasını söylüyor.

Sayın Heyet, Sayın Başkan, kıymetli savcım. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu da bu konuda net bir çizgi çekmiş. Bildiğiniz üzere Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2019 tarihli kararında devasa belediye iştirak şirketlerinde yönetim kurulu üyeleri gündelik operasyonel işlerden sorumlu tutulamaz, bir yönetim kurulu üyesinin cezai olarak sorumluluk alabilmesi için somut hukuki aykırılıktan bizzat haberdar olması ve buna rağmen müdahale etmeyip talimat vermesi gerekir demektedir. Dosya kapsamında bakıldığında ne bir tanık, ne bir şüpheli, ne de bir itirafçının beyanında şahsımın adının tek bir kelime geçmediği dahi görülecektir. Şahsımın usulsüzlükten haberdar olduğuna veya talimat verdiğine dair dosyada tek bir somut delil, mesaj veya HTS kaydı dahi yoktur.

İddianamede birtakım deliller gösterilmişse de bu delillerin benimle ilgili bilgi sunmadığı da iddianamede sabittir. Hakkımda Türk Ceza Kanunu 235. maddesinde yer alan hileli davranışlarla kimsesinin ihalesine girmesini engellemek veya gizli kalması gereken belgeleri sakladığıma dair doğrudan isnat edilmiş bir eylem de bulunmaktadır. Bu iddianamede de bu anlamda haklılığımı ortaya koyuyor. Bir kamu idarecisi olarak hayatımı, hayatını devletin devamlığına, kamu yararına ve hukukun üstünlüğüne vakfetmiş biri olarak görev alanı dışındaki AŞ'nin iddianameye konu ihale süreçleri ile hiçbir bilgim, ilgim ve yetkim bulunmamaktadır. İtirazım açıktır efendim. Genel müdüre verilmiş yetkinin kullanılmasından dolayı, yalnız yönetim kuruluna görev yaptığım için sorumlu tutulmuyorum. Oysa istinat edilen fiilde hangi işlemin, kararın veya davranışımla, iddia olduğum somut olarak ortaya konulmamıştır.

Öncelikle öncelikler, 5 aydır her hafta eksiksiz uyduğum karakola imza ve yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirlerimin kamu davalarında takip tensip ediyor olmam sebebiyle kaldırılmasını, sonrasında ise beratimi talep ediyorum.

ALİ SUKAS SORUYOR

Ali Sukas: Size tek bir şey soracağım. Merak ettiğim için, bu duruşmada getirdiğiniz seyir nedeniyle hem kolluktaki ifadenizde hem sorgulamada, savcılıkta ifadelerinizin içinde 1 paragraf tekrar ediyor. Burada ne demek istediğinizi anlamak istiyorum. Mesela savcılıktaki ifadenizden okuyorum: “Bilirkişi raporlarında belirtilen söz konusu ihalelere dair tespitler şirketin Genel Müdürü Ali Sukas, genel müdür yardımcıları, ihale komisyonu üyeleri, teknik şartnameyi hazırlayan görevliler ve bunu koordine eden iştiraklerden sorumlu kişi Ertan Yıldız ve iddianameye konu suç örgütü lideri konumunda olduğu iddia edilen Ekrem İmamoğlu'dur.” Yani bu bir yargı cümlesi. Bunun için soruyorum. Yani burada Ağaç A.Ş.'nin ihalelerinden mi bahsediyorsunuz, İBB'nin ihalesinden mi bahsediyorsunuz veya hepsinden mi? Ve burada hadi Ertan Yıldız'ı anladım. Gerçi kendisi orada ihalelerle hiç ilgilenmediğini, bir haber olduğunu söyledi ama yani Ekrem Bey'in rolüyle ilgili burada bir kesin bir yargıda bulunuyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız, yani daha anlaşılır ifade edebilir misiniz?

Eren Sönmez: Ben, somut duruma ilişkin bir şey söylemedim. Sadece idari silsile halinde tabloya dair, idari sorumlulara dair bir silsile yaptım. Yoksa somut bir duruma ilişkin şey değil, orada herhangi bir istinatım da yok. Sadece dediğim gibi bir idare [anlaşılamadı] dair belediyelerdeki silsileyi bahsettim. Burada sizin isminiz olmasaydı veya Ekrem Bey'in ismi olmasaydı başka bir belediye başkanı veya siz sizin yerinize başka bir genel müdür olsaydı onu söylerdim. Burada herhangi bir suça dair bir istinat da bulunmamakta.

Ali Sukas: Yani ikincisi de şunu sormak istiyorum. [anlaşılamadı] Yönetici olarak karşılaştığım problemlerle ilgili, hukuki durumlarla ilgili zaman zaman sizin görüşünüze müracaat eden de birisiyim.

Eren Sönmez: Evet. Bu konuyla alakalı herhangi bir müracaatta bulunulmadı.

Ali Sukas: Bir konuyla ilgili değil, genel yönetim işleyişler adına.

Eren Sönmez: Evet.

Ali Sukas: Teşekkür ederim.

Eren Sönmez: Ben teşekkür ederim.

ESRA KÖYMEN AVUKATI HÜSEYİN CENGİZ SORUYOR

Hüseyin Cengiz: 79 sayfalık ifadeniz var. Ben sadece ikinci sayfa 78 ve 79. sayfa ile bağlantı olmak istiyor soruyorum. Sorularımı yönelteceğim. Herhangi bir değişiklik yapmadan bu ifadelerinizin doğruluğunu kabul ediyor, diyor musunuz?

Eren Sönmez: Şu an hatırlamıyorum tam olarak ne kastettiğinizi. 78-79. sayfa ezberimde yok. Hayır.

Hüseyin Cengiz: Ben sadece ikinci sayfada özgeçmişiniz yazıyor. Özgeçmişinizi pazartesi günü tutanağa geçtik. 78 ve 79. sayfalarda da başka diyeceğiniz var mı? dediğinde açıkladığınız para var. Bununla ilgili herhangi bir değişiklik düşünüyor musunuz? Aynı ifadelerinizi tekrar ediyor musunuz?

Eren Sönmez: Değişiklik düşünmüyorum.

Hüseyin Cengiz: Tamam, teşekkür ederim. Yine dosyada 9. sütunda sizinle ilgili 2019-2025 tarihleri arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi 1. Hukuk Müşaviri olduğunuz yazılıyor. Ancak 2019-2025 Eylül arasında hangi birlikte yönetim kurulu başkanı olduğumuzu biz tespit edemedik. Ağaç A.Ş. de hangi tarih arasında yönetim kurulu başkanı olduğunuz?

Eren Sönmez: Ağaç A.Ş.’de Eylül 2024, Aralık 2025.

Hüseyin Cengiz: Peki. Parklar Bahçeler Daire Başkanlığı, yani bağlı olduğunuz belediye ile Ağaç A.Ş. davanın yürüttüğü dava olduğu dönemde yönetim kurulu başkanı mıydınız?

Eren Sönmez: Yok değildim.

Hüseyin Cengiz: 1. Hukuk Müşaviri miydiniz?

Eren Sönmez: Yok değildim.

Hüseyin Cengiz: Davayı hatırlıyor musunuz?

Eren Sönmez: Hatırlamıyorum.

Hüseyin Cengiz: Tamam. Teşekkür ederim. Şimdi biraz önce Türk Ticaret Kanunu'ndaki sadece 553. maddeyi söylediniz ama biz aynı formasyonu aldığınız için ben yönetim kurulu başkanı olmanız nedeniyle size Türk Ticaret Kanunu'nun 365, 367, 374, bağlılık ve özen yükümlülüğü özel 369, 377 A, B, D ve 553’ü sayabiliyorum. Şimdi bunların kısaca özetiyle sorum şu: Şirketin yönetim kurulu başkanı, şirketin altındaki genel müdür, genel müdür yardımcısı ve benzerleri tek başına alamaz. Görevden alamaz. Genel müdürü göreve atayamaz.

Eren Sönmez: Bu doğrudur. Görevden alamazsınız. Genel müdürü göreve atayamazsınız.

Hüseyin Cengiz: Ama şirketin yönetim kuruluna, genel müdür ya da diğer yöneticilerin görevden alınması teklifini götürebilir. Siz bu ifadenizde, özgeçmişinizde belirttiğiniz ikinci sayfayla diyecekleriniz olan 78 ve 79. sayfada da Ali Sukas’tan bahsediyorsunuz. Sıkıntılarından da bahsediyorsunuz. Yönetim kurulu toplantısında Sukas’ı görevden almayı güne getirdiniz mi ya da gündemde tartışma oldu mu? Yani kısaca Ali Sukas şikayet edilen bu Ali Sukas’ı niye görevden almadınız?

Eren Sönmez: Efendim, belediyede… Sanırım belediye pratiğine biraz uzaksınız sayın meslektaşım… Büyükşehirlerde belediye şirketlerinde bürokratlar ikinci görev olarak icrai bir operasyonel görev değil, tamamıyla idarenin takdiriyle belli sosyal hakları tamamlama amacıyla giriyorlar. Dolayısıyla bizim icrai ve operasyonel benim değil, 30'a yakın iştirak şirketinin hiçbirinde bu şekilde icrai bir pozisyon zaten yetki değerinde o yüzden yapıyoruz en başta. Dolayısıyla öyle bir durumun fiilen benim konumum sadece benim değil, yani hangi 30 iştirak şirketinin yönetim kuruluna sorarsanız sorun, bunu mümkün olmadığını teyit edecektir. Hem mevzuat anlamında, pratik anlamında, operasyonel anlamında. Dolayısıyla bu şekilde cevaplamak istiyorum.

Hüseyin Cengiz: Evet, haklısınız. Belediyelerle tek ilişkim memur ve maaş ödemekle ilgilidir. Onun için bir ilişki yok. Şimdi yine avukatlık yasası 38. B ve 36. maddede bizimle ilgili neler yapacağımızı düzenlemişti. 657 sayılı devlet memurları kanunu 28. maddesindedir ya da 30. maddesindedir. Bu nedenle Türk Ticaret Kanunu'ndaki hükümlere rağmen yönetim kurulu başkanlığını yaptığınız Ağaç A.Ş.'de 1. Hukuk Müşaviri olduğunuz büyükşehir belediye başkanı, belediyesi arasındaki uyuşmazlıklarda menfaat en korunması amirde bize ciddi mesleki ilke ihlalleri anlamında sorumluluklar yüklemektedir. Bu kapsamda, Ağaç A.Ş. ile suçlandığınız olay ve diğer sanıkların suçlandığı olay gizli bilgileri, özellikle yaklaşımına ilişkin inşadır. Bu kapsamda sanık bir sorumlulukla ilgili, sorumluluk duygusu ile ilgili yönetim kurulu başkanlığı görevinden ayrılmamanızı hiç düşününüz mü?

Eren Sönmez: İdarenin takdiri dediğiniz seçimden bir süre sonra zaten görevim sona erdi.

Hüseyin Cengiz: İfadenizin 78. ve 79. sayfasında, bizim iddianame, birleşik iddianamenin ikinci sayfasında anlatılan, önceki davada iftarnamede de anlatılan sistem var. İddianamedeki sistemle, iki iddianamedeki sistemle ifadenizdeki sistemin aynı şey midir?

Eren Sönmez: Bunda da benim bir tespitim veya takdirim yok. Ben tamamen Büyükşehir Belediye Kanunu'ndaki hiyerarşik yapılandırmadan bahsettim.

Hüseyin Cengiz: Efendim, tutanağa geçmesi üzerine sanık İBB birliğin 1. Hukuk Müşavirinin belediye başkanlığına çok yakın birebir şişirip ve iddia her iki iddianamede başlısı kısmında iddia edilen eğer bir sistem varsa, sistemin içinde olduğu için hakkında suç duyurusunda bulunulması ve eklenecek, ancak iddianamenin mevcut davayla birleştirilmesine karar verilmesini talep ediyorum. Son soru. Gözaltından sonra tutuklamaya sevk de iki ayrı salonda iki gruba bölündük. Siz sizin olduğunuz salonda ağırlıklı olarak Ağaç A.Ş. çalışanları, birinci salon önünde de ağırlıklı olarak İBB çalışanları vardı. Kendi duruşunuza giren tutanaklardaki hazır avukatınızın yanında, savcınızın yanında iki meslektaşınız daha vardı. Bunlardan birisi size sanık tamam birleşiyoruz çözüldü sorun serbestsiniz dedi. Mail için dedi? Nerede, nasıl, hangi işaretle size serbest cevabınızı aldınız hatırlar mısınız? Soru bu.

Avukat: Sorunun iddianamedeki sanığın yargılandığı eylemle bir ilgisi yoktur.

Hâkim: Konuyla ilgisi yok zaten. Başka sorumuz var mıdır?

EREN SÖNMEZ AVUKATI YİĞİT ACAR SAVUNMASI

Sayın heyet, müvekkil açıkça söylemek gerekirse 20 yıllık arkadaşım olması yanı sıra idare hukuku anlamında en güvendiğim hukukçuların başında olması sebebiyle kapsamlı bir şekilde işin esasına yönelik hukuki tespitleri yaptığını söyleyebilirim. Ve sizleri de çok yormadan maddi gerçeğe ilişkin tasarı savunmamızı tamamlayacağız.  Müvekkilin Eylül 2024 - Ocak 2026 tarihleri arasında, az önce sanık müdafilerinden Çağatay Bey'in de sorduğu ve ifade ettiği üzere aldığı görevin niteliği burada aslında tekrar hatırlamamız gerekir ki ortaya çıkmıştır. İdarenin işleyişinde bürokratik bir görevin burada sanki yetki ve sorumluluk bağlamında bir bütünmüş gibi yorumlanarak tek başına eylemlerin tarafı ve sorumlusuymuş gibi düşünülmesi esasen hukuka aykırı bir yaklaşımdır.

Öncelikle müvekkil ihalelerin yetkilisi değildir; operasyonel ya da icraat faaliyeti içinde değildir; ihale komisyonlarında bulunmamıştır. Maliyetin hazırlanmasında teknik ya da idari şartnamelerin oluşturulmasında, firmaların davet edilmesinde ya da bu tekliflerin değerlendirilmesinde, bu işlemlerin EKAP'a yüklenmesinde ya da sözleşme süreçlerinde herhangi bir sorumluluğu ya da hukuki nitelikteki bir eylemi bulunmamaktadır. Keza yine Kamu İhale Kanunu'na göre ihale yetkilisi kapsamında değerlendirilemez.  Az önce ifade edildiği üzere yetki devrinin çok açık şekilde gerçekleştirildiği ve sadece müvekkille ilgili değil, Türkiye'de hemen hemen bütün büyükşehir belediyelerinde bu tarz iştirak şirketlerinde yapılan genel müdüre ve silsile halinde görev yapacak çalışanların iş ve işlemlerini hukuka uygun olarak yerine getirmesi, kamu yararına faaliyetleri bir bütün içinde ve aynı zamanda usul ekonomisine uygun şekilde yürütmeleri açısından üstlerinde de bir idari vesayet yaratmamak adına da bu yetki devirleri gerçekleştirilmektedir. Bizdeki bir olaya somut ya da haricen tekit yapılan bir işlem değildir, onun altını çizmek gerekir.

Bunun yanında iç yönergeden de bahsedilmiştir. İç yönergenin kabul tarihi de keza müvekkilin Yönetim Kurulu Başkanı olarak göreve başlamasından öncedir Sayın Başkanım. Bunun da altını çizelim; yani cezada şahsilik ya da cezada kanunilik gibi ceza hukukunun iki temel ilkesinden yola çıkarak ortada mahkemenin yapacağı ileride bir suç tespiti olsa dahi eylemlerin tarihleri ve olayların tarihleri değerlendirildiğinde müvekkil bu tarihlerle ilgili kesişmemektedir. Bunun da altını çizmemiz zorunludur. Bununla birlikte bu yargılamanın temelinde konuştuğumuz üzere herhangi bir müvekkil aleyhine beyan, herhangi bir görüşme, herhangi bir itirafçı söylemi ya da olası bir delil başlangıcı olarak değerlendirebileceğiniz herhangi bir husus ortada yoktur.

Bununla birlikte az önce söylediğim yaklaşık maliyetin hazırlanması meseleleriyle ilgili aslında kanunun gerekçesini ve ruhunu okuduğumuzda da herhangi bir ihaleye fesat mantığı ortaya çıkabilir. Burada özellikle Kanun 235'e 2a ve b bendinde ortaya konulan şartlarla ilgili müvekkile somutlaştırılabilecek herhangi bir eylem, o eylemin maddi unsuru ortada değildir. Yani teklifle ilgili mevzuata ya da şartnameye aykırılığı kendisinin kapatması, herhangi bir bilginin başkasına ulaşmasını sağlaması ya da bunu engellemesi ya da bunu yaparken bir kişinin zararına, bir kişinin ya da tüzel kişinin de tabii ki bu, mağduriyetine yol açacağı bir somut iddia ortada söz konusu değildir. Yine kanunun a maddesinde ihaleye katılım yeterliliği koşulları, bunlara sahip tüzel kişiliklerin ihaleye katılmasını engellemesine yönelik hiçbir somut iddia soruşturma aşamasında da, iddianamede de söz konusu değildir. Bu bağlamda şahsileştirilmemiş bir iddianameyle karşı karşıya olduğumuzu ifade etmek gerekir.

Yine az önce de tartışıldı; Türk Ticaret Kanunu'nun amir hükümleri vardır. 374. madde genel yetkiyi nitelemekle birlikte 375. madde devredilemez görev ve yetkileri dayatmaktadır. Ama yönetim kurulunun genel müdüre vereceği, yapacağı bir yetki devrinin yasaklandığına dair bir kanuni düzenleme söz konusu değildir. Bu bağlamda da 376. maddede yönetimin devri tam da burada kanuni niteliği oluşacağı üzere idarenin bir bütün içinde hızlı ve faydalı sonuçlar ortaya çıkarmak için kamu yararına uygun olarak çalışmasını sağlayacak yetki devrine cevaz vermektedir, izin vermektedir. Nasıl ki kurumlar tek kişiden ibaret değildir, asıl iştirak şirketlerinde tek başına Yönetim Kurulu Başkanının görev yaptığı süre bağlamında tüm sorumluluk ona addedilemez noktadadır.

Aksi düşüncede Sayın Başkanım, 150 no'lu eylemde müvekkil zaten o sırada Yönetim Kurulu Başkanı dahi değildir. Biz Ticaret Sicil Gazetesi'nin örneğini birazdan tekrar arz edeceğiz. İddianameyi hazırlayan iddia makamı, iddianamenin hazırlanmasına sebep olan bilirkişinin raporunu hazırlayan heyet bu maddi gerçekleri ne yazık ki göz ardı etmiştir. Bunu göz ardı etmekle kalmayıp müvekkile yönelik herhangi bir somutlaştırma yapmayıp sadece bir Excel tablosunda Yönetim Kurulu Başkanı sıfatıyla adını yazarak konuyu bir suç eylemiymiş gibi anlatmakla yetinmiştir. Onun dışında iddianamede şahsileştirilen ya da somutlaştırılan herhangi bir unsur ya da delil başlangıcı olmadığı için müvekkilin açık ve bariz şekilde herhangi bir suça temas eden eyleminin olmaması, görevini kötüye kullanmaya yönelik kast ya da taksirle de hareket etmediği, ihmale yönelik ihmali bir davranışın olmadığı hususları göz ardı edilmeksizin atılı suçtan öncelikle beraatini, aksi takdirde mahkemenizin bir kanaati varsa o yönde de bir suçun oluşmaması sebebiyle atılı eylemden beraatini talep etmekteyiz.

Bununla birlikte, az önce de ifade etti, kendisi hâlâ devlet memuru ve Büyükşehir Belediyesinde aktif çalışan bir avukat olarak duruşmalarını takip etmektedir. Bu bağlamda bu sabah bile biz önce daireye gittik, ardından huzurunuza gelebildik. Başta imza tedbirinin, adli kontrolün kaldırılmasını talep ederiz. Taktiriniz olursa yurt dışına çıkış yasağının da kaldırılmasını talep ediyoruz. Çok bir ihtiyacı olmasa da lekelenmeme hakkı ve hak gaspına yol açmamak için. Çünkü orantılılık ve ölçülülük ilkelerine mahkemeniz dikkat etmektedir, buna yönelik bizim de talebimiz mevcuttur. Az önce hukuki bir karar verdiniz, adli kontrolü ev hapsi şeklinde kaldırılırken, bir değerlendirmenizde de müvekkil açısından çift taraflı kontrolün kaldırılmasını talep ederiz. Saygılarımla.

SELİM MARANGOZ SAVUNMASI – 12.10.2026

Sayın Başkan, sayın heyet; savunmama geçmeden önce kısaca kendimi anlatmak istiyorum. Ben orman eğitimimi İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Bölümünde tamamladım. 2007-2010 yılları arasında BİMTAŞ bünyesinde, 2010 yılından 2026 yılı Temmuz ayına kadar Ağaç A.Ş. bünyesinde çalıştım. Ağaç A.Ş.'de 2010-2016 yılları arasında Kontrol Mühendisliği, 2016-2018 yılları arasında Anadolu Yakası Yeşil Alan Uygulama Bölge Şefliği, 2018-2020 yılları arasında Avrupa Yakası Yeşil Alan Uygulama Bölge Şefliği, 2020 yılında Yeşil Alan Proje Uygulama Müdürü, 2021-2024 yılları arasında Anadolu Yakası Yeşil Alan Uygulama Bölge Müdürü, Ocak 2025'ten tutuklanma tarihim olan Mayıs 2026 tarihine kadar da Satın alma Müdürü olarak görev yaptım.

Tahliye olmamın hemen ardından da kurum tarafından öncelikle izne çıkartıldım, ardından da işe işe başlatılmadan iş sözleşmem sona erdirildi. Satın alma Müdürlüğüne gelmem de şöyle oldu; ben 2024 sonu 2025 başı gibi emekli olmayı düşündüm. 2024 yılının sonlarında Genel Müdürümüz Ali Sukas Bey, Ümit Polat'ın rüşvet ilişkileri içerisinde olduğunu öğrendiğini ve bu nedenle onun satın alma Müdürlüğü görevinden alınacağını, ardından satın alma Müdürlüğüne benim getirileceğimi söyledi. Ben kendisine emekli olmayı planladığımı, ayrıca satın alma ve ihale süreçleri konusunda herhangi bir tecrübem bulunmadığını söyledim. Buna rağmen "Sen emekliliği düşünme, satın alma bizim birimin zaten bir uygulama biçimi var, sen asal satın alma müdürü olarak sana getirilen teklifler içerisinden en uygun olanları imzalayacaksın, zaten süreç içerisinde öğrenirsin" dedi. Ayrıca yaklaşık 20 yıldır kurum bünyesinde güvenilir bir şekilde görev yaptığımı, herkesin bana güvendiğini ve geçmişi temiz birinin bu görevi yapması gerektiğini söyledi. Ben de emeklilik maaşının düşük olması ve bana yapılan teklifin maaş yönünden cazip olması nedeniyle bu teklifi kabul ettim.

Ben göreve başladıktan sonra ise Ümit Polat yanıma gelerek Genel Müdürümüz Ali Bey konusunda dikkatli olmam gerektiğini, beni kullanabileceğini ve tedarikçi firmalar üzerinden benden para talep ettirmeye çalışabileceğini söyledi. Buna karşılık Genel Müdürümüz Ali Bey, Ali Sukas Bey göreve başlarken bana Ümit Polat'ın kendisinin adını kullanarak "Ali Sukas istiyor" diyerek tedarikçilerden zorla para aldığını, bu nedenle tedarikçilerin bana yaklaşarak menfaat sağlamaya çalışabileceklerini söyledi. Açıkçası her iki tarafın da birbirini suçladığını gördüm ve gerçekte neler yaşandığını o dönemde tam olarak anlayamadım. Ancak ben göreve geldiğim tarihten bir süre sonra söz konusu rüşvet iddiaları artık kurum içi söylentilerin ötesine geçmiş, basına ve kamuoyuna yansımaya başlamıştı. Bu nedenle kimse benimle açık şekilde menfaat ilişkisi kurmaya veya doğrudan para talep etmeye cesaret edemedi. Zaten bu süreçte yargılanan ya da savcılıkta ifade veren kimse benim kendilerinden menfaat talep ettiğimi ileri sürmedi, süremez de. Satın alma Müdürlüğünde Genel Müdürümüz Ali Sukas Bey ile birlikte çalışma dönemim Ali Sukas Bey'in tutuklanmasına kadar yaklaşık 5-6 ay boyunca sürdü.

Ali Sukas Bey tutuklanana kadarki dönemde yapılan işler ile ilgili satın alma süreçlerini de anlamadığım için bana şaibeli gelen işleri sorguladığımda bana verilen cevapları savcılık ifademde anlattım. Zaten göreve geldikten sonra da bana satın alma süreçlerini kimse öğretmedi. Geçmişte yapılan alımlara ve dosyalara bakarak nasıl yapıldığını anlamaya çalıştım. 11 Mayıs 2026 tarihinde tutuklandığımda ben herhangi bir suç işlemediğim için ne olduğunu anlayamadım. Sonrasında avukatım bana hakkımdaki iddiaları ve ihale süreçlerini detaylı anlatınca benim de bu dönemde gözlemlediğim şaibeli hususları anlatmak için tekrar savcılığa başvurdum ve etkin pişmanlıktan yararlandım. Savcılık ifadelerimin arkasındayım. Ancak tam olarak anlaşılması adına bu süreçte gözlemlediğim ve bildiğim hususları huzurunuzda detaylı olarak anlatacağım.

Ağaç A.Ş.'de ağaç satın alma süreçleri genel olarak şöyle işliyordu: Fidanlıklar Müdürlüğü Müdürü Kerem Celil Uzunlar talep açar, Ali Sukas Genel Müdürümüz bu talebi onaylar, Satın alma Şefi Fatih Yağcı da tedarikçilerle görüşüp teklifleri toplar ve bana getirirlerdi. Ben de bana sunulan evrak ve teklifler üzerinden en uygun teklifi veren firma şartları sağlıyorsa alımı imzalıyordum. Ancak arka planda ne konuşulduğunu, firmaların neye göre seçildiğini, firma havuzunun nasıl oluşturulduğunu, kimlerle nasıl ilişkiler kurulduğunu bilmiyorum. Bugün dönüp baktığımda benim bilmediğim ve dahil edilmediğim çok fazla şey olduğunu anlıyorum. Zaten ben göreve geldiğimde hazır kurulmuş bir sistem içerisine getirildim. Teklif alınacak firmaların listesi belliydi, sadece bu listede olan firmalardan teklif alınıyordu. Ağaç A.Ş. istisnai alım yöntemi kapsamında genelde 3/a ve 3/g ihalesi yapar. 3/a ve 3/g ihalesi dışarıdan istenen ve şartları sağlayan herkesin katıldığı değil, Ağaç A.Ş.'nin gidip direkt firmalardan teklif aldığı ve en uygun teklifi veren firmaya işi vererek yaptığı ihalelerdir. Benim burada fark ettiğim ilk husus, alım yapılan işlerde ve ağaç alımlarında olan tedarikçi firmaların çoğunun uzun yıllardır Ağaç A.Ş.'ye iş yapan firmalardan olmasıydı. Bu hususu sorguladığımda da bana tedarikçi değerlendirme formları gösterilerek bu tedarikçilerin başarılı olduğu, yeni bir firma sokmanın riskli olduğu, listedeki firmaların uzun yıllardır bu işi yaptığı söylendi.

Ancak burada şöyle bir parantez açmak istiyorum: 3/a ve 3/g ihalesi kapsamında alım yapılan her iş şaibeli değildir. Ağaç türlerinin dönemsel yetişmesi, belli süre içerisinde saksıya dikim yapılması gerekmesi gibi sebepler nedeniyle bu işler açık ihale ile yapılamaz. Açık ihale ile yapılıp bir firmaya verilse bile o ihaleye itiraz edildiğinde ve itirazın değerlendirilmesi uzun süreceği için o dönemde ağaç saksıya dikilemezse dönemi geçer ve o ağacı artık yetiştiremezsiniz. Ancak ağaç dışında yapım ve hizmet işleri de böyle niteliksiz istisnai alımlarla gerçekleştirilirdi. Bunun süreklilik arz etmesi ise benim dikkatimi çekerdi. Ben göreve başladıktan sonra bazı satın almalar oldu. Bana inisiyatif gösterilen, imzamın olduğu bitki alımları ve malzeme alım işleri 2024/120 3670 İKN'li ana ihalenin alt alımı değildir. Bu hususta yanlışlık vardır. 2024/104 3670 İKN'li ana ihale ve buna, bu ana ihalenin alt ihaleleri ben satın alma müdürü olmadan önce yapılmış ve tamamlanmıştır. Benim imzamın bulunduğu alımların üst dosyası yani ana ihalesi yoktur. Bana şaibeli gelen konulardan biri de budur. Yani üst dosya olmadığı için yıl içerisinde hangi alımların yapılacağı belli değildi. Bu nedenle de önüme "Şu kadarlık alım yapacağız" diye talep gelir, ben de talep olunca mecbur alımı yapardım. Ancak bir süre sonra yakın tarihlerde sık sık alım talebi gelmeye başlayınca bu hususu sorguladım.

Savcılıkta da bahsettiğim üzere 2025 yılı içerisinde 2025/237 497, 2025/415 398, 2025/445 691 ve 2025/454 412 İKN numaralı doğrudan alımlar yapıldı. Yapılan ihalelerin her birinin konusunun aynı olmasına rağmen bu ihaleler parçalara bölünmüş bir şekilde kısmi teklife açık tutularak ihale edildi. Burada tekrar bir açıklama yapmak istiyorum: Kısmi teklife açık tutularak derken kastettiğim şudur; örneğin bir ağaç türünden 1000 adet alım yapılması gerekiyor, firmalara gidip ellerinde ne kadar ağaç olduğu soruluyor ve örneğin bir firmadan 700 adet kısmi alım yapılıyor. Sonrasında kalan 300 adet için tekrar 3g alıma çıkılıyor. O 300 adet için de başka bir firmadan 200 adet alım yapılıyor. Kalan 100 adet için tekrar 3g alıma çıkılıyor. Böyle yapılarak aslında tek seferde alınabilecek 3g alım için kısmi teklife açık şekilde parça parça alınıyor. Bu alımlar yapılmadan önce hangi firmada ne kadar ağaç bulunduğuna yönelik olarak Fidanlıklar Müdürlüğü, Kerem Celil Uzunlar ve Satınalma Şefi Fatih Yağcı tarafından bir çalışma yapılmıştı.

Vermiş olduğum 4 adet ihalenin Kısmi teklif açık olarak yapılmasının sebebi, herkesin stokunda bulunan ağaçların yönetmelik ihalesinden kaynaklanıyordu. Zaten bu ihaleler incelendiğinde çok sayıda firmadan alım yapılmış olduğu dosyalarda da mevcuttur. Bu alımların talebi Planlama Müdürü Kerem Celil Uzunlar'dan geldi ve Genel Müdür Ali Sukas’ın onayıyla alımlar yapıldı. Ağaç alım ihalelerinin parçalanmış olması bir diğer sebebi 3G kapsamında istisnai nitelikte alım yapılmak istenmesinden kaynaklanmaktadır. Aksi takdirde limitinin üzerinde ve kalıcı olması için açık ihale yapılması gerekmekte olup, bunu bertaraf edebilmek için parçala bölündü. Ayrıca 3G alımının da kendi içerisinde kısmi teklif açık olarak yapılmasının sebebi, genel müdürün belirli bir limite kadar olan alımları tek imzayla çıkabilecekken, belediyenin limitinin üzerinde olan alımlarda Ağaç AŞ yönetim kurulundan onay alması gerekiyordu.

Yani örnek vermem gerekirse, 3G kapsamında 1000 adet ağaç alımının tek firmadan alınabilecekken, birden fazla firmadan kısım kısım olarak 1000 adet tamamlama yapılıyordu. Bu ihalesini verdiğim alımların o kadar fazlaydı ki herkesin dikkatini çekti. Bu kadar fazla yatırımın ağaç alınmasına Ağaç Aş şirketinin ihtiyacı yoktu. Ben de bu durumdan şüphelenerek bu alımın devamının gelmeyeceğini genel müdür Ali Sukas’a sundum. Kendisi bana başka alımın gelmeyeceğini söyledi. Ancak bundan kısa süre sonra Kerem Celil Uzunlar tarafından yeniden bir ağaç alım talebi açıldı. Bu talepte sadece "şu kadar ağaca ihtiyacımız var" diye ağaç adetleri yazıyor. Bu kadar alıma ihtiyacımız bulunmadığı için, zaten artık 3G kapsamında alım yapılmasından da rahatsız olduğum için, bu talebi genel müdür tarafından onaylansa bile imza atmayacağımı, satın alma müdürü olarak onay vermeyeceğimi söyledim.

Zaten bu olaydan kısa süre sonra da Ali Bey tutuklandı ve birden ağaç alım talebi ilettik. Ben daha sonra tarafıma bildirilen alım taleplerindeki ağaçları zaten önceden fidanda getirdiğini, aslında bu talebin ihalesiz gerçekleşen alımları yasal zemine kavuşturulmak için yapıldığını, operasyonlar nedeniyle de bunların ihalesinin gerçekleştirilemediğini öğrendim. Operasyondan sonra sadece alımlar değil, Planlama Müdürü Kerem Celil Uzunlar tarafından daha önce sıkça çalışılan 3A ve 3G kapsamındaki ağaç alım taleplerinde sona erdi. Bu halin için önceki yoğun alımların gerçek ihtiyaçtan kaynaklanmadığı şüphelerimi daha da güçlendirdi.  Ayrıca her ne kadar görev ve yetkim olmasa da, ana iddianamenin düzenlenmesinden sonra iddianamede adı geçilen tüm firmalardan bir daha teklif almamasını, alınsa dahi bu teklifleri onaylamayacağımı söyledim. Bu işler kurum kayıtları üzerinden kolaylıkla tespit edilebilir. Bu adım nedeniyle görevden alınıp ihraç edilme idareye göz altı almıştık. Nitekim bu süreçte hemen görevime son verileceğini de zaten düşünüyordum.

İddianamede atfedilen 2025/681338 İKN numaralı ihale ile yasal yaşam peyzaj, 2025/611635 İKN numaralı ihale ile İnterş mimarlık ve 2025/578212 İKN numaralı ile (anlaşılmadı) firmalarından malzeme alımı gerçekleştirilmiştir. Bu ihaleler yapılmadan önce bu firmalara bu işler verilmiş olup, bu firmalar tarafından alınacak malzemeler kuruma teslim edilmeye başlanmış ve ihaleler de daha sonradan yapılmıştır. Bu ihalelere şefi ihale şefi Fatih Temur olup, husus tabii ihale tamamlandıktan sonra Fatih Temur'un bana anlatması üzerine öğrendim. İddianamede adı geçen 2025/516381 İKN numaralı yapraklı ithal ağaç alımı gerçekleştirilmiştir. Yurt dışından hangi ağaçların tedarik edileceği önceden piyasadaki bir kısım firmalarla paylaşılmış, bu firmalar yurt dışından bu ağaçları temin ederek stoklarını almış, daha sonra ithal ağaç alımı ihalesine çıkıldığında sadece bu firmaların stoklarında bu ağaçlar yer aldığı için ihaleler bu firmalar üzerinde kalmıştı. Bu işi genel müdürü Ali Sukas ve planlama müdürü Kerem Celil Uzunlar organize etmiş olup, evrak işlemleri ise Fatih Yağcı yapmıştır. Mal alımı hususu yine yerli tamamlandıktan sonra Fatih Yağcı’nın bana anlatması üzerine öğrendim.

Savcılıkta ifademde bahsettiğim bir diğer husus, Seka peyzaj ismini firma Murat dağdeviren şahıstır. Bu firmanın üretim sahası bulunmadığı gibi üretim belgesinde göremediğim ağaçlar şeklinde konuşulduğu üzere almış olduğu ihalelerde teslim etmesi gereken ağaçları diğer üreticilerden tedarik ederek teslim eder. Yani aslında Seka peyzaj yerine üretim sahası olan bir firma davet yapmasının daha verimli ve daha az maliyetli olacağını düşündüm. Zaten Ali Sukas beni bu konuda uyardı. Üretim sahası olan firmalardan alım yapalım, teklifleri değerlendirirken hususa dikkat et dedi. Buna rağmen bir süre sonra Planlama Müdürü Kerem Celil Uzunlar Seka peyzaj mutlaka teklif alınması gerektiğini sunarak sıra baskı yapmaya başladı ve Seka peyzajdan teklif almaya başladı. Ben de bu durumu anlayamadım zaten.

Ayrıca son olarak iddianamede yer aldığım eylemde bulunmayan ancak dosyadaki araştırma tutanaklarında bulunan ihale evraklarını incelerken bir hususu fark ettim. Bunu da beyan etmek isterim. 2025/57424, 57024 İKN numaralı kurak ve toprak sahası 9.000 ton hafriyat nakliyesi işinde satın alma müdürü vekili olarak gözükmekteyim. Ancak tarafıma bu iş için vekalet verilmediği gibi, ben bu alımı vekil olarak hiçbir zaman imza atmadım. Bu hususun araştırılmasını talep ediyorum. Ben bu görevde bulunduğum süre boyunca hiç kimseden para almadım. Herhangi bir menfaat temin etmedim ve kimseye menfaat sağlamasını bilerek hareket etmedim. Hiçbir ihalenin hangi yöntemlerle ve nasıl yapılacağına ilişkin kararı ben vermem. Teklif istenecek firmaların belirlenmesi, tekliflerin toplanması ve firmalarla anlaşılması aşamalarına ilişkin bir olayım olmadı. Benim görevim, bende gelen teklifler arasından bana sunulan evraklara göre şirketin menfaatini sağlayan en uygun teklifi seçmek ve ilgili evrakların imzalardır. Teklifler elime gelmeden önce firmalarla neler konuşulduğu, firmalarla gayri resmi anlaşmalar yapılıp yapılmadığını ve bu süreçte neler yaşandığını bilemem.

Bu vesileyle alım evrakına imza atılması ihalenin yapılma yönetimini, teklif toplama sürecini veya firmalarla kurulan anlaşmaları benim belirlediğim veya onayladığım anlamına gelmez. Benim yargılandığım eylem kapsamında yalnızca 3G kapsamındaki alım teklifleri yer almaktadır. Bu alımların bağlı olduğu bir üst dosya bulunmadığı için, yıl içerisinde toplam ne kadar ağaç alınacağı veya hangi ihtiyaçların karşılanacağının planlandığı stok durumunu önceden bilmiyorum. Talepler önüme toplu olarak değil, farklı zamanlarda parça parça geliyordu. Her bir talebin toplam bütçe içerisindeki yerini, talep edilen miktarın gerçekten ihtiyaç olup olmadığını ve devamında başka alım taleplerinin gelip gelmeyeceğini o aşamada bilemiyordum. Ben de önüme getirilen her bir talebi o anda bana sunulan evrak ve teklifler üzerinden değerlendirerek yapmayı sağlayan en uygun teklifi onaylıyordum. Alımların bütünü baştan görme imkanı olmadığı için süreç içerisinde şüphe uyandıran bazı hususları o dönemde tam olarak anlamlandıramamıştım. Bugün ise bu alımları bir arada ve sonradan gelen bilgilerle birlikte daha sağlıklı değerlendirebildiğim mecburum. Bu dönemde bana şüpheli gelen ve bildiğim ve gözlemlediğim hususları tüm açıklığıyla anlatma ihtiyacı hissettim.

Bütün geriye dönüp baktığımda en büyük hatamın bilgi ve tecrübenin olmadığını bir görevi kabul etmek olduğunu düşünüyorum. Bildirim ve gözlemlediğim hususları heyetin önünde savcıya tüm açıklığıyla anlattım. Bu ifadeleri verip tarihe olduktan sonra ise kuruma gittiğimde, özellikle yürütme ismini kodun ağırlaşmış suçun işlenmesine her bir alım bakımından fiilen yaptığım işlemler, görevimin sınırları ve o tarihte bildiğim hususlar dikkate alınarak yapılmıştır. Aksi geçen dönemde bilerek isteyerek ve müdahil olarak bir husus süzük yapmadım.  Bu sebeple öncelikle haftada iki gün imza şeklinde verilen adli kontrol kararının, yurt dışına çıkış yasağının kaldırılmasına, beratime karar verilmesini, aksi takdirde etkin pişmanlık kapsamındaki beyanların dikkate alınarak cezalandırılmamasına karar verilmesini talep ediyorum.

SAVCI SORGUSU

Savcı: Selim Bey, ihalesi yapılmayan alımlardan bahsetmişsiniz, konuyu açar mısınız?

Selim Marangoz: Bitkiler geldi başkanım. Yani gelmiş ama talep geldi. Benim orada bitkilerin geldiğini bilme şansım yok zaten, diğerleri bana gelmiyor. Ayrıca çok fazla üst üste bu talepler geldiği için, zaten dönemsel olarak o talebi karşılamak da mümkün değil. Çünkü artık mayıs aylarına geldi yani grup dolu bitkileri alma dönemi geçmiş durumdaydı. Dolayısıyla ben zaten alımı böyle bir yerinde yapmayacağım, bunun işinin ayrı olduğunu anladım. Hemen onu şey yaptım.

Savcı: İhalesi yapılmadan alım olmuyor, daha sonra alım işleri bittikten sonra mı hani gösterge ihale hazırlanıyor?

Selim Marangoz: Evet böyle bir durum olduğundan çok şüphelendim. Ben bunu beğenmeyip iade istedim.

Savcı: Hatta beyanınızda bu konuda Kerem Celil Uzunlar isimli şahıs tarafından ben Satın Alma Müdürü olduktan sonra tarafıma alım için evrak sunup, onaya evrak göndermiş olup, benim tarafımdan ise bunlar onaylanmaz şeklinde beyanınız var. Evet.

Savcı: Bahsettiğiniz ihalesi olmadan alımı eşliyor yoksa genel bir beyan mı?

Selim Marangoz: İhalesi olmayan.

Savcı: Yine beyanınızda şöyle de bahsetmişsiniz, ihalesi gerçekleştirilmemiş alımları yasal zemine kavuşturmak için onaya sunulduğunu öğrendim şeklinde beyanınız var. Evet.

Savcı: Siz kaç ay görev yaptınız?

Selim Marangoz: Ben 2025 ocak ayında başladım göreve. O zaman üçer dört aylık

Savcı: 3-4 aylık süreçte bile ihalesiz alımlardan bahsedebiliyorsunuz, doğru mu?

Selim Marangoz: Hayır ama ben bunları, yani o zamanki şeyi 3G çok üst üste oldu, meclisten geçtiği için bu talebe uygun görmedim. Ben daha sonra bunun ağaçların gelmiş olduğunu anladım, yani ürünü aldıktan sonra bu kanıya vardım.

Savcı: Ve bu 3G'ye ilişkin açıklamalarınız var, 3G için de beyanınızda limit meselesinden bahsetmişsiniz. Hani belli bir limit üzerine çıkıldığı zaman ihale süreci ile ilgili 3G'de açık ihale denmiyor mu?

Selim Marangoz: Evet şeyin limiti var. Tamam, sonra çıkmayan yapılması gerekiyor.

Savcı: Limitte kalmak için mi işlerin parçalandığını biliyorsunuz?

Selim Marangoz: O kadarını bilemiyorum.

Savcı: Yine de bu SEKA peyzajdan bahsettiğiniz… SEKA'nın sahibi kimdir?

Selim Marangoz: Murat Dağdeviren

Savcı: Murat Dağdeviren’in üretim tesisi olmadığı halde ihale alıp, diğer üreticilerden toplayıp, tedarik eden şeklinde beyanınız var, doğru mu?

Selim Marangoz: Evet.

Savcı: Hiçbir iş yapmadan ciddi karlar elde etmiş demişsiniz. Murat Dağdeviren’e niye böyle bir imtiyaz tanınmıştır süreçte?

Selim Marangoz: Bilemiyorum. Tahminim.

Savcı: Nedir bu, tahmininiz?

Selim Marangoz: Yakınlığı vardı başkanın. Onu biliyorum.

Savcı: Size böyle bir talimat geldi mi başkanın?

Selim Marangoz: Bana gelmedi böyle bir talimat. Bunu isteyen finansman bildi, ben söyledim.

AYTEKİN KARAASLAN SORUYOR

Aytekin Karaarslan: Birlikte çalıştığımız süre içinde benim size gayriresmî bir talimatım oldu mu?

Selim Marangoz: Olmadı, olsa da bilirdiniz zaten.

Aytekin Karaarslan: Yine çalıştığımız süre boyunca herhangi bir tedarikçiyi yönlendirdim mi?

Selim Marangoz: O da olsaydı bilirdiniz mutlaka.

Aytekin Karaarslan: Yine son sorum. Çalıştığımız süre boyunca herhangi bir tedarikçi benim ismimi kullanarak görüşme yapmak istediğini ya da satış yapmak istediğini söyledi mi?

Selim Marangoz: Onu da olsaydı bilirdiniz diye düşünüyorum.

Aytekin Karaarslan: Tamam, teşekkür ederim.

ALİ SUKAS SORUYOR

Ali Sukas: Selim Bey sizi satın alma müdürlüğüne zorla mı getirdim? Yani bir baskı yaptım mı?

Selim Marangoz: Baskı yaptınız.

Ali Sukas: Nasıl baskı yaptım? Yani bir tehdit ya da herhangi bir şey oldu mu? Yani görevi kabul etmezseniz bu görevden aldırırım falan filan diye bir şey mi söyledim?

Selim Marangoz: Yok alamazsınız, zaten benim emeklilik hakkım vardı. Ben emekli olmayı planlıyordum, onu da size söyledim. Siz sadece, benim sana orada ihtiyacım var gibi, ifademde de söylediğim cümleleri kurdunuz.

Ali Sukas: Yani bu bir güven konuşması mıydı?

Selim Marangoz: Evet güven konuşmasıydı. Bana güvendiğinizi söylediniz.

Ali Sukas: Peki göreve geldikten sonra, Ağaç A.Ş.'de rutin olan bir süreç olduğu için de soruyorum. Sen tedarikçi ziyaretlerine gittin mi görevli olarak?

Selim Marangoz: Bir kere gittim.

Ali Sukas: Kiminle gittiniz?

Selim Marangoz: Kerem Celil Uzunlar’la gittim.

Ali Sukas: Kerem Celil Uzunlar’ın görevi neydi?

Selim Marangoz: Fidanlıktaydı.

Ali Sukas: Sen satın alma müdürüydün, Kerem Celil Uzunlar fidanlıklar müdürü müydü? Birlikte iki ya da üç gün diye hatırlıyorum.

Selim Marangoz: Evet.

Ali Sukas: Hangi tedarikçilere gittiniz?

Selim Marangoz: Sizin gönderdiğiniz yerlere gittim ben.

Ali Sukas: Kimi yönlendirdim? İllere mi kişilere mi?

Selim Marangoz: İllere. Samsun'da zaten bir tane üretici var, Samsun'a kadar da gittik.

Ali Sukas: Yani şu bölgeleri ziyaret edin, oradaki üreticileri...

Selim Marangoz: Evet, ben firmaları tanımam. Kerem Bey yönlendirdi, satın alıcıları da çoğunlukla o kullandı.

Ali Sukas: Kaç firmaya uğradınız?

Selim Marangoz: Biz sadece üretim sahasında bitki var mı, yok mu veya ne kadarı satılmış diye baktık. Yani ben o gözle baktım. Bir sayı, envanter vesaire tutmadık.

Ali Sukas: Bir araştırma, inceleme gezisi diyebilir miyiz buna?

Selim Marangoz: Evet. Zaten görev tanımlarımızda var tedarikçi ziyaretleri.

Ali Sukas: Yani görevinizin dışında bir talimat vermedim size.

Selim Marangoz: Hayır, vermediniz.

Ali Sukas: Bir Kerem'le üç gün beraber gittiniz, sohbet etmiş olmalısınız. Yani ondan…

Selim Marangoz: Hayır hayır, ben o geziyle ilgili bir şey söylemedim. Geziyle ilgili de şüphem yok. Benim anlattığım ifademde açık, alımların üst üste gelmesinden bahsediyorum.

Ali Sukas: Yok her yıl olan bir şeyi öğrenmiş olman lazım normalde. Zaten tecrübelisin, Ağaç A.Ş.'de 15-20 yıldır çalışıyorsun. Her dönem, her yıl aynı dönemde aynı yoğunlukta bir alım olduğunu bilirsin.

Selim Marangoz: Buraların işte...

Ali Sukas: Peki, yurt dışına gittiniz ürün bakmak için. Özellikle sahada kullandığınız ekipmanlarla ilgili. Makine ekipmanlarıyla ilgili.

Selim Marangoz: Evet, ben kendim şahsi izin alarak gittim. Makine ekipmanlarının yurt dışında fiyat araştırmasını yapmak için gittim.

Ali Sukas: Benim iznim dâhilinde gittin ama değil mi?

Selim Marangoz: Evet, size söyledim. Broşürleri de getirdim. Yurt dışından ithal etmemiz, buradan almamızdan daha uyguna geldiğini de söyledim size. Ama biz gene buradan aldık.

Ali Sukas: Bu gözaltına alınıp bırakıldıktan sonra geri dönüp bir araştırma yaptığını söylüyorsun. Kurnaköy'deki topraktan eleme sahasının bir fiyat konusunda.

Selim Marangoz: Evet.

Ali Sukas: Peki onun şeyini öğrenemedin mi? Yani araştırma yaptın ama...

Selim Marangoz: Benim vekâletimden haberim yok. Notlarım arasında da yok. Benim öyle bir vekâlet bana düştüğünden haberim yok. Normal de değil. Çünkü ben Anadolu Yakası'nda o tarihte görevliydim.

Ali Sukas: Yok hafriyatın yani sanki usule aykırı bir işmiş gibi...

Selim Marangoz: Hayır, sadece orada benim imzam yok, onayım yok. Yani o raporda gördüğüm, iddianamede gördüğüm, ismimin geçtiği yerleri tarattırdığım zaman fark ettiğim bir şeydi bu. Orada imzam yok. Ama diğer imzalar eksik değil, var. Ben müdür vekili olarak gözüküyordum sadece.

Ali Sukas: En azından işlemlerine bakabilirdin. Ben de hatırlamıyorum sana görev verdiğimi o tarihte de. Önemli de değil o. Bir şey daha soracağım. Mesela sanırım 2024 yılı içerisinde, IT tarafından ben sadece kendime yönelik bir sistemde bir modül hazırlattırmıştım. Satın almalarla ilgili, geriye dönük hangi firmadan hangi ürünü kaç liradan aldığımıza yönelik. Bu aslında check kontrol için hazırlattığım bir yazılımdı. Bunun şifresini sana verdim mi ben? Buradan kontrol et satın almaya gittiğin zaman, teklif alacağınız zaman...

Selim Marangoz: Bunu hatırlamıyorum. Hakikaten hatırlamıyorum.

Ali Sukas: İnsan zaten her şeyi hatırlamaz.

Selim Marangoz: Gittiğimi de çok hatırlamıyorum.

Ali Sukas: Murat Dağdeviren’le ilgili benim sana bir talimatım oldu mu?

Selim Marangoz: Söylemedim zaten. Sizle ilgili bir şey söylemedim.

Ali Sukas: Orada ben yanlış anladım o zaman. Başka sorum yok.

ÜMİT POLAT AVUKATI SEVGİ DAĞDEMİR SORUYOR

Sevgi Dağdemir: Ben göreve başladıktan sonra Ümit Polat beni Ali Sukas konusunda uyardı. Sana tedarikçilerden para isteyebilir, dikkatli ol Selim. İhaleler konusunda dikkatli ol diye seni uyardığını, Ali Bey'in de tam tersini rüşvet aldığı için Ümit'i görevden alıyorum, sana güveniyorum şeklinde yani farklı bir değişiklik olabilir. Başkan bey sizler zaten dediğini beyan ettiniz. Ümit Bey'in görevden alınmadan önce Ali Bey ile olan sıkıntılarına şahit misiniz? Sizinle bu konuları konuşuyor muydu Selim Bey?

Selim Marangoz: Yok.

Sevgi Dağdemir: Ali Bey'le göreve alınmadan önce rapor aldığı hususuna, ihalelere katılmadığı hususuna, onurlandırılmadığı hususunu konuştunuz mu hiç?

Selim Marangoz: Ya Ali Bey'in kısmı zaten ifademde söylediğim kadar, daha fazlası veya eksiğini bilmiyorum yani.

Sevgi Dağdemir: Tamam, diğer sorumu sorayım o zaman ben. Ümit Bey'in şirket içerisinde sadece Ali Bey'den rüşvet aldığını beyan ettiniz, duyduğunuzu. Başkaca başkasından, tedarikçilerden herhangi bir kimseden Ümit'in rüşvet almadığına ilişkin herhangi bir duyumunuz, gördüğünüz oldu mu?

Selim Marangoz: Olsaydı söylerdim burada, yok.

Sevgi Dağdemir: Tamam. 2025 yılında siz Satın Alma Müdürlüğü yapıyorsunuz. Bazı beyanlar olduğu için soruyorum. Siz Satın Alma Müdürlüğü görevinde bulunurken Ümit Bey'in tedarikçileri mal alım noktasında ya da hisse alım noktasında müteahhitlerle ya da tedarikçilerle sizin pozisyonunuzun önüne geçerek görüşme yapma, ihale verme, onaylama, böyle bir yetkisiyle resmi ya da gayri resmi olmuş mudur?

Selim Marangoz: Anlayamadım, benim için mi?

Sevgi Dağdemir: 2025 yılı içerisinde siz görevdeyken Ümit Bey'in Satın Alma Müdürlüğü'nde resmi bir görevi olmamasına rağmen sizin masanıza oturup da kimseyle görüşme gibi bir durumu söz konusu olmuştur mu? Siz buna taraf ettiniz mi?

Selim Marangoz: Öyle bir şey yapamaz ki, mümkün değil. Yetkisi elinden alınır.

Sevgi Dağdemir: Tamam, teşekkür ederim. Diğer bir sorum var. Uygulama noktasında bu da olacak. Siz de galiba uygulama müdürlüğü de yaptınız. 2025 yılı içerisinde Ümit Bey'in ihalesi olmayan ağaçların getirilip bağlanmaması noktasında şirket içerisinde herhangi bir şekilde karar verme yetkisi var mıdır?

Selim Marangoz: Bilmiyorum.

Sevgi Dağdemir: Uygulama Satın Alma Müdürü olarak siz peki uygulama noktasında karar verebilir misiniz? 2025 yılında ihalesi yapılmamış bir ağaç noktasında uygulama yapın diye talimat verebilir misiniz?

Selim Marangoz: Yok, yok veremem.

Sevgi Dağdemir: Bu kimin görevidir?

Selim Marangoz: Bilmiyorum. Öyle bir talimat verilmez.

Sevgi Dağdemir: Yok şöyle. İhalesi yapılmış bir ağacın uygulanmasındaki bu uygulama hangi birimin görevidir? O zaman ben öyle sorayım.

Selim Marangoz: Uygulama derken fidanlık, fidanlık dikiminden bahsediyorsunuz, ne uygulaması?

Sevgi Dağdemir: Bir, ekim yapılması diyelim biz. Bu dikim yapılması noktasına mesela hangi birim karar verir? Satın almayla alakalı süreç bittikten sonra...

Selim Marangoz: Satın alma müdürlüğü karar verir.

Sevgi Dağdemir: Ben duyamadım, hangi müdürlük?

Selim Marangoz: Yetkili olan müdürlük karar verir.

Sevgi Dağdemir: Yani satın alma müdürü olarak siz ihalesi olmayan bir dikim işine ben ihale yapmıyorum, ama sen dik diyebilir misin? Satın alma müdürlüğü böyle bir şey yapabilir mi?

Selim Marangoz: Hayır, hayır yapamazsın.

Sevgi Dağdemir: Selim Bey, sizin beyanlarınızın aynılarını zaten söylüyorduk dediklerinizin doğruluğunu niteler şeklinde ama biz bir şey daha söylüyoruz, diyoruz ki, aslında Fatih Yağcı ve Fatih Temur da bu süreçlerin hepsini bilmektedir diye. Siz, bu süreçlerde sadece Ali Sukas'a mı böyle olmaz, şöyle olmaz diyordunuz? Yoksa Fatih Yağcı ve Fatih Temur'u da bu konularda bu işler böyle olmaz diyerek diyor muydunuz? Yani hep Ali Sukas mı sadece işin içerisindeydi? Yoksa ihalelerin de bu hususlardan bilgisi var mıydı?

Selim Marangoz: Öyle bir cümlem yok benim. ... sordunuz onu anlamadım.

Sevgi Dağdemir: İhale şekilleri de bu ihalelerde mesela bir ihale geliyor önünüze, yapılmadan gelmiş buraya. Size imza attırılmaya çalışılıyor, onaylatılmaya çalışılıyor. Sadece Ali Sukas ve satın alma müdürü arasında mı geçiyor bunlar? Fatih Yağcı hiçbir şey bilmiyor mu? Fatih Temur hiçbir şey bilmiyor mu? Yani ondan hiçbir şeyden haberi yok, satın almayla gelen bir dünyadır her şeyi.

Selim Marangoz: Anlamadım. Yani ben anlamadım ben böyle bir cümle de söylemedim.

Sevgi Dağdemir: Cümleyi söyleyip söylemediğinizi...

Selim Marangoz: Siz çıkarımdan yola çıktınız sanki.

Sevgi Dağdemir: Çıkarımdan değil. Sizin Satın Alma Birimi Satın Alma Müdürlüğü olarak ihalelerin yönetilmesiyle alakalı ihale şefleri var. Şimdi ihale şefleri geliyor hiçbir şeyden haberimiz yok, her şey usulüne uygun falan diyor ya, siz de bir sorun yaşıyorsunuz Satın Alma Müdürlüğü'nde.

Selim Marangoz: Ne sorun yaşıyorum mesela?

Sevgi Dağdemir: Biraz önce sinirlendiniz, anlattınız, dediniz ki, artık alımları geldi şu geldi, bu geldi, bir sürü sorunlardan bahsettiniz. Ali Bey'e söyledim Ali Bey...

Selim Marangoz: O çıkarımları ben daha sonradan yaptım. İfademi yani ifademde belirttiğim gibi aslında cevabı orada.

Sevgi Dağdemir: Tamam. Peki ihaleye imza atmak istemedim falan dediniz, daha sonra da Ali Bey tutuklandı dediniz. Sizlerden de sorum şu aslında, siz burada bu sıkıntıların olduğunu biliyordunuz, bunları bilerek hiç şeflerin lafını, hiç kimseyle konuşmadınız, kendi iç dünyanızda yaşayıp sadece Ali Bey'le mi konuştunuz? Yani Fatih Yağcı ve Fatih Temur bunları bilmiyor muydu?

Selim Marangoz: Bilmiyorum bilip bilmediklerini.

Sevgi Dağdemir: Teşekkür ederim.

MURAT DAĞDEVİREN AVUKATI MUSTAFA KÜÇÜK SORUYOR

Mustafa Küçük: Selim Bey siz satın alma müdürü olduktan sonra SYK Peyzaj'ın ihale süreci oldu mu? İhale sürecine dahil oldunuz mu?

Selim Marangoz: Evet. Belirttiğim ihale numarasında sürecim var.

Mustafa Küçük: Hangisi o? Bakabilme şansımız var mı?

Selim Marangoz: Şu an önümde yazılı olarak yok.

Mustafa Küçük: Onu incelememiz lazım çünkü. Selim Bey bir de şeyi söylediniz. Ben öncelikle şunu söyleyeyim; SYK Peyzaj'ın üretici belgesi var. Özellikle süs bitkisi üretici belgesi. Biz bunu gerekirse dosyaya da sunarız. Ancak alım-satım da yapmaktadır. Gerek Yalova'dan gerek Bursa'dan...

Selim Marangoz: Bunun tarihine bakmak lazım. Benim önüme hiç üretici belgesi gelmedi SYK Peyzaj'ın.

Mustafa Küçük: 2023 tarihli bir üretici belgesi var.

Selim Marangoz: 2023. Ben 2025'te görevdeyim.

Mustafa Küçük: Doğru ama işte süizanla ediyorsunuz...

Hakim: Avukat Bey sorumuz varsa...

Mustafa Küçük: Hareket ediliyordur. Tabii tabî. Ben açıklamasını yapıyorum. Tabii onun tartışmasına girmek istemiyorum Sayın Başkanım. Suiandarla hareket ediliyor. O yüzden bu tabii ki hoşumuza gidecek bir durum değil. Yani müvekkilim hem kendisi üretim yapmaktadır hem de alım-satım da yapmaktadır. Dediğim gibi hem Yalova'dan hem Bursa'daki fidanlıklardan... Yani alım-satım yapmasında bir mahsur var mı? Yani iddia bu, başka bir şeye mi demektir?

Selim Marangoz: İfademde belirttiğim cümlelerden bellidir zaten.

Mustafa Küçük: Alım-satım da yapabilir yani firmalar. Bir mahsur yok.

Selim Marangoz: Yapabilir ama...

Mustafa Küçük: Teşekkürler.

Selim Marangoz: Rica ederim.

ALİ SUKAS AVUKATI KAPTAN YILMAZ SORUYOR

Kaptan Yılmaz: Selim Bey, alımların mutlaka ana ihale dosyaları için mi alınır? Ağaç A.Ş.'nin ihale dışında ihtiyaçları yok mudur?

Selim Marangoz: Bunun kararını ben veremem. Olabilir, olmayabilir; yani yetkili birim müdürü karar verir.

Kaptan Yılmaz: Tamam ama... Tamam, onu sormuyorum. Diyorum ki ana ihale dışında hani alt ihaleye, ana ihalenin alt ihalesi ediniyorsunuz ya bazı alımları...

Selim Marangoz: Evet.

Kaptan Yılmaz: Bahçe Market için ya da fidanlık...

Selim Marangoz: Elif Hanım'la alt ihale gibi...

Kaptan Yılmaz: Sorumu tamamlayayım. Bahçe Market ya da fidanlık üretimi için alım yapıldığı olmaz mı?

Selim Marangoz: Olabilir.

Kaptan Yılmaz: Dolayısıyla bir alım yapsanız bunun mutlaka bir ana ihalesi olması gerekmiyor.

Selim Marangoz: Demek ki... Size şöyle söyleyeyim; üretim yapmak için, size şöyle söyleyeyim diyorum. Üretim yapmak için bitki alıyorsanız bunu fidanlıklar önceden yapar, bunun planı öyle peyderpey yapılmaz. Bunu söyleyeyim ben size.

Kaptan Yılmaz: Tamam. Devam edeyim. Uygulama müdürlüğü de yaptınız, değil mi?

Selim Marangoz: Evet, yaptım.

Kaptan Yılmaz: Görev yetkiniz nedir? Uygulama müdürü olarak ne iş yaparsınız bir kısaca açıklar mısınız?

Selim Marangoz: Uhdemizdeki işin işleyişini tarif etmek kısacası.

Kaptan Yılmaz: Ne demektir uhdenizdeki işin işleyişi?

Selim Marangoz: Teknik şartnameye göre uygun işi çıkartmak, idarenin isteklerini teknik şartnameye uygun olarak tamamlamak.

Kaptan Yılmaz: Biraz önce meslektaşım da sordu; yani siz işte satın alma, ağacın dikimini mi yaparsınız, çiçeksel ürünün budamasını, vesaire dikiminin müdürü müsünüz, o işin birimi...

Selim Marangoz: Bütün işler... Çöp temizliğinden dikime, gerekirse beton tamirinden elektrik tamirine kadar.

Kaptan Yılmaz: Dolayısıyla aslında sahada o işin yapılıp yapılmadığı sizden sorulacak, sizin birimden sorulan bir husustur, doğru mu?

Selim Marangoz: Doğru.

Kaptan Yılmaz: Tamam. 2019 öncesinde hangi pozisyonda görev yaptınız?

Selim Marangoz: Uygulama şefiydim.

Kaptan Yılmaz: Gene uygulama şefiydiniz.

Selim Marangoz: Avrupa Yakası.

Kaptan Yılmaz: Peki sahada uygulama şefi olmanız münasebetiyle aslında ürünü sahaya teslim ediyor değil mi tedarikçiler?

Selim Marangoz: Sahaya teslim ediyor sözleşmesi varsa tabii ki.

Kaptan Yılmaz: Tabii, uygulamayı da neticede takip ettiğiniz için...

Selim Marangoz: Sahaya teslim ediyor derken şöyle bakın: İki tane iş var; biri malzeme, 2019 için konuşuyorsak eğer...

Kaptan Yılmaz: Öncesi için konuşuyorum, yani biraz daha öncesi... 2010-2015 arası.

Selim Marangoz: 2019 öncesinde malzeme işini fidanlıklar, her zaman fidanlıklar takip eder. Malzemenin sağlıklı olup olmadığını, ön muayenesini onlar yapar; sevkiyatında sahaya gönderir, kabulünü Park Bahçeler Daire Başkanlığının ilgili mühendisleri yapar.

Kaptan Yılmaz: Tamam.

Selim Marangoz: Bize teslim eder, biz dikimini yaparız gösterilen yere.

Kaptan Yılmaz: Tamam. Bu dönem içerisinde çok farklı firmalarla çalıştınız mı 2019 öncesi için soruyorum? Yani sahada uygulayıcısınız, hangi firmalar sahada uygulama yapıyordu, hangi firmalar ürün teslim ediyordu? Çok çeşitli miydi yani?

Selim Marangoz: Yani benim konum şimdi 2019 öncesi değil. Şimdi oturup sohbet edelim isterseniz, bilmiyorum, ne aklınıza takılıyorsa. Uzun uzun...

Kaptan Yılmaz: Benimle bu şekilde konuşmayın. Sayın Başkan müdahale eder misiniz, müsaade etmeyin lütfen. Sonra ben müdahale edince siz müdahale etmeyin diyorsunuz.

Selim Marangoz: Hangi firmaları soruyor? Yani...

Hâkim: Bilmediğin kısımlara cevap vermek mecburiyetinde değilsin, "Bilmiyorum" dersin geçersin yani polemiğe girmeye gerek yok.

Selim Marangoz: Bilmiyorum efendim.

Kaptan Yılmaz: Peki. Şimdi eski firmalarla ilgili, daha doğrusu Ağaç A.Ş.'nin çalıştığı firmalardan tereddüde düşmeye başladıktan sonra onlardan teklif almayı, almayı bıraktım dediniz. Cümlenizin başında da yaklaşık maliyet ve alım teklifini aşağıdan hazırlarlar getirirler dediniz. Yaklaşık maliyet ve alım tekliflerini kim hazırlıyor, kim alıyor biriminizde?

Selim Marangoz: Birim şefi.

Kaptan Yılmaz: Yaklaşık maliyeti de alım teklifini de ikisini de onlar mı yapar? Hangi firmalardan alınacağını onlar mı karar verir?

Selim Marangoz: Genellikle havuzdan seçerler.

Kaptan Yılmaz: Havuzdan seçerler. Peki siz, hiç müdahil olmadım diyorsunuz ama en azından teklif alınmaması gereken firmaları belirlemişsiniz. "Bu firmalardan teklif almayın" talimatını siz verdiniz onlara.

Selim Marangoz: İddianameden sonra.

Kaptan Yılmaz: Tamam, yani neticede "Şu firmalardan artık teklif almayın" talimatı verdiniz. Havuz dediğiniz nedir peki, nasıl bir havuzdan seçiyorsunuz?

Selim Marangoz: Tedarikçi havuzu.

Kaptan Yılmaz: Tedarikçi havuzu. Yani kafanıza göre aslında bir firma belirlemiyorsunuz, tedarikçi havuzundaki firmalardan ürün...

Selim Marangoz: Şimdi genelemeye çalışıyorsunuz, genel olarak bu öyle değil. Tedarikçi havuzunda her işi yapan her satıcı yok. Araştırmadan dolayı araştırmak durumunda da kalınıyor.

Kaptan Yılmaz: O mümkün, tamam.

Selim Marangoz: Benim konuşmamın konusu belli, ifademi okursanız...

Kaptan Yılmaz: Tedarikçi havuzuna o prosedürü biliyor musunuz sahada ziyaret etmişsiniz ya? Bu saha ziyaretleri, tedarikçi havuzuna firma ekleme süreci, bunların puanlanması, bilginiz var mı bu hususlarda? Yani havuza siz istediğiniz bir firmayı ekleyebilir misiniz? Satın alma müdürüsünüz, "Havuza şu firmayı da istiyorum" deyince ekleniyor mu?

Selim Marangoz: Şimdi havuzdaki firmaların zaten tedarikçi değerlendirme notları yüksek olan firmalar olarak zaten söylendiği için referansları bu firmaların...

Kaptan Yılmaz: Tamam. Yani siz Ağaç A.Ş.'de firmaları yine belli bir prosedür dâhilinde ve onaylanan iç yönergeyle puanlıyorsunuz, puanı belli bir seviyede olan firmalarla çalışıyorsunuz.

Selim Marangoz: Biz derken, o çalışan birim...

Kaptan Yılmaz: Tabii 3-4 birimden geçiyor, her birim ayrı bir puanlama yapıyor, mali işlerinden tutun uygulamasına kadar. Tamam. Selim Bey, verdiğiniz örnek üzerinden bir soru soracağım. Diyorsunuz ki, mesela 1000 tane ağaç alacağız ya da 100 tane ağaç alacağız, bakıyoruz 50 tane bir firmada var, 20 tane bir firmada var, her biri ayrı ihaleye çıkıyor. Siz bu saha gezilerinde vekil adayların, yöneticilerin elindeki ürünleri de tespit için geziyorsunuz değil mi? Kimde ne ürün var, bir bilelim, ihale aşamasında bir de onun araştırmasına girmeyelim diye yapıyorsunuz?

Selim Marangoz: Yok, öyle değil.

Kaptan Yılmaz: Efendim?

Selim Marangoz: Tür bazlı.

Kaptan Yılmaz: Tamam, tür bazlı. Sayı bazlı yok mu?

Selim Marangoz: Sayı da tutuluyor, yani tür de tutuluyor. Yani, arazi gezisini personeller zaten yaptı. Benden önce ben oraya atanmadan önce de yapmıştı.

Kaptan Yılmaz: Yok, ben size yönelik demedim. Bilginiz anlamında söylüyorum. Yani elinizdeki bilgi havuzunda kim ne ürünü satar, hangi kalitededir, bunun bir araştırması, bilgi havuzu herhalde, değil mi?

Selim Marangoz: Yani hani ben görmedim.

Kaptan Yılmaz: Tamam. Sizin birim değil, belki ondan bilmiyorsunuz ki. Bu ihale edilen ürünlerin tamamının temin edilebileceği, elinde bu kadar ürün olan firma vardı da parça parça bilerek mi ihale edildi? Yani hani 100 tane ağaç alıyorsanız, bu 100 ağacı tek seferde alabileceğiniz firma var mıydı? Buna rağmen mi bölümlere ihale edildi?

Selim Marangoz: Şimdi bakalım, 3G yaparsınız.

Kaptan Yılmaz: Yok, yok, ben 3G'yi söylüyorum, 3G'yi söylüyorum.

Selim Marangoz: 3G'de zaten alamadıkları için bir firmadan, alınamadığı için sürekli 3G talepleri açıldı.

Kaptan Yılmaz: Yani firmaların elinde yeterli ürün olmadığı için mi sonraki ihaleler yapılıp, altta alımlar yapılıyor?

Selim Marangoz: Hem yeni alım yeniden belirlenen türler veya çaplar dâhilinde. Yani çünkü kargaşa oluşturdu.

Kaptan Yılmaz: İfadenizden şu anlaşıldı, onu düzeltmek için soruyorum. Sanki bir firmanın elinde 100 tane ürün var, ondan 60 tane ki, bunu da yapabilir aslında piyasadaki rekabet ortamını korumak için ama özellikle sayı firmalara bölünmüş gibi bir anlam çıktı. İhtiyaç değişimi ya da firmaların elinde yeterli ürün olmayışından kaynaklı parçalara bölünme var diyebilir miyiz?

Selim Marangoz: Ben açıkça anlattım zaten. Ekleyeceğim bir şey, onunla ilgili bir itiraz varsa, alın.

Avukat: Başkanım, soru, yani yorumlayarak soru soruluyor. Zaten müvekkil ifadesinde aynı şekilde belirtti. Net net bir şekilde soruluyorsa sorulsun. Yorum yapılarak soru sorulmasın, yönlendirilmeye çalışıyorsunuz çünkü kendi cümlelerinizle.

Hâkim: Evet, soruyu yönlendirmeden sor.

Kaptan Yılmaz: Peki, soruyorum. Diyorum ki, firmaların, yani bu sizin aldığınız, teklif aldığınız firmalar, ellerinde tüm alımınızı karşılayacak ürün olduğu halde kısmi alım mı yaptınız? Yoksa ellerindeki ürün kadar alım yaptınız, kalan ihtiyacınızı diğer firmalardan mı karşıladınız? Birinci sorum bu. İkincisi de ek ihtiyacı sebebiyle mi ilave alımlar yaptınız?

Selim Marangoz: İkisini de bilmiyorum.

Kaptan Yılmaz: Peki, öyle olsun, teşekkür ederim.

MURAT DAĞDEVİREN AVUKATI SORUYOR

Avukat: Biraz önce Ali Bey, Ali Sukas Beyefendi size sordu. Ondan başka Fisan Peyzaj adlı firmaya verilen ihaleler ile ilgili olarak somut olarak size bu firmanın kayırılması, istisna seçilmesi ile ilgili olarak bir talimat, tavsiye ve telkinde bulundu mu?

Selim Marangoz: Bana olmadı. Sadece ihale tedarik havuzuna eklenmesini söyledi İlker Bey. Zaten orada belirtmiştim.

SELİM MARANGOZ AVUKATI ASİYE HANDE ATASOY SAVUNMASI

Sayın başkan, sayın heyet; müvekkil Selim Marangoz detaylı ve yazılı savunmasını yapmış olup müvekkilin beyanlarına aynen iştirak ediyoruz. Müvekkil yıllarca hastaneye ait aşevinde farklı farklı pozisyonlarda çalışmış, son olarak da 2 Ocak 2025 tarihinde satın alma müdürü olmuştur. Müvekkil satın alma müdürü olması sebebiyle eylemleri kapsamında yargılanmaktadır. Bu eylemler kapsamında bilirkişiler tarafından öncelikle ana ihale, 2024'e 124 36 670 ihale kayıt numaralı kışlık bitkisel materyal mal alımı işi incelenmiş, devamında buna ilişkin olduğu düşünülen alt alımlar da incelenerek bir rapor oluşturulmuştur.

Öncelikle suç tarihi, ana ihale tarihi 23 Ekim 2024'tür. Müvekkil bu tarihte satın alma müdürü değildir. Bu ihale ile ana ihaleyi kısmi teklife kapatan, ihalenin şartlarını belirleyen veya ihaleye katılım koşullarını belirleyen, katılmaya yeterliğe sahip olan kişilerin ihaleye katılmalarını engelleyen, gizli kalması gereken bilgilerin başkalarına ulaşmasını sağlayabilecek kişiler arasında, göreve geldiği tarih itibarıyla bu işlemleri yapabilecek kişilerden değildir. Daha sonraki tarihte satın alma müdürü olması da ana ihale yönünden kendisine suç isnat edilmesine dayanak değildir. Yine bilirkişi raporunda da görüleceği üzere ana ihalede işin süresi 10 Kasım 2024, 9 Ocak 2025 tarihleri arasında altmış gündür. Her ne kadar işin süresinin son günlerine denk gelen süreçte müvekkil satın alma müdürü olmuşsa da bu tarih aralığında son alım 23 Aralık 2024'te gerçekleşmiş olup müvekkilin burada satın alma müdürlüğü görevi veya imzası yoktur. Müvekkil ifadesinde eylem kapsamında raporda belirtilen ve kendisinin imzasının bulunduğu 2025 yılı alımlarının ana ihaleye ilişkin alımlar olmadığını, bu alımlara ilişkin bir suç unsurunun bulunmadığını belirtmiştir. Bu haliyle gerek müvekkilin göreve gelme zamanı gerekse imzası bulunan alımların ana ihalenin alt alımları olmaması sebebiyle müvekkilin eylemde bahsi geçen ana ihaleye fesat karıştırma suçundan sorumluluğu bulunmamaktadır.

Sayın heyet, müvekkil yıllarca uygulamada çalışmış olup emekliliğini düşündüğü süreçte satın alma hususunda tecrübesi olmayan, satın alma işini bilmediğini açıkça söylemesine rağmen göreve getirilmiştir. Müvekkilin bilgisizliğinden ve yönetime duyduğu güvenden yararlanılmış, göreve getirilirken de kendisine sadece uygun teklifleri imzalayacağı ve işi zaman içinde öğreneceği söylenmiştir. Eylemler kapsamında müvekkilin satın alma müdürü olarak imzası bulunan alımlar, arka planda gerçekleşen organizasyonları bilmeden dâhil olduğu alımlardır. Müvekkil ifadesinde bahsettiği olayları, yaşananları, duyduklarının tamamını birlikte değerlendirip fark etmiş; fark ettiği noktada da bilmeden de olsa dâhil olduğu alımları samimi bir şekilde, etkin pişmanlık kapsamında kendi isteğiyle savcılığa giderek anlatmıştır. Müvekkil hastanenin ihtiyacının hangi miktarda karşılanacağını veya bunların hangi yöntemle yapılacağını belirleyen kişi değildir. Alımların bölünmesi, tedarikçi havuzunun oluşturulması, gizli bilgilerin paylaşılması gibi hiçbir eyleme fiilen dâhil olmamıştır. Müvekkil sadece satın alma aşamasında önüne gelen evrakları ve teklifleri değerlendirmiştir.

Dosya kapsamında müvekkile yönelik somut bir suç isnadı bulunmamaktadır. Müvekkil aleyhine tek isnat tanığın beyanıdır. Tanığın beyanı ise soyut suçlamalardan ibaret olup müvekkil aleyhine başkaca ifade veren sanık, tanık veya müşteki de olmamıştır. Müvekkil ise bildiği tüm hususları gerek soruşturma gerek mahkemeniz aşamasında tüm samimiyetiyle anlatmıştır. Açıklanan tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde öncelikle müvekkilin imza yükümlülüğü haftada iki gün, adli kontrol ve yurtdışı çıkış yasağı var, bu kontrollerin kaldırılmasını; yargılama neticesinde ise müvekkilin öncelikle beraatini, aksi kanaate varılması halinde etkin pişmanlık kapsamında ceza verilmesine yer olmadığına kararı verilmesini talep ederim. Dinlediğiniz için teşekkür ederim.

TUĞBA ÖLMEZ HANCI SAVUNMASI – 12.10.2026

Sayın Başkanım, Sayın Mahkeme Heyeti, hepinizi saygıyla selamlıyorum. 30 yıla yakın süredir akademik ve kamusal hayatın içindeyim. Çevre Mühendisliği alanında çalışan bir bilim insanıyım. 1998 senesinde İstanbul Teknik Üniversitesi'nde asistan olarak başladım, 2020 senesinde de aynı üniversitede profesör oldum. Bu süre boyunca hep aynı disiplinle çalıştım; doğru bilgiye, somut veriye ve emeğe dayanan bir çalışma anlayışıyla. Bugün burada bu isnatla karşı karşıya bulunmak, benim için derin bir şaşkınlık ve haksızlığa uğramışlık duygusu taşıyor. Bunu tek bir anda özetleyebilirim: Gözaltına alındığım sabah işlemler evimde sürerken ikiz kızlarımdan biri uyandı. Ona ve az sonra uyandırdığım kardeşine söyleyebildiğim tek şey, annelerinin yanlış bir şey yapmadığıydı. O günden bugüne kızlarımın gözlerinin içine bakarak bunu söyleyebiliyor olmam, benim için bu davanın kendisinden bile önemli bir gerçektir. Şimdi sözlerimi duygusallığa bırakmadan hakkımdaki isnadın dayanağına geçmek istiyorum.

Savunmamı belgelere dayanarak ve teknik ayrıntısıyla yapacağım. Tarihlerin, rakamların ve tabloların ayrıntıları mahkemeye sunulan yazılı savunmamdadır; burada yalnızca özünü anlatacağım. Sayın Başkanım, Sayın Mahkeme Heyeti, Park ve Bahçeler Daire Başkanlığı görevini kabul etmemin temelinde hiçbir siyasi saik yoktur. Bu görev akademik uzmanlık alanımla doğrudan örtüşen, teknik bilgi ve deneyim gerektiren liyakat esasına dayalı bir değerlendirmeyle davet edildiğim bir görevdir. Daha önce Temmuz 2020 - Ocak 2024 tarihleri arasında İSKİ'de Strateji Geliştirme Dairesi Başkanı olarak çalıştım ve İstanbul'un 30 yıllık gurur duyduğum içme suyu ve kanalizasyon master planına katkı sundum. Bilimsel çalışmalarım ulusal ve uluslararası düzeyde ödüllendirilmiştir. Arka arkaya 7 yıl dünyanın en etkili bilim insanları listesinde yer aldım. Bunu yalnızca bu göreve neden davet edildiğimi açıklamak için söylüyorum.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörlüğü'nün 22.12.2023 tarihli yazısı üzerine 2547 sayılı Kanun'un 38. maddesine göre görevlendirildim. Görevlendirme onayını 10 Ocak 2024'te tebellüğ ettim, görevimin başına bu tarihte geçtim. Dairede ihale süreci yazılı bir iş bölümü ile yürür. Daire başkanlığına bağlı 5 şube müdürlüğü vardır. Dava konusu ile ilgili sahadaki işi Anadolu Yakası, Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürlükleriyle Kentsel Ekolojik Sistemler Şube Müdürlüklerini yürütür. İhaleleri ise Yeşil Alan ve Tesisler Yapım Şube Müdürlüğü ve ona bağlı ihale şefliği hazırlar.

Bir bitkisel materyal ihalesinde süreç kısaca şöyle işler: Saha müdürlükleri ihtiyaç listesini bildirir, konusunda uzman, deneyimli peyzaj mimarları ve mühendislerden oluşan teknik heyet teknik şartnameyi yazar, piyasadan fiyat toplayarak yaklaşık maliyeti hazırlar. İhale şefliği ve şube müdürlüğü idari şartnameyi ve ilanı hazırlar. Teklifleri konusunda uzman 5 kişiden oluşan ihale komisyonu değerlendirir ve karar verir. Daire başkanı ise ihale yetkilisi olarak onay meclisinin ve komisyon kararının onayını imzalar. Bu iş bölümü İstanbul Büyükşehir Belediyesi imza yetkileri yönergesi kurmuştur. Yönergenin 11. maddesi daire başkanının ihale sürecindeki imzalarını ihale onay belgesi muayene ve kabul kararlarının onayı, teminat işlemleri gibi sınırlı ve nihai onaylarla belirlemiştir.

Sayın mahkeme heyeti, eylem 150 ve 151'de bana yöneltilen suçlamanın temelinde iki ihalenin onay belgelerindeki imzam vardır. Bu imzalar bana aittir ve görevimin gereğidir. Eylem 150'deki ihalenin hazırlığı ben göreve gelmeden yaklaşık 2 ay önce, Kasım 2023'te başlamıştır. İhtiyaç listesi, teknik şartname ve yaklaşık maliyet cetveli o dönemde ilgili birimlerce hazırlanmıştır. İhale komisyonunun kararını ihale yetkilisi olarak onayladım. Bu imzaları görevimin gereği olarak ve kendi yetkim içinde attım. Eylem 151'deki ihalede de ön onay ve görevlendirme yazıları benim dönemimde makamımca onaylanmıştır. Yaklaşık maliyeti görevlendirilen teknik heyet hazırladı, ihtiyaç listeleri saha müdürlüklerinden geldi, şartnameleri ilgili birimler yazdı, teklifleri ihale komisyonu değerlendirdi. Benim imzam ihale belgesinde ve ihale komisyonunun kararının onayındadır. Hazırlanan dosyada mevzuata aykırı bir durum görmedim, bugün de görmüyorum.

Sayın mahkeme heyeti, yaklaşık maliyetin nasıl hesaplandığını açıklamak isterim; çünkü iddianame ihale bedelinin yaklaşık maliyete yakın olmasını şüphe nedeni saymıştır. Teknik heyet her kalem için piyasadaki üretici firmalardan yazılı fiyat alır ve bunları birim fiyat tespit zaptına işler. Bir kalemin birim fiyatı firmaların verdiği fiyatların aritmetik ortalamasıdır. Birinci ihalede 8, ikinci ihalede 5 firmadan fiyat alınmıştır. İstanbul Ağaç ve Peyzaj Anonim Şirketi bunların arasında değildir. Yani yaklaşık maliyet ihaleyi kazanan şirketin değil, piyasadaki diğer üreticilerin fiyatlarından oluşmuştur. İhale bedelinin bu ortalamanın altında çıkması piyasa fiyatının ödendiğini gösterir.

Yaklaşık maliyet cetvelini ben hazırlamadım. Ancak onayı vermeden önce önüme gelen fiyatları bir bilim insanının alışkanlığıyla inceledim. Bilimsel çalışmada bir ölçüm dizisindeki uç değerin o diziye ait olup olmadığına göz kararıyla karar verilmez. Bunun için Dixon Q testi uygulanır. Test, şüpheli değerin ona en yakın değerden uzaklığını dizinin genişliği ile kıyaslar ve sonucu bir sınır değerle karşılaştırır. Kişisel takdire yer bırakmaz. Aynı veriyle kim hesaplarsa hesaplasın aynı sonuca ulaşır. Tek firmanın yüksek fiyatı ortalamayı, dolayısıyla yaklaşık maliyeti yukarı çekiyor mu sorusunun cevabı bu test ile ortaya çıkartılabilir. İkinci ihalenin birim fiyat tespit zaptı dosyadadır. Bu hesabı isteyen herkes yineleyebilir. Örneğin zabıttaki 121 kalemin hiçbirinde ortalamayı yukarı çeken ayrı bir fiyat yoktur. Eleştirilen koşulların hiçbiri yeni icat edilmiş değildir. Mevzuattan ve işin doğasından gelir. İddianame 3 koşulu eleştirmektedir. Bir bilim insanı olarak her birinin teknik gerekçesini açıklamak isterim.

Süs bitkisi üretici belgesi: Bu belge Kamu İhale Genel Tebliği'nin 58.3. maddesinin d bendinde alım konusu fidan, çiçek ya da tohum olduğunda isteklinin üretici olduğunu gösteren belge olarak sayılmıştır. Aynı tebliğin 58.4.3. maddesi bu tür alımlarda yalnızca bu alt bentteki belgelerin istenebileceğini söyler. İdarenin önünde başka da bir seçenek yoktur. Belgeyi Tarım ve Orman Bakanlığı'nın il müdürlükleri verir ve belge bütün illerde geçerlidir. Ben bu belgenin aranmasını teknik olarak da doğru buluyorum. Kollukta da bunu söyledim, bugün de aynı görüşteyim. Canlı materyalin kaynağının bilinmesi gerekir. Üretici belgesi olan işletme üretim ve satış kayıtlarını tutar. Bitkinin nerede, hangi koşulda yetiştirildiği izlenebilir. Bir kent parkına dikilen hastalıklı tek bir fidan çevresindeki yüzlerce ağaca zarar verebilir. Bu belge yalnızca bizim idaremizin aradığı bir belge de değildir. Trabzon, Balıkesir, Kayseri, Kocaeli, Adana ve Samsun gibi büyükşehir belediyeleri ile çok sayıda il ve ilçe belediyesi, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın kendi il müdürlükleri ve Orman Genel Müdürlüğü de süs bitkisi ve fidan alımı ihalelerinde yıllardır aynı belgeyi şart koşmaktadır. Bu örnekler EKAP'ta yayımlanan ilanlardan derlenmiştir.

Derlenen 20 ihalenin 17'sinde yalnızca süs bitkileri üretici belgesi ya da Bakanlıkça düzenlenen üretici belgesi aranmıştır. Üçünde de, üçünde bu belgeye ek olarak kayıt sertifikası, kapasite raporu, bitki pasaportu ya da fidanlık ruhsatı da istenmiştir. İş deneyimi oranının belirtildiği 6 ihalede oran yüzde 20 ile yüzde 40 arasındadır. Benim dönemimdeki yüzde 30'luk oran bu aralığın ortasındadır. Üretici belgesi aramak da iş deneyimi oranını bu aralıkta belirlemek de bitki alımı yapan başka idarelerin de izlediği yoldur. Belge sahibi üretici sayısı da az değildir. Süs Bitkisi Üreticileri Birliği (SÜSBİR)'nin internet sitesindeki güncel üye sayısı 61 ilde 1204'tür. Bunların 99'u İstanbul'da, 127'si Yalova'da, 101'i Bursa'da, 27'si Sakarya'dadır; İstanbul'a lojistik olarak yakın olan illeri saydım. Birliğe üye olmak için bu belge zorunludur. Belge sahibi olup birliğe üye olmayan üreticiler de vardır.

İş deneyimi: İş deneyimi oranının yüzde 30 olması Mal Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği'nin 37. maddesindeki yüzde 10 ile yüzde 40 arasındaki aralığın içindedir. "Tek sözleşme" ifadesi de yönetmeliğin kendi ifadesidir. İdarenin eklediği bir koşul değildir. Aynı işin önceki yıllardaki ihalelerinde bu oran yüzde 40 olarak uygulanmış, 2022 yılının ikinci yarısından itibaren yüzde 30'a indirilmiştir. Benim dönemimdeki oran geçmiş uygulamaya göre katılımı daraltan değil, genişleten bir orandır. Şartnameye göre bitkisel materyal satışı konusundaki her iş benzer iş sayılmıştır. İstekliden park yapımı ya da peyzaj uygulaması deneyimi istenmemiştir.

Ekonomik ve mali yeterlik: İddianamede ve 16.03.2026 tarihli bilirkişi raporunda isteklilerden ekonomik ve mali yeterlik de istenildiği yazılmıştır. Bu doğru değildir. 02.11.2025 tarihli ilk raporda, bilirkişi raporunda böyle bir tespit yoktur. Bu ifade dosyaya ikinci raporla girmiştir. Her iki idari şartnamenin ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin 7.4. maddesi boş bırakılmıştır. İlanların 4.2. maddesinde de "İdare tarafından ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin kriter belirtilmemiştir" yazmaktadır. İsteklilerden bilanço, ciro ya da banka referansı istenmemiştir.

İş ortaklığı: Şartnamelerin 16. maddesi iş ortaklığına açıktır. Birden fazla firma bir araya gelerek teklif verebilirdi. İş ortaklığında pilot ortağın iş deneyimi tutarının yalnızca yüzde 20'sini sağlaması yeterlidir. Kamu İhale Genel Tebliği'nin 58.2. maddesine göre iş ortaklığında üretici belgesini ortaklardan yalnızca birinin sunması yeterlidir. Belgesi ya da yeterli deneyimi olmayan bir firma, belgeli bir üreticiyle ortaklık kurarak teklif verebilirdi.

Kamu İhale Genel Tebliği'nin 17.7.1.1.4. maddesinin idareye bıraktığı ihale konusu işin niteliği dikkate alınarak yapılan bir değerlendirmedir. 4734 sayılı kanunun 15. maddesi rekabetin yanında ihtiyaçların uygun şartlar ve zamanında karşılanmasını ve kaynakların verimli kullanılmasını da temel ilke sayar. Bu değerlendirmeyi de ben yapmadım. Ama neden böyle yapıldığını teknik olarak yine açıklayabilirim. Burada konuştuğumuz şey teslim edildiği anda işlemi sona eren bir inşaat malzemesi değildir. Teslim alındıktan sonra da solunumunu ve fotosentezini sürdüren canlı bir organizmadır. Teknik şartname fidanın kapta kaç yıl kök geliştirdiği, kaç kez replikaj gördüğü gibi konuları tek tek düzenler. Bitkinin dikildiği toprak karışımı, verilecek gübre ve uygulanacak ilaç da aynı şartnamenin bölümleridir. Bunlar bitkiden bağımsız mallar değil, dikimin parçalarıdır. Bir fidanın toprağını bir firmadan, gübresini ve ilacını başka firmalardan almak zorunda kalırsanız sorumluluk parçalanır ve canlı materyalin bakım bütünlüğü bozulur. Bu bu kalemler arasında doğal ve zorunlu bir bağlantı var iken bilirkişilerin bunları neden birbirinden ayrı değerlendirdiğini doğrusu anlayabilmiş değilim.

Doğa bizim ya da bilirkişilerin takvimini değil, kendi takvimini işletir. Bu bu koşulların hiçbiri benim veya aynı suçla isnat edilen bürokratların şahsi tercihi değildir. Aynı üretici belgesi şartı ve kısmi teklife kapalılık en az 10 yıldır, yani göreve başlamamdan onlarca yıl önceden beri uygulanmaktadır. İhale komisyonu kararlarına göre aynı işin son 11 yıllık ihale dizisi ortadadır. Bu dizideki 13 ihalenin 11'i benden önce 3 farklı ihale yetkilisi döneminde yapılmıştır. Bir uygulamanın en az 10 yıl boyunca farklı yöneticilerle aynı kalması bunun bir kişinin kastıyla değil, kurumun yerleşik pratiğiyle ve bilimsel gerekçelerle açıklanmasını gerektiğini gösterir. Ben bir bilim insanı olarak önce somut veriye bakarım. Rekabet fiilen kısıtlanmamıştır. Bir hipotezi değerlendirirken kendime hep aynı soruyu sorarım. Hipotezin mevcut durumda dayandığı somut veri nedir? Bu dosyada da aynı soruyu soruyorum. Bu ihalelere katılmak isteyen bir firmanın hileyle engellendiğine, bir istekliye gizli bilgi verildiğine ya da sürecin anlaşmalı biçimde yönlendirildiğine dair hangi somut veri vardır? Ne benim için ne de süreci hazırlayan arkadaşlarım için böyle bir veri ortaya konamamamıştır. Dosyadaki veriler tersini göstermektedir.

İhale dokümanı EKAP'ta herkese açık ve bedelsizdir. İsteyen herkes şartnameyi görebilir. 2. ihalede kazanan şirket dışında bir istekli daha teklif vermiştir. Bu isteklinin teklifi idarenin yaklaşık maliyetinin 2 katından fazladır. Aynı istekli geçici teminat da sunmamıştır. Piyasadan gelen tek somut rakip teklif "rekabet olsaydı fiyat düşerdi" varsayımının tam tersini göstermektedir. Şartnameyi rekabeti kısıtlayıcı bulan bir firmanın başvurabileceği yollar da açıktır. İdareye başvuru ve Kamu İhale Kurumu'na itirazen şikayet. Eylem 150 ve 151 için Kamu İhale Kurumu'na şikayet yoktur. Şartname koşulları yüzünden ihaleye giremediğini söyleyen tek bir firma da bu dosyada yoktur. Dosyada bu 2 ihaleye ilişkin 2 bilirkişi raporu vardır. İkisini de okudum. 02.11.2025 tarihli ilk bilirkişi raporu 5 bilirkişi tarafından hazırlanmıştır. Bu rapor 2 ihale hakkında yalnızca kısmi teklife kapalılığı eleştirmiş, üretici belgesine, iş deneyimi oranına ve yaklaşık maliyete hiç değinmemiştir. Vardığı sonucu da "düşünülmektedir" diyerek ifade etmiştir. Hakkımdaki tutuklama talebinin ve iddianamenin asıl dayanağı olan 16.02.2026 tarihli ikinci rapor ise ilk heyetin üyelerinden yalnızca biri tek başına düzenlemiştir. İkinci raporda ihale dosyalarındaki belgelerle bağdaşmayan tespitler vardır.

Bunlardan ikisini belirtmek isterim. Rapor isteklilerden ekonomik ve mali yeterlilik istendiğini yazmaktadır, şartnamelerde ve ilanlarda böyle bir kriter yoktur. Bilirkişi ihale ve komisyon kararı tarihlerini dahi doğru bildiğini rapora aktaramamıştır. Bunlar küçük ayrıntılar değildir. Bir raporun eleştirdiği şartnamede bulunmayan bir kriteri istenmiştir diye yazması şartnamenin okunmadan değerlendirildiğini gösterir. Akademisyenlik hayatım boyunca zaman zaman bilirkişilik görevleri de yaptım. Bu raporlarda kanunun idareye tanıdığı takdir yetkisinin adeta suç unsuruymuş gibi ele alındığını düşünüyorum. Bu kanaatimin bir nedeni de şudur: 2 raporu düzenleyen bilirkişilerin hepsi muhasebat başkontrolörüdür. Yani mali ve muhasebe kökenlidir. Aralarında ziraat ya da orman mühendisi, peyzaj mimarı ya da çevre mühendisi yoktur. Oysa ihalenin konusu canlı bitkisel materyaldir. Kamu zararı yoktur. 5018 sayılı kanunun 71. maddesine göre kamu zararı mevzuata aykırı bir işlemle kamu kaynağının eksilmesidir. Örneğin bir mal rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınmışsa kamu zararı vardır. Bu dosyada tersi söz konusudur. Her 2 ihalede de bedel yaklaşık maliyetin altındadır. Bilirkişi raporlarının hiçbiri bu 2 ihale için bir zarar hesabı yapmamıştır. 16.02.2026 tarihli rapordaki "rekabet sağlansaydı fiyat düşebilirdi" değerlendirmesi bir varsayımdır.

Somut bir hesaba dayanmamaktadır. İhale kısımlara bölünseydi fiyatın düşeceği de kehanetten doğru değildir. Küçük kısımlarda nakliye, istifleme ve koordinasyon maliyeti artar, ölçeğin sağladığı fiyat avantajı kaybolur. Ana ihale ile alt alımlar arasındaki sınır: İddianamenin genel kurgusunda ana ihalenin ardından işin 4734 sayılı kanunun 3G istisnası kapsamında parçalara bölünerek dağıtıldığı ileri sürülmektedir. Benim yetkim ve imzam yalnızca belediyenin yaptığı ana ihalenin belgelerindedir. İstanbul Ağaç ve Peyzaj Anonim Şirketi'nin ana ihaleden sonra hangi firmalardan hangi yöntemlerle alım yaptığı ayrı bir tüzel kişilik olan bu şirketin kendi yönetiminin sorumluluğundadır. O şirketteki bir görev, imza ya da denetimde yetkim yoktur. Bilirkişi raporunun bu 2 ihaleye bağladığı alt alım tablolarının hiçbirinde benim veya dairedeki arkadaşlarımın adı geçmez. Hakkımdaki bana bağlanmış bir menfaat yoktur, soruşturmadaki mali inceleme de bunu göstermektedir. Hakkımdaki tek isnat dayanağı bulunmadığını açıkladığım ihaleye fesat karıştırma isnadıdır. Soruşturma sırasında hesaplarım da incelenmiştir. Mali Suçları Araştırma Kurulu'ndan alınan hesap hareketleri üzerine hazırlanmış 280 sayfalık ön inceleme rapor tutanağında benim için Tuğba Ölmez Hancı isimli şahıs analiz ve konuya hedef her bankacılık transfer kartına rastlanmamıştır denmektedir. Dosyadaki ifadeleri de okudum.

İhaleleri hazırlayan birim yöneticileri ve şirketin satın alma müdürü benimle ilişkilerinin görevden, toplantılardan ve saha çalışmalarından ibaret olduğunu söylemiştir. Benden önceki daire başkanı benimle birlikte İBB'de çalışmadığını, önceki şube müdürü ise beni yalnızca bir kez gördüğünü belirtmiştir. Benimle bu dosyadaki diğer kişiler arasında bir fikir ve eylem birliği gösteren somut bir kayıt yoktur. Gözaltına alınmadan önce soruşturmanın varlığını bilerek görevimin başında kaldım, ben istenen her belgeyi verdim. Kollukta, savcılıkta ve hakimlikte bütün sorulara cevap verdim. Bugün de aynı açıklıkta buradayım. Sonuç olarak Sayın Başkanım, Sayın Mahkeme Heyeti: Hakkımdaki isnat 2 ihalede ihale yetkilisi olarak attığım onay imzalarına dayanmaktadır. Eleştirilen koşullar mevzuattan ve işin teknik doğasından gelir ve en az 10 yıldır uygulanmaktadır. İddianamenin "istenmiştir" dediği ekonomik ve mali yeterlilik şartnamelerde yoktur. Rekabetin kısıtlandığına dair somut bir veri yoktur, dosyadaki tek fiyat verisi bunun tersini göstermektedir. İhale bedelleri yaklaşık maliyetin altındadır. Kamu zararı doğmamıştır. Dosyadaki ifadelerin hiçbirinde bana yöneltilmiş bir isnat yoktur. Hukuki değerlendirmeleri ve içtihatları müdafiim ayrıca sunacaktır. Bu dosyadaki isnatların hiçbirinde bir kusurum ya da suçumun bulunmadığını sükunetle ifade ediyorum.

Bu süreçte benim için asıl önemli olan, kendi kişisel durumum değildir. Kararların somut gerçeklere ve vicdana dayanması, bu ülkede herkesin geleceğe duyduğu güvenin en temel dayanağıdır. Ben bu güvenle kararınızı saygıyla bekliyorum. Bu ülkede kamu görevi üstlenen herkesin hangi kurumda çalışırsa çalışsın aynı ahlaki ilkelerle çalışması gerektiğine inanıyorum. Yaklaşık 30 yıllık meslek hayatım boyunca üstlendiğim her görevi sorumlulukla, doğrulukla, dürüstlükle ve ehliyetle yerine getirdim, getiriyorum ve getireceğim. Adalete inancım tamdır.  Beraatıma karar verilmesini saygıyla talep ediyorum.

TUĞBA ÖLMEZ HANCI AVUKATI MURAT VOLKAN SAVUNMASI

Öncelikle müvekkilimin tüm savunmalarına ben de iştirak ediyorum, kendisi teknik açıdan son derece detaylı ve ayrıntılı bir savunma yaptı.   Biz de çok detaylı ve ayrıntılı bir savunma hazırladık ama onu bilahare yazılı olarak mahkemenize sunacağız.   Burada zaman almak istemiyoruz çünkü burada tutuklu sanıklar da var. Bazı başlıklara tekrar dikkat çekmek istiyorum.   Bir kere raporlar hukuka uygun değildir çünkü bilirkişi her iki bilirkişi raporu da hakimin kendisine çizdiği sınırların dışına çıkmıştır ve doğruluğu tespitlerde bulunmamıştır.   Bu nedenlerden bu dosyayla ilgili ayrıca bir bilirkişi raporu alınmasını ve bilirkişi heyetinin içinde mutlaka orman mühendisi, peyzaj mühendisi gibi konusunda uzman isimlerin de, bitkinin, ağacın anlamını bilen insanların da, bilim insanlarının bulunmasını istiyoruz.

Az önce müvekkilimin de söylediği gibi zaten ihale dosyasında gelişen maddi hatalar içermektedir.   Bu nedenle esas alınması bu açıdan da mümkün değildir.  Kamu zararı hesabı yapılmamıştır.   Yani bu ihaleye fesat karıştırma suçuysa zararın tespit edilmesi gerekir ama bu kötü niyetle yapılmamıştır çünkü kamunun bir zararı yoktur.   Tüm fiyatlar belirlenen fiyatın altında olması gerektiği gibi yapılmıştır. İddianame müvekkilim açısından hiçbir somut veriye maalesef dayandırılamamıştır.   Az önce müvekkilimin de söylediği gibi gözden kaçırılan bir şey var; bu bir demir değil, bir çimento değil, bir canlı, aynı bir insan gibi, aynı bir hayvan gibi bir canlı.   Bunun canlılığı göz gözetilerek bu işlerin yapılması gerekir.   Örneğin yazın, baharda hepinizin hayatını şenlendiren o lalelerin düzgün olması, zamanında ve düzgün dikilmesi gerekir.   Ve onun gübresini başka yerden alayım, çiçeğini başka yerden alayım dediğinizde o laleleri öldürürsünüz. Maalesef bilirkişiler bunlardan ben kızmıyorum, muhasebeci ne bilsin, ben de hukukçuyum bilmem, bana da müvekkilim anlatınca ben öğrendim.   Az önce müvekkilimin de söylediği gibi bu ilk ihale çalışmaları zaten müvekkilimden önce başlatılmış, buna rağmen müvekkilim imzasına sahip çıkıyor çünkü 'ekip arkadaşlarım da doğruyu yaptı' diyor.   Zaten olanlarda bir hata, bir hukuka aykırılık yok, her şey mevzuata uygun.

Aynı husus ikinci ihaleler açısından da birebir geçerlidir.   Yaklaşık maliyetten bahsedildi, bu piyasada üreticilerden alınarak belirlenmiş, zaten hiç Ağaç A.Ş.'den bir fiyat bile alınmamış.   Buradaki en önemli şey ben de yine müvekkilimden öğrendim, sonuçta kendisi İstanbul Teknik Üniversitesi'nde bu konunun profesörü, Chauvenet (anlaşılamadı) testi diye bir test yapılıyor.   Yani oradaki standart sapma da dışarıda bırakılıyor çünkü orada bir tane yüksek veya düşük bir fiyat verip ortalamayla, medyanla oynayabilirsiniz, bunu da saf dışı bırakıyor ki bunu yapmak zorunda değil.   O yüzden de zaten seçilmiş, o göreve getirilmiş, herhangi bir kişi değil, bu kişi göreve getirilmiş. Geçmiş bütün uygulamalar, yıllarca uygulamalara baktığımızda yani bu iş deneyimidir, efendime söyleyeyim kısmi tekliftir, üretici belgesidir, bunların hepsi zaten standart olarak yapılan uygulamalar, bunların dışına çıkılması da mümkün değildir.

İddianamenin saymadığı düzenlemeler var, bunlar ihaleye katılımı kolaylaştırıyor ama maalesef bizim iddianamelerimizde Cumhuriyet savcılarımız Ceza Muhakemesi Kanununa aykırı hareket ettikleri için sanığın lehine olan delilleri de toplamak zorunda olmalarına rağmen biz uygulamada 25. Senem bu sene bu sene göremediğimiz için bunu, yalnızca aleyhe olan delilleri toplamışlar.   Biz ama bunları Sayın Mahkeme Heyetine bilahare zaten açıkça söyleyeceğiz. Bunun dışında esas hakkındaki savunmada ayrıntılı olarak söyleyeceğim ama ihaleye fesat karıştırma suçu az önce Sayın Başkan siz de söylediniz, tipiklik açısından, teknik hukuk açısından bağlı hareketli bir suçtur.   Yani çok ayrıntılı bir düzenlemedir bizim ihaleye fesat karıştırma suçumuz.

İzzet Özgenç Hoca, kendisi de bir dönem İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne danışmanlık yaptığı için ve ihale süreçlerini çok iyi bildiği için kanunu redakte ederken bunu çok ayrıntılı bir şekilde yazmıştır ve ben bizzat kendisine sordum, benim ilk doktora tez konum buydu.   Bağlı hareketli suçta neyin nasıl olduğu çok açıktır, yalnızca ihale mevzuatına aykırıdır denilerek tipiklik yani suç oluşmaz.   Nitekim olayda da 235. maddenin söylediği suçların hiçbiri olmamıştır.   Ne hileli bir davranış vardır ne de ihaleye girmesi engellenen bir kişi vardır.   Yeterli ya da koşullara sahip olduğu halde engellenen bir kişi yoktur.   Nitekim Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin somut olayla ilgili vermiş olduğu kararların tamamı müvekkilin lehinedir, onları da bilahare sunacağız.

Müvekkilin kendisinin sahip olup da sakladığı veya herhangi başka birisine gösterdiği bir bilgi de yoktur, hiçbir şekilde hiçbir raporda böyle bir delille karşılaşmadık. Müvekkilin zaten mali unsurlara hiçbir şekilde değinilmemiş, böyle bir şeyin olmadığını biz biliyoruz.   Peki onayın imzalanması fiil üzerinde ortak hakimiyet kurar mı, hayır kurmaz, böyle bir imzanın olması failler arasında bir müşterek faillik olduğu anlamına da hiçbir şekilde gelmemektedir. İdare hukukuna aykırılık iddiaları ise ceza hukukuna aykırılık temeli oluşturmaz, ceza hukukunun işleyiş mantığı son derece farklıdır.   Sonuç olarak kamu zararı yoktur, belirlenememiştir, ortaya konamamıştır, olsaydı eminim ki bilirkişiler bunu çatır çatır yazarlardı. Ha, aşağıda Ağaç A.Ş.'de bir şeyler olmuş mu, olmamış mı bilmiyorum, müvekkilim de bilmiyor. Bakın, olduğunu söylemiyoruz, bilmiyoruz, olmadığını da bilmiyoruz. Ama benim müvekkilimin Ağaç A.Ş. üzerinde herhangi bir hakimiyeti, bir rolü, resmi veya gayriresmi var mıdır, hayır yoktur.   Benim müvekkilim yalnızca İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde görevlendirmeyle çalışan bir kamu görevlisidir.

Diğer bütün sanıkların ifadesine, tanıkların ifadesine, etkin pişmanlıktan faydalananların hepsinin ifadesine baktık, hiçbirisinde müvekkilimle ilgili hiçbir söz yok, ne aleyhe ne lehine hiçbir şey yok.   Daha önce şube müdürleri var, daha önce çalıştığı bu daire başkanı olan beyefendi var, onlar ise yalnızca ismen tanımaktadırlar.   Dolayısıyla benim müvekkilim ne kişisel olarak şahsen ne yaptığı iş açısından hakim olduğu dairedeki olaylar açısından herhangi bir suça, herhangi bir suç unsuruna karışmamıştır, püripak bir kadındır.   Bu nedenle kendisinin beraatini talep ediyorum.   Size teşekkür ediyorum, dilekçemizi dikkate almışsınız, UYAP'tan kaldırmışsınız ama yetmez ama evet diyoruz, biz şey de istiyoruz, yurt dışına çıkış yasağının da kaldırılmasını talep ediyoruz, saygılar sunuyorum.

Kaynak : istanbulgercegi.com

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları