loading
close
SON DAKİKALAR

İdam karşıtıyken, idamı savunur hâle geldi!

İdam karşıtıyken, idamı savunur hâle geldi!
Tarih: 24.11.2012 - 09:38
Kategori: Siyaset

Nihad Matkap, canlı yayında Erkan Tan'ın sorularını yanıtladı...

CHP Genel Başkan Yardımcısı Nihad Matkap’ın açıklamaları ve sorulara verdiği yanıtlar şöyle;

Erkan TAN- Sevgili dostlar, Erkan Tan’la Başkentten devam ediyor. Stüdyomuzda Cumhuriyet Halk Partisi Genel 
Başkan Yardımcısı Sayın Nihad Matkap beyefendi bulunuyor. Onunla konuşacağız. O geldi stüdyomuza sağ olsun. İşte huzurunuzda Nihad Matkap. Cep telefonlarınızla soru gönderebilirsiniz. Eleştirdiğiniz, sevdiğiniz, beğendiğiniz, beğenmediğiniz ne varsa bize aktarabilirsiniz. Efendim hoş geldiniz.

Nihad MATKAP- Hoş gördük.

Erkan TAN- Şuradan başlayalım isterseniz. Gittiniz elin diktatörüyle fotoğraf çektirip geldiniz diyorlar AKP’liler.

Nihad MATKAP- AKP’nin bu 10 yıllık iktidarının en büyük hatası Suriye politikalarıydı. Kendileri de yavaş yavaş kabul etmeye başladı. Zaten halkın %70’i hükümetin Suriye politikalarını yanlış bulduğunu kamuoyu araştırmalarıyla belli ediyor zaten. Şimdi orada çok ciddi yaralar açıldı. Cumhuriyet Halk Partisi o yaraları sarmaya çalışıyor. Cumhuriyet Halk Partisi Mustafa Kemal Atatürk’ün yurtta barış, dünyada barış ilkesi konusunda bugüne kadar elinden gelen her şeyi yaptı. Tabi bu konuda AKP’liler işin başından itibaren yanlış yaptıkları için bunu çeşitli vesilelerle örtmeye çalışıyorlar.

Bakınız ben geçen hafta Kıbrıs’a gitmiştim Cumhuriyet Halk Partisini temsilen. Kıbrıs’ta cumhuriyetin ilanının 29. Yıldönümü kutlamalarına gitmiştim. O arada tabi Kıbrıs tarihiyle de biraz ilgilendim. Anımsayın Kıbrıs’ta Makaryos dönemlerinden itibaren Kıbrıs’ı Yunanistan’a ilhak etme çabaları vardı. Türkiye hariciyecileri dışişleri politikamızda 11, 12 yıl sabredildi. Köylere baskınlar yapılıyordu. Kıbrıs Türklerinin her türlü sıkıntıya girmeleri için bir tacizler vardı. 10, 12 yıl dayandı Türkiye. En son 74’te tak deyince gitti gerekeni yaptı. Hem barış adına yaptı. Şimdi merak ediyorum Türkiye’nin Suriye’yle hangi itilafı oldu? Yani bizim Suriye’ye saldırmamıza, iç meselelerine bu kadar girmemize bir nedenler olmalı. Acaba ne oldu da biz bu kadar içine girdik?

Erkan TAN- Teröristleri destekliyor diyenler var.

Nihad MATKAP- Hayır. Eğer destekliyorsa ne zaman destekliyor? Yani o Bodrum’da tatile gittiği zaman desteklemiyor muydu? Ortak bakanlar kurulu yaptığı zaman desteklemiyor muydu? Dostluk barajı temeli attığı zaman desteklemiyor muydu? Kardeşim dediği zaman yok muydu? Birlikte tatile gittiği zaman yok muydu?

Erkan TAN- Demek ki desteklemiyordu. Yani bu tez yanlış.

Nihad MATKAP- Gaziantep’te Sayın Başbakanın bir konuşması vardı. Geçenlerde Genel Başkanımızla birlikte Gaziantep, Kilis ve Hatay gezileri yaptık. Oradaki CD ortaya çıktı. Gaziantep’teki konuşmasında Sayın Başbakan diyor ki, Gazianteplilere vizeleri kaldırdık. Bundan kim kazançlı çıktı siz değil mi? Evet diyorlar. Ticaret hacminiz gelişmedi mi? Gelişti diyorlar. Peki kapatan kendisi. Binlerce tır geçiyordu her hafta. Şimdi hiçbir tır geçmiyor her taraf kapalı. Dolayısıyla bu Suriye politikaları konusunda gerçekten çok büyük yaralar sözkonusu. Cumhuriyet Halk Partisi bu yaraları sarmaya çalışıyor. Onlar iftihar etmeli Cumhuriyet Halk Partisinin milletvekilleriyle gazeteciyi alıp getirdiler diye. Gazeteciyi getirmekle kalmadılar, Cüneyt’i getirmekle kalmadılar. Aynı zamanda yeniden barış köprüsünün temellerini attı Cumhuriyet Halk Partililer. Çünkü Suriye’yle bizim ihtilafa girmemizi gerektirir hiçbir şey yok. Washington’la Şam arasında sorun olabilir. Bize düşen görev orada onları uzlaştırmaktır, barıştırmaktır. Büyük devlet olmanın gereği bu. Biz onu yapmadık. Peki niye girdik bu işin içine bu kadar? Niye Türkiye bu işin içine girdi?

Erkan TAN- Sorumuz bu.

Nihad MATKAP- Evet. Halk ikna olmuş değil, fiyasko. Resmen sınıfta kaldı AKP’nin bu anlayışı.

Erkan TAN- Bunları örtmek için mi sizin o çektirdiğiniz fotoğraf…

Nihad MATKAP- Aslında teşekkür etmeliler. Nitekim kendi aralarında da çelişkiler var. Başbakan Yardımcısı teşekkür 
etti. Sayın Cumhurbaşkanı o ekolden gelen insan teşekkür etti. Ama birileri de eleştirdi. Eleştirecek bir şey arıyorlar. 
Cumhuriyet Halk Partisi onların her tahribatını düzeltmekle meşgul.

Erkan TAN- Öyle mi?

Nihad MATKAP- Evet.

Erkan TAN- Canım niye gittiniz fotoğraf çektirdiniz. Gerçi tabi yani adamı almaya gitmişsiniz orada gidip onunla görüştünüz almak için. Cüneyt’i getirdiniz Allah razı olsun, tamam.

Nihad MATKAP- Tabi. Sayın Devlet Başkanıyla görüşülüyor, o arada bir hatıra fotoğrafı çekilmesi konuşuluyorsa niye çekilmesin? Kaldı ki geçenlerde parti sözcümüz Sayın Haluk Koç’un yaptığı bir basın toplantısında resim serisini verdi Sayın Başbakanın kimlerle çekildiği resimler. Hep ortadaydı. Diktatörlerle, 300 bin insan öldürenle resimler çekiliyor. Niye bunu kıskanıyor onu anlamış değiliz.

Erkan TAN- Demiş ki bir seyircimiz, arkadaş siz Atatürkçülükten her geçen gün kopuyorsunuz. Sizin Atatürkçülüğünüz bile tartışılacak. Birde utanmadan Doğu Perinçek’e laf ediyorsunuz demiş bir seyircimiz. Herhalde Doğu Perinçek’i çok seven bir seyircimiz. Adını yazmış ama çıkmamış. Ben buna rağmen okudum çünkü yazmış, çaba göstermiş. Lütfen adınızı yazınız. Özellikle twitterde rumuzla gönderenler var onları okumuyorum, sonra kızıyorlar. Bize twitterdan ulaşabilirsiniz. Yalnız adını soyadını yazsın lütfen herkes.

Nihad MATKAP- Erkan bey, Cumhuriyet Halk Partisine kimse Atatürkçülüğü öğretemez. Şuan ki yöneticilerine de öğretemez. Kimsenin de böyle bir haddi yok. Cumhuriyet Halk Partisi cumhuriyetin temel değerlerine en bağlı parti. Atatürkçülüğün en temel ilkelerinden biride devrimcilik. Devrimcilikte dünyadaki gelişmeleri, Türkiye’deki gelişmeleri bir anlamda görmek, ona göre siyaset üretmek demek. Zaten Atatürk’ün en temel ilkelerinden biri bu. Mustafa Kemal Atatürk o dönemlerde saltanata son vermiş. Daha sonra hilafete son vermiş. Çağdaş hukuk normlarını Türkiye’ye taşımış. O tarihte kimsenin yapamayacağını düşünmüş, kimsenin tahayyül edemeyeceği konuları Türkiye’ye taşımış. Dolayısıyla 30, 40 yıl öncesinin anlayışıyla siyaset yapmak Türkiye’yi bir yere götürmez. Cumhuriyet Halk Partisini ve bu tür siyaset anlayışını bir yere götürmez. Düşününki Cumhuriyet Halk Partisi 2007 seçimlerinde 36 ilde milletvekili çıkaramadı. 2011 seçimlerinde 33 ilde milletvekili çıkaramadı. Bu cumhuriyeti kuran bir partinin gerçekleriyle örtüşmez. Demek ki bir eksiklik var orada. Neler oluyor? O neler oluyoru araştırmaya dahi birilerinin tahammülü yok. Türkiye’nin her ili önemli. O nedenle güçlü Cumhuriyet Halk Partisinin bütün Türkiye’de olması gerekiyor. Buna benzer arayışlar, buna benzer devrimci atakları kimse yanlış anlamasın. Bunu yapmamak Atatürkçülüğe aykırı şeyler.

Erkan TAN- Neyine kızdınız Doğu Perinçek’in Aydınlık gazetesinin?

Nihad MATKAP- Sanıyorum Genel Başkanın bu konuda kapalı grup toplantısında bir açıklaması olmuş. Bir yayın organı Perinçek’in yazı yazdığı yayın organı sanıyorum her gün Cumhuriyet Halk Partisinin eksiğiyle veyahutta Cumhuriyet Halk Partisinin yaptıklarıyla sürekli açığıyla meşgul. Belki onun için tak demiştir. Bu konuda bir açıklama yapmıştır.

Erkan TAN- Büyükşehirle ilgili kanuni düzenleme için tam bir skandal yorumunu yaptınız. Ama iktidar öyle demiyor. Hatta iktidar diyor ki, bakın göreceksiniz kanunlaşsın bu çalışma gelip onlar söyleyecekler bizim ili de büyükşehir yap diye diyorlar.

Nihad MATKAP- Şimdi aslında Uganda’da bile kabul edilebilir bir mantık değil bu büyükşehir yasa tasarısı. Bakınız, ben Hatay bölümüyle çok ilgilendim. Mesela en son Şişli’yle ilgili yapılanlar. Yenimahalle belediyesiyle ilgili yapılanlar. Birkaç mahalle Yenimahalle ilçe sınırından koparıldı Çankaya’ya bağlandı. Gerekçe? Öyle bir şey yapılacaksa insan haklarına riayet eden bir anlayış o mahalle halkına sorar. Ben seni Yenimahalle’den alıp Çankaya’ya bağlamak istiyorum. Bu konuda düşüncen ne? Yani bu konuda yerel özerklik şartı da bunu gerektiriyor. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey olamaz. Ben bölüyorum, yapıyorum, ediyorum. Milletvekillerinin haberi yok, valinin haberi yok, il genel meclisi üyelerinin haberi yok. O bölge milletvekillerinin de haberi yok. Böyle bir şey olur mu?

Örneğin Hatay’la ilgili yaşadığımı söyleyeyim belki biliyorsunuz. Merkez ilçe Antakya oradan bir ilçe üretildi. 4 mahalle 200 yıldır Antakya’ya bağlı oradan koparıldı. Antakya belediyesi 200 yıllık bir belediye, imkanları var. O Antakya ilçesinin oluşmasında çok ciddi katkılar var. O mahallenin hakları var. Sordun mu? Oranın organize sanayisi var, oranın küçük sanayi sitesi var, oranın hastaneleri var, okulları var. Şimdi sen o 4 mahalleye diyorsun ki, sen yeni kurulacak, ne zaman kurulacağı belli olmayan, belediye binası olmayan bir yere giriyorsun. Sana sormuyor git ne halin varsa diyor. Çünkü benim daha fazla parmaklarım var mecliste onunla işi bitireceğim. Böyle bir şey olamaz. Mezarlığı da orada. Yani bizim oralarda mezarlıklarda her ailenin mezarlık yeri satın alma hakkı var. Sen hangi hakla bunu yapıyorsun? Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey olmaz.

Erkan TAN- Adı bellimi yeni ilçenin?

Nihad MATKAP- Defne bir ilçe.

Erkan TAN- Ne güzel işte Defne.

Nihad MATKAP- Şişli’de 3 mahalleyi alıyorsun. Hangi gerekçeyle alıyorsun? Anlatır mısın, ikna eder misin? Mecliste de tartışmıyorsun. Böyle bir şey yapacaksan şehircilik uzmanları var, mimarlar var, konunun ilgili sivil toplum kuruluşları var. Bakınız, eğer demokrasiden bahsedecekseniz çağımızdaki gelişmiş demokrasinin iki temel özelliği var. Asla bunlardan vazgeçilemez. Çoğulculuk ve katılımcılık. AKP’de bunların ikisi de yok. Onun için eğer biz demokrasiden yana değiliz derlerse ben onları alkışlayacağım. Ama hem demokrasiden yanayım diyecek, hem de bunları yapacak. Bu imkansız. Geçenlerde de yaşadık 4+4+4 diye tanımlanan eğitim yasasında aniden bir gece yarısı operasyonuyla geçti.

Dolayısıyla kimliğini açıklaması lazım. Ben demokrasiye karşıyım dediği zaman halk ona göre onlara oy verir. Yani 4+4+4 olayında bu kadar temel bir konuyu eğer düzenleyeceksen, eğer değişiklik yapacaksan en azından bunu seçim bildirgene koymalısın. Bunu tartışmalısın bir yıl kadar. Beğenir, beğenmez insanlar ama sen seçim bildirgene koyarsan ben bu düzenlemeyi yapacağım. İnsanlar sana ona göre oy verir. Ben iddia ediyorum. Eğer bu temel eğitim yasasındaki düzenlemeyi AKP daha önce ilan etmiş olsaydı aldığı oyun %10’unu alamazdı. Dolayısıyla halk yanıltılmıştır, halk kandırılmıştır. Bu büyükşehir olayı da böyle bir şey.

Erkan TAN- Canım istiyormuş adı büyükşehir diye geçenler. Yani Cumhurbaşkanı onaylarsa bu yasaya muhatap olacak olanlar istiyorlar. Halkı istiyor. Öyle takdim ediyor AKP.

Nihad MATKAP- Tabi onlar öyle takdim edecek. Tek düşündükleri şey nasıl seçimi kazanırım. Böyle ilkel bir anlayış AKP’ye yakışmıyor. Hem kendini bir dünya devi göstermek istiyor. Demokrasi konusunda ben çok ileriyim diyor. Hem de kimseye sormadan yeni ilçe kuruyor. Böyle bir şey olamaz. Bu resmen insan hakkı ihlalidir. Geçenlerde Şişli belediyesi sınırlarında bir referandum yapmak istedi halk ona da izin vermedi. Yenimahalle’deki bu değişikliği yaparken kime sordun. Böyle bir şey olabilir mi? Kimsenin haberi yok. Yasanın hazırlanışı, sunuluşu ve görüşülmesi gerçekten Uganda’yı aratır hale geldi. Böyle bir şey olamaz. Her şeyiyle dökülüyor. Niye yapıyor? Tabi ortada her şey. Her şey görünüyor. Bu tartışmalar oradan kaynaklanıyor.

Erkan TAN- Peki niye yapıyor yani? Seçimi kazanmak için dediniz.

Nihad MATKAP- Seçimi kazanmak yapıyor. Önüne bir hedef koymuş. Hem sistemi dönüştürecek, hem iktidarda 
kalacak. Yani bir elde iki karpuz tutacak. İkisini de tutamayacak ben onu görür gibiyim.

Erkan TAN- Öyle mi? Yani seçimi de kazanamayacak, sistemi de değiştiremeyecek dediniz.

Nihad MATKAP- Bakın şimdi bu zorlamalarla bir yere gidilmez. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor bayramından bir hafta, 10 gün önce bir genelge yayınladılar siyasi partiler çelenk koyma törenine katılamaz diye. Yine bir değişiklik yaptılar daha önce o çelenk koyma törenleri valinin başkanlığında yapılırdı. İtibarsızlaştırmak için o günü, o anmaları onu il müdürü düzeyine düşürdüler. Halkta ciddi bir öfke oldu, bir birikim oldu. 29 Ekim kutlamaları anımsayın organizeli değildi. 1 milyonu aşan insan tepkisini göstermek için Anıtkabir’e gitti. Bütün bunlar önemli göstergelerdir. Dolayısıyla yasakla bir yere gidilmez. Kendi doğrularınızı dayatmaya kalkarsanız bir yere gidemezseniz. Şimdi ilk soru olayında mesela bakıyorsunuz bir Suriye’ye karışma olayında bir mantık, hangi mantığı koyuyorsun? Şimdi halkı ikna edemedin diyorsunuz. Şimdi herkesin ortak kanaati bunun ABD’den gelen talimat üzerine yaptığı Sayın Başbakanın. Bu böyle değilse bir şey söylemen lazım ve ideolojik hırslarına yenildi yaptı. Bunun bir izahı olmalı. Dolayısıyla çok ciddi çelişkilerle giden bir hükümet var karşımızda.

Erkan TAN- Canım sizde mezhepçilik yaptığınız için Esad’ın yanında duruyorsunuz diyorlar. AKP’liler bunu dedi yani.

Nihad MATKAP- Bakınız, mezhepçilik yapan CHP mi, AKP mi ona bir bakmak gerekiyor. Şimdi burada olay Ortadoğu petrollerini kontrol etmektir. Ortadoğu petrollerini, kaynaklarını kontrol etmek isteyen emperyalist güçlerin Alevilikle, Sünnilikle işi yok.

Erkan TAN- Öyle mi?

Nihad MATKAP- Tabi. Kim rejim muhalifiyse onunla işbirliği yapar. Bakınız Irak olayı, Irak örneği ortada, Suriye örneği ortada, İran örneği ortada. Başka örnekler ortada. Emperyalist güçler için kişin inanç yapısı, etnik yapısı kim bana bağlı olacak.

Erkan TAN- Emperyalistler için mezhep, Alevilik, Sünnilik önem taşımaz. Onlar işini görecek adam ararlar dediniz.

Nihad MATKAP- Önemli bir şey söyleyeyim. Şimdi doğmadan önce tanrı kimsenin önüne bir anket koymuyor. Ankette demiyor annen baban kim olsun, inanç yapın ne olsun, etnik yapın ne olsun? Bu kudrette bir insan varsa bende tanımak isterim.

Dolayısıyla siyaset yaşamımızda bütün dünya için söylüyorum bunu. Bu konular siyasetin dışında kalmalı. Siyaset sorunlarla ilgili somut çözüm önerme alanına dönüşmeli. Bu birilerinin işine gelmiyor. Şimdi Hatay’da şuan pamuk üreticileri dökülüyor. Bakınız, bir tonun üretim maliyeti 1700 lira. Ben görüşüyorum pamuk üreticileriyle.

Erkan TAN- Yani 1 milyar 700 milyon eski parayla. 1700 TL. Bir ton pamuk üretmek için harcaman gereken para.

Nihad MATKAP- Yani gübresi, tohumu, bakımı, sulaması vs. 1 milyon 700 bin lira. Şuan 600 – 700 liradan satılıyor. Bu arada destekte var. 1100, 1200’e azami satılıyor en kaliteli pamuk. 500 lira şimdiden kaybetmiş durumda. Niye bunu konuşmuyoruz? Hiç Tayyip Erdoğan buna değiniyor mu? Arkadaşlar buna değiniyor mu? Yok öyle bir şey. Narenciye ürünleri hep yerde kaldı bu Suriye olayından dolayı, kapıların kapanmasından dolayı. Mersin’i bile etkiledi. Adana’yı etkiledi. Bütün bölge illerini etkiledi. İflaslar yaşanıyor.

Erkan TAN- Tabi canım, sadece onlar mal satmıyor. Denizli, Balıkesir.

Nihad MATKAP- İkinci el arada satanlar var. Hatay’a gidin, sınır illerine gidin tırların hepsi dizilmiş ve ikinci el satış yapan esnaflar araçları koyacak yer bulamıyor. Bunun hesabını kim verecek? Ocaklar sönüyor. Biz tabi ki, Suriye’den gelenleri en iyi şekilde ağırlayacağız. Bu insanlık görevimiz bizim. Ama inanın bizim o Hatay’daki, Kilis’teki, 
Gaziantep’teki insanlarda sığınacak ülke arayacak yakında. Çünkü orada iş kalmadı. Ciddi bir yoksulluk sözkonusu. O bölgelerin lokomotif sektörleri nakliye ve ihracat ikisi de durdu. Şimdi bunu düşünmüyor. Geçenlerde Amerika’dan bir dış güvenlik uzmanı geldi. 10 gün önce bir söyleşisini okudum. Diyor ki, Türkiye Suriye’yle ilgili bir karar almadan önce 40 defa düşünmeliydi. Çünkü oradaki insanlar, bölgedeki insanlar, sınırdaki insanlar dost, akraba. Çok vahim bir karar verdi.

Erkan TAN- Dedi öyle mi?

Nihad MATKAP- Tabi. Öyle bir karar alınmaz.

Erkan TAN- Canım işinize geldiği gibi konuştuğu için onun söylediğinden hoşlandınız diyorlar.

Nihad MATKAP- Dışişleri politikamızda genelde bir adım atılacaksa o adımın 10 sonrası düşünülür. Sonraki hamleler ne olacak diye. Ne yazık ki, Dışişleri Bakanlığımızın o yetkin isimlerine de baypas yapılmış. Tek başına bir yönetim anlayışı. Yani başkanlık sistemi aranıyor ya, hukuki kılıf aranıyor. Zaten fiilen var. Zaten bu büyükşehir dayatması bu otoriter anlayışın bir sonucu değil mi? 4+4+4 dayatması. Bunlar unutulacak mı? Her şey geçiştirilecek mi sanıyorsunuz? Kesinlikle böyle olmayacak. Onun için Türkiye’nin demokrasiye ihtiyacı var. Türkiye’de önce kaybettiğimiz demokrasiyi kurmalıyız. Demokrasi adına yapılıyor.

Erkan TAN- Peki siz olsaydınız ne yapardınız Suriye’yle ilgili?

Nihad MATKAP- Referandum öncesini size bir hatırlatayım. Unutmamalıyız. Şimdi bu referandum koşullarını, referandum hükümlerini oylama öncesi halkın oyunu almak için 80 olayları sırasında ihtilalinde yaşı büyütülüp idam edilen Erdal Eren vardı. Erdal Eren’in mektubunu okurken, onu anlatırken Sayın Başbakan ağlıyordu. İdamlara karşı olduğunu o cümlelerle ifade ediyor. Aynı Başbakan dönmüş şimdi idamı savunur hale gelmiş. Siyaset yaşamında doğru şeyler yapabilirsiniz, alkışlanacak şeyler yapabilirsiniz ama tutarlılık çok önemli Erkan bey. Bir tutarlılık sorunu var.

Erkan TAN- Referandum esnasında Sayın Başbakan idam edilenin mektubunu okuyup gözyaşı dökmüyor muydu? Şimdi aynı Başbakan idamı savunuyor dediniz.

Nihad MATKAP- Dedim.

Erkan TAN- Bir daha söyler misiniz hani kendi ağzınızdan duyalım.

Nihad MATKAP- Şöyle söyleyeyim, idama karşıtlığını böyle ağlayarak ifade eden bir Başbakan ne oldu da 2 yıl sonra idamı savunur hale geldi? En temel sorunumuz bu. Gidiyorsun Oslo’da müzakereler yapıyorsun. Ben Kürt sorununu, terör sorunu neyse ben bunu müzakerelerle çözeceğim diyorsun. Güzel. Ondan sonra görüşmedim diyorsun, ispat etmeyen şerefsizdir diyorsun. Ardından ben görüştüm diyorsun ama vahim olan ne? O görüşme niye yapılmış Oslo’da? İç barış adına yapılmamış. Analar ağlamasın, ocaklar sönmesin diye yapılmamış. 12 Haziran’a kadar bizi idare edin, ateşkes yapın diye yapılmış. Sonrası bu olayları yaşıyoruz.

Erkan TAN- Eyvah eyvah buda ayrı bir iddia. Oslo’da teröristlerle analar ağlamasın, ocaklar sönmesin diye değil, seçimler bitinceye kadar eylem yapılmasın diye görüşülmüş dediniz.

Nihad MATKAP- Evet. Biraz önceki konuğunuz dedi ki, terörün bitmesi adına müzakereler yapılabilir. Cumhuriyet Halk Partisi bu konuyu hiçbir zaman iç politika malzemesi yapmadı. Analar ağlamasın, ocaklar sönmesin, iç barış gelsin. Bu huzursuzluk bitsin adına onları hiç sıkıştırmadılar. Niye görüştünüz demedik. Ama niye sakladınız, niye kamuoyundan gizlediniz, niye bunu kendi çıkarınıza yaptınız dedik.

Dolayısıyla bakınız birkaç örnek verdim. Ekonomiyle ilgili pamuk örneğini veriyorum, narenciye örneğini veriyorum. İç barış adına örnekler veriyorum. Dış politika adına veriyorum. AKP’nin Türkiye’ye katacağı bir şey yoktur.

Erkan TAN- Canım Suriye’yi biz mi karıştırdık hemşerim? Onlar karıştı, Arap baharı geldi. Onların %20’si Suriye’nin %80’ine hükmediyor, huzursuzluk çıktı. Biz mi karıştırdık Suriye’yi hemşerim diyorlar.

Nihad MATKAP- Sayın Başbakan Mısır’daki konuşmasında dedi ki, Esad gidecektir. Sen gel kendi ülkendeki sorunları çöz. Sana ne Suriye’den? Sen oraya demokrasi getireceksen git Katar’a getir, git Suudi Arabistan’a getir, kendi ülkene getir. Sen ülkende demokrasiyi bitiyorsun, başka ülkelerin iç işine karışıyorsun. Tutarsızlık, dengesizlik. Vahim durumlarla karşı karşıyayız Erkan bey. Bu bitecek ama…

Erkan TAN- Siz olsaydınız ne yapardınız Suriye meselesinde?

Nihad MATKAP- Suriye meselesinde biz oradaki iç barışın sağlanması adına bir dost, bir akraba ülke olarak görev yapardık. Onların kardeş kavgasını engellerdik. Öyle bir desteğimiz olurdu. Ağabeylik yapardık, büyüklük yapardık. Gidip onları biraz daha kendi içlerinde daha savaşsın diye tahrik etmezdik. Bir taraf olmazdık. Suriye halkının tamamını kollardık. Biz bunu yapardık. Dünyanın her yerinde neresinde olursa olsun biz aynı şeyi yaparız. İnsan önemli bizim için. İnsan sevgisi, insan barışı, insan uyumu.

Erkan TAN- AKP hükümeti taraf oldu diyorsunuz. Taraf oldu, tahrik etti.

Nihad MATKAP- Taraf oldu tabi. Niye taraf oldu? Ya talimat aldı ya da ideolojik hırslarına mağlup oldu. Başka bir şey söyleyemiyoruz ki. Yani başka bir izah tarzı da yok.

Erkan TAN- Özal Turgut adlı seyircimiz mesaj göndermiş. Gündelik siyaset yapıyorsunuz, ülke adına, demokrasi adına, kalkınma adına bir projeniz yok demiş Özal Turgut.

Nihad MATKAP- Şimdi bizim o kadar projelerimiz var ki hepsini anlatıyoruz. Sırası geldi mi anlatıyoruz. Yalnız yapılan yanlışları da anlatmak gibi bir sorumluluğumuz var. Mesela ekonomiyle ilgili biz çok açık şeyler söylüyoruz. Katma değeri yüksek ürün imalatına geçeceğiz diyoruz. Anlatayım madem fırsat verdiniz. Örneğin Tayvan’da, Hindistan’da, Çin’de katma değeri yüksek teknolojik ürünler dünya pazarlarına gönderiyor, küresel pazarlara gönderiliyor. Bir tır dolusu onların bir ihracatı bir milyon dolar. Bizim bir tır dolusu sebze, meyve ihracatımız veyahutta ağır sanayi ürünleri ihracatımız 30 bin dolar. Niye biz oradaki teknolojiyi Türkiye’ye getirmiyoruz? Katma değeri yüksek ürün imal edip küresel pazardaki payımızı artırmak zorundayız. Bizim dünya küresel pazarlarındaki payımız gittikçe azalıyor. 
Cumhuriyet Halk Partisinin bu konudaki bütün programları, projeleri hazır.

Erkan TAN- Aycan Pekterin Özal Turgut beye cevap vermiş. Tabi seyircilerde birbirine yanıt veriyor programımızda. Aycan Pekterin demiş ki, Özal Turgut bey CHP daha ne yapsın. Birçok projeyi dile getirdi, söyledi, anlattı. Hatta 
iktidar onların yarısını yaptı üstelik yanlış yaptı demiş. CHP’li herhalde. Sizin adam Aycan bey.

Nihad MATKAP- Şöyle söyleyeyim, Cumhuriyet Halk Partisi 41 söz verdi seçim öncesi. Bunların üçü hemen hemen hükümet tarafından hayata geçirildi ama 38’i güncel halde bekliyor. Hatta şuan belki de bu sözler 50’ye kadar yükselecek. Bizim bir taraftan araştırma, geliştirme grubumuz çalışıyor. Türkiye’nin koşullarına göre gerekeni yapıyor. Bir taraftan da Türkiye’nin sürüklenmek istediği kötü rotadan dönüştürülmesi içinde bir çaba harcıyor. Dolayısıyla ana muhalefet partisinin sorumlulukları çok aşırı. O nedenle hem onları sunacağız günü geldiğinde, hem de bu sıkıntıları aşacağız. Çünkü hükümet nefes aldırmıyor ki çoğunluğuna güvenerek. Çoğunlukçu bir anlayışla hareket ediyor. Türkiye’de götürülmek istenen eğitim olayı. Gelecek kuşakların geleceğini belirleyecek, anlayışını belirleyecek. Onu engellemek gibide bir sorumluluğumuz var bizim. Bu düşünün belediyelerin yarısı kapanıyor. 32 bin köy statüsünü kaybediyor. Geçmişte mesela şimdi bakıyorsunuz Konya, Konya’nın yüzölçümüne bakıyorsunuz bunu bütünşehir yaptığınızda şuan ki hale zor yetişen bir yönetim anlayışı nereye yetişecek. Hadi İstanbul’un sınırları ortada, Kocaeli’nin, Ankara’nın. Dolayısıyla düşünmeden, yani orada hizmet verimliliğini artırmak adına değil de, seçimi nasıl kazanırım. Çünkü en son yapılan genel seçim sonuçlarına bakarak ben oradaki yerel seçimi nasıl kazanırım mantığına dayanarak yapılmış bir düzenleme. Kiminle tartıştınız onu? Hangi üniversitede bu konunun sahiplerinin, bu konuda eğitim almış kişilerin görüşünü aldınız? Hangi uzmanlarla konuştunuz? Sivil toplum örgütlerinin ilgili olanlarıyla hangi değerlendirmeleri yaptınız da bu kararı aldınız? Mecliste ne kadar tartıştınız?

Dolayısıyla atılan bütün adımlar Türkiye’nin geleceği adına, Türkiye’ye daha iyi hizmet vermek adına atılan adımlar değil. Bütün bunları engelleme gibi de bizim sorumluluklarımız var Erkan bey.

Erkan TAN- Efendim Muharrem Çılgın, İşçi Partisi kontra bir örgüttür. CHP halka açılmalı. Kürtler, Aleviler, mütedeyyinler, yoksullar, sosyalistlerle bağ kurulmalıdır demiş Muharrem Çılgın adlı seyircimiz. Zaten hani bunu yapmaya çalıştığınızı söylediniz.

Nihad MATKAP- Bunu yapıyoruz. Bakınız, sivil toplum kuruluşlarıyla ilgili yaklaşımını anlatıyım Sayın Genel Başkanın. Şuan 3 Genel Başkanın sivil toplum kuruluşlarıyla Cumhuriyet Halk Partisinin bağlarını güçlendirmekle meşgul. Bir arkadaşımız emek örgütleriyle, bir arkadaşımız işveren örgütleriyle, kendimde onun dışında kalan meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarıyla Cumhuriyet Halk Partisinin bağlarını güçlendirmekle meşgulüz. Bu da demokrasinin bir gereği. Gelişmiş demokrasilerde Erkan bey, bir düzenleme yapılma aşamasında yapılırken ilgili sivil toplum kuruluşlarının görüşünü almak zorundasınız. Hatta o uygulamaya geçtikten sonrada o sivil toplum kuruluşunun denetimine açmalısınız uygulamaları. Şimdi bunu yapmıyorsanız zaten demokrasiden gittikçe ülkenizi koparıyorsunuz.

Erkan TAN- İlkay Canoğlu, peki kardeşim siz gittiniz Esad’a sordunuz mu uçağımızı niye düşürmüş diye demiş İlkay Canoğlu bu mesajı göndermiş size.

Nihad MATKAP- Şimdi bu konuda birçok açıklamalar yapıldı. Bu konu bizim sorumluluğumuz altında olsaydı onu da yapardık. Onun için uçağın düşürülmesi konusuyla ilgili zaten yeterince açıklamalar yapıldı.

Erkan TAN- Yani AKP’nin Suriye politikaları haklı demek istiyor yani.

Nihad MATKAP- Yani haklı olmadığını yapılan kamuoyu araştırmaları gösteriyor. Halkın %70’i hükümetin Suriye politikasını yanlış buluyor. Zaten kendileri de bunu hissetti gibi. Umarım artık bunu toparlamaya çalışır. Bakınız, Irak’ın da işlerine karışıyor. Bugün cevap vermiş Irak Başbakanı. Sen kendi işine bak demiş, Irak’a bir şey olmaz. Irak’a telkinde bulunacağına git kendi iş işlerini çöz demiş. Suriye’yle sorunumuz var, İran’la sorunumuz var, Irak’la sorunumuz var, Yunanistan’la sorunumuz var. Sorunsuz bir yer kalmadı ki, ne biçim dış politika bu?

Bakınız, 2002’de AKP iktidara geldiğinde Erkan bey şehit sayısı 6 biliyor musunuz? Şimdi 150. Yani 10 yıl Türkiye’yi tek başına idare edeceksin, Türkiye’nin en yakıcı sorununa çözüm bulamayacaksın. Daha ne işin var orada?

Erkan TAN- Siz biraz önce hani çeşitli kesimlerle bağları kuvvetlendirmekle ilgili görevler saydınız ya Şamil Tayyar twit atmış efendim AKP Gaziantep milletvekili Sayın Şamil Tayyar. Bir sorar mısın Esad’la bağları güçlendirmekten kim sorumlu? Yani manidar bir soru sormuş.

Nihad MATKAP- Onu Sayın Başbakanına sorsun. Çünkü Sayın Başbakan o olanağı açtı kendisine kardeşim dedi ve Türkiye’de birçok işadamı onun Genel Başkanına, Başbakanına güvenerek gitti orada yatırım yaptı. O sınır illerindeki ticari hayatı ona göre düzenledi. Hesap soracaksa Şamil Tayyar, iyi bir parlamenterse önce Genel Başkanına sorsun. Ne oldu da ona desin ki, ne oldu da kardeşlikten bir anda düşmanlığa dönüştün? Bu kadar insani feda ettin.

Erkan TAN- Canım Esad’la kardeş olmak için çaba sarf ettik ne yapalım adam adam değilmiş. Kardeşim adam adam değilmiş, insan değilmiş diyorlar.

Nihad MATKAP- Halk mı değişti, anayasasında değişiklik mi yaptı, yönetim anlayışını mı değiştirdi, gelip bir saldırganlık mı yaptı? Hani bir şey söylese de ikna olsak.

Erkan TAN- Sizin tezinize göre ne oldu?

Nihad MATKAP- İki şey var. Birinden birini söylemesi gerekiyor. Ya ideolojik hırslarına, ihtiraslarına yenildi, ya da bir yerden talimat aldı talimatın gereğini yerine getirdi ve talimat aldığı yeri de yanıttı. Ben iki, üç ayda bu işi bitiririm dedi. Dikkat edin…

Erkan TAN- Şimdi siz Amerika’yı kastediyorsunuz ama Amerika bu işlerle pek ilgilenmiyor. Hatta sakın ha yapma bir şey filan diyor diyorlar.

Nihad MATKAP- Bakınız önemli bir şey daha söyleyeyim. Suriye yönetiminin muhaliflerinin üssü İstanbul’du. Suriye Ulusal Konseyi. Ondan sonra 3 – 4 ayda bu işi bitiririz diye yola çıktı Türkiye yetkilileri. Şimdi bu başarısızlık üzerine Doha’ya taşındı, Katar’a taşındı onlar. O yapılanmayı ilk önce ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton eleştirdi ve şuan Türkiye’ye baypas yaptılar. Şimdi bunu kabul etmek gerekiyor. İnşallah bununla artık biter. Bundan sonra daha doğru adım atarlar. Siyaset ihtiraslarla yapılmaz. Siyaset mantıkla yapılır, duygularla yapılmaz. Siyasetin temel amacı bu.

Erkan TAN- Efendim çok teşekkür ediyoruz programımıza katıldığınız için. Kolaylıklar ve başarılar diliyoruz.

Nihad MATKAP- Çok teşekkür ederim sağolun.

Erkan TAN- Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sayın Nihad Matkap sizinle ve bizimle birlikteydi. 

Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları