''İhracat 30 Ağustos 2012'de bozguna uğradı''

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Umut Oran ihracat gelişimiyle ilgili bir açıklama yaptı...
Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Umut Oran ihracat gelişimiyle ilgili bir açıklama yaptı.
AKP hükümeti, tüm mesaisini ve enerjisini Suriye’deki rejimi devirme görevini yerine getirmek için seferber edip ekonomide ortaya çıkan risklere gözünü kaparken, ihracat kırmızı alarm vermeye başladı.
Bu yıl ekonomide yaşanan yavaşlama paralelinde hız keserek Temmuz’dan itibaren yüzde 5.5’le eksiye geçen ihracatta, Ağustos’ta düşüşün hızlandığını vurgulayan Oran, İhracatçı Birlikleri kayıtlarına göre 1-28 Ağustos arasında yapılan ihracat geçen yılın aynı dönemindekinin yüzde 17.5 altında kaldığını, geçen yıl Ağustos’un ilk 28 gününde (24 işgünü) 10 milyar 866.3 milyon dolar olan ihracat, bu yıl aynı dönemde (22 işgünü) 8 milyar 959.4 milyon dolar düzeyinde gerçekleştiğini, aradaki 2 milyar dolara yakın fark, 2 iş günlük takvim etkisiyle izah edilemeyecek kadar büyük olduğunu söyledi.
"Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın ihracat Temmuz’daki düşüşü otomotive bağlayıp lokal bir durum olarak değerlendirmişti. Oysa Ağustos’ta neredeyse tüm sektörlerde sert düşüşler yaşanması, bunun tüm sektörleri ve ekonominin genelini ilgilendiren bir sorun olduğu gerçeğini net olarak gösteriyor"diyen Oran, İlk 28 günlük ihracat tutarları karşılaştırıldığında, geçen yılın aynı dönemine göre tarımda yüzde 18.5, tarıma dayalı işlenmiş ürünlerde yüzde 13.9, sanayi mamullerinde yüzde 18.6, kimyevi madde ve mamullerinde yüzde 15.1düşüş olduğu dikkat çekti.
Oran açıklamasını şu şekilde sürdürdü:
"Başlıca imalat sanayii alt sektörlerinden otomotivde yüzde 29.1, hazır giyim ve konfeksiyonda yüzde 23.1, demir ve demir dışı metallerde yüzde 25.1, çimentoda yüzde 24.8, makinede yüzde 17.3, elektrik-elektronikte yüzde 17.2 ihracat düşüşü yaşandığı görülüyor. Veriler, tarıma dayalı işlenmiş ürünlerden tekstil ve hammaddelerinde yüzde 15.7, deride yüzde 18.5 ihracat düşüşüne işaret ediyor. Toplam sanayi ihracatındaki düşüş yüzde 17.6 düzeyinde bulunuyor. Aynı dönemde madencilik ihracatının da yüzde 12.2 oranında düştüğü görülüyor.
TÜİK, Temmuz ihracatını da altın makyajıyla şişirdi
İhracatçı Birlik kayıtlarına göre yılbaşından 28 Ağustos’a kadar olan dönemdeki ihracat ise 88.9 milyar dolar olarak gerçekleşti. Son iki aydaki düşüşler sonucunda, yılbaşından bu yana kümülatif ihracat artışı sıfıra yaklaştı. Yaklaşık 8 aylık dönemde ihracat geçen yılın aynı dönemine göre sadece yüzde 0.9 arttı.
Bu arada bugün Temmuz ayı dış ticaret verilerini açıklayan TÜİK, TİM’in yüzde 5.5 düşüşle 10.8 milyar dolar olarak açıkladığı Temmuz ihracatını, beklediğimiz gibi “altın makyajı” ile 12.8 milyar dolara (2 milyar dolar daha yükek) çıkardı ve geçen yıla göre yüzde 8.5 artmış gösterdi. Aradaki 2 milyar dolarlık fark, altından kaynaklandı. TÜİK’e göre ilk yedi aylık dönemdeki ihracat 87.2 milyar dolar oldu. Böylece ihracatta TÜİK-TİM makası 7 milyar dolara ulaştı.
TİM, İhracatçı Birlik kayıtlarına göre açıkladığı aylık ihracat verilerini, daha sonra TÜİK tarafından açıklanan ve genelde ihracatı daha yüksek gösteren verilere göre revize ediyor. TÜİK’in ilk yedi aya ilişkin açıkladığı veriler ile TİM’in Ağustos ayı verileri toplandığında ise sekiz aylık ihracatta 96 milyar dolarlık bir hacim ortaya çıkıyor.
Yıllık hedef kağıt üzerinde kalacak
Buna göre yıllık 148.5 milyar dolarlık hedefin tutturulabilmesi için son 4 ayda 52.5 milyar dolarlık ihracat yapılması gerekiyor. Bu da aylık ortalama 13.1 milyar dolarlık ihracat ve geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13-14 artış anlamına geliyor. Oysa ihracatta iki aydır eksi seyir yaşanıyor. İlk 8 aydaki 96 milyar dolarlık ihracatın üzerine son çeyrekte 52.5 milyar dolarlık daha ihracat yaparak 148.5 milyar dolarlık yıllık hedefe ulaşmak, dünya ve Türkiye ekonomisinin mevcut koşullarında mümkün gözükmüyor.
Yani ihracatta tepe üstü düşüş devam ederse, bu yılki ihracatın 2011’deki 135 milyar dolarlık düzeyin bile altına inme olasılığı belirdi. İlk 8 aydaki 96 milyar doların üzerine son dört ayda 46 milyar dolarla geçen yılın aynı dönemindeki kadar ihracat yapılabilse, yani ihracat artışı “sıfır” olsa yıllık ihracat hacmi 142 milyar dolar düzeyinde gerçekleşecek. Son dört ayda yüzde 15’lik bir ihracat düşüşü ise yıllık ihracatın 135 milyar doları inmesi anlamına geliyor.
Hangi strateji, hangi yaklaşım Sayın Çağlayan?
Milli gelirde büyük paya sahip olan sanayinin ithal girdiği bağımlılığı nedeniyle, geçmişteki ihracat artışları beraberinde ithalatı da hızlı artırıyordu. Üretim ve ihracatın, ithalata bağımlılığı, her birim ihracat artışı için daha fazla ithalat artışını gerektiriyor, bu da dış ticaret açığını büyütüyordu. Dolayısıyla ihracatta yaşanan artışların ülkeye bir hayrı dokunmuyordu.
Şimdi ise artan belirsizlikler, azalan güven, yükselen bölgesel siyasal tansiyon, yavaşlayan iç talep nedeniyle ekonomide genel bir soğuma yaşanıyor. Küresel, bölgesel ve ulusal ekonomide ortaya çıkan olumsuzluklar ihracat imkanlarını kısıtlıyor, pazarlar daralıyor. Hem iç hem dış talepteki daralma nedeniyle sanayici üretimde frene basıyor. Bu da hammadde ithalatında geçmişte yaşanan patlamasının yerini hızlı düşüşe bırakmasına yol açıyor.
Sanayinin ithal girdi bağımlılığı nedeniyle ihracatındaki artışın, nihai olarak ithalatı ve dış ticaret açığını patlattığı sağlıksız yapıya aldırış etmeden, geçmişte kaydedilen ihracat artışları ile övünen, bunu kendi izlediği politikalar ve stratejilerin başarısı gibi gösteren Bakan Çağlayan’a sormak istiyoruz:
• Küresel ekonomide aylardır süren olumsuzlukları göz önüne alarak ihracatta ortaya çıkabilecek sıkıntıyı önceden öngördünüz mü?
• Buna karşı hangi önlemleri aldınız, hangi stratejileri uygulamaya koydunuz?
• Bu yıl “hedefi de aşarız” gibi sözleri bırakıp, ihracatta başlayan tepe taklak düşüşe karşı bir hazırlığınız var mı, hangi önlemleri alıyorsunuz?
Suriye angajmanı hükümete ekonomiyi unutturdu
Küresel güç sahiplerinin kendine verdiği görev çerçevesinde tüm enerjisini Suriye yönetimini devirmeye harcayan hükümet, ekonomiyi adeta unuttu. Küresel ekonomide kronikleşen kriz sürecinde, ihracatta en büyük pazarı olan AB’de resesyon aşılamazken, Türkiye’nin hızlı bir manevrayla yeni pazarlara açılması gerekiyordu. Ancak hükümet, bunu yapmak bir yana Suriye ile ilgili tavrıyla gelişmekte olan Ortadoğu pazarlarına açılan ihracat kapılarını kapayarak, kendi ayağına kurşun sıkmış oldu.
Özellikle ekonomisinde Suriye ile ticaretin önemli yer tuttuğu sınır illerinin bu ülkeye ihracatında yüzde 85’e varan düşüşler yaşanıyor. Türkiye’nin ilk yedi ayda bu ülkeye toplam ihracatında geçen yıla göre kayıp 1 milyar dolara yaklaşıyor. İki ülke arasındaki 6 sınır kapısı Türkiye’nin Ortadoğu pazarına erişiminde büyük önem taşıyor. Suriye ile yaşanan gerilimin dolaylı etkileriyle birlikte ihracatta yol açtığı kayıplar giderek büyüyor.
Artık “altın” makyajı da gizleyemez
İran’a bu yıl petrol karşılığı yapılan “altınla ödeme”yi, ihracat sayarak, ihracat hacmini şişirdiği eleştirilerine ikna edici yanıt veremeyen TÜİK’in, TİM’in İhracatçı Birlikleri kayıtlarından derleyerek açıkladığı ihracat verileri ile arasındaki makas giderek açılıyor. TÜİK’in, altın ihracatı yamasıyla önceki aylarda ihracat performansını olduğundan çok daha iyi gösterdi. Ancak gelinen aşamada ihracatta hızlanan düşüş nedeniyle, artık bu yamanın da işe yaramayacağı, kan kaybının gizlenemeyeceği görülüyor.
TÜİK, aylar itibariyle ihracat verilerini TİM’den yaklaşık bir ay sonra açıklıyor. TÜİK, muhtemelen yine “altın ihracatı” makyajıyla ihracatı Birlik kayıtlarındakinden yüksek açıklayacak. Ancak hükümetin bu yöntemle kendini ve kamuoyunu kandırma yerine, ihracatta yaşanan kan kaybına karşı acil çözüm arayışına girmesi gerekiyor.
Vişne Haber Ajansı
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












