İmamoğlu: Milli ve manevi değerleri asla istismar etmeyeceğim

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu İstanbul Maltape’de halka seslendi.
Ekrem İmamoğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle:
"Bugün burada bir sevinci paylaşıyoruz ama ne yazık ki bir yanımız keder dolu. Irak sınırında devam eden operasyonlarda şehit olan askerlerimize Allah'tan rahmet diliyorum, yaralı askerlerimize acil şifalar diliyorum.
Hiçbir seçim vatandaşlar arasındaki gönül köprülerini yıkmamalıdır. Bunu sağlama görevi de öncelikle siyasetçilerindir. Seçimlerden sonra birlik, bütünlük, kardeşlik mesajları kolaydır. Zor olan, değerli olan seçimden önce de ağır ithamlardan, çirkin sözlerden, mesnetsiz iddialardan uzak durup siyaset yapabilmektir.
Rakibinize oy veren milyonları rencide etmek, onlara hakaret etmek, birtakım siyasi matematik hesaplar belki size seçimi kazandırabilir ama kazanılmış bir seçimi yalnız siz kazanmış olursunuz. O seçimden asla millet kazançlı çıkmaz.
İkincisi, siyasetin temel amacı insanların mutluluğudur. Özellikle de şu güzel çocuklarımızın mutluluğudur. Siyaseti öncelikle bu sorumlulukla düşünmeliyiz. Üçüncüsü, herkesin dünya görüşü farklı olabilir ama bunları yarıştırmanın bunları çatıştırmanın asla ama asla adı siyaset değildir.
Siyaset, kendi değerlerinden, kendi dünya görüşünden, inancından yola çıkarak neyi, nasıl yaptığınla hangi sorunlara nasıl çözümler ürettiğinle ilgili bir şeydir. Bu dersi hiç kimse unutmasın. Siyaset her şeyden çok çözüm üretme işidir.
31 Mart seçimlerinden bu dersi çıkartmayanlar bundan sonra asla seçim kazanamazlar demeyeceğim. Olabilir, elbette onlar da kazanabilirler ama 31 Mart seçimlerinde bu dersleri almamış olanlar bundan sonra seçim kazansa da sonuçta kazanan asla milletimiz olmayacak, vatandaşımız olmayacak.
İstanbul'da yeni bir başlangıca hep birlikte imza atacaksak eğer, öncelikle siyaset anlayışını hep birlikte değiştirmek zorundayız. Yeni nesil bir siyaseti, siyasetin en yenisini bu şehre, bu ülkeye hep birlikte hakim kılmalıyız. Hakim kılmak zorundayız.
31 mart İstanbul seçimlerinin oy sayma işlemi tam 17 gün sürdü. Gelecekte bu 17 günde yaşananlar ve bu ülkeye yaşatılmak istenenler hakkında çok şey yazılacaktır.
Ben bugün itibariyle hepsini bir kenara bırakmış ve işime, tüm istanbullulara hizmet sorumluluğuma odaklanmış durumdayım. 17 gün boyunca yaşanan ve kısmen bugün hala devam eden gelişmeler, bizi milletçe bir “demokrasi sınavından” geçirmiştir. Büyük bir mutluluk, büyük bir gururla ifade ediyorum, milletimiz bu demokrasi sınavını başarıyla vermiştir. Bu muhteşem millet, demokratik olgunluğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Hiç kimse unutmasın; bu ülkede millet ne derse o olur. Bu ülkede son sözü, gerçek sözü millet söyler.
23 Nisan 1920’den bugüne, bu ülkede son sözü millet söylemiştir.
Ülkenin birliği, çocuklarımızın geleceği için, bugün, yarın ve daima, son sözü millet söyleyecektir.Herkes bunu bilmeli ve milletin sözünü emir kabul edebilmeli ve içine sindirebilmelidir.
Kampanyam boyunca söz verdiğim gibi, artık İstanbul'da sadece dini bayramlarda değil, aynı zamanda milli bayramlarda da toplu ulaşım ücretsiz olacak. Bu uygulamaya en kısa zamanda başlayacağımızı bugün burada huzurunuzda müjdeliyorum.
İstanbul’a yeni bir başlangıç, 5 temel alanda sağlayacağımız anlayış farklılıklarıyla mümkün olacak:
1- İstanbul'da yeni nesil siyaset anlayışı hakim olacak
2- İstanbul'da yeni nesil belediyecilik anlayışı hakim olacak.
3-İstanbul'da yeni nesil yerel demokrasi anlayışı hakim olacak.
4-İstanbul'da yeni nesil toplumsal anlayışı hakim olacak.
5-İstanbul'da yeni nesil yurttaşlık anlayışı hakim olacak
Birinci olarak yeni nesil siyaset anlayışından ne anladığımı, adaylığım süresince ortaya koydum. Vatandaşla arasına fiziki ve duygusal engeller koyan siyasetçilerin devri kapanmıştır. Vatandaşa karşı kibirle yaklaşan, vatandaşa karşı sevgisiz, saygısız davranan siyasetçilerin devri kapanmıştır.
Vatandaş, bu ülkenin efendisidir. Siyasetçiler, yöneticiler bu ülkenin hizmetkarlarıdır. Bundan böyle herkes yerini bilecek, herkes haddini bilecek.
Ben, yeni nesil siyaset anlayışıyla istanbul’u yönetirken, her zaman hukukun üstünlüğünü kabul edeceğim. Kanunları, kurumları ve kuralları kendi amaçları uğruna eğip büken, kendisi için iyi olanı, herkese dayatan bir yönetici asla olmayacağım.
Kamu otoritesi karşısında vatandaşın güçsüz ve korumasız kalmasından yararlananlara karşı çıkacağım.
Yöneticilik hak ve imkanlarından yararlanarak milli ve manevi değerleri asla istismar etmeyeceğim.
Bu ülkenin kurucu değerlerine sonuna kadar bağlı kalacağım. Bütün bunları yöneticilik ahlakının, vatandaşlık bilincinin doğal bir gereği olarak yapacağım. Yeni nesil bir siyasetçi olarak korkudan değil, sevgiden yana olacağım. Bölerek, ayrıştırarak değil, kucaklayarak ve birleştirerek hizmet edeceğim. 2 kutuplu dünyada yetişmiş eski nesil siyasetçiler gibi, korkutarak, herkesten şüphe ederek değil, herkesi yanyana getirerek hizmet edeceğim.
İkinci olarak İstanbul'da yeni nesil belediyecilik anlayışı hakim olacak. Kente özen gösteren, insana saygı duyan bir belediyecilik hakim olacak.
Yeni nesil belediyecilik anlayışıyla birlikte, yerel yönetimin ne yaptığı kadar, nasıl yaptığı ve kimin için yaptığı da önem kazanacak.
Bu şehirde ben yaptım oldu anlayışı son bulacak. Danışarak, tartışarak, ortak sese ve ortak akla kulak vererek kararlar vereceğiz.
Yapbozlara, yeşili yok eden, insan sağlığını ihmal eden tüm uygulamalara son vereceğiz. Bu şehrin nimetlerini asla ganimet sananlardan olmayacağız!
Devasa görünen, büyük bütçeli ama gayrı insani projelere değil, insanlarımızın mutluluğuna, refahına ve huzuruna odaklanacağım.
Yeni nesil belediyecilik anlayışıyla, bilişim teknolojilerinin en ileri örnekleri, insan olmanın onuru ve saygınlığını korumak, insani gelişmişliği, yaşam kalitesini artırmak için kullanılacak. Tartışarak, akla, bilime ve hukuka saygı göstererek bu şehirde yaşayan herkesin uymak zorunda olacağı kurallara karar vereceğiz.
Kimseyi dışlamadan, demokratik yollarla hepimizin ortak çıkarları için bu kentin değişmez kurallarına karar vereceğiz.
O kurallara hep birlikte karar vereceğiz. İkna olacağız ve uzun yıllar severek isteyerek hepimiz uyacağız.
Yeşile, meydanlara, kent mimarisine, kentsel planlamaya dikkat edeceğiz. ulaşıma, trafiğe odaklanacağız.
Nefes alan kentsel alanlar, yeşil kuşaklar geliştireceğiz. Bu şehirde yaşayan canlıların, sokak hayvanlarının haklarına saygı göstereceğiz.
Bizim belediyeciliğimiz aynı zamanda hesap veren, şeffaf bir belediyecilik olacak. Vatandaşın tek bir kuruşunu israf etmeden, oraya buraya hesapsızca saçmadan, yandaşa yoldaşa peş keş çekmeden, bir şehremin, bir emin yönetici hassasiyetiyle harcayacağız. Kimsesizlerin kimsesi olacağız. Bu kentin mazlumları, mağdurları, unutulmuşları kalmayacak.
Ama kimsesizlerin kimsesi olmayı bile bir insaniyetle, olağanüstü bir hassasiyetle yapacağız. Bu şehrin emeklilerinin, engellilerinin hamisi olacağız. Bu şehirde asla veren el alan eli bilmeyecek.
Üçüncü olarak İstanbul'da artık yeni nesil yerel demokrasi anlayışı hakim olacak. Bu kentte yaşayanlar, bu kenti yönetenler kadar söz ve karar sahibi olacak.
İstanbul'u ilgilendiren tüm önemli kararlar herkesin gözü önünde, bilgisi dahilinde, herkesin fikri, önerisi, eleştirisi altında şekillenecek.
Mahalle meclislerinden başlayan, sektörel meclislere kadar uzanan kapsamlı bir demokratik katılım mekanizmasıyla, vatandaşlar, muhtarlar, sivil toplum kuruluşları ve üniversiteler kent yönetim sürecinin aktif ortakları haline gelecek.
Hiç kimse benim görüşüm alınmadı, benim sesim duyulmadı demeyecek. Hiç kimse kendisini bu şehrin dışlanmışı görmeyecek. Hiç kimse dünyanın en güzel coğrafyasında kurulmuş bu şehri terketme duygusuna kapılmayacak.
Bu şehrin gençleri, kadınları, girişimcileri bu şehrin adil bir şehir olduğunu hissedecekler. Dünyanın çeşitli ülkelerinde popülist liderler ne kadar iş başına gelirlerse gelsinler… Kendi ülkelerinde, hak ve özgürlükleri ne kadar yok etmeye çalışırlarsa çalışsınlar…
Bu şehir ve bu ülkeden yeni bir demokrasi doğacak. Bu şehir dünyada yerel demokrasinin yükseldiği şehirlerin başında gelecek.
Bu şehrin yaratıcı beyinleri, bu şehir özgürleştikçe, demokratikleştikçe daha üretken olmak için enerjiye sahip olacaklar.
Bu şehrin çocukları yeşil ve yaşanabilir bir çevreye kavuşacak. Bu şehrin girişimcileri, üreticileri, çalışanları güç kazanacak, kendilerini yürekten istekli hissedecekler. Bu şehir dünyada bir çekim merkezine dönüşecek. Bu şehri hep birlikte ayağa kaldıracağız!
Dördüncü olarak, yeni nesil toplumsal birlik anlayışı hakim olacak. Kampanyamda net olarak özetledim bu şehirde 16 milyon vatansever yaşıyor. Hiç kimsenin vatanseverliği diğerinden fazla değil. Hiç kimsenin inancı diğerinden üstün değil demek istiyorum! Benim dönemimde bu şehrin her ferdi ayrı bir renk, ayrı bir zenginlik, har farklı ses her farklı inanış bu şehir için risk değil fırsat kabul edilecek.
İstanbul'da artık inançların, yaşam tarzlarınıni ideolojilerin siyasi aidiyetlerin doğrudan ya da dolaylı biçimde kimseye, hiçbir şekilde dayatılması söz konusu olmayacak. Herkes kendi rengini, kimliğini, benliğini, özgürce, eşit ve saygın biçimde yaşayacak.
Bu şehir rengarenk olacak. Binlerce rengin armoniyle kaynaştığı barış ve huzur içinde yaşadığı bir şehir olacak. Çok renklilikten korkmamayı, çekinmemeyi hep birlikte öğreneceğiz.
Birlikte göreceğiz. Birlikte keşfedeceğiz. Kimse tehdit altında hissetmeyecek. Ayrıştırma ötekileştirme kalmayacak.
Bu şehirde herkes İstanbullu!
Bu memleket herkesin teminatıdır.
Her inancı eşit ve makbul kabul ediyoruz.
Biz hep birlikte Türk milletiyiz. Bizim için cami cemevi bir.
Bizim için sinagog kilise havra bir. Bizim için azınlık yok.
Bizler de bizdensiniz. Bizimsiniz.
Farklı ilçelerdeki farklı gelir gruplarından yurttaşların kentin nimetlerinden mümkün olduğunca eşit vfaydalanmasının önünü açacağız. Yok artık kaymak tabakası! Yok artık varoş!
Çocuklarımızın eşit ve adil fırsatlarda hayata başlamalarına imkan sağlayacağız.
Kardeşlik ortamıyla İstanbul'da daha güçlü bir toplumsal birlik ve beraberlik duygusu hakim olacak. Gelir farklılıklarının yarattığı büyük uçurumlar kamusal iradeyle kapanacak.
Son olarak İstanbul'da artık yeni nesil yurttaşlık anlayışı hakim olacak. Katılım mekanizmalarının genişletilmesine paralel olarak yurttaşların enformasyon ve bilişim teknolojilerine eşit koşullarda erişimi de sağlanacak.
Bana ve ekibime süre tanıyın. Hep birlikte başaracağız.
Kılıçdaroğlu hepinize selamlarını iletiyor. Bunlar talimat almış kişilerdir. Bu sefer sevgi, saygı kazanacak. Hepimiz sırt sırta vereceğiz. Yurtta sulh, cihanda sulh.
Nasıl çalıştığımı gördükçe beni daha çok seveceksiniz.
Hiç kimse kamu gücünden korkmayacak. Bir çalışma arkadaşım kamu gücünü kendi gücü olarak görmeyecek, kullanmayacak.
Bana, kişilere, partilere, derneklere, vakıflara asla ama asla hizmet etmeyecekler. Buna izin vermeyeceğim."
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












