loading
close
SON DAKİKALAR

'Interpol Zafer Çağlayan için karar çıkarır ve Türkiye’den isterse Türkiye göndermek zorunda'

'Interpol Zafer Çağlayan için karar çıkarır ve Türkiye’den isterse Türkiye göndermek zorunda'
Tarih: 11.01.2018 - 10:48
Kategori: Gündem

CHP ABD Temsilcisi Yurter Özcan, Can Ataklı’nın sunduğu Yazıişleri programına konuk olarak yakından takip ettiği Hakan Atilla davasına ilişkin bilgiler verdi.

CHP ABD Temsilcisi Yurter Özcan, Can Ataklı’nın sunduğu Yazıişleri programına konuk olarak katıldı. ABD’de Reza Zarrab davası olarak başlayan, Zarrab’ın itirafçı olmasıyla Hakan Atilla davasına dönüşen davayı yakından takip eden Özcan, sürece ilişkin bilgiler verdi.

Yurter Özcan, savcılık tarafından hakkında tutuklama kararı çıkarılan ve ABD’den iadesi için talepname hazırlanan, Hakan Atilla davasında tanıklık yapan eski polis memuru Hüseyin Korkmaz’ın FETÖ ile bağının ispatlanması durumunda tanıklığının düşeceğini ancak hükümetten bu yönde bir adım gelmediğini belirtti. Özcan, “Hüseyin Korkmaz yeminli ifade altında 2-3 kere ‘Ben Fethullah Gülen grubunun üyesi değilim, ilişkim de yok’ dedi. Yalan ifade vermek federal suç. ‘Hükümetin yapacağı tek şey Korkmaz'ın tanıklığını düşürmek istiyorsa Korkmaz'ın FETÖ ile bağını ispatlasın' dedim. 17-25 Aralık sürecinde 17 Aralık günü operasyonu koordine eden kişi Korkmaz. Görevden alınıyor, 1. köprüye veriyorlar, dava açılıyor hapse giriyor, ilk duruşmada tahliye ediliyor. İçeri de 25 Aralık operasyonunu koordinasyondan, yani yanlış suçtan almışlar. 

Korkmaz, 'Biz operasyonu başlattığımızda Eylül 2012'de kara para aklama üzerinde başladık. Olay sonra büyüdü, siyasilere uzandığını bilmiyorduk. Biz Eylül 2012'de operasyon yaptığımızda Fethullahçıların operasyon istemesi için bir gerekçe yoktu. O dönem AKP ve FETÖ aynı yatakta sevişiyorlardı' dedi. AKP'nin bunu çürütmek gibi bir şansı vardı, hamlede bulunup FETÖ'cüyse davayı düşürebilirlerdi” dedi.

Yurter Özcan’ın açıklamaları şöyle:

“Hükümetin Zarrab davasıyla ilgili olarak Trump’tan siyasi destek girişimleri olduğunu biliyoruz. Trump'ın etkisi olsa kendisiyle ilgili soruşturmayı engeller. O soruşturmanın ailesini kapsayacak şekilde genişleyeceği konuşuluyor. ABD’de yargıyı etkilemeye çalışmak, müdahale etmek federal suç. 

Mart 2016'dan beri (Zarrab davası) bu süreci takip ediyoruz. Tayyip bey sadece bizim hazırladığımız raporları okusaydı işin ne olduğunu anlardı. 17-25 Aralık'ta gördüğümüz rüşvet operasyonuydu. ABD'de 6 suç var iddianamede, aralarında rüşvet suçu yok. Amerikan halkının çıkarlarını etkileyecek şekilde ambargoyu delmek, kara para aklamak suçlaması var. 

 
"Zarrab, 2011 yılında önce Aktif Bank'a sonra Halkbank'a gidiyor"

‘Kimse bize İran'la iş yapmayın diyemez’ deniyor. İran'a karşı yaptırım uygulayanlar arasında BM ve Avrupa var. Amerikalılar ‘bu dava 2010-2015 arasını kapsıyor’ diyorlar. Amerika, 'Biz kimseye İran'la iş yapmayın demiyoruz. Yapacaksanız, aldığınız doğalgaz ve petrol karşılığı para değil ürün verin. İran yüklü meblağları alıp Amerika'nın yurt dışındaki varlıklarına karşı terör finansmanında kullanıyor’ diyor. Hükümetin Türkiye'ye yaptığı en büyük ihanet burada. Zarrab ‘paralar kazandım’ dedi. Türkiye'de 25-30 milyar dolarlık ürün ihracat verebilirdik. Böyle olsaydı Zarrab'ın kurduğu şebeke ve siyasal iktidar Çağlayan gibi insanlar para kazanamayacaktı. Zarrab, 2011 yılında önce Aktif Bank'a sonra Halkbank'a gidiyor. Başta iş yapmak istemiyor bankalar. Çağlayan devreye giriyor ikna ediyorlar. İş yapılırken hepsi hukuksuz olduğunun farkında. 

İddianamede 3 sanık vardı. Terör sponsorluğu iddiası daha fazlaydı. 4. ve 5. iddianameye gelince elde Hakan Atilla kaldı, terör mevzusundan uzaklaşıldı. Hakan Atilla'nın ABD'ye 2. gelişiymiş. Atilla'nın avukatları kendisini tutuklayan federal görevlini ifadesini almak istediler, ‘hala görevde’ deyip engellendiler. 
 
"Bu işten milyarlarca ceza ödemiş bankalar var, kimse hapis cezasına çarptırılmadı"

Zarrab'ın kendisinin açıkladığına göre aynı ilişkileri Çin'le de kurmaya çalışmış. Bu işler Türkiye ve İran yüksek siyasetçilerinin koruması, yol göstermesi olmasa yapılamaz. 

ABD'de yargı sisteminde jüri halk arasından seçiliyor. 100 kişi seçilmişti. Bir tarafta savcılık diğer tarafta Atilla’nın avukatları. Jürilik her Amerikan vatandaşlığının görevi. Bu tür davaların şöyle bir özelliği var. Yüzden 90'ından fazlasında sanıklar anlaşma yoluna gitmiş. Bu davaların açılması çok zor. Jüri, her iki taraftan da dinlediler ve karar çıkması için her suç ayrı ayrı oylandı. Hepsinde de oy birliği gerekiyordu. 6 suçtan 5’inde suçlu bulundu Hakan Atilla. Hakimle beraber çalışacak raportör var. O suçtan geçmişte ne ceza verilmiş ona bakılacak, Zarrab’ın vereceği beyan göz önüne alınacak. 11 Nisan’da karar çıkacak. Temyiz ABD’de yavaş işliyor. 2-3 sene kadar sürebiliyor.

ABD'de jüri görevi verildiğinde katılmak zorundasınız. İşten izinli sayılıyorsunuz, yemek ve ulaşım için her gün 40 dolar veriliyor. Jüri sistemi ABD ve İngiltere'de önemli bir yere sahip. Adaletin sadece bir kişiye bırakılmasını istemiyorlar. Federal davalarda çoğunlukla jüri sistemi var. 

Zarrab davasında 6 suçtan iddianame hazırlandı, içerinde rüşvet suçu yok. Bazı ilişkileri göstermek için tapeler dosyada yer aldı. Başka davalarda baktığınızda hiçbir bakan (ilişkilerin içinde) olmuyor. Bu işten milyarlarca ceza ödemiş bankalar var. Kimse hapis cezasına çarptırılmadı. 

"Erdoğan adı 4-5 kere davada geçti"

Avrupa bankalarının çoğunda ‘İran'la iş yapmanın sıkıntılarını biliyoruz ama biz banka olarak şu kadar para kazanabileceğimiz için o paranın bir kısmını bu cezalarda kullanabiliriz’ demişler. Türkiye nezdinde kişisel, siyasi ve rüşvet çarkından ötürü yapılmış. 

Erdoğan adı 4-5 kere davada geçti. Bazı görüşmelerden çıktıktan sonra Zarrab Happani'yi arıyor Erdoğan'ın talimat verdiğini söylüyor. Sanık statüsünde Çağlayan var ama Egemen Bağış’ın adı da geçiyor. Bağış, Amerika’nın tanımadığı KKTC'den vatandaşlık aldı cezadan korunurum diye.

Bu davayı açan ekip hala aktif olarak görevde. Zarrab'la ilgili gördüğümüz bölüm İran yaptırımlarının 20 milyara kadar delindiği bunun 100 milyar dolara çıkma ihtimali var. 

Tanıklar, tapeler, Whatsapp yazışmaları, SMS’ler var. FETÖ şüphelisi Hüseyin Korkmaz olmasa bile davanın dosyası kabarık. Korkmaz’ın jüri önünde anlatması olayın dramatize edilmesini sağladı. Zarrab'ın en büyük tanık olarak beyanları var, e-mailleri ortada. İsnat edilen suçların ispat edilmesinde Korkmaz'ın etkisi olmadı.
 
"Amerikan yargı sisteminde komplonun parçası iseniz az ya da çok suçlu olamazsınız. Hakan Atilla o yüzden ceza yedi" 

Zarrab'ın çizdiği şemaları görseniz. Zarrab'ın piyon olduğunu düşünüyordum. Savunma avukatlarına ter döktürdü. Öyle ilişkiler kurmuş ki o şemaları anlamak 3-4 gün aldı. 

Hükümete yakın bazı gazeteler ‘Hakan Atilla kara para aklamaktan beraat etti’ manşetleri attı ama o suça katılmaktan beraat etti. Amerikan yargı sisteminde komplonun parçası iseniz az ya da çok suçlu olamazsınız. Hakan Atilla o yüzden ceza yedi. 
 
"Atilla ve Halkbank'ın yeni genel müdürü Zarrab'ı kara listeye alın demiş"

Atilla, Zarrab'la sadece 6 kez, kısa kısa konuşmuş. Hakim Bermann tarafından öne çıkarıldığı gibi rüşvet talep etmemiş. Bu rüşvet davası değil zaten, öyle olsa beraat ederdi. 

17-25 Aralık oluyor Atilla sanık bile değil, Süleyman Aslan yerine yeni bir genel müdür geliyor, Atilla ve yeni genel müdür Zarrab'ı kara listeye alın demiş. Zarrab, Halkbank'ın en büyük müşterilerinden. Ortada bir hukuksuzluk görmezseniz niçin en büyük müşterinizi Amerikan Hazine Bakanlığına şikayet edersiniz? 

Suçlular arasında belki de en suçsuz insan hapis cezası aldı. Ceza açıklandıktan ertesi gün Halkbank Hakan Atilla'yı sattı.’Ceza Atilla'yı bağlar’ dedi. Neden milyonlarca dolar para verip avukat tuttunuz o zaman? 

Kayıtları savcılık hem hakimle, hem Atilla'nın avukatlarıyla paylaştı. Ülkemizin yurt dışında adının böyle anılması bizi üzdü. Zarrab'a da Atilla'ya da tapeler dinletilirken bu ses sizin mi diye sordular. Onlar da kabul etti.

Atilla'nın avukatları ‘Türkiye'de bu rüşvet suçu işlemişler ama suçu benimki (Hakan Atilla) işlemedi’ dediler. 
 
"AKP'nin bir şansı vardı, hamlede bulunup Hüseyin Korkmaz FETÖ'cüyse ispatlayıp davayı düşürebilirlerdi"

Hüseyin Korkmaz yeminli ifade altında 2-3 kere ‘Ben Fethullah Gülen grubunun üyesi değilim, ilişkim de yok’ dedi. Yalan ifade vermek federal suç. ‘Hükümetin yapacağı tek şey Korkmaz'ın tanıklığını düşürmek istiyorsa Korkmaz'ın FETÖ ile bağını ispatlasın' dedim. 17-25 Aralık sürecinde 17 Aralık günü operasyonu koordine eden kişi Korkmaz. Görevden alınıyor, 1. köprüye veriyorlar, dava açılıyor hapse giriyor, ilk duruşmada tahliye ediliyor. İçeri de 25 Aralık operasyonunu koordinasyondan, yani yanlış suçtan almışlar. 

Dedi ki Korkmaz, 'Biz operasyonu başlattığımızda Eylül 2012'de kara para aklama üzerinde başladık. Olay sonra büyüdü, siyasilere uzandığını bilmiyorduk. Biz Eylül 2012'de operasyon yaptığımızda Fethullahçıların operasyon istemesi için bir gerekçe yoktu. O dönem AKP ve FETÖ aynı yatakta sevişiyorlardı' dedi. 

AKP'nin bunu çürütmek gibi bir şansı vardı, hamlede bulunup FETÖ'cüyse davayı düşürebilirlerdi. 

-Hakim Bermann'ın İstanbul'da sempozyuma geldiği konuşma yaptığı metni paylaştı. Amerikalı bir hukuk adamının söylemesi gereken şeyler, dedi. O davet de BM aracılığıyla gelen bir davet. Sponsorluk yapan bir firma YKK diye bir hukuk firması. Bu firma AKP zamanında kurulmuş, büyümüş, AKP'nin Washington'da lobicilik yapması için tutulmuş bir firma. Bütün yollar AKP'ye çıkıyor. ATV-Sabah'ın 1.1 milyar dolara satılması işini bile bu firma üstlenmiş. Türk Telekom'un halka arzının bir kısmını üstlenmiş. Bütün yollar AKP-FETÖ ortaklığına çıkıyor. 
 
"Zarrab şu an Brooklyn'deki cezaevinde"

Zarrab yakalandıktan sonra savcılıkla anlaşmaya gidecek, dedim. Suç işlemeseniz böyle bir dava açılmaz. Kabul etmeyenler devletle çalışmaktansa ölmeyi yeğlerim diyenler sadece mafya üyeleri var. 

Zarrab şu an Brooklyn'deki cezaevinde. Hiçbir zaman serbest gezmedi. Tehdit alında diye hapishanenin özel bir bölümüne aldılar. Anlaşma sürecine bakınca ilk yoklaması Ağustos 2016'da olmuş. Zarrab’ın avukatı Benjamin Brafman savcılığa sormuş. Onun somut hale gelmesi 2017 Ağustosunda. 6 Eylül 2017'de çıkan son iddianameye Zafer Çağlayan'ın adını sokan Zarrab olmuş. 

Amerika'da pazarlık derslerindeki altın kural alıcı da satıcı da olsan ilk fiyat senin ağzından çıkmayacaktır. (Ceza alan banka) BNP Paribas'ta öyle olmuş. ABD, Fransızlara ceza teklifini sormuş. Banka ‘3 ülkede yaptırımları delmişiz’ demiş. Fransızlar ‘1 milyar avro ceza ödeyeceğiz’ diyorlar. ABD Hazine Bakanlığından yazı geliyor ‘16 milyar dolar’ diyorlar. Sonra 8.9 milyar dolara düşürmüşler. 

2013'te Zarrab'ın babası da aynı süreçten geçmiş. ABD yaptırımlarını delmiş. 9 milyon dolar ceza kesiyor. Cezayı 2 milyona düşürüyor ama ödemiyor ona rağmen. 
 
"Hükümet 'bu dava kumpas' diyor. Öyleyse gelecek cezayı ödemeyin"

Zencani ve Zarrab ekibi Ahmedinecad'ın ekibi olduğundan şu anki iktidarla arası iyi değil. Hem İran'ın hem Amerika'nın yapmak istediği zayiatlarını alabilmek.

Zarrab bilgileri doğrulayarak kararın çabuk çıkmasını istedi. Zarrab hala bilgi veriyor. Zarrab 25-30 milyar dolarlık bir gedik açmış, esas bölüm İran bu parayı ne yaptı, Suriye'de, Libya'da, ne yaptı? Zarrab bu parayı çıkardı, biz hala örgütlere yolladı Zarrab bilmiyoruz. Halkbankası'na ceza ABD Hazine Bakanlığı'ndan gelecek. 

Hükümet 'bu dava kumpas' diyor. Öyleyse gelecek cezayı ödemeyin. Bizim kendi istihbaratımız zamanında Başbakanı bile uyarmış. Ödemezse Türk bankacılık sistemi büyük gazaba uğrar. Dolarla iş yapamaz hale gelir. 

Zafer Çağlayan için İnterpol karar çıkarabilir. Çağlayan'ı Türkiye'den isterse Türkiye göndermek zorunda.
 
 
Kaynak : Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları