Aslı Aydıntaşbaş, Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık el Haşimi’nin sürpriz Türkiye ziyaretini yazdı...
“BAŞBAKAN KAYGILI” Haşimi, Başakşehir’de özel bir misafirhanede kalıyor. Erdoğan’la haftasonu Irak ve Suriye’yi görüşen Haşimi “Başbakan Suriye’de yaşananlar konusunda kaygılı. Aktif olmaya hazır ama yalnız yapmak istemiyor” diyor.
Hakkında çıkan tutuklama kararı nedeniyle Bağdat’tan ayrılmak zorunda kalan Haşimi, Başbakan’la görüşmesi, Suriye ve İran konusunda çarpıcı açıklamalarda bulundu.
“Yalnız değiliz” diyen Iraklı Sünni lider, “Bölgedeki dostlarımız var. Maliki reform yapmazsa, masada başka seçenekler var” dedi...
Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık el Haşimi’nin sürpriz Türkiye ziyareti, Suriye’nin fokurdadığı, Türkiye’nin Bağdat’la köprüleri attığı, Mesut Barzani’nin Beyaz Saray’a gittiği ve Orta Doğu’nun her köşesinde buram buram “mezhep çatışması” koktuğu garip bir zamanda gerçekleşiyor. Nereye gideceği belirsiz tektonik bir kırılma.
Aralık ayında hakkında çıkan sürpriz bir tutuklama kararıyla Bağdat’ta ayrılıp Kuzey Irak’a sığınmak zorunda kalan Haşimi, o zaman bu zamandır Türkiye’nin “siyasi koruması” altında. Ancak ilk kez buraya adım atıyor.
Irak’ın en kıdemli Sünni lideri sayılan Haşimi’yi dün İstanbul Başakşehir’de kendisi için hazırlanan çok özel bir evde ziyaret ettim. Haşimi’ye ayrılan mekan, dışarıdan bakıldığında muhafazakar bir semtte sıradan bir site gibi görünse de, Iraklı siyasetçi emniyetin farklı birimleri ve Başbakanlık tarafından büyük titizlikle korunuyor.
Haşimi, lafı eveleyip gevelemeyen bir siyasetçi. En son Kuzey Irak’a sığındığı Aralık ayında Süleymaniye’de görüşmüştük. O zaman Maliki’ye “otokrat” demiş, Sünnilerin özerklik talebinden söz etmişti. Aradan geçen zamanda, Bağdat’ta Maliki’ye karşı koalisyon genişledi. Önce Ankara, ardından Iraklı Kürtlerin de Maliki’yle arası açıldı.
Bu yüzden artık Haşimi daha rahat konuşuyor: “Yanlız değiliz. Maliki reform yapmazsa, masada başka seçeneklerimiz var.” Gerisini siz yorumlayın...
“Krizde Türkiye’ye muhtacız” Başbakan’la görüşmeniz nasıldı?
Çok verimliydi. Benim davamı konuştuk. Irak’taki kriz konusunda sistematik bir çalışma talep ettim çünkü kriz büyüyor. Artık Haşimi ve Maliki kavgası olmasının ötesinde bir mezhep kavgası ve Kürdistan bölgesel yönetimi ve
Bağdat arasında gittikçe bozulan ilişkiler var. Iraklılar kendi başlarına bu durumu çözemez. Türkiye’ye çok ihtiyacımız var. Irak’ın geleceğini düşünenlerin bu ülkenin demokratik bir hukuk düzenine dönmesi için elini taşın altına koyması lazım. Bunları konuştuk. Ayrıca desteğinden dolayı teşekkür ettim.
Ne kadar kalacaksınız?
Ne kadar gerekirse. Ama ülkemin bana ihtiyacı var. Bana yapılan muamelenin bir amacı da beni sürecin dışına itmekti. Buna izin vermeyeceğim.
El Cezire’de geçen hafta Maliki’nin Sünnileri hedef aldığı söylediniz. Doğru mu?
Evet. Bana yapılan komplonun 3 farklı unsuru var. Birincisi benim üzerinden Sünni camiasına yönelik bir darbe; ikincisi içinde olduğum el-Iraqiyya (Ankara’nın da desteklediği seküler, karma blok, AA) bir darbe ve üçüncü olarak da benim yakın olduğum Körfez ya da Türkiye gibi ülkelere bir mesaj var.
Peki siz bütün Sünnileri temsil etme iddiasında mısınız?
Hayır tabii ki. Sünni cemaatinde ya da Iraqiyye’de başka liderler de var. Ama Middle East Institute tarafından yapılan en son kamuoyu yoklamasına gore Arap Sünni eyaletlerinde en popüler siyasetçi benmişim. İnsanlar beni kendilerine yapılan haksızlığın sembolü olarak görüyor. Sünniler insan hakları, güneydeki Şiiler ise gelir dağılımı konusunda haksızlığa uğruyor.
“Her yerde mezhep soruyorlar” Orta Doğu’da sanki adı konmamış bir mezhep savaşı çoktan başladı gibi…
Doğru. Maalesef İran körüklüyor. Daha önceleri kimse kimsenin mezhebini sormazdı. Şimdi herhangi bir bakanlığa iş başvurusunda bulunduğunuzda daha resepsiyondayken bile ‘Ne mezhepsin?’ diye soruyorlar. İnanılmaz bir ayrımcılık var. Bir mezhebe karşı ayrımcılık ve majinalleştirme. İran’ın bu bölgesel politikasının karşısında durmak lazım. Günün sonunda bütün Müslümanlar eşit olmalı. Eskiden Kürtler ve Şiiler eziliyordu Irak’ta, şimdi Sünniler ve Türkmenler. Bir reform gerekiyor.
Mesut Barzani de son Washington gezisinde Maliki’yi eleştirdi. Birlikte mi hareket ediyorsunuz?
Koordine etmiyoruz ama reform gerektiği konusunda anlaşıyoruz. Ortak hassasiyetler var. Kürtlerin gelir dağılımı konusunda dertleri var. Maliki doğru davranmaz, açık görüşlü olmazsa, masada başka seçenekler de var. Makul bir güç paylaşımı istiyoruz.
Barzani’nin geçen haftalarda Washington’da Suriye konusunda ettiği laflar ilginç. ‘Beşar Esad Irak’taki terörün sorumlusu’ diyor. Doğru mu?
Suriye uzun zaman Irak’taki şiddetin artmasında bir koridor olarak kullanıldı. Suriye üzerinden gelen teröristlerin Amerikan askerlerini hedef aldığı söyleniyordu ama bence Irak içindeki bombalamalardan da sorumlular. İran teröre eğitim ve finans sağlıyor, Suriye de koridor olarak kullanılıyordu.
“Suriye’de güvenli bölge lazım” İran’ın Irak üzerinden Suriye’ye silah yardımı yaptığını da söylemişsiniz bir yerde.
Evet İran’dan. Ama Amerikalı bir heyet üç hafta önce Maliki’ye bu konuda sert bir mesaj verdi. Amerikalılar Irak’ın hava trafiğini takip ediyor. Ama gizliden gizliye hala olabilir. Geçmişte Maliki Beşar Esad’a çok kızardı ama şimdi farklı konuşuyor. Tek açıklaması mezhep gündemi gütmesi.
Suriye’de yaşananları nasıl yorumluyorsunuz?
O tarz otoriter rejimlerin zamanı doldu, artık tarihe gömülmeye mahkûm. Model çöktü, tarih oldu.
Teorik olarak öyle belki ama Suriye rejimi direniyor. 10 bin ölü...
Uluslararası camia sorumluluklarını yerine getirmeli. Körfez’den geliyorum o ülkeler (Katar ve Suudi Arabistan’a gitti. AA) Suriye konusunda Türkiye’nin oynadığı öncü rolden çok memnunlar. Hatta neden son haftalarda sesi kısıldı diye soruyorlar. Hem dışişleri bakanınız hem de Başbakan Erdoğan bir an önce masum Suriyelilerin katledilmesini engellemek istiyor. Bakalım Annan planından bir şey çıkar mı? Çok zaman geçmeden Suriye içinde masum insanları cinayet ya da şiddetten koruyacak güvenli bölgeler ya da güvenli koridor olmalı.
Ama Türkiye bunu tek başına yapamaz; Arap dünyasından tepki gelir...
Hayır hem bölgede hem de Suriye’de insani yardıma olumlu bakar insanlar. Türkiye insanları kurtarmak için adım atarsa bu noktada Arap dünyası müteşekkir olur.
Başbakan Suriye konusunda ne yapacağını söyledi mi?
Çok kaygılı. Türkiye aktif ve anlamlı bir eyleme geçmeye hazır ama bunu yalnız yapmak istemiyor. Türkiye kendi sorumluluklarının farkında ama ABD’nin de sorumluluklarının farkına varmasını istiyor. Türkiye hazır ama diğerlerinin de aynı istikamette gitmesi lazım.
“Yalnız değilim, değiliz” Peki Türkiye sizin için ne yapabilir?
Türkiye şu zamana kadar çok sorumlu davrandı ve bizlere destek oldu. Ancak Iraklıların Türkiye’den daha büyük beklentileri var. Irak’ta siyasi reform ve gerçek bir demokrasi kurmak için Türkiye’nin desteğini istiyoruz. Dışarıda kalamazsınız çünkü Irak’ta olanlar Türkiye’yi doğrudan etkileyecek. Maalesef Amerika Irak’ı nihai bir çözüm bulmadan terk etti. Şimdi de duymak bile istemiyorlar. Bu yüzden bize daha güvenilir bir partner lazım.
Son sorum: Bağdat’ı terk etmek zorunda kaldınız. Partiniz Iraqiyye hükümeti Maliki’ye kaptırdı. Sünni cemaatinde liderisiniz ama sayıca azsınız. Bu durumda eliniz çok zayıf değil mi?
Evet öyle gözükebilir. Doğru Aralık öncesinden daha zayıfım. İnsanlarımız da kritik bir noktada. Benim durumumun düzelsin, Sünnilere yönelik ihlaller, cezaevlerinde işkenceler, tutuklamalar bitsin istiyorlar. Eğer bunları halledemezsek, zayıfız. Ama köklerimiz çevredeki İslami toplumların dokusunda. Yanlız değiliz. Herkes Irak’ta ne olduğunun farkında. Bu durum böyle devam edemez. Bu istikrarsızlık Türkiye ve Körfez ülkelerini de etkiliyor. Yalnız değilim. Değiliz. Bu bir Haşimi meselesi değil. Herkesi ilgilendiriyor.
Kürtler ve Sünniler, Bağdat’a karşı yakınlaşıyor
Tarık Haşimi olayı, sırandan bir siyasi rövanş hikayesi değil; Orta Doğu’da çatırdamaya başlayan mezhep vazosunun, her geçen gün yeni gerilimlere gebe olduğunun habercisi...
Geçenlerde Irak’ın geleceğinin tartışıldığı saygın bir konferanstaydım. Kapalı toplantıda Iraklı siyasiler, Suriyeli muhalifler ve Iraklı Kürtler de vardı. Bir süre sonra baktım, masadaki kavga tam anlamıyla mezhep aksından bölünmüş.
Neredeyse saç saça...
Irak, “rayına oturmuş” gözükse de her an patlamaya hazır bir basınç odası. Fırtınadan önceki sessizliğe bürünmüş durumda. Bölünebilir ya da yeniden şiddet sarmalına dönebilir. Önümüzdeki günlerde ve aylarda, Irak’tan çok konuşuyor olacağız.
Türkiye’nin güneyinde dengeler baş döndürücü bir hızla değişiyor. Haşimi’nin Bağdat’ı terk etmek zorunda kaldığı Aralık’tan bu yana yaşanan en önemli gelişme, Iraklı Kürtlerin de Bağdat’a ve Maliki’ye karşı bayrak açmış olmaları. Mesut Barzani bir süre önce Washington’daydı. Washington Post’la yaptığı mülakatta o da Maliki'den şikâyet ediyordu. Son dönem görüştüğüm Iraklı Kürtler de aynı Haşimi ve Sünni liderler gibi Maliki’nin “otoriter” olduğundan, diktatörleştiğinden şikayet ediyor.
Bağdat nefreti, Kürtler ve Sünnileri yakınlaştırmış durumda.
Bölgesel lider olma iddiasında olan Türkiye, bu gerilimden, bu tablodan kendini soyutlayabilecek durumda değil. Komşularının durumuyla, dengeleriyle ilgilenmek durumunda. Ankara son dönemde gösterdiği reflekslerle, Orta Doğu'da İran etkisine karşı bir 'denge unsuru' haline geldi. Bu da ister istemez bölgedeki İran-Maliki-Beşar Esad aksına karşı yepyeni bir Türkiye-Haşimi-Barzani ittifakını doğuruyor.
Sonuç? Yıllardır tüm siyasi sermayesini Kuzey Irak'ta bağımsız bir Kürt devletine karşı çıkmak olarak gören Türkiye, bir anda bambaşka bir gözle bakıyor bu bölgeye. Kuzey Irak'ta otonom bir Kürt bölgesini, istikrarsız ve İran yanlısı Bağdat’a karşı bir “tampon” olarak görüyor...