loading
close
SON DAKİKALAR

İş cinayetlerine karşı örgütlenenler kazanıyor

İş cinayetlerine karşı örgütlenenler kazanıyor
Tarih: 01.02.2013 - 11:25
Kategori: Sağlık, Yaşam

İş cinayetlerinin önlenememesinin en büyük nedenlerinden birisi olarak, sorumluların cezalandırılmaması gösteriliyor...

İSTANBUL - Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) 2012 verilerine göre, dünyada her yıl 2,3 milyondan fazla insan çalışırken hayatını kaybediyor. Bunlardan 360 bini iş cinayeti sonucu, 2 milyonu da meslek hastalığı sonucu ölüyor. 160 milyon insan da çalışmadan kaynaklı hastalığa yakalanıyor. Yani her 15 saniyede bir bir işçi, her gün 6 bin 300 işçi hayatını kaybediyor. Dünyada ölümler en çok olağanüstü hal sayılan savaşlarda değil, olağan sayılan çalışmadan kaynaklı yaşanıyor.

Türkiye'de ise her sene ortalama 1500 insan iş cinayeti sonucu yaşamını yitiriyor. Yani günde en az 4 işçi ölüyor. Meslek hastalığı sonucu kayıpların sayısı ise bilinmiyor.

İş kazaları ve meslek hastalıkları engellenebilir durumdayken, katliama dönüşen işçi ölümlerinin sorumlusu olarak aşırı kar hırsı gösteriliyor. Patronlar, maliyetleri düşürmek için işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini almazken, devletler de denetim görevini yerine getirmeyerek ölümlere davetiye çıkarıyor. İş cinayetlerinin sorumlularının hesap vermemesi, düzenin sürgit devam etmesine neden oluyor.

Dünyada ve Türkiye'de herhangi bir işkolunda güvenlik önlemlerinin alınması ya da sorumluların cezalandırıldığı örnekler çok değil. Ancak bu örneklerin arkasında ailelerin, emek ve meslek örgütlerinin ve toplumun mücadelesinin durması, gidilecek yolu gösteriyor. İşte kazanımla sonuçlanan mücadele örneklerinden bazıları:

'İTALYAN PATRON 'OLASI KAST İLE ADAM ÖLDÜRMEK'TEN SUÇLU BULUNDU

İtalya'nın Torino kentinde kurulu bulanan Thyssen Krupp Demirçelik Fabrikası'nda 6 Aralık 2007'de meydana gelen patlamada 7 işçi yaşamını yitirdi. Ailelerin ve yerel örgütlerin verdiği mücadele sonucu açılan davada, Thyssen Krupp İtalya Genel Müdürü Herald Espenbahn, gerekli işçi sağlığı ve iş güvenliği yatırımlarını yapmadığı için 15 Nisan 2011'de "olası kast ile adam öldürme" suçundan 16,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Fabrikanın 5 üst düzey yöneticisi de "bilinçli taksirle adam öldürmek"ten 10 ila 14 yıla kadar hapis cezası aldı.

ASBEST FIRANSA'DA YASAKLANDI

Kanserojen etkileri 20. yüzyıldan beri bilinen ve ucuz olması nedeniyle tercih edilen asbest, Fransa'da halk hareketlerinin mücadelesi sonucu yasaklandı. Fransa'da asbeste karşı mücadele, çok eski yıllara dayanıyor. 1970'li yıllarda Amisol fabrikasının kadın işçilerinin mücadelesi, işçi sağlığı uzmanları, akademisyenler ve öğrencilerin de katılımıyla büyüdü. Asbeste karşı çeşitli örgütlenmeler oluşturulurken, asbest sanayicilerinin neredeyse yüzyıllık kartel ve lobi faaliyetleri, çok uzun yıllar verilen mücadele sonucu, 1997 yılında yasaklandı. Ayrıca 2000'li yıllarda pek çok şirket sahibi ve müdürü, Fransa Sosyal Sigortalar Kurumu, bazı devlet kurumları, "asbeste maruziyetin sağlık sonuçlarından" sorumlu tutularak cezalar aldı. Fransa La Ciotat Tersanesi'nde, asbest ve iş cinayeti kurbanı tersane işçileri anısına bir anıt bulunuyor.

YENİ BİR GREV TANIMI: YAŞAM HAKKI GREVİ

Türkiye'de ise iş cinayetlerine karşı en kitlesel tepkiler, Tuzla tersane işçileri için verildi. Taşeronlaştırma uygulamalarının arttığı 2000'li yıllarda tersanelerden hemen her gün ölüm haberleri gelirken, işkolunda örgütlü Limter-İş Sendikası yaşam hakkı için mücadele başlattı. Sendika, hiçbir iş cinayetine sessiz kalmazken, 2007 yılında çok sayıda sendika ve meslek örgütü, akademisyen, demokratik kurum tarafından oluşturulan Tuzla Tersaneler Bölgesi İzleme ve İnceleme Komisyonu'nun kurulmasına öncülük etti. Tuzla, verilen mücadele sonucu basının da artık görmezden gelemeyeceği bir noktaya geldi, ayrıca toplumun vicdanı oldu. İş cinayetlerinin durmaması üzerine Limter-İş Sendikası'nın çağrısıyla 28/29 Şubat ve 16 Haziran 2008'de "Yaşam Hakkı Grevleri" yapıldı.

Yoğun tepkiler üzerine Çalışma Bakanlığı, adım atmak zorunda kaldı. Tersanelere müfettişler gönderildi, güvenlik önlemlerini almayan tersanelere cezalar verildi. İş kazalarının nedenlerinden birisi olan Tuzla tersaneler bölgesinin yoğunluğu için de bazı gemi firmaları, başka tersanelere kaydırıldı. Tuzla tersanelerinden gelen ölüm haberleri, verilen mücadele sonucu azaldı.

KOT TAŞLAMA İŞİ YASAKLANDI

Türkiye'deki bir diğer kazanım ölümcül slikozis hastalığına neden olan kot taşlama işinin yasaklanması oldu. 2008-2009 yıllarında kot taşlamacılığının slikozise yol açtığının literatüre sokulmasını sağlayan çok yönlü bir kampanya yapıldı. Kampanyaya hekimler, avukatlar, sanatçılar da dahil olurken, Nisan 2009'da kot ağartma işi Sağlık Bakanlığı tarafından yasaklandı. Slikozis hastası işçilerin meslek hastalığı tescili ve davalarının takibi Kot Kumlama İşçileri Dayanışma Komitesi tarafından yapılıyor.

ADALET MÜCADELESİNİN ADI, DAVUTPAŞA

31 Ocak 2008 tarihinde Davutpaşa'daki bir iş merkezinde bulunan kaçak maytap atölyesinde çok şiddetli bir patlama meydana geldi. İş merkezi yıkılırken, 21 kişi yaşamanı yitirdi, 117 kişi yaralandı.

Patlamadan sonra Bir Umut Derneği'nin çağrısıyla bir araya gelen aileler, kan parasını reddetti ve hukuki mücadele başlattı. Dava açılmaması üzerine bir süre her Cumartesi Taksim'de eylem yapan aileler, 2 yıllık mücadele sonucu dava açılmasını sağladı. Aileler, her duruşma günü adliye önünde ve çeşitli dönemlerde yaptığı sürekli eylemlerle adalet mücadelesini devam ettirirken, Türkiye'de yaşanan bütün iş cinayetlerine de sessiz kalmadı. Davutpaşa ailelerinin mücadelesi, OSTİM ve Esenyurt cinayetlerinde yakınlarını yitiren ailelere de umut oldu. Aileler, dayanışma halinde adalet mücadelelerini sürdürüyor.

Ayrıca aileler, Davutpaşa davasında Zeytinburnu Belediye Başkanı'nın sanık olarak dosyaya eklenmesini sağladı.

*Dünya mücadele örnekleri, Bilgi Üniversitesi'nde Araştırma Görevlisi olan Aslı Odman'ın arşivinden derlenmiştir.

Etha

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları