İstanbul Üniversitesi öğretim üyelerinden milletvekillerine çağrı: Üniversitenin bölünmesiyle elde edilecek hiçbir kamu yararı yok, tasarıyı kabul etmeyin

İstanbul Üniversitesi öğretim üyeleri bugün gazetalere verdikleri tam sayfa ilanla milletvekillerine çağrıda bulundular. Akademisyenler, üniversitelerin bölünmesini içeren kanunun tasarısının kabul edilmemesini talep ettiler.
Öğretim üyeleri, "TBMM üyelerine ve halkımıza" başlığıyla verilen ilanda konunun Meclis Genel Kurulu'nda gündeme getirilmesini ve kanun tasarısının milletevekillerince kabul edilmemesini talep ettiler.
İstanbul Üniversitesi öğretim üyeleri tarafından verilen ve gazetelerde yayınlanan ilan metni şöyle:
"TBMM Milli Eğitim , Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu'ndan 25.04.2018 tarihinde geçen ve Gazi, İnönü, Anadolu ve İstanbul üniversitelerinin bölünmesini öngören yasa tasarısının, tatile girmeden TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmesi söz konusudur. Kabul edilerek kanunlaştığı takdirde İstanbul Üniversitesi'nin bölünmesiyle sonuçlanacak bu tarası, kesinlikle kamu yararına değildir.; bilimsel planlama yaklaşımına ve akademik eğilimlere açıkça aykırıdır.
İstanbul Üniversitesi'ni bölünmesiyle elde edilecek hiçbir kamu yararı yoktur.
Bir üniversitenin saygınlığını ve bir ekol oluşturmasını, onun köklü geleneklerı ve korunmuş yapıları belirler. Türkiye'nin derin köklere sahip, gözbebeği kurumlarından olan İstanbul Üniversitesi'nin bölünmesi artık bir ekol olmuş ve üzerine titrenmesi gereken bu kurumun kimliğinin elinden alınması demektir. ,
İstanbul Üniversitesi, lisans ve lisansüstü eğitim, araştırma ve geliştirmede sağladığı başarıyla dünyadaki üniversite sıralamalarında daima Türkiye'nin gurur kaynağı olmuştur. Bunun ardında, ikisi Tıp Fakültesi olmak üzere toplam 24 fakülte, 17 enstitü, 9 yüksekokul ve üniversitenin gereksinimlerine göre açılmış 70'in üzerinde geliştirme merkezinin oluşturduğu bütünlük yatmaktadır. Tüm fakülteleri uluslararası düzeyde akredite olmuş olan İstanbul Üniversitesi, bu doğal gelişim süreciyle uluslararası bilimsel indekslere göre son 10 yılda Türkiye'nin en fazla bilimsel yayın üreten üniversitesidir. Geçen yıl Yükseköğretim Kurulu (YÖK) 10 araştırma üniversitesi arasına seçilen İstanbul Üniversitesi'nin kapsamlı bilimsel değerlendirmeler sonucunda hazırlanmış olan stratejik planında da, bu büyüklüğün üniversitenin zafiyetini değil, tam tersine disiplinler arası araştırmalara olanak sağlayan en güçlü yönünü oluşturduğu belirtilmiştir. Garip olan şudur ki, aynı YÖK bir yıl geçmeden İstanbul Üniversitesi'ni büyüklüğün hantallık olduğu, bölünmenin dinamizm getireceği söylemıyle bölmeye çalışmaktadır. Herhangi bir üniversitenin bölünmesi, gündelik değişken kararlara değil, nesnel ve akademik ölçütlere dayanmak zorundadır. Dünyada İstanbul Üniversitesi'nden daha fazla öğrenci sayısına sahip çok sayıda saygın üniversite vardır. Günümüzde tüm dünyada ağır basan eğilim de üniversiteleri bölmek değil araştırmaları kolaylaştıracak şekilde birleştirerek güçlendirmek yönündedir. Avrupa Birliği'nde 2000-2015 yılları arasında 92 adet üniversite birleşmesi gerçekleştirmiştir. Kapsadığı bölümlerin zenginlığiyle bu çerçevede büyük bir avantaja sahip olan İstanbul ÜniversItesi'ni küçük ölçekli üniversitelere bölmek ülkenin ve bilimin yararına olmayacaktır. Tam tersine, planlanan bölünmeyle İstanbul Üniversitesi ve dolayısıyla ülkemiz büyük zarar görecektir. Bütünlük bozularak, yeni oluşturulan iki ayrı üniversiteye dağıtılacak köklü fakültelerin yıllarca süren çabalar sonucu elde ettikleri uluslararası akreditasyonları heba olacak, İstanbul Üniversitesi'nin bir bütün olarak bilimsel literatüre her yıl yaptığı katkı yarıdan daha fazla azalacak ve üniversitenin uluslararası sıralamalardaki yeri aşağılara inecektir.
Kısacası, İstanbul Üniversitesi'nin bölünmesi, oluşacak iki yeni üniversiteyi asla daha güçlü üniversite yapmayacağı gibi, telafisi imkansız kayıplar doguracaktır.
Önemli olan üniversitelerin niteligidir
YÖK belgelerinde ülkemizde yükseköğrenim alanındaki temel ihtiyacın artık, üniversite ve üniversiteli sayısını artırmak değil var olan niteliğini artırmak olduğu vurgulanmaktadır Bu, mevcut kontenjanlara dokunmadan aynı kalabalık fakulteleri iki ayrı üniversiteye bağlamakla değil, ancak ve ancak fakültelerin abartılı öğrenci kontenjanlanını düşürmekle mümkündür. Oysa, İstanbul Üniversitesi'nin öğrenci sayısında son yıllarda ortaya çıkan dramatik artış YÖK'ün fakültelere rızaları dışında açtığı yüksek öğrenci kontenjanlarından ve yeni başlatılan uzaktan ve açık öğretim programlarına kaydedilen yaklaşık 118.000 öğrenciden kaynaklanmıştır. İstanbul'da 11 devlet, 46 vakıf üniversitesi bulunmaktadır. YÖK, ögretim üyelerinin yoğun çabasıyla kalabalık sınıflarına rağmen hala Türkiye'nin en kaliteli mezunlarını veren İstanbul Üniversitesi'nin kontenjan yükünü azaltmak yerine İstanbul'a yeni bir üniversite kurma gerekliliğini saptamış ise, yeni kurulacak bir üniversitenin öğretim kadroları geçmişteki pek çok örnekte olduğu gibi İstanbul Ünıversitesi'nin yetiştirdiği ve yetiştirmekle olduğu değerli genç öğretim üyeleri tarafından oluşturulabilir. Açıktan ve uzaktan ögretim işlevi de pekala bu yeni üniversiteye aktarılabilir.
Bu amaçla yüksek ve kaliteli lisansüstü eğitim ve arastırma-geliştirme kapasitesine sahip köklü bir çınarı parçalara ayırmak doğru değildir.
Üniversiteler kendi kararlarını verebilmelidir
İlk taslaklarının en az üç yıl öncesine dayandığı anlaşılan bu kanun tasarısı, bugüne kadar İstanbul Üniversitesi'nin Senatosu ve Akademik Kurullarıyla hiçbir şekilde paylaşılmamış, bilimsel bır degerlendirme sürecinden geçmemiş, bu nedenle de tasarı TBMM Komisyonu'nda görüşülürken bir gerekçe sunulmamıştır.
Yükseköğretim stratejileri akademinin tüm bileşenlerinin katılımı sağlanarak hazırlanacak kapsamlı ve nesnel raporlara dayanmalı ve uzun erimli bir planlamayla oluşturulmalıdır. İstanbul Üniversitesi'nin kapsamlı değerlendirmeler sonucunda hazırlanmış bir stratejik planı vardır ve bu stratejik planda üniversitenin bölünmesini haklı çıkarlacak tek bir nokta bulunmamaktadır.
Yukarda halkımıza sunduğumuz gerekçeler İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyeleri olarak TBMM'yi oluşturan tüm 26. dönem milletvekillerimizden erken seçim öncesince katılacakları bu son genel oturumunda İstanbul Üniversitesi'nin bölünmesiyle sonuçlanacak bu Kanun Tasarısını kabul etmemelerini talep ediyoruz."
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












