JMO'dan 'Erzincan' raporu: Kent merkezi ve Üzümlü ilçesi merkezi ile Erzincan’a bağlı 45 belde veya köy doğrudan fay zonu üstünde

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası'nın raporuna göre, Erzincan kent merkezi ile birlikte Üzümlü ilçesi merkezi ile Erzincan’a bağlı 45 belde veya köy doğrudan fay zonu üstüne oturmaktadır
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO), Fay Üzerinde Yaşayan Kentlerimiz: Erzincan Raporu’nu yayımlandı.
Raporda Erzincan kent merkezi ile birlikte Üzümlü ilçesi merkezi ile Erzincan’a bağlı 45 belde veya köy doğrudan fay zonu üstüne oturduğu belirtilerek, "İl ve çok sayıda belde veya köy yerleşim alanının fay zonları üstüne oturması nedeniyle Erzincan gerek son yüz yıllık dönemde gerekse tarihsel dönemde çok büyük depremlerle yüz yüze kalmış, büyük can ve mal kayıpları yaşamış illerimizin başında gelmektedir. Erzincan’da, gerekli tedbirler alınmadığı sürece gelecekte meydana gelebilecek olası bir depremde de yine büyük can ve mal kayıplarının yaşanabileceği düşünülmektedir" denildi
JMO'nun raporu şöyle:
"Kuzey Anadolu Fayı üzerinde yer alan Erzincan, bu konumu yüzünden gerek tarihsel gerekse aletsel dönemde büyük ve yıkıcı depremlerden etkilenmiştir. Kuşkusuz bu depremlerden en bilinen ve hatırda kalanı Türkiye’nin bilinen en büyük ölçülmüş depremi olan 1939 Erzincan depremi 26 Aralık’ı 27 Aralık’a bağlayan gece meydana gelmiş, Ms=7,9 büyüklüğündedir. Bu deprem, bilindiği kadarı ile Türkiye'de 1668 yılından beri yaşanan en büyük depremdir. Deprem, tüm ülkeyi etkilemiş ve toplam alanının 1/20'sinde hasar yapmıştır, çok soğuk bir mevsimde meydana gelen deprem, yaşamı derinden etkilemiş ve o dönemde 17 milyon nüfusu olan ülkede 30.000’den fazla insanın ölmesine neden olmuştur. Deprem, Kuzey Anadolu Fayı’nın Erzincan-Amasya arasında uzanan 350 km'lik bölümünde yüzey faylanması (yüzey kırığı) meydana getirmiştir. Yüzey kırığı boyunca 7,5 m, ortalama 4 m civarında sağ yönlü yatay atım gelişmiştir.
13 Mart 1992 tarihinde saat 19:08'de Erzincan ilinin güneydoğusunda meydana gelen bir diğer önemli depremin büyüklüğü 6,8 Ms olarak ölçülmüştür. Bu depremde 653 kişi ölmüş, 8057 bina hasar görmüş ya da yıkılmıştır. 1992 depremi de 1939 Erzincan Depremi'nin merkez üssü yakınında meydana gelmiştir. Kuzey Anadolu Fayı’nın etkisi altındaki şehrin tarihinde bugüne dek meydana gelmiş 6 büyük deprem bilinmektedir.
Türkiye Diri Fay Haritası'na (TDFH) göre, Erzincan ovası Kuzey Anadolu Fayı üzerinde gelişmiş çek-ayır tipi bir havzadır. Bu tür havzalar doğrultu atımlı faylar üzerinde gelişmekte ve bulundukları yerlerde karmaşık bir fay yapısının gelişimine neden olmaktadırlar. Bu nedenle Erzincan çevresinde bilinen faylardan daha fazla diri fay bulunma olasılığı yüksektir. Diri fayların Erzincan il merkezinden geçtiği bilinmekte ise de fayın tam olarak nereden geçtiği ve bu fay üzerinde son birkaç depremin hangi tarihlerde olduğu henüz yeterli detayda araştırılmamıştır.
Erzincan’ın depremselliği bununla da sınırlı değildir. Erzincan kent merkezi ile birlikte Üzümlü ilçesi merkezi ile Erzincan’a bağlı 45 belde veya köy doğrudan fay zonu üstüne oturmaktadır. Çok sayıda köy yerleşim alanının fay zonları üstüne oturması nedeniyle Erzincan gerek son yüz yıllık dönemde gerekse tarihsel dönemde çok büyük depremlerle yüz yüze kalmış, büyük can ve mal kayıpları yaşamış illerimizin başında gelmektedir.
Ülkemizin çoğu yerleşimleri gibi Erzincan da diri fay üzerinde yer alan ve deprem tehdidi altında yaşayan bir ilimizdir. Depremler yer sarsıntısı yarattıklarında çok uzak alanlarda bile yıkıma neden olabilmektedir. Yer sarsıntısının şiddeti depremin uzaklığı ve büyüklüğünün yanı sıra zemin koşullarından da önemli oranda etkilenmekte ve zayıf mühendislik özelliklerine sahip zeminler deprem dalgalarının genliğini artırarak üstündeki binalara aktarmaktadırlar. Mikrobölgeleme çalışmaları ve deprem senaryoları ile bir bölgede zemin yapısı ve depremin yaratması olası yer sarsıntısı belirlenebilir. Bir yapı beklenen yer sarsıntısına göre ve geçerli en son Bina Deprem Yönetmeliği koşullarına uygun olarak inşa edilirse can kayıplarına yol açmaz. Ancak yaşanan depremlerde; yapıların etüt ve projelendirme süreçlerindeki hata veya eksiklikler, yapı üretimi sırasındaki malzeme işçilik ve işçilik hataları ile denetimden kaynaklanan zafiyetlerden dolayı çok sayıda yapının ağır hasar gördüğü veya yıkıldığı görülmektedir. Deprem zararların azaltmanın ve depreme hazır olmanın en önemli unsurlarından biri yapıların olası bir depreme hazır olmasıdır.
Deprem belli büyüklüğü geçtiğinde ise faylar yüzeye ulaşmakta, üzerinde bulunan yapıların yırtılmasına, bir yana yatmasına ya da devrilmesine yol açmakta, böylece yapıların çökmesine ya da çok ağır hasar almasına neden olmaktadır. Erzincan’ın geçmişinde bu büyüklükte depremler olmuştur, gelecekte de olma
olasılığı vardır. Depremden yüzey faylanması sonucu zarar görecek yapılar için alınabilecek en temel tedbir diri fayların yerlerinin hassas bir biçimde belirlenmesi, bu faylar üzerindeki alanların zaman içerisinde boşaltılarak yapı ve nüfus yoğunluğunun azaltılması, gelecekte bu alanlar için yapı sınırlaması getirilmesi ve imar planlarının zemin koşulları ve yüzey faylanması tehlikesine uygun olarak yapılmasıdır.
Erzincan’ın gelecekteki bir olası depremi en az zararla atlatabilmesi için:
• Erzincan ili özelinde bazı faylar üzerinde farklı kurumlar tarafından kısmi olarak paleosismoloji çalışması yapıldığı bilinmekle birlikte, kent genelinde paleosismoloji yapılmayan ya da farklı araştırıcıların farklı sonuçlara ulaştığı fay hatları/zonları üzerinde gerekli araştırmaların yapılarak fayların geçtiği yerlerin ve deprem karakteristiklerinin tam olarak belirlenmesi
• Erzincan kent merkezinde zemin araştırmaları kısmen yapılmış olmakla birlikte il, ilçe ve içinde diri fay geçen köy yerleşimleri başta olmak üzere kent bütünündeki yerleşim yerlerinin tamamında mikrobölgeleme çalışmalarının yapılması,
• Yukarıdaki çalışma sonuçlarından elde edilecek bilgiler ve diğer disiplinlerden (inşaat, mimarlık, şehir plancıları vd) edinilecek bilgiler ve diğer afet olasılıkları ışığında Deprem Master Planlarının hazırlanması,
• Deprem master planı dikkate alınarak kentin gelişim ve yerleşim stratejilerinin belirlenmesi gerekmekte olup bu çerçevede aktif fay hatlarının çevre düzeni haritalarına işlenmesi ve aktif fay zonlarının sakınım bantı içinde kalan alanların 1. Derece doğal eşik değerler arasına alınması ve bina ve bina türü yapılar için sınırlama getirilmesi,
• Nazım ve uygulama imar planlarının çevre düzeni planlarında yapılan bu değişikliklerden sonra gözden geçirilerek, aktif fay hatlar ve varsa sakınım batlarının imar planlarına işlenerek yenilenmesi,
• Gerek İmara esas jeolojik jeoteknik etüt ve projelerinin, gerekse parsel bazlı zemin araştırma projelerinin konusunda yetkin jeoloji mühendisleri tarafından denetlenmesi, güvenilir veri üretilmesi açısından önem taşımaktadır. Bu nedenle Erzincan Belediyesi ve Valiliğince kent bütününde yapılan jeolojik ve jeoteknik çalışmaların özel bir jeolojik jeoteknik veri tabanında toplanması ve yerleşim alanlarının zemin davranışlarının bütüncül olarak değerlendirilerek risk taşıyan alanların belirlenmesi gerektiği düşünülmektedir."
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












