Tarih:
31.01.2026 - 12:26
Kategori:
Sağlık, Yaşam

Tedavi edilmediğinde körlüğe neden olabilen katarakt, bulanık veya çift görme, ışığa karşı hassasiyet ve geceleri görmede zorluk belirtileri ile karakterizedir.
Katarakt, göz merceğinin veya onu çevreleyen şeffaf zarın ışığın geçişini engelleyecek şekilde bulanıklaşmasıdır. Tedavi edilmediğinde körlüğe neden olabilen katarakt, bulanık veya çift görme, ışığa karşı hassasiyet ve geceleri görmede zorluk belirtileri ile karakterizedir. Genellikle yaşlanmaya bağlı ortaya çıkan katarakt, aynı zamanda göze perde inmesi şeklinde de tarif edilebilir. Katarakt Nedir? Katarakt hastalığı, göz merceğinin bulanıklaşması veya şeffaflığının kaybolmasıdır. Gözbebeğinin ve irisin arkasında bulunarak ışığı retinaya odaklayan ve göz merceğindeki bozulmayı ifade eden katarakt, genellikle yaşlılığa bağlı ortaya çıkar. Katarakt hastalığının yaygın belirtileri arasında gözün kamaşması, göz yorgunluğu, baş ağrısı, ışığa karşı hassasiyet ve hem yakın hem de uzağı görememe yer alır. Göz merceğindeki proteinin birikip merceği bulanık hale getirmesi sonucu meydana gelen katarakt, tedavi edilmediği takdirde körlüğe kadar gidebilir. Bunun önüne geçmek için uygulanabilecek tek yöntem ise katarakt ameliyatıdır. Katarakt ameliyatında sertleşmiş katarakt kırılıp, temizlenerek yerine göz içi mercek yerleştirilir. Katarakt Neden Olur? Katarakt hastalığı, göz bebeğinin arkasındaki görmeyi sağlayan doğal mercekteki proteinin birikip merceğin saydamlığını kaybederek bulanıklaşması ve matlaşması sonucu ortaya çıkar. Bu duruma neden olan faktörler arasında yaşlılık, genetik, diyabet, yüksek tansiyon, güneş ışığına yoğun maruz kalma, göz yaralanmaları, sigara ve alkol yer alır. Katarakta neden olan faktörler şunlardır: Yaşlılık Genetik Diyabet Yüksek tansiyon Güneş ışığına fazla maruz kalma Göz yaralanmaları Daha önceki göz ameliyatları Üveit Sigara-alkol tüketimi Steroid ilaçların uzun süreli kullanımı Kanser tedavisinde uygulanan radyasyon tedavisi Çevresel faktörler Ayrıca gözün uvea bölgesinin iltihabı olan üveit hastalığının tedavisinde kullanılan steroid damlalar da katarakt oluşumu riskini arttırmaktadır. Bunların yanı sıra miyop ve down sendromu gibi erken yaşlanmaya sebep olan hastalıklar da katarakta yol açabilir. Hastalar, genelde ‘sisli ya da dumanlı görme’ şikayetiyle göz doktoruna başvurur. Bu durum zaman içinde görmeyi önemli ölçüde bozar. Özellikle geceleri karşıdan gelen ışığın dağılmasına bağlı olarak gözlerde kamaşma, okuma zorluğu, yüzleri tanıma ve televizyon izlemede zorlanma, cisimlerin renklerini daha koyu veya donuk renkte görme, yakın gözlüğüne olan ihtiyacın azalması, düz kenarların eğik görülmesi gibi belirtiler kataraktın habercisidir. Katarakt Türleri Nelerdir? Katarakt, sadece tek bir göz hastalığı değildir; farklı gelişim biçimlerine ve nedenlerine göre çeşitlilik gösterir. Bu çeşitliliği anlamak, doğru teşhis ve tedavi yolunu belirlemek için oldukça önemlidir. Katarakt türleri, genellikle oluşum yaşı ve şekline göre sınıflandırılır. Katarakt, çıkış türüne göre ise ikiye ayrılır. Doğumsal katarakt Doğumdan itibaren görülen, lensin tek veya çift taraflı saydamlığını kaybetmesi ve opaklaşmasıdır. Annenin gebelik sırasında geçirdiği enfeksiyonlara ya da kullanılan ilaçlara bağlı olarak ortaya çıkan doğumsal katarakt, bazen hiçbir nedene bağlı olmayabilir. Genellikle genetik faktörler, kromozom anomalileri veya metabolik hastalıklar da bu tür kataraktın gelişiminde rol oynayabilir. Doğumsal kataraktın görme yeteneği üzerindeki etkisi, opaklaşmanın yoğunluğuna ve mercekteki konumuna bağlı olarak değişir. Erken teşhis ve tedavi, çocukluk çağı görme gelişimini olumsuz etkileyebilecek ambliyopiyi (göz tembelliği) önlemek için önem taşır. Bu nedenle bebeklerdeki göz kontrolü, doğumsal katarakt belirtilerinin fark edilmesi açısından çok kritiktir. Birçok vakada, doğumsal kataraktın tedavisinde ameliyat en etkili yöntemdir. Yaşlılık kataraktı Yaşlılık kataraktı ise 50-60 yaş üzerindeki hastalarda görmenin giderek azalmasıyla kendini belli eder. Kataraktın gelişme riski diyabet hastalarında % 60 daha fazladır. Bu hasta grubunda hızlı ilerleyen katarakt, 30’lu ya da 40’lı yaşlarda da önemli bir göz sorunu haline gelebilir. Yaşlılık kataraktı, göz merceğindeki proteinlerin zamanla bozulması ve topaklanması sonucu oluşur. Bu süreç yavaş ilerler ve genellikle her iki gözü de etkiler, ancak bir gözde daha belirgin olabilir. Yaşlılık kataraktının en yaygın belirtileri arasında bulanık veya puslu görme, gece görüşünde zorluk, ışık kaynakları etrafında hale (ışık çemberleri) görme ve renklerin soluklaşması yer alır. Diyabet dışında sigara kullanımı, uzun süre ultraviyole (UV) ışınlarına maruz kalma ve gözde daha önce geçirilmiş travmalar da yaşlılık kataraktı riskini artırır. Gözlük numarasındaki sık değişiklikler de yaşlılık kataraktının bir işareti olabilir. Son aşamada, hastanın günlük yaşam aktivitelerini ciddi şekilde etkilediğinde katarakt tedavisi için ameliyat gündeme gelir. Katarakt Belirtileri Nelerdir? Katarakt hastalığının en yaygın klinik belirtilerinin başında ışığa karşı hassasiyet, görüş açısında azalma, bulanık görme ve gözün kamaşması gelir. Ortalama 55-60 yaş civarındaki kişilerde gözün merceğinde başlayan hafif bir matlaşma ve sertleşme ile kendini gösteren katarakt, aynı zamanda göz yorgunluğu, bağ ağrısı ve hem yakını hem de uzağı görememe gibi sinyaller verir. Katarakt hastası olan kişiler yaygın olarak şu belirtilerden şikayet eder: Işığa karşı hassasiyet ve ışıkların etrafında çizgi görmek Uzak ve yakın görüşte azalma Bulanık, flu görme Gece görüşünde azalma Renkleri daha solgun ve sararmış görme Gözlük ve lens numarasının sık sık değişmesi Göz yorgunluğu Baş ağrısı Derinlik hissinin kaybolması Yakını gözlüksüz daha iyi görme Araç kullanmada güçlük Gazete, dergi, kitap okurken ışık ihtiyacı duyma Işığa karşı hassasiyet Katarakt olan kişi, şeffaf göz merceğindeki yapının bozulması sonucu bulanıklaşmasıyla birlikte ışığa karşı bir hassasiyet yaşar. Bu hassasiyet aynı zamanda ışıkların etrafından çizgiler görülmesine de yol açabilir. Bu durum, özellikle parlak güneşli günlerde veya gece araba kullanırken karşıdan gelen far ışıklarında rahatsız edici bir hal alır. Mercekteki katarakt opaklaşmaları, ışığın göze düzenli bir şekilde girmesini engelleyerek saçılmasına neden olur. Saçılan bu ışık, gözde kamaşma ve rahatsız edici bir parlaklık hissi yaratır. Bu durum, günlük yaşamı olumsuz etkileyen önemli bir katarakt belirtisidir. Görüş açısında azalma, bulanık görme Göz merceğinin bulanıklaşması, görüş kalitesini düşürerek görüş açısındaki azalmayı beraberinde getirir ve aynı zamanda bulanık bir görüş açısı neden olur. Bu durum bulutlu bir pencereden bakmaya benzer. Bulanık görme, özellikle ince detayları okuma, televizyon izleme veya yüzleri tanıma gibi aktivitelerde zorluk yaratır. Katarakt ilerledikçe, mercek daha da opaklaşır ve bulanıklık artar. Bu durum, kişinin günlük işlerini tek başına yapmasını bile zorlaştırabilir. Zamanla, görüş netliğindeki bu düşüş kalıcı hale gelir ve gözlükle bile düzeltilemez. Hem uzağı hem de yakını görememe Göz merceğinin içindeki proteinin yapısı bozuldukça lensten optik sinire giren ışık miktarını etkilenir. Bu durum hem uzak hem de yakını görememe problemini ortaya çıkarır. Başlangıçta katarakt bazı kişilerde yakını daha iyi görme (ikinci görüş fenomeni) gibi geçici bir duruma yol açsa da, bu durum kalıcı değildir ve katarakt ilerledikçe hem uzak hem de yakın görüş hızla bozulmaya başlar. Optik sistemdeki bu dengesizlik, sürekli olarak farklı mesafelere odaklanmayı gerektiren durumlarda kişiye büyük zorluk yaşatır. Bu nedenle katarakt hastaları, okuma, araba kullanma ve diğer günlük aktiviteler için sık sık gözlüklerini değiştirmek zorunda kalabilir. Gözde kamaşma Göz kamaşması, katarakt hastalığının göstergelerinden biridir ve katarakt hastası kişiler göz kamaşmasından oldukça fazla yakınırlar. Göz kamaşması, parlak ışık kaynaklarına bakıldığında oluşan rahatsız edici bir yansımadır. Özellikle gece araba kullanırken karşıdan gelen far ışıklarıyla veya güneşli bir günde dışarıdayken hissedilir. Kataraktlı merceğin içinde ışığın saçılması, normalde düz bir çizgide ilerlemesi gereken ışık ışınlarının dağılmasına ve gözde kamaşmaya yol açar. Bu nedenle katarakt ilerledikçe, özellikle loş ışıklı ortamlarda veya gece görüşü ciddi şekilde bozulur. Göz yorgunluğu ve baş ağrısı Kataraktın diğer belirtileri arasına göz yorgunluğu ve baş ağrısı da dahil olur. Göz merceğinin bozulmasıyla birlikte beyin, net bir görüntü elde etmek için göz kaslarını daha fazla çalıştırmak zorunda kalır. Bu sürekli çaba, gözlerde ağrı, yorgunluk ve hatta baş ağrısına neden olabilir. Kataraktın yol açtığı bulanık görme, kişinin gözlerini daha fazla kısmasına ve zorlamasına yol açarak bu belirtileri artırır. Göz yorgunluğu ve baş ağrıları, özellikle okuma veya bilgisayar başında uzun süre kalma gibi yoğun görsel aktiviteler sonrasında daha belirgin hale gelebilir. Renkleri algılama konusunda sorun yaşama Katarakt hastası olan bireyler gördüğü renkleri algılama konusunda sorun yaşarlar ve bu durum oldukça rahatsız edici bir hal alabilir. Göz merceğindeki opaklaşma, göze giren ışığın rengini değiştirerek, renklerin soluk, sarımsı veya kahverengimsi görünmesine neden olabilir. Zamanla, kırmızı, mavi ve yeşil gibi ana renkler bile daha az canlı hale gelir. Bu durum, hastaların kıyafetleri veya diğer nesnelerin renklerini ayırt etmesini zorlaştırabilir ve günlük yaşam kalitesini düşürür. Katarakt ameliyatından sonra hastalar, renklerin ne kadar canlı ve parlak olduğunu tekrar fark ettiklerinde şaşırabilirler. Katarakt Dereceleri Nelerdir? Kataraktın derecelendirilmesi, hastalığın ne kadar ilerlediğini anlamak ve tedavi kararını vermek için kullanılan bir yöntemdir. Göz doktorları, kataraktın opaklaşma yoğunluğunu ve görmeyi ne kadar etkilediğini değerlendirmek için farklı derecelendirme sistemleri kullanabilirler. Ancak genel olarak katarakt, başlangıç, orta ve ileri olmak üzere üç ana aşamada incelenir: Başlangıç (Erken Evre) Katarakt: Bu aşamada, katarakt yeni oluşmaya başlamıştır ve görmeyi henüz çok fazla etkilemez. Belirtiler hafif olabilir ya da hiç olmayabilir. Gözlük numarasında küçük değişiklikler veya hafif bulanıklık fark edilebilir. Bu evrede genellikle cerrahi müdahaleye gerek duyulmaz. Orta Evre Katarakt: Bu aşamada, katarakt belirginleşir ve kişinin günlük yaşamını etkilemeye başlar. Bulanık görme, ışık hassasiyeti ve gece görüşünde zorluk gibi belirtiler daha belirgin hale gelir. Sık sık gözlük değiştirmeye ihtiyaç duyulabilir. Ameliyat kararı genellikle bu aşamada, kişinin yaşam kalitesindeki düşüşe bağlı olarak alınır. İleri Evre Katarakt: Kataraktın son aşamasıdır. Göz merceği neredeyse tamamen opaklaşır. Görme yeteneği ciddi şekilde azalır ve hasta sadece ışık ve gölgeyi ayırt edebilir hale gelebilir. Bu aşamada katarakt ameliyatı, net görüşü geri kazanmak için tek etkili çözümdür. Katarakt Teşhisi Nasıl Konulur? Katarakt tanısı için öncelikle Göz Hastalıkları Uzmanı hastanın detaylı öyküsünü alır. Sonrasında muayeneye geçilir. Katarakt, göz hastalıkları uzmanının yapacağı rutin göz kontrolü veya biyomikroskop muayene sayesinde teşhis edilir. Bu ilk aşamanın ardından, göz doktoru kataraktın varlığını, tipini ve evresini belirlemek için daha kapsamlı testler yapar. Bu testler, hastanın görme keskinliğinin ne kadar etkilendiğini ve kataraktın ameliyatla giderilmesi gerekip gerekmediğini anlamak için öneme sahiptir. Teşhis sürecinde kullanılan başlıca yöntemler şunlardır: Görme Keskinliği Testi: Bu test, hastanın farklı mesafelerdeki nesneleri ne kadar net görebildiğini ölçer. Göz tablosundaki harfleri veya sembolleri okuması istenir. Katarakt ilerledikçe bu testteki sonuçlar giderek kötüleşir. Biyomikroskop (Yarık Lamba) Muayenesi: Bu, katarakt teşhisinin temel adımıdır. Göz doktoru, gözü büyüten ve aydınlatan özel bir mikroskop kullanarak göz merceğini, korneayı ve irisi detaylı bir şekilde inceler. Bu muayene sırasında kataraktın yeri, boyutu ve yoğunluğu belirlenir. Bu, aynı zamanda katarakt türünün belirlenmesine de yardımcı olur. Göz İçi Basınç Ölçümü (Tonometri): Göz tansiyonunu ölçmek için yapılır. Katarakt ile doğrudan ilişkili olmasa da, glokom gibi diğer göz hastalıklarının ekarte edilmesi veya eşlik edip etmediğinin belirlenmesi için önemlidir. Retina Muayenesi: Gözbebeği büyütüldükten sonra, doktor retinanın ve optik sinirin sağlığını değerlendirir. Bu muayene, katarakt dışında görme sorununa neden olabilecek retina yırtılması veya makula dejenerasyonu gibi diğer problemleri tespit etmek için gereklidir. Bu kapsamlı muayeneler sonucunda, göz doktoru hastanın kataraktının derecesini belirler ve görme kalitesini ne kadar etkilediğine bakarak en uygun tedavi planını önerir. Katarakt Nasıl Tedavi Edilir? Katarakt yalnızca ameliyat ile tedavi edilen bir hastalıktır. Yapılan ameliyatlarda, ‘intrakapsüler katarakt ekstraksiyonu’ ya da sıkça yapılan ‘ekstrakapsüler katarakt ekstraksiyonu’ teknikleri kullanılır. Ekstrakapsüler ekstraksiyonda, planlı ekstrakapsüler cerrahi (dikişli göz merceği yerleştirme ameliyatı) ve fakoemülsifikasyon (halk arasında lazerle katarakt ameliyatı, dikişsiz) yöntemleri uygulanır. Cerrahi müdahalede geç kalınmış hastalarda ise göz bebeği alanındaki beyaz renkte matür katarakt görülebilir. Cerrahi müdahale ile hastaya hem uzak hem yakın ya da orta yakın mesafenin tedavi edilmesi gibi seçenekler sunulur. Hastanın yaptığı seçime ve genel sağlık durumuna göre uygun göz içi lenslerden biri kullanılarak ameliyat gerçekleştirilir. Yüksek astigmatlarda ise özel lensler göz içine yerleştirilmektedir. Katarakt Ameliyatı Nasıl Yapılır? Premium göz içi lenslerin kullanımıyla birlikte hastalar katarakt ameliyatı sonrası yaşamlarını eskiye oranla daha konforlu bir şekilde sürdürmekte ve multifokal göz içi lensler sayesinde gözlük kullanmadan uzağı ve yakını rahatça görebilmektedir. Katarakt ameliyatında en yaygın kullanılan yöntem, halk arasında lazer cerrahisi olarak bilinen FAKO yöntemidir. Bu operasyonla sertleşmiş katarak kırılıp, temizlenerek yerine göz içi mercek yerleştirilmektedir. Operasyon 2 mm’den küçük bir kesiden yapılmaktadır. Yöntemin dikişsiz, ağrısız ve damla anestezisi ile yapılması hastaya büyük avantajlar sağlamaktadır. Hasta çok heyecanlı değilse tüm katarakt cerrahileri iğnesiz bir şekilde damla anestezi ile yapılmaktadır. Bu işlem 20-30 dakika sürmektedir. Katarakt ameliyatı sonrası hasta 2-3 gün içerisinde normal yaşamına dönebilmektedir. Ameliyat sırasında göze yerleştirilebilen, hem uzak hem yakını net görmeyi sağlayan "multifokal, trifokal" göziçi akıllı lens seçenekleri bulunmaktadır. Ameliyattan sonra gözlük ihtiyacı bu lensler sayesinde ortadan kalkar. Ayrıca katarakt söz konusu olmadan da aşırı kırma kusurlarında tıpkı katarakt durumunda olduğu gibi bu kez saydam olan göz içi lensi aynı şekilde ameliyatla alınabilir ve uygun akıllı göz içi lensi yerleştirilir. Böylelikle her mesafede gözlüksüz ve daha kaliteli bir görüş elde edilebilir. Katarakt Ameliyatı Öncesi Hazırlık Süreci Nasıl İşler? Katarakt ameliyatı öncesi hazırlık süreci, operasyonun başarısı ve hastanın güvenliği için öneme sahiptir. Bu aşama, standart bir göz muayenesinden çok daha detaylı adımları içerir. Detaylı Göz Muayenesi ve Ölçümler: Ameliyat öncesinde doktorunuz, kataraktın derecesini ve gözünüzün genel sağlık durumunu belirlemek için kapsamlı bir göz muayenesi yapar. En önemli kısım, göz içi lens (GİL) gücünü hesaplamak için yapılan biyometrik ölçümlerdir. Bu ölçümler, bulanıklaşan doğal merceğin yerine konulacak yapay merceğin en uygun dioptri değerini seçmek için büyük önem taşır. Kan Tahlilleri ve Genel Sağlık Değerlendirmesi: Özellikle kronik hastalığı (diyabet, yüksek tansiyon gibi) olan veya sürekli ilaç kullanan hastalar için genel sağlık durumu değerlendirilir. Katarakt ameliyatı öncesinde kullanılan kan sulandırıcı ilaçlara doktor kontrolünde geçici olarak ara verilmesi gerekebilir. Ameliyat Öncesi Damla Kullanımı: Genellikle operasyondan bir saat kadar önce, göz bebeğini büyüten damlalar damlatılır. Bu damlalar, cerrahın ameliyat sırasında merceğe daha rahat ulaşmasını sağlar. Oruç Durumu ve Anestezi Hazırlığı: Katarakt ameliyatı, çoğunlukla damla anestezisi (topikal) ile lokal olarak yapılır ve hasta uyanıktır. Bu tür bir anestezi için genellikle tam açlık gerekmez; ancak, hafif bir kahvaltı yapılması önerilir. Eğer sedasyon veya genel anestezi uygulanacaksa, doktorunuzun talimatına uygun bir açlık süresi gereklidir. Refakatçi Planlaması: Ameliyat sonrası hastaneden taburcu olurken araba kullanmak mümkün olmayacağı için bir refakatçi bulunması önemlidir. Katarakt Ameliyatı Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir? Başarılı bir katarakt ameliyatı sonrasında hızlı ve sorunsuz bir iyileşme için hastaların doktor tavsiyelerine titizlikle uymaları gerekir. İyileşme süreci genellikle hızlıdır, ancak ilk birkaç hafta kritik öneme sahiptir. İlaç ve Damlaların Düzenli Kullanımı: Doktorunuzun reçete ettiği antibiyotikli ve kortizonlu göz damlalarını belirtilen saatlerde ve sürede düzenli olarak kullanmak, enfeksiyonu önlemek ve göz içi iltihabını kontrol altına almak için zorunludur. Damla damlatmadan önce ellerin temizlenmesi enfeksiyon riskini azaltır. Gözü Korumak: İyileşmenin ilk haftalarında gözü ovuşturmaktan, kaşımaktan ve üzerine baskı yapmaktan kesinlikle kaçınılmalıdır. Gündüzleri gözü korumak için koruyucu güneş gözlüğü, geceleri ise uyku sırasında istemsiz teması önlemek amacıyla koruyucu kapak kullanılmalıdır. Fiziksel Aktivite Kısıtlamaları: İlk birkaç hafta ağır kaldırmaktan, aşırı öne eğilmekten ve göz içi basıncını artırabilecek yoğun fiziksel aktivitelerden kaçınılmalıdır. Hijyen ve Su Teması: Katarakt ameliyatı sonrasında ilk birkaç gün göze su, sabun veya şampuan kaçırmamaya dikkat edilmelidir. Yüz yıkama ve banyo yapma konusunda doktorunuzun belirlediği süreye uyulmalıdır. Kontrolleri Aksatmamak: İyileşme sürecinin takibi için ameliyatın ertesi günü, ardından birinci hafta ve birinci ay gibi belirlenen doktor kontrollerine mutlaka gidilmelidir. Katarakt Ameliyatı Ne Kadar Sürer? Modern teknikler sayesinde katarakt ameliyatı, oldukça kısa süren ve ayakta tedavi (günübirlik) niteliğinde olan bir operasyondur. Ortalama Ameliyat Süresi: FAKO (Fakoemülsifikasyon) tekniği ile gerçekleştirilen katarakt ameliyatı, genellikle 15 ila 30 dakika arasında tamamlanır. İşlem süresi, kataraktın sertlik derecesine, hastanın göz yapısına ve cerrahın tecrübesine bağlı olarak hafif değişkenlik gösterebilir. Toplam Hastane Süresi: Ameliyatın kendisi kısa sürse de, hastanın hastaneye kabulü, göz bebeklerinin büyütülmesi için damlaların damlatılması ve işlem sonrası kısa bir dinlenme/gözetim süresi (ortalama 1 saat) nedeniyle hastanede geçirilen toplam süre genellikle 2 ila 3 saati bulur. Hasta, ciddi bir komplikasyon olmadığı sürece aynı gün evine gönderilir. İki Göz Ameliyatı: Her iki gözde de katarakt varsa, enfeksiyon riskini minimize etmek ve ilk gözün iyileşmesini takip etmek amacıyla ameliyatlar arasında genellikle birkaç günlük veya bir haftalık bir bekleme süresi bırakılır. Katarakt ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular Katarakt ameliyatı nedir? Katarakt ameliyatı, gözün içindeki doğal merceğin (lensin) yaşlanma, travma veya hastalık gibi nedenlerle saydamlığını kaybederek bulanıklaşması sonucu ortaya çıkan katarakt hastalığının tek kesin tedavi yöntemidir. Temelde, görme kalitesini bozan ve ışık geçişini engelleyen bu hastalıklı merceğin, cerrahi yollarla gözden uzaklaştırılması ve yerine net görüş sağlayacak, şeffaf, biyouyumlu yapay bir mercek (göz içi lens) takılması işlemidir. Bu operasyon, hastanın kaybedilen görme netliğini geri kazandırmayı ve yaşam kalitesini önemli ölçüde artırmayı hedefler. Katarakt ameliyatı, dünya genelinde en sık uygulanan ve en yüksek başarı oranına sahip göz cerrahi prosedürlerinden biridir. Katarakt ameliyatının ne zaman yapılması uygundur? Hastanın görme becerisinin yetmediğini hissettiği, rahatsızlık duyduğu ve şikayetlerinin arttığı zamanda katarakt ameliyatını düşünmesi gerekir. Katarakt ameliyatı nasıl olur? Katarakt ameliyatı günümüzde Fakoemülsifikasyon (FAKO) adı verilen, halk arasında lazerle katarakt ameliyatı olarak bilinen modern bir yöntemle gerçekleştirilir. İşlem, genellikle lokal anestezi altında, hastanın bilinci açıkken yapılır. Cerrah, gözün kornea tabakasında mikro düzeyde bir kesi açar. Ardından, ultrasonik enerji yayan özel bir cihaz yardımıyla göz içindeki saydamlığını yitirmiş ve sertleşmiş olan kataraktlı mercek parçalanır ve emilerek gözden dışarı çıkarılır. Bu bulanıklaşan doğal merceğin yerine, önceden belirlenen güce sahip, yapay ve kalıcı bir göz içi lens yerleştirilir. Açılan mikro kesi, çoğu zaman dikiş gerektirmeden kendiliğinden iyileşir. Bu sayede katarakt ameliyatı, hızlı ve güvenilir bir görüş düzeltme operasyonudur. Katarakt ameliyatı göz bozukluklarını nasıl giderir? Normalde katarakt ameliyatı ile saydamlığı bozulmuş gözdeki merceğin yerine, göze giren ışınları uygun şekilde odaklayabilmek için doğal merceğe eş değerde bir mercek yerleştirilir ve ardından bütün hastalara yakın okuma gözlüğü verilir. Bu yeni nesil Multifokal göz içi lenslerde ise hem uzak, hem orta ve hem de yakın (okuma) mesafeler için yumuşak geçişli optik odakları vardır. Bunların sayesinde ameliyat sonrası hastalar bütün mesafelerde yaşamlarını gözlüksüz sürdürebilmektedir. Katarakt ameliyatı sonrası damla kaç gün kullanılır? Katarakt ameliyatı sonrasında göz damlalarının kullanımı, enfeksiyon riskini önlemek, göz içi iltihabı ve şişliği kontrol altına almak için iyileşme sürecinin hayati bir parçasıdır. Kullanılacak damlaların türü (genellikle antibiyotikli ve kortizonlu damlalar), dozu ve kullanım süresi hastanın durumuna ve cerrahın uygun görüşüne göre kişiselleştirilir. Ancak genel bir süre vermek gerekirse; katarakt ameliyatı sonrası damlaların ortalama kullanım süresi 3 ila 4 hafta arasında değişmektedir. Doktorunuz, ilk hafta yoğun kullanım sonrasında, gözünüzdeki iyileşmeye bağlı olarak damlaların dozunu veya kullanım sıklığını aşamalı olarak azaltmanızı isteyecektir. Damla kullanımını, doktorunuzun izni olmadan kesinlikle bırakmamalı veya değiştirmemelisiniz. FAKO, lazer mi demektir? Klasik ameliyat yöntemlerinin yanında şimdi fako adı verilen, daha yüksek teknoloji gerektiren bir yöntem kullanılmaktadır. Fako, ne yazık ki halk arasında yanlış bir şekilde lazer olarak bilinmektedir. Fako yönteminde lazer değil, ultrason gücü kullanılmaktadır. Şu anda tüm dünyada kullanılan, en popüler yöntemdir. Bu işlemin avantajı, çok küçük bir kesi ile gerçekleştirilmesidir. Yaklaşık 3 mm uzunluğunda bir kesiden göz içine girilmektedir. Kalem benzeri bir aletle katarakt içeride ultrason gücüyle parçalanıp, emilmektedir. Daha sonra, kesinin fazla genişletilmemesi için genellikle katlanır bir mercek konulur ve dikişe gerek kalmaz. Uygun hastalarda damlalı anestezi yapılmaktadır. Hastaya iğne yapılması bile gerekmez. Fako yöntemi, eski yöntemlerde olduğu gibi astigmatizmaya da yol açmaz; kesi küçük olduğu için hastalar çok çabuk iyileşip iş ve sosyal yaşamlarına dönebilir. Rehabilitasyon çok daha çabuk olmaktadır. Güneş, kataraktta etkili mi? Katarakt genelde yaşın ilerlemesi ile göz merceği içindeki proteinlerin yapısının bozulmasından kaynaklanır. En sık nedeni ise güneş ışığıdır. Bunun dışında farklı tipte kataraktlar farklı nedenlerle oluşabilir. Kalıtım, şişmanlık, ağır ishaller, aşırı sigara, alkol, kadınlarda menopoz sonrası östrojen düzeyinin azalması ve aşırı tuz kullanımı da bu nedenler arasındadır. Katarakt ameliyatı olmazsam ne olur? Katarakt tedavi edilmezse görme tamamen kaybolabilir. Bunun yanında glokoma, göz kaymasına sebep olabilmektedir. Zamanında tedavi edilmeyen katarakt, ilerleyen dönemde ameliyat edilirse çeşitli komplikasyonlara sebep olabilir. Katarakt ameliyatında dijital navigasyon yöntemi nedir? Katarakt ve tedavi seçenekleri yaşama doğrudan etkileri nedeniyle güncelliğini her zaman korumaktadır. Teknolojik gelişmeler günümüzde katarak cerrahisinin çok daha etkin olarak yapılmasına olanak sağlar. Dijital navigasyonla katarakt cerrahisinde kullanılan ileri teknoloji cihazlar; göz cerrahlarının katarakt cerrahisinin en zorlayıcı ve önemli basamaklarını otomatikleştirmelerine, daha iyi planlamalarına ve gerçekleştirmelerine imkan sağlamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak katarakt hastalarının görsel sonuçları daha da iyileştirilebilmektedir. “Dijital Navigasyonla Femtolazer Destekli Katarakt Cerrahisi” olarak adlandırılan işlemde; hastanın göz resmi özel teknolojiler kullanılarak alınmakta, bu resim referans alınarak ameliyat kişiye özel planlanmaktadır. Yapılan planlama bir flash belleğe yüklenmekte ve flash bellekteki bilgiler doğrultusunda kesileri “Femtolazer” yapmaktadır. Göz içine konulacak yapay mercek de, flash bellekteki referans değerleri dikkate alınarak yerleştirilmekte ve sonuçta daha yüksek görüş kalitesi sağlanmaktadır. Katarakt ameliyatları nasıl yapılmalı? Katarakt tedavileri kişiye özel hazırlanmalıdır. Dijital navigasyon yöntemi de kişiye özel tedaviyi getirmektedir. Operasyon öncesinde hastanın gözünün yüksek çözünürlüklü, teşhis amaçlı bir referans görüntüsü alınmaktadır. Kişinin göz haritası olarak adlandırılabilecek bu görüntü, işlem sırasında cerrahın tüm kesileri ve göz içi merceğini hizalamayı gerçek zamanlı olarak görmesini sağlar. Katarakt cerrahisinde eskiden hastanın gözüne yapılacak kornea ve lens kesilerinin yeri cerrah tarafından el yordamıyla yapılırken, şimdi dijital navigasyon altında tam da olması gereken yere yapılmaktadır. Bu da lensin en doğru yere konulmasına ve astigmatizmanın kontrol edilebilmesine ve sonuçta daha yüksek görüş kalitesi elde edilmesine yardımcı olur. Dijital navigasyonla femtolazer destekli katarakt cerrahisi tedavisi sonucunda elde edilen görüş kalitesinin ömrü, ilerlemiş kataraktlardan bile daha uzun olabilmektedir. Gözde kornea akasında endotel adı verilen bir hücre tabakası bulunur Katarakt ameliyatlarında bu tabakadaki hücrelerde kayıp ilerlemiş kataraktlarda çok daha büyük bir oranlara çıkabilmektedir. Dijital navigasyonla femtolazer destekli katarakt cerrahisi sayesinde endotel kaybı daha düşük oranlara indirilebilmektedir ve böylelikle ameliyat sonrası elde edilen görüş kalitesinin ömrü de uzayabilmektedir. Katarakt tedavisinde kullanılan göz içi mercekler nasıl olmalı? Göz içi merceklerin kalitesi kişinin görme performansını etkiler. Kalitesiz göz içi merceklerinde yansımalar ve renk kayıpları oluşur. Kaliteli göz içi merceklerinde bu etkiler olmamaktadır. Akıllı lens uygulamalarında en çok kullanılan monofokal denilen tek odaklı lenslerin uyum yeteneği olmadığından, ameliyat sonrasında tek bir mesafenin net görülmesi mümkün olur. Ancak akıllı lens olarak bilinen mercekler, tıpkı doğal merceklerde olduğu gibi göz içinde yer ve biçimini değiştirerek uyum sağlayabilmektedir. Bu alanda yoğun çalışmalar sürmekle birlikte henüz tam klinik uygulama imkanı bulunamamıştır. Bugün en yaygın olarak kullanılmakta olan ve üzerinde çalışmaların aralıksız sürdürüldüğü lenslerde, lens optiği üzerinde değişik bölümler farklı biçim ve kırıcılıkta üretiliyor. Bu farklı bölümlerle bakılan her mesafenin beyinde ayrımlanarak net görülmesi amaçlanıyor. Ameliyatta kullanılacak akıllı lensler hastaya göre belirleniyor. Ameliyat öncesi hasta değerlendirmesinin çok detaylı gerçekleştirilmesi, görsel ihtiyaç ve beklentiler için uygun seçimlerin yapılması büyük önem taşıyor. Tek odaklı yani monofokal lensler ekonomik olması ve sonucu daha net kestirilebildiği için daha yaygın kullanılıyor. Ameliyat öncesi yapılan ölçümlerle uzak ya da yakın, tek mesafe için dioptrik gücü ayarlanabiliyor. Ancak diğer mesafe için gözlük takılması gerekiyor. Tek odaklı lensin tüm optik alanı tek bir uzaklığa yönelik olduğundan farklı odaklar arasında geçiş sorunları, kamaşma, kontrast kaybı gibi yakınmalar olabiliyor. Eğer hasta ameliyat sonrasında gözlük takmayı baştan kabulleniyor ve de çok odaklı lenslere ücret ödemek istemiyorsa tek odaklı lensler en uygun ve sonucu en kestirilebilir çözüm oluyor. Günümüzün dinamik yaşam koşulları içinde bakılan her uzaklığı gözlüksüz net görebilme amaçlı multifokal intraoküler yani çok odaklı lensler üretiliyor. Başlangıçta bifokal (iki odaklı) olarak üretilen bu lensler günümüzde ara mesafeler de göz önüne alınarak daha çoğunlukla trifokal (üç odaklı) özellikte üretiliyor. Son yıllarda özellikle gece görmede oluşabilen yan etkileri ortadan kaldırabilme amaçlı olarak odak derinliği artırılmış (Extended Depth of Focus- EDOF) göz içi lensler kullanılıyor.ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları