CHP'li Nihad Matkap, Türkiye'nin çok önemli bir virajda olduğunu belirterek açıklamalarda bulundu...
Türkiye'nın çok önemli bir virajda olduğunu belirten CHP Genel Başkan Yardımcısı Nihad Matkap, ülkede yaşanan kavganın temelinde
sistemi olduğunu söyledi. Matkap, "Türkiye, Ortadoğu'daki otoroter rejimle yönetilen bir ülke mi olacak, yoksa batı tipi çağdaş, demokrat bir anlayışla mı yönetlecek?
Türkiye'de bu kavga var. Yaşanan kavganın adını doğru koymaya çalışıyorum. Onun için siyaset ötesi bir şey konuşuyoruz. Ya Türkiye otoriter bir rejime gidecek, ya da bu dirençle, bu anlayışla herkesin olaya sahiplenmesiyle, Türkiye var olan demokrasisini koruyup, kollayacak ve geliştirecek. Bunu partilerin yönetimlerine bırakarak becerme şansımız yok. Halk sahiplenirse olur.
Her konudaki direnç umut verici. Hhükümet artık düşüncesini gizlemiyor, açık oynuyor. Bu da Türkiye adına bir avantaj" dedi.
'Sessiz çatışmanın adı: Rejim'
Hatay Milletvekilleri Mevlüt Dudu ve Hasan Akgöl ile CHP İskenderun İlçe Başkanı Süleyman Uyar'la birlikte partisinin İskenderun ilçe binasında basın toplantısı düzenleyen Nihad Matkap, son aylarda siyaset alanı ve topluun çok gergin, sokakların ise çok hareketli olduğunu söyledi. Matkap, "Türkiye ilk defa son 10 yılın gergin virajına girdi. Bunun muhakkat bir nedeni, sebebi vardır" dedi.
Son dönemde TBMM'de akıl almazca faaliyet ve düzenlemeler yapıldığını, Başbakan Erdoğan'ın akıl almaz şeyler söyediğini, idare ve yasama faaliyetlerde Türkiye'de çok tuhaf günler yaşanmaya başlandığını anlatan CHP Genel Başkan Yardımcısı Matkap, şunları söyledi: "Muhakkak bunların bir yere dayanması gerekiyor. Ben bunun tanımını yapıyorum. Türkiye'de bir çatışma yaşanıyor. Bu çatışmanın adı yok.
Bu çatışma sessiz şekilde gidiyor, ama ben isimlendiriyorum. Bu çatışma Türkiye'nin götürülmek istendiği otoriter
rejim ile ona direnen demokratik
rejim arasındaki çatışmadır. Bu çatışmanın tarafları da belli olmuştur. Türkie'yi otoriter rejime götürmek isteyenlerin kılavuzluğunu AKP yapmaktadır.
Türkiye'de direnen demokratik rejimin taraftarlığını da CHP yapmaktadır. Aslında 10 yıldır Türkiye'de, Türkiye'yi otoriter rejme götüren yolun taşları döşenmekedir. Ama 2010 referandumuna kadar bu taşlar sinsi bir şekilde döşeniyordu, kimse bunların farkında değildi. Bu taşlar döşenirken Türkiye'nin otoriter rejime götürülmesiyle ilgili çalımalar sürdürülürken, bunu demokrasiyi geliştirmek, derinleştirmek olarak sunabildiler ve mesafe de aldılar."
'Otoriter rejimin en büyük barikatı yargıdır'
Türkiye'nin bulunduğu noktaya sıraladığı dokuz madde ile geldiğini anlatan Matkap, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Yargı sistemi edğiştirildi, başbakanın 'Türkiye'de dindar nesil yetiştireceğiz' açıklaması oldu.
Mecliste dayatmacı bir anlayışla
4+4+4 diye tanımlanan temel eğitim yasası düzenlemesi yapıldı. 19 Mayıs törenleri yasaklandı, daraltıldı. Yerel seçimlerin öne alınması girişimi oldu.
Sektel ve dayatmacı mantıkla büyükşehir yasa düzenlemi yapıldı. Başbakan 'idam, dokululmazlık ve devlet başkanlığı' tartışmalarını başlattı. Gidilmek istenilen noktaya bu dokuz maddeyeyle gidilmeye çalışıldı. Otoriter rejime giderken en büyük barikat yargı sistemidir.
Çünkü anayasa mahkemesi ve diğer yüksek yargı organları, Türkiye'de bu arayışın önündeki en büyük barikatlardır. Otoriter rejime geçiş için önce bu barikatların yıkılması gerekiyordu, referandumdaki anayasa değişikliğinden alınan yetkilerle ilk etapta yüksek yargı organlarının sayısı arttırıldı ve atama, seçim işleri de yasama organında düzeltildi ve bütünüyle hükümete bağımlı bir yüksek mahkeme organları ile HSYK oluşturuldu.
Şimdi, asıl görevi anayasaya uyun olmayan düzenlemeleri denetlemek olan Anayasa Mahkemesi, ne yazık ki bu işlevini kayetti. Türkiye'de yargının bağımsızlığından sorumlu olan HSYK da sayısal artış ve nitelik değiştirmesiyle bütünüyle hükümete bağlı bir organ haline geldi.
Demokrasinin 'olmazsa olmaz koşulu' bağımsız ve tarafsız yargıdır. Şu anda Türkiye'de bağımsız ve tarafsız yargıdan ne yazık ki söz etme şansıız kalmadı. Davaya göre hakim ve savcılar atanıyor, beğenilmezse başkası görderiliyor. Böyle bir sisteme gidildi. Çünkü, otoriter rejime gitmek için bu çok önemli bir adımdı."
AKP'nin gemisi su alıyor
Dünya'da küresel rekaset söz konusuyken, çağın ihtiyacı olan çağdaş, üretken nesil yetiştirmek olması gerekirken, Başbakanın 'dindar nesil yetiştereceğiz' açıklaması ve ardından getirilen
4+4+4 düzenlemesinin 'biat eden, sorgulamayan, araştırmayan, itaat eden bir nesil yetiştirme hedefi' olduğunu belirten Matkap, hükümetin 19 Mayıs düzenlemesini de bağımsızlık savasını itibarsızlaştırma, Mustafa Kemal'i değersiz hale getirmenin arayışı olarak niteledi.
Matkap, "19 Mayıs törenine getirilen yasak, 29 Ekim'de patladı. Öfke birikmesi oldu. Anıtkabir'e giden sayı birbuçuk milyondan az değil, ama o sayı açıklanmadı. Umut veren gelişme nedir? Türkiye'de demokrtik rejimden yana olanlar, demokratik rejimin derinleştirilmesi ve geliştirilmesinden yana olanlar, sokağa indi. Seçimin erkene alınması kabul edilmedi. Meclis'te direnmeye başladı.
İki gün önce Silivri patlaması yaşandı. Onlar, Silivri'de yargılananlar darbeci ise darbecileri himaye etmeyi gitmedi. Türkiye'de taraflı, adil olmayan yargılamaya karşı çıkmak için gitti" diye konuştu.
Sokak hareketerinin kendisine umut verdiğini ve demokratik rejimden yana olanlar bu mücadeleyi kazanacağını belirten CHP Genel Başkan Yardımcısı Nihad Matkap, açıklamasını şöyle sürdürdü: "AKP'nin gemisi su almaya başladı. Buna Türkiye'de yaşanan üç temel olay etken oldu.
Birincisi milletvekili genel seçiminden önce Oslo'da hükümetin PKK'nın Avrupa temsilcisiyle 'seçime kadar ateşkesi sağlama amacıyla' müzakerede bulunması. Oslo görümesi sonrası Türkiye AKP'ye olan güvenini kaybetti. İkincisi Uludere'de Türkiye tarihinin kara lekelerinden biri olan 34 gencin öldürülmesi.
Bu olayla AKP'nin Türkiye'yi yönetemediği görüldü. Son olay Suriye'deki dış politika hataları. Suriye çıkmazıyla birlikte AKP, dış politikada da çöktü. Muhaliflerin merkezi olan Türkiye, bu konuda da sınıfta kalınca üs merkezi Katar'a taşındı. Hükümet Suriye konusunda da hata yaptı ve bu da hükümetin gemisinin su almasının önemli nedenlerden birini oluşturdu."