Başbakan Erdoğan, BDP'li vekiller hakkındaki dokunulmazlık dosyalarıyla ilgili 'kendiniz ettiniz, kendiniz buldunuz' dedi...
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AKP Genel Merkezi'nde Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuşuyor.
AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dün AKP Genel Merkezi'nde yapılan Milletvekili Değerlendirme ve İstişare Toplantısı'yla ilgili olarak, “Ekibimizle oturur beraberce kapalı oturum yaparız ki bu yasalar içinde var o ayrı bir konu hele hele siyasetçiler olarak, gruplar olarak bunun kararını kendimiz veririz, köşe yazarları bunu belirleyecek değil. Bizim her işimizde temel ilkemiz görüşlerimizi, düşüncelerimizi, tekliflerimizi kendi aramızda istişare ederek nihai kararımızı vermektir. Hangi makamda olursa olsun hangi gücü, hangi iradeyi, hangi iktidarı elinde bulundurursa bulundursun bizim hareketimiz, bizim davamız her meseleyi istişare, her meselede de korkmadan çekinmeden tereddüt etmeden hakkı,
gerçeği söylemeyi gerektirir. Bu istişareleri de Kızılay Meydanı'nda yapacak halimiz yok” dedi.
Erdoğan konuşmasında şunları söyledi:
- Yolsuzluk yapmak, yetimin hakkını yemek ne kadar insanlık dışı bir suçsa delili, ispatı, mesnedi olmadan yolsuzluk suçlamasında bulunmak da o kadar insanlık dışı bir suçtur. CHP Genel Başkanı tam 2,5 yıldır, kürsüye her çıktığında 'yolsuzluk' diyor. Biz yola çıkarken 3Y prensibiyle yola çıktık. Yolsuzlukla, yoksullukla, yasaklarla mücadele... ve hepsinde de hamdolsun çok ciddi mesafeler aldık. Bugüne kadar bir tek yolsuzluğu ispat edebilmiş, belgelendirebilmiş, delillendirebilmiş değil.
- 10 yıldır bu ülkede hamd olsun karşılıksız para basılmıyor, basılamaz. Kim böyle bir yola tevessül ederse, bizimle yolu ayrılır. Bizim kitabımızda karşılıksız para basmak yok. Karşılıksız parayı bastığınız anda mevcut paranızın değeriyle oynarsınız. Eğer bugün TL dolar karşısında, dövizler karşısında bir değer ifade ediyorsa işte bunun anlamı bizim paramıza olan bağlılığımızdır, ona verdiğimiz değerdir
- Ey benim Kürt kardeşim, Hakkarili kardeşim; sana hizmet gelmesini engelleyen bir siyasi partiye nası destek veriyorsun. Bak ben size delille konuşuyorum. Biz size hizmet getirmeye çalışıyoruz. Onlar engelliyor. Duracak mıyız? Durmayacağız. O havaalanını yine yapacağız
- Türkiye'de AK Parti'ye yolsuzluk ithamında bulunacak bir parti varsa, en son parti sizsiniz. Bize yolsuzluk iftirası atacak olan en son kişi geçmişinde SSK'yı batırmaktan başka marifeti olmayan CHP Genel Başkanıdır. Sen SSK'yı batırdın. Bütün belgeleriyle her şey ortada
- Bu ülkede terör örgütüyle marjinal sol arasında maalesef bir gönül ilişkisi var. Kimi zaman açık kimi zaman da gizli bir dayanışma var. Son seçimlerde Hakkari'de yaşadığımız gibi... Açık net her şeyi orada gördük
- Hukuk devreye girince, demokratik kurallar işletilince, parlamento, yani milli irade sorumluluk üstlenince aynı BDP'yi mazlum olmakla, mağdur olmakla, itilmiş kakılmış olmakla niteleyebiliyorsunuz. Bu ne biçim anlayıştır? 'Sonrası çok daha kötü olur'muş. Bak, bir de tehdit ediyor. Bu ülkede o zaman hukuk niye var? AK Parti iktidarı niye var? Benim vatandaşım sokağa çıkmasın diye mi var?
- Kendiniz ektiniz şimdi de kendiniz biçiyorsunuz. Ne biz ne de millet şark kurnazlığına gelmez. Şiddeti arkasına alarak siyaset yapılmaz. Eleştiri yaparken şiddet kullananı övemezsin, silah tutanı meşru kılamazsın. Ölmekten ve öldürmekten medet umanlar siyaset ve meşru alandan çıkmıştır.
- BDP siyaset yapmak istiyorsa, meşru siyasetin dilini kullanmalıdır. Aksi halde siyasi muhatap olduğunu iddia edemez. Bunların dillerinden düşürmediği barışın önündeki en büyük engel şiddetin kendisidir.
- Biz bu tarihi birlikte yazdık. Selahaddini Eyyubi, Ahmedi Hani, İdrisi Bitlisi de Yunus gibi Mevlana gibi bizim ortak gönül erimizdir. Allah aşkına Kürt kardeşime soruyorum. Selahaddini Eyyubi ile bu teröristler bir olabilir mi? Düşünsün benim Kürt kardeşim. Alnı secdeye varan bir insan, kalbinde kutsalı olan bir insan bunlarla aynı yöne bakabilir mi soruyorum size.
- 10 yıldır asimilasyona ve ret politikalarına karşı verdiğimiz mücadeleyi görün. Bizim asimilasyon diye bir derdimiz yok. Bize kadar ‘Kürt’ kelimesini ağızlarına alamayanlar bizimle beraber bu kelimeyi kullanmaya başlamıştır.