CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu: Benimle ilgili açılan tazminat davalarına gece yarısı hakim atıyorlar, sanıyorlar ki hakim ceza verecek geri adım atacağım. Hakiminle, savcınla kiminle gelirsen gel korkmuyoruz.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Adana İl Kongresi'ne katıldı. Kılıçdaroğlu, "Benimle ilgili açılan tazminat davalarına gece yarısı hakim atıyorlar, sanıyorlar ki hakim ceza verecek geri adım atacağım. Hakiminle, savcınla kiminle gelirsen gel korkmuyoruz" dedi.
CHP lideri, "2019'da önümüzde 2 seçenek var. Ya demokrasiden yana olanlar, ya otoriter rejimden yana olanlar. Demokrasiden yana olan bütün güçler bir arada olmak zorundadır" diye konuştu.
Parti içine de mesaj gönderen Kılıçdaroğlu, "Bir CHP'li çıkar ben ne olacağım derse derhal CHP'den istifa etsin. Memleket ne halde, ben ne olacağım arayışında olanlar varsa gitsinler başka partiye. Hangi listeye gireceğim diyenlerin, delege hesabı yapanların partide işi yoktur" ifadelerini kullandı.
Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları şöyle:
Önümüzdeki süreçte yapmamız gereken, Türkiye'yi içinde bulunduğu karanlık ortamdan çekip çıkarmak, aydınlığa kavuşturmak. İlk ateşi Adana'da atacağız. Yeni Adana gazetesi var. 100 yıllık bir gazete. Milli Kurtuluş Savaşı'ndan günümüze yayın hayatını kesintisiz sürdürüyor.
"Geldiğimiz nokta parti sorununu çoktan aştı"
-Önümüzde toplumsal sorunlar var. 2019'da 3 ayrı seçim yapılacak. Benim bütün yurttaşlardan ortak dileğim şudur, bu sorunlardan rahatsızsanız, hepimizin şapkamızı önümüze koyup düşünmesi gerekir. Bu sorunlardan Türkiye'yi kim kurtarır? Gün parti günü değildir. Gün Türkiye günüdür, Türkiye'nin bekası, geleceğidir. Geçmişte vatandaşlarımız a-b partisine oy verebilirlerdi. Geldiğimiz nokta parti sorununu çoktan aştı. Bu ülkenin işçisinin, çiftçisinin, emeklisinin, esnafının, sanatkarının düşünmesi lazım. Bir 2002'ye bir 2017'ye baksınlar. O gün iktidara gelenler hangi koşullarda geldiler bugün hangi koşullarda ülke. O gün Keçiören'de mütevazı evde oturanlar bugün sarayda oturup dünyanın harcamasını yapıyor.
Kamyon şoförlerine sorun, dünyanın en pahalı mazotu kullanılmaktadır. Çiftçiyle konuşun en pahalı mazotunu alıyorlar. Elinde viski bardağıyla liman liman gezenler sıfır vergiyle mazot alıyor. Niye en pahalı mazotu çiftçi, kamyon şoförü alıyor? Çiftçimiz bitmiş vaziyette. En büyük şikayet onlardan geliyor. Bütün çiftçilere söz veriyorum, seni içinde bulunduğun bataktan ben çıkarıp kurtaracağım. 1 milyon 350 bin kişi direksiyon sallayarak ev geçindiriyor. Kamyonun fiyatı 70 bin lira, ceza 50 bin lira... İlk kez bütün kamyon şoförlerinin sorunlarını TBMM'de bütçe görüşmelerinde dile getiren parti CHP'dir.
"2019'dan sonra bu ülkeye umut, huzur barış vaat ediyorum"
Adana'nın en temel sorunlarından birisi işsizliktir. Türkiye'nin en önemli sorunlarından birisidir. Üniversiteyi bitirenler işsiz geziyor. Milyonlarca işsizimiz iş, aş bekliyor. Ankara'daki beylerin çocuklarının hepsinin işi var. Bir eli yağda bir eli balda geziyorlar. Garibanın, fakir fukaranın çocuğu işsiz. Yüzde 11,1 büyüme oldu diyorlar. İşsizliğin azalması gerekir. Birilerinin cebi büyüdü. Garibana gelince sana yok, diyorlar. Biz o insanları destekleyeceğiz. Bütün işsizlere iş bulmak boynumuzun borcudur. Çiftçi tarlasını ekemiyorsa, ithal edilen ürünlerde vergi sıfırlanıyorsa, devlet kendi çiftçisiyle rekabet ediyorsa o ülkede
huzur olmaz.
2019'da ben o vatandaşımızın desteğini bekliyorum. İşsiz olanlar, arkası olmayanlar, ektiği ürününün bedelini alamayanlar artık bıçak kemiğe dayandı, diyeceksiniz. Herkes yarın ne olacak diye bekliyor. Ben 2019'dan sonra bu ülkeye umut, huzur barış vaat ediyorum. Üniversiteler her konuda düşüncelerini açıklasın diye, yargı bağımsız, medya özgür diye mücadele edeceğiz. Bu ülkenin insanı diktaya değil, birinci sınıf demokrasiye layık diye mücadele edeceğiz.
"Altına uçaklar alır, para bol ama asgari ücretliye gelince parayı nereden bulacaksın?
Asgari ücret açıklandı. 1603 lira oldu. Net 2 bin lira olsun dedik biz. Madem yüzde 11 büyüme var, peki bu verdiğin rakam nedir? 3 çocuklu ailenin eline geçen para 1709 lira. Ankara'daki beylere sesleniyorum siz bununla geçinebilir misiniz? Vatandaş nasıl kira verecek, otobüse binerken para ödeyecek? Çocuğu okula gönderecek para yok. Bunlarda vicdan yok.
Altına uçaklar alır, para bol ama asgari ücretliye gelince parayı nereden bulacaksın? Biz onlardan keseceğiz asgari ücretliye net 2 bin lira vereceğiz. Rantçıya değil üreticiye destek vereceğiz. Rantçı oturur masanın başına, kasasında parası var. Hükümete verir, dünyanın parasını alır. Yurt dışındaki bir avuç tefeciye 146 milyar dolar verdiler. Bu ülkenin fakir fukarasından aldılar. Bu beylerin yakınları Türkiye'de vergi ödememek için Man Adası'nda 1 sterlinlik şirket kurdular. Biz bunu dile getirmeyeceğiz sanıyorlar. İçeriye ödedikleri faizin miktarı 620 milyar lira. Çiftçi mi, taşeron mu, sanayici mi, esnaf mı aldı? Bir avuç rantiyeci aldı. Bu hükmet veriyor. Ben su içerken, dolmuşa binerken, kahvede çay içerken vergi veriyorum, bunu siz bir avuç adama faiz ödeyin diye mi yapıyorum' demeli yurttaş. Faizden şikayet eden, özellikle muhafazakar kardeşlerime sesleniyorum: En yüksek vergileri veren bu hükümete dur demelisin.
"20 Temmuz sonrası kimin suçlu olduğuna hakim değil siyasi otorite karar veriyor"
15 Temmuz darbe girişimine hep beraber karşı çıktık. Demokrasiyi silahla yok ettikleri için... 250 vatandaşımız hayatını kaybetti, binin üzerinde gazimiz var. 15 Temmuz darbe girişiminden 5 gün sonra Türkiye çok farklı bir tablonun içine girdi. Bugün kimsenin FETÖ'yle mücadele ettiği yok. Darbe girişiminin ertesi günü FETÖ ile mücadele edilmesi gerektiğini söyledim. Bugün devlet bir kişinin tekeline teslim edilmiş durumda. Kimsenin bugün can ve mal güvenliği yok. Bir ülkede suçluyu hakim değil siyasi otorite belirlerse o ülkede can ve mal güvenliği yoktur. Dünyanın bütün demokrasilerinde kimin suçlu olduğuna siyasi otorite değil hakim karar verir. 20 Temmuz sonrası siyasi otorite karar veriyor.
Biz bunları söyleyince susturacaklarını sanıyorlar. Siz değil feriştahınız gelse bize 1 milim geri adım attıramaz. Bu ülkenin masumlarının, garibanlarının, parası pulu olmayanlarının hakkının hukukunu, açlıktan ölen bebeğin hakkını kim savunacak? Biz hukuktan, demokrasiden, aştan, ahlaktan yanayız. Bizim mücadelemiz şahsi, parti mücadelesi değil, Türkiye'nin bekası mücadelesidir.
"Benimle ilgili açılan tazminat davalarına gece yarısı hakim atıyorlar, sanıyorlar ki geri adım atacağım"
Kim kendisini nasıl tanımlıyorsa, ister ülkücü, muhafazakar, sosyal demokrat, liberal nasıl tanımlıyorsa birlikte demokrasimizi büyütmeliyiz. Lider sultasına son vermeliyiz. Gece yarısı hakim değiştiriyorlar. Benimle ilgili açılan tazminat davalarına gece yarısı hakim atıyorlar, sanıyorlar ki hakim ceza verecek geri adım atacağım. Ben bu ülkenin insanlarına güveniyorum. Hakiminle, savcınla kiminle gelirsen gel çekinmeyiz, korkmayız. Cesaretin varsa çık karşıma, çıkamaz. Meydanlarda halka konuşuyor, okullardan öğrenci toplatıyorsun seni dinlesin diye. Biz haktan hukuktan adaletten yanayız. Biz siyasi görüşü ne olursa olsun her insana saygı gösteriyoruz. Hiçbir çocuk yatağa aç girmesin ondan yanayız.
-Mercimeği, samanı dışarıdan ithal ediyorsanız oturup düşünmek gerek. Canlı hayvanı bıraktık et ithal ediyoruz. 15 yılda Türkiye'yi buraya getirdiler. İcra daireleri tıka basa dolu.
Kavgadan, gerginlikten yana değiliz, uygar insanlar gibi oturup konuşmaktan yanayız. Kini öfkeyi beslerseniz bu doğru değil. Komşumuzun kimliğini, yaşam tarzını, inancını sorgulamaya başladık. 15 yılda ülkeyi getirdikleri yer bu.
Saygın bir ülke olması için Türkiye'nin üretmesi lazım. Suriye'de akan kanın sorumlusu kim oturulup düşünülmesi lazım. Eskiden Mısır'a, Suriye'ye ihracat yapılırdı.
"2019'da demokraside birleşmek zorundayız"
-2019'da önce yerel seçim var. Adana'yı, Mersin'i, Ankara'yı, İstanbul'u alacağız. Sosyal demokrat yönetim nasıl oluyormuş göstereceğiz. Kırsallara sesleniyorum, büyükşehirleri alınca en çok siz rahat edeceksiniz. 'Ben üreteceğim büyükşehir gelecek alacak' diyeceksiniz. Bizim projemizin kaybedeni yok.
2019'da önümüzde 2 seçenek var. Ya demokrasiden yana olanlar, ya otoriter rejimden yana olanlar. Demokrasiden yana olan bütün güçler bir arada olmak zorundadır.
Otoriter rejimden yana olanlar, Türkiye'yi karanlığa sürüklemek isteyenler başka yerde olabilirler. Bütün demokratlara sesleniyorum 2019'da demokraside birleşmek zorundayız. Bu ülke bedeller ödemiştir, demokrasi bir hak mücadelesidir. Bunu sürdürmek boynumuzun borcudur.
İşverenlere sesleniyorum, tek laf edemiyorsunuz, konuşursam burnumdan fitil fitil getirirler, diyorlar. Arada bir bir dernek hukuktan adaletten söz ediyor ona da baskı uygulamaya çalışıyorlar.
"Biz milyonlarcayız, güçlüyüz, haklıyız, gücümüzün farkında olalım"
-20 Temmuz sivil darbe sürecini yaşıyoruz. 12 Eylül'e arasında bir fark var. 12 Eylül'ü yapanların apoletleri var bugünkülerin yok. Bakın Kenan Evren ve arkadaşlarının yaptıklarına, bakın Erdoğan ve arkadaşlarının yaptıklarına, fark yok. 12 Eylül darbecileri sıkıyönetim bildirileri yayınlatırdı, şimdi kararnamelerle yönetiliyor.
Kimse umutsuzluğa kapılmasın bu ülkenin dinamik güçleri, iyi insanları, aydınları var asla ve asla umutsuzluğa kapılma hakkımız yok. Her yerde mücadele edeceğiz. Bedel mi ödeyeceğiz, gerekirse önce ben ödeyeceğim.
-Biz bir konuşuyoruz onlar bin konuşuyorlar. Sanıyorlar ki böyle yapınca güveni sağlarız. Böyle yapınca baskıyı ilan etmiş oluyorsunuz. 12 Eylül'de de öyleydi.
-Osman Kavala'nın, Ahmet Şık'ın ne günahı var? Milletveilleri hapiste. Milletvekilleri, gazeteciler, STK yöneticileri hapisteyse demokrasi yoktur. Caddede, sokakta insanlar rahat gezemiyorsa demokrasi yoktur. Ülke 20 Temmuz darbe sürecini yaşıyor. Mücadeleyi bizler yapacağız. Biz milyonlarcayız, güçlüyüz, haklıyız, gücümüzün farkında olalım.
"Ben ne olacağım diyenlerin, delege hesabı yapanların partide işi yok"
-Bir CHP'li çıkar ben ne olacağım derse derhal CHP'den istifa etsin. Memleket ne halde, ben ne olacağım arayışında olanlar varsa gitsinler başka partiye. Biz ne olacağız biz hak mücadelesi yapacağız. Mücadelemiz işçinin, gazetecinin, çiftçinin, hapisteki vekillerin mücadelesi, gözaltında tutuklanan, işkenceden geçen insanların mücadelesi. Ben ne olacağım, hangi listeye gireceğim diyenlerin, delege hesabı yapanların partide işi yoktur.
Adanalı vekillere sesleniyorum TBMM'ye partiler yasasındaki delege sisteminin kaldırılması teklifini verin.
Türkiye'nin umut beslediği tek parti var. Parti içinde kavga, birbirine sırtını dönen insanlar istemiyorum. Birbirine sırtını dönenler bu partide bir yere gelmeyecek. Kurultaydan sonra tüzük kurultayı yapacağız. Herkesin Türkiye'nin sorunlarını azimle kararlılıkla dile getirdiği tüzük yapacağız. Bu partide bir kişi bir davanın adamı değilse, Gazi Mustafa Kemal'in gösterdiği yola yönelmiyorsa işi yoktur.
Biz avukat bürolarında kurulan bir parti değiliz, savaş meydanlarında kurulan, bağımsızlık mücadelesi veren partiyiz. Hedefimiz bellidir, demokrasi, çağdaş uygarlık, kadın erkek eşitliği, yargı bağımsızlığı, güçlü sivil toplum, güçlü sosyal devlet.
"Türkiye'de bir sorun varsa çözüm adresi biziz"
15 yıldır yoksulluğu yönetiyorlar. Biz 4 yılda yoksulluğu bitireceğiz. 4 yılda terörü bitireceğiz. Barışı huzuru getireceğiz. Din ve vidan özgürlüğünü, düşünce özgürlüğünü getireceğiz. Vatandaşın bizi umut görmesi bundandır. Bu umudu söndürmeye çalışanlar aramızda olamaz. Boşuna mı yürüdük, hak hukuk adalet dedik. Millet birbirine selam vermekten korkuyor, bunu aşacak olan biziz. Türkiye'de bir sorun varsa çözüm adresi biziz. 2015 seçim bildirgemiz cumhuriyet tarihimizin en önemli seçim bildirgesidir. Diğer partiler tarafından kopya edilmiştir. O seçim bildirgemizin arkasındayız."
Vişne Haber Ajansı
ETİKETLER : türkiye gerçeği, vişne haber ajans, vişne ajans, istanbul gerçeği, türkiye haberleri, son dakika haberler, istanbul haberleri, sondakika, Kılıçdaroğlu: 2019'dan sonra bu ülkeye umut, huzur, barış vaat ediyorum