CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: Önerilen teklifin ne kadar vahim sonuçlar doğuracağının büyük kitleler farkında değil. Bu Anayasa geçerse Türkiye Cumhuriyeti bir parti devletine dönecektir.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, PM toplantısı öncesinde konuşuyor.
Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle:
-Milli egemenliğin saraydan alınıp halka verilmesinin temelinde anaysa var. Vatandaşlar kimsenin kulu, kölesi değil, özgür yurttaşlardır. Anayasalar bu hakları güvence altına alır.
Siz güçleri bir kişide toplarsanız vatandaş hak arayamaz noktaya gelir. Sade bir vatandaş, idarenin yaptığı bi işten dolayı yargıya başvuruyor, hakkını arıyor, hakkı teslim ediliyor. Yargıyı siyasi otoriteye verirseniz denetleyecek organ bulamazsınız.
-Bir ara Yenikapı ruhundan bahsederlerdi. Ne oldu Yenikapı ruhuna derlerdi. Bu ruha ihanet etmeyen tek benim. Diğerleri hamaset yaptılar ve bu ruha ihanet ettiler. Camiye, kışlaya, adliyeye siyaset soktular.
-Kışlaya siyaseti soktular. Metehan'dan beri gelen emir komuta zinciri bir KHK ile altüst edildi.
-Bu anayasa paketi parlamentodan aynen geçerse bir partinin genel başkanı 15 Anayasa Mahkemesi üyesinin 12'sini atayacak. Önerilen teklifin ne kadar vahim sonuçlar doğuracağının büyük kitleler farkında değil.
Bu Anayasa geçerse Türkiye Cumhuriyeti bir parti devletine dönecektir.
-Anayasalar bir partinin mutfağında hazırlanmaz.
Getirilen değişikliğin nasıl büyük vahim sonuçlar doğuracağını henüz kitleler farkında değil. Bunu anlatmak bizim görevimiz. Bu anayasa geçerse, açık söyleyelim, Türkiye Cumhuriyeti bir parti devletine dönüşecektir. Hangi parti iktidardaysa devlet ona göre şekillenecektir. Yeni gelecek genel başkan bakanlıkları açıp kapatabilecektir. Yeni vilayetler kurabilecektir. Burası Patagonya mı?
Rahmetli Ecevit’in başbakanlığında anayasanın 38 maddesi değişti. Kavga oldu mu gerginlik oldu mu hayır. Partiler geldi konuştu ve değişiklikleri parlamentodan büyük bir uyum ile girdiler.
"15 Temmuz kontrollü darbe girişiminden sonra asıl darbe 20 Temmuz'da yapıldı"
2010’dan sonra AKP tam tersini yaptı. Dayatma kültürüyle anayasayı değiştirmek istediler. 2010 referandumunda şehir şehir dolaşıp bu yanlış demiştik.
Pensilvanya’dan o dönem dost şimdi düşman belledikleri kişi de demeçler veriyordu: İmkan olsa mezardakileri bile kaldırarak evet oyu kullanmak lazım diyordu.
Ve kendisi de, referandum sonucu onlara göre olumlu çıkınca, okyanus ötesine selam ve sevgilerini göndermişti. Sonra ne oldu yargı, terör örgütüne teslim edildi. 15 Temmuz kontrollü darbe girişiminden sonra asıl darbe 20 Temmuz'da yapıldı. 20 Temmuz’da hiç kimsenin unutmaması lazım. Parlamentodan OHAL yetkisinin alındığı tarih.
20 Temmuz'dan sonra ne oldu?
1-TBMM OHAL KHK’ları ile devre dışı bırakılmasının yanında parlamentonun vermediği yetkiler de kullanılmıştır.
2-Bu süreçte kolektif suç yaratılmıştır.
3-OHAL ile muhalif medya susturulmak istenmiştir.
4-Türkiye cumhuriyeti tarihinde ilk kez hükümet birleşmiş milleteler başvurarak OHAL uygulamaları ile adil yargılamayı rafa kaldırdığını ilan etmiştir.
5-Darbe girişiminde bulunanlarla mücadele hukuk zemininden çıkarılmış bir kişinin kin ve öfke nöbetlerine teslim edilmiştir.
6-iş dünyası STK’lar konuşamaz hale gelmiştir. Kimsenin can ve mal güvenliği yoktur.
7-KHK’lar ile üniversiteler susturulmuş akademisyenler atılmıştır.
8-Yaratılan atmosfer nedeniyle hakim her önüne geleni tutuklamıştır. AYM de bu atmosferin etkisinde kalmıştır.
9-Türkiye bir hukuk devlet olmaktan çıkmıştır. Güçler ayrılığı ilkesi rafa kaldırılmıştır.
20 Temmuz darbecileri fiili durumu anayasal zemine çekmek istiyorlar.
"Her türlü hukuksuzluk milli irade kisvesiyle meşrulaştırılmaya çalışılmakta"
Şu 2 soruyu sormak zorundayız, 15 yıldır AKP iktidarda. 15 yıldır hangi kanunu istediniz de çıkartamadınız. O halde rejimi neden değiştiriyorsunuz. İkinci soru daha önemli: Bu anayasa değişikliği Türkiye’nin hangi sorunun çözecek? Bir Allah’ın kulu çıksın desin ki şu sorunu çözeceğiz. Her türlü hukuksuzluk milli irade kisvesiyle meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır.
Seçimlerde halk kendisine ait egemenliği devretmez. Egemenlik tasarrufunun kim tarafından kullanılacağını belirler. Milletin tercihi esastır ancak bu tercih koşulsuz değildir. Zira milletimiz tercihini yaparken seçtiklerinin anayasa ve yasalara uyacağın düşünür. Edeceği yemine sadık kalacağına inanır ve oyunu ona göre verir.
Hiç kimse seçilmiş olmayı mutlak ve sınırsız bir egemenlik olarak düşünmemelidir. Siyaset milletin birliğini temsil etmesi gereken bir makam tarafından kendisinden olmayan herkesi düşmanlaştırma yoluyla temsil edilmektedir.
Vişne Haber Ajansı